24 Nisan 2012 Salı

Premier Lig 35. Hafta Değerlendirmesi


Arsenal v Chelsea

          Premier Lig'de 35. hafta bir Londra derbisiyle, Arsenal v Chelsea kapışmasıyla başladı. Arsenal ilk 4 içerisindeki yerini muhafaza etmek, Chelsea ise ilk 4'e girme amacıyla sahaya çıktı. Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Barcelona ile oynayacağı rövanş maçını düşünen Chelsea, sol bek Ashley Cole, orta sahadan Frank Lampard, Raul Meireles, hücum silahı Juan Mata ve golcüsü Didier Drogba gibi birçok as oyuncusunu dinlendirmeyi tercih etti. Ashley Cole'ün yerine o bölgede görev alan genç Ryan Bertnard tüm maç boyunca hatasız oynarken, hücuma çıkışlarında da oldukça etkiliydi. Arsenal'da ise orta sahadan Mikel Arteta takımını yalnız bıraktı ve onsuz Arsenal bu sezon yine kazanamadı.

          Oyunun bazı anlarında hızlı hücumlar ve karşılıklı pozisyonlar olsa da maç genelinde düşük bir tempo vardı. İlk yarıda akıllarda kalan 2 pozisyondan biri 90 dakika boyunca sahanın en iyisi olan Arsenallı stoper Laurent Koscielny'nin bomboş kaldığı pozisyonda yaptığı kafa vuruşunun direkten dönmesiydi. Diğeri ise Robin van Persie'nin vuruşunda, Chelsea kalecisi Petr Cech'in güzel kurtarışıydı.

           İkinci yarı birkaç tehlikeli Arsenal atağı gelişti ancak maçtan gol sesi çıkmadı. Chelsea bu beraberlik sonrası Londra takımlarıyla yaptığı 7. maçından da galibiyet çıkaramamış oldu.
Son haftalarda biraz formsuz gözüken ve son 7 lig maçında yalnızca 1 gol atan Arsenal'ın süper golcüsü Robin van Persie ise sezon genelindeki üstün performansı sayesinde İngiltere'de ki Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından Yılın En İyi Oyuncusu ödülüne layık görüldü.

Newcastle United v Stoke City

          Tamamen Newcastle'ın kontrolü altında geçen bir 90 dakika izledik. Son haftalarda sıkça alıştığımız Hatem Ben Arfa'nın müthiş çalımları ve öldürücü ara paslarıyla pozisyon bulan Newcastle'da bu hafta orta sahada Johan Cabaye de taşın altına elini koyup, sorumluluk alınca maç onlar adına oldukça rahat geçti. Cabaye son 3 lig maçında 1 gol ve 4 gol pasına imza attı. Sezonun ilk yarısında takımı adeta tek başına sırtlayan Demba Ba'nın golsüzlük orucu sürerken, devre arası transferi Papiss Cisse ise 10. lig maçında 11. golünü attı.
2 haftalık sakatlık süreci sonrası yeşil sahalara dönen Newcastle'ın stoperi Fabricio Coloccini ise yine kusursuz bir defans performansı sergilerken, özellikle duran toplarda çok etkili kafa vuruşlarına imza attı.
İlginçtir ki, Premier Lig maçları ilk yarı sonuçlansaydı Stoke City, Wolves'un üstünde 19. sırada yer alabilecekti.


Queens Park Rangers v Tottenham Hotspur

          Tottenham son 9 lig maçında yalnızca 1 galibiyet çıkartırken, özellikle futbollarındaki düşüşü anlamakta zorlanıyorum. Tottenham'ın kurt menajeri Harry Redknapp şubat ayı içerisinde, Portsmouth'tayken offshore hesabı üzerinden vergi kaçırmakla suçlandığı davada mahkemeye çıkmıştı ve suçsuz bulunmuştu. Ardından Fabio Capello'dan boşalan İngiltere Milli Takımı teknik direktörlüğüyle adının anılması sonrası takıma bir haller oldu. Redknapp faktörü hariç bir de bazı oyuncuların önümüzdeki sene yapacakları transferleri düşünerekten akıllarının sahada olmadığı kanısındayım.

          QPR ise bu sezon 8. kez kırmızı kartla cezalandırıldı ve bir maçı daha 11 kişi tamamlayamadı. QPR adına özellikle kalecileri Paddy Kenny'nin yıldızlaştığı maçta, Adel Taarabt önce mithiş bir frikik golüne imza attı sonra ise bence haksız yere gördüğü 2. sarı kartla oyun dışı kaldı.
Bu arada Tottenham kalecisi Brad Friedel Premier Lig'de ard arda 300. kez sahaya çıkarak, ulaşılması güç bir rekora imza attı.


Wolverhampton Wanderers v Manchester City

          Aslında sonucu en başından belli olan bir maçtı bu. City gayet rahat oynadığı ve birçok gol pozisyonundan yararlanamadığı maçta rakibini 2-0 ile geçerken, bu sonuçla Wolves ligden düşen ilk takım oldu. City'nin sol beki Gael Clichy'nin Sergio Agüero'ya attığı gol pası ve Yaya Toure'nin maç boyu sergilediği performans görülmeye değerdi.

Manchester United v Everton


          90 dakika boyunca temponun düşmediği maçta 8 golün çıkması bizlere ayrı bir futbol zevki verdi. 4-4 biten maç genelinde United üstün oynayan taraf olmasına rağmen Everton son derece akıllıca hücum etti ve son vuruşlarda oldukça başarılıydı. Maç 4-2 giderken, oldukça organize gelişen United atağında sol bek Patrice Evra'nın vuruşu direkten döndü. Bu pozisyon belki de maçın kırılma anıydı.
Bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim, 20 Milyon Euro'ya alınan genç file bekçisi David de Gea yine gelen tüm topları seyirci olarak izlemekle yetindi. Durum böyle olunca da United'ın 2012 senesinde kendi shasında puan kaybettiği ilk maçta yine başrole soyundu.

Maça dair son bir bilgi olarak, Everton'ın devre arasında transfer ettiği ve golcü sorununa kesin çözüm bulmasına vesile olan Nikica Jelavic 8. lig maçında 6. golünü atarken, United'ın golcüsü Wayne Rooney ise bu sezon 8 hafta gol atamadığı bir süreç yaşamasına rağmen ligdeki gol sayısını 26'ya çıkardı.

Liverpool v West Bromwich Albion

          Liverpool'un sayısız gol fırsatını cömertçe harcadığı maçta, WBA tam 45 yıl aradan sonra Anfield Road deplasmanından galibiyet çıkardı. WBA'in Anfield Road deplasmanı karnesi o kadar kötüydü ki, bu stadta son gollerini bile 1985'te atmışlardı. O golün sahibi de BBC'nin futbol departmanından tanıdığımız Gareth Cook'a aitti.

          Bu maçta da 2 kez direğe takılan Liverpool, bu sezon tam 30 kez direğe takılmış oldu.
Liverpool bu sonuçla, 2012 senesinde kendi sahasında yalnızca bir galibiyet alırken, sezon genelinde ise Anfield Road'ta tam 27 puan kaybetti.


Aston Villa v Sunderland


          Geniş özetini izlediğim maçta Aston Villa ile Sunderland son derece çekişmeli geçen maçta golsüz berabere kaldılar. Sunderland'in ligde hedefsiz kalması onlarda ciddi bir form düşüklüğüne sebep oldu. Bu arada Sunderland forveti Nicklas Bendter'in gayet nizami bir golü ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayılırken, Martin O'Neill eski takımı Aston Villa'ya karşı 8. maçında da yenilgi yüzü görmedi.

Daha önce Birmingham şehrinin 2 takımı olan Aston Villa ve Birmingham'da forma giyen Craig Gardner ise eski takımı Aston Villa'ya karşı oynadığı maçta kırmızı kart görerek, Premier Lig'de ki 4. kırmızı kartını yine Birmingham şehrinde görmüş oldu.