20 Ekim 2012 Cumartesi
Kuzey Londra'da Nefesler Tutuldu! SPURS v BLUES Maç Analizi
Bugün 14:45'te Kuzey Londra derbisinde, Chelsea'den geçtiğimiz sezon ortasında kovulan ve hafta içi 35. yaş gününü kutlayan Andre Villas-Boas'ın günden güne form tutan Tottenham Hotspur'ı, lider Chelsea'yi konuk edecek.
Öncelikle ev sahibi ekibin güncel form durumdan bahsetmek istiyorum. 16 Eylül tarihli yazımda, " Tottenham Hotspur cephesinde ise işlerin yolunda gitmediği gün gibi aşikar. " ifadesini kullanmıştım. O gün deplasmanda kazandıkları Reading maçıyla beraber, zorlu Manchester United deplasmanı da dahil olmak üzere üst üste 4 lig maçından galip gelmesini bildiler. Geçtiğimiz sezon da lige benzer şekilde kötü bir başlangıç yapmışlardı ve ilk 2 maçta Manchester ekiplerinden 8 gol yemişlerdi. Ancak ardından gelen vites arttırımı ile ligi 4. sırada bitirmesini başarmışlardı. Bu başarıya rağmen bugünkü rakipleri olan Chelsea'nin, geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi Kupası'na uzanmasından ötürü hem Şampiyonlar Ligi gibi avrupa futbolunun en vitrin - vizyon organizasyonuna katılamadılar hem de 10 milyon İngiliz Sterlini ' ayakbastı parası ' ve 30 milyon İngiliz Sterlini civarında olan yayın gelirlerinden mahrum oldular. Tüm bunlara ek olaraktan, Luka Modric gibi yıldız bir oyuncularını da kaybettiklerini söyleyebilirim.
Saha içi gelişmelere geri dönecek olursak, 16 Eylül'den bu yana Spurs savunması çok daha derli toplu bir görüntü çizmeye başladı. Savunmaya bu sezon yapılan transferlerden Jan Vertonghen kademe anlayışını kusursuza yakın yerine getirmeye başlarken, savunmadan yaptığı çıkışlarla hücuma katkıda da bulundu. Bu sezonki performansını sıkça eleştirdiğim Kyle Walker ise eskisi gibi ileriye çıkmaya ve etkili kanat bindirmeleri yapmaya başladı.
Stoper mevkiisinde oynayan ve bu yaz düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nda dikkatimi çeken Steven Caulker'dan bahsetmek istiyorum. Bu çocuğun geleceğini oldukça parlak gördüğümü söyleyebilirim. Kronik diz sakatlığından ötürü her sezonun çoğunu kenarda geçiren, Tottenham Hotspur eski kaptanı ve stoperi Ledley King'in yerine monte edilmesi muhtemel bir isim. Hatırlanacağı üzere, Caulker gibi Tottenham Hotspur Futbol Akedemisi ürünü olan King, sakatlık sorunlarını aşamadığından 32 yaşında futbolu bırakma kararı almıştı.
Yine eleştirdiğim noktalardan olan Spurs orta sahasına ise ciddi anlamda bir dinamizm gelmiş durumda. Öncelikle Gareth Bale'den bahsetmek istiyorum. Bale tekrardan sazı eline almış durumda ve tabiri caiz ise ' aşkolsun onu tutabilene ' demek istiyorum. Galli yıldız oyuncu, Galler Milli Takımı forması altında son bir haftada 2 zorlu maç çıkardı ve onun adına tek handikap olası yorgunluk sorunu olacaktır.
( Gareth Bale ile ilgili 27 Ocak 2012 tarihli yazımı okumak için tıklayınız. )
Bale gerek sol çizgideki başarılı deparları ve adrese teslim ortalarıyla, gerekse sol çizgiden içeri doğru öldürücü driplingler atarak, rakip savunmaların dengesini alt üst ederken, sağ çizgide ele avuca sığmayan Aaron Lennon da artık daha olumlu işler ortaya koymaya başladı. Hala oyun içerisinde kayboluyor, hala savunmaya katkısı yeterli değil ancak rakip ceza sahası içerisinde bazen ortalığı o kadar karıştırıyorki, onun süratini takip ederken insanın gözleri yoruluyor.
Moussa Dembele'nin performansı gözle görülür şekilde artmaya başladı hatta son 2-3 maçı baz alacak olursak, takımın en iyilerinden birisi diyebilirim onun için.
Forvet hattındaki Jermain Defoe ismine hala takılmış durumdayım. Evet 7 lig maçında 4 gol atmış olabilir ancak ben golcü oyuncuyu gol atamadığı ancak oldukça çalıştığı Aston Villa maçı hariç bu sezon hiç beğenmedim. Eski Defoe'yu birçok kez 90 dakika izleme fırsatı bulmuş biri olaraktan, şu andaki Defoe'yu beğenmek zaten olanaksız. Sakatlıktan yeni çıkan ve yavaş yavaş forma şansı bulmaya başlayan Emmanuel Adebayor, fiziksel yeterliliğe kavuştuğunda o bölgenin vazgeçilmezi olacaktır kanısındayım. Adebayor'u sahada görmek her futbolsevere seyir zevki açısından keyif verecektir.
Ev sahibi ekipte 3 kritik ismin sakatlığı dikkat çekiyor. Takımın ruhu olan, savaşçı ön libero Scott Parker'ın uzun süreli sakatlığı devam ediyor. Sol bekte Benoit Assou-Ekotto ve stoperde kısıtlı yeteneklerine rağmen, her geçen sezon daha derli toplu görüntü çizden Younes Kaboul sakatlıklarından ötürü kadroda yer almayacak isimler arasında.
Blues yani Chelsea cephesine gelecek olursak, 7 maç sonunda ligin zirvesinde bulunmalarına rağmen şu ana kadar gerçek bir testten geçmedikleri kanısındayım. Bir diğer Londra derbisinde, Arsenal deplasmanından şanslarının da yardımıyla galip geldiler ancak bu maç hariç ciddi bir sınavdan geçmediler. Ancak önce bugün öğlen Kuzey Londra derbisinde, haftaya ise kendi sahalarında Manchester United ile yapacakları 2 zor maç, onlar için gerçek birer sınav olacaktır.
Chelsea'de sezon başında Eden Hazard rüzgarı eserken, ben arka plandaki Juan Mata faktörünü de yazılarımda sık sık vurgulamaya çalışıyorum. Mata'nın o kadar ince bir futbol zekası var ki, onu izlerken biz futbolseverler adeta mest oluyoruz. Tabii bu arada Hazard'ın performansını da göz ardı etmemek gerekiyor. Takımın hücum gücünü sırtlamaya çalışıyor ve en az Mata kadar yaratıcı özelliklere sahip. Hatta onun bu özelliklerini durdurmak için ona alışılagelmişin üstüne faul yapıldığını da vurgulamak isterim.
Forvet hattında geçtiğimiz sezon Didier Drogba'nın gölgesinde kalan ancak bu sezon o mevkiide tam anlamıyla tek başına, alternatifsiz kalan Fernando Torres'in, 4'ü Premier Lig'de olmak üzere bu sezon toplam 6 golü var. Elbetteki eski Torres değil ancak gol attıkça açılıyor, açıldıkça o ters çalımlarını atıyor ve birçok zaman Rıdvan Dilmen'e benzettiğim süratlenirken aniden durarak, savunma dengesini bozan hamlelerini yeniden sergilemeye başlıyor.
Golcülerden bahsetmişken, bir sağ bek olmasına rağmen ligde 3 golü bulunan Branislav Ivanovic'i pas geçmek olmaz. Ivanovic savunmadaki görevini kusursuz yerine getirirken, hücuma olağanüstü katkılarda bulunuyor.
Chelsea'nin vazgeçilmez stoperi, kaptan John Terry bu maçta cezası nedeniyle oynayamayacak. Bildiğiniz üzere Terry ile Queens Park Rangers savunmasından Anton Ferdinand arasında geçtiğimiz yıl tatsız olaylar yaşanmıştı ve Terry aylar süren soruşturma - mahkeme kapsamında, ırkçı söylemlerde bulunduğu tespit edildiği için 4 maç oynamama ve 220 bin İngiliz Sterlini para cezasına çarptırıldı. O bölgede oynayacak olan Gary Cahill'den yana sıkıntı yok ancak partneri David Luiz'i her daim bir ' el bombası ' olarak görüyorum. Ceza sahası dışından beklenmedik bir şut çıkartıp, mükemmel bir gole de imza atabilir, ortada hiç pozisyon dahi yokken, kendi ceza sahası içerisinde rakip oyuncuyu yere indirip penaltıya da sebep olabilir. Ne yapacağını önceden kestirmesi o derece zor ve kendi takımı adına oldukça risk teşkil eden bir oyuncu.
Takımdaki eksik oyunculara geri dönecek olursak, orta sahadan Frank Lampard milli maçlarda sakatlığından dolayı oynayamadı ancak maç saatine kadar yetiştirilmesi bekleniyor. Hücumdaki alternatiflerden Daniel Sturridge da tıpkı Lampard gibi maç saatine yetiştirilecek gibi duruyor. Üzerinde durulursa Chelsea'nin Gareth Bale'i olmasını beklediğim sol bekten bozma, sol açık Ryan Bertnard'ın durumu ise belirsizliğini sürdürüyor.
Ev sahibi ekip 36,230 seyirci kapasiteli olan ve bugün yine herzamanki gibi hınca hınç dolu olacak White Hart Lane'de 2007 yılından bu yana hiçbir Londra derbisini kaybetmedi. Keza konuk Chelsea bu stada son 6 gelişinde de galibiyetle dönmesini başaramadı.
Maçın başlamasına yalnızca 1 saat 45 dakika kaldığından çok daha fazla uzatmayacağım ve iyi olanın, hakedenin kazanmasını temenni ederekten herkese seyir zevki bol olan bir derbi temennisinde bulunacağım.
Bahisseverlere bir tüyo vermek gerekirse, bu maçın gerek pozisyon gerekse gol açısından kısır geçmeyeceğini hatta karşılıklı golleri izlememizin pek olası olduğunu belirtmek isterim.
