13 Nisan 2012 Cuma

Liverpool v Everton Rekabeti - TARİHSEL SÜREÇTEN BUGÜNE..


          1984-1985 futbol sezonunun Şampiyon Kulüpler Kupası final maçı öncesi Liverpool holiganları sokaklarda başlattıkları olayları stada taşımışlardı. Alkol duvarını da fazlasıyla aşan İngiliz holiganlar, stadyum içerisinde Juventus taraftarlarına saldırarak, izdihama yol açmışlardı. Çıkan olaylarda 38'i Juventuslu olmak üzere, 39 taraftar ezilerek, feci şekilde can vermişti.
Bu olay sonrası İngiliz futbolu büyük cezalarla karşı karşıya kalmıştı ve işte tam da o yaraların sarılmaya başladığı günlerden birinde yine Liverpool ve taraftarları başrole soyunacaklardı.

          15 Nisan 1989 tarihinde yine bir Federasyon Kupası maçında, yarı finalistlerden biri yine Liverpool'du ve rakibi Nottingham Forest idi. Maç Sheffield şehrindeki Hillsborough Stadı'nda oynanacaktı. Maça ilgi aşırı fazlaydı ve Liverpool'lu oyuncuların ısınma hareketleri için sahaya çıkmasıyla adeta kıyamet kopmuştu. Tribünlerde müthiş bir tezahurat vardı ve bunu duyan dışardaki seyirciler içeri girmek için telaş etmeye başlamışlardı. Güvenlik güçleri de bu telaşa ortak olmuştu ve seyirciler içeri daha hızlı girebilsin diye bazı gişelerden biletsiz girişe olanak sağlamıştı.
Durum böyle olunca stadyum kapasitesinin çok üzerinde dolmuştu ve 6. dakikasında duran maçta tam 96 Liverpool seyircisi ezilerek can verirken, 766 Liverpool seyircisi ise ezilerek yaralanmıştı.


İşte bu pazar günü, bu facia ve faciada hayatını kaybedenlerin anısına, aradan geçen 23 seneye rağmen yine matem havasında geçecek çeşitli anma etkinlikleri düzenlenecek. Yine bu etkinlikler kapsamında, yarın oynanacak Liverpool v Everton maçından önce de saha içerisinde ve tribünlerde çeşitli anma etkinlikleri gerçekleştirilecek.

          Maça ve yarı final mücadelesindeki takımlara dönecek olursak; 2 takımda Liverpool şehrinin temsilcisidir. Mersey adı verilen bir nehir, 2 takımı ve birçoğu akraba olan 2 takım taraftarlarını birbirinden ayırarak, Merseyside Derbisi verilen, Liverpool v Everton maçlarının ilham kaynağı ve isim babası olmuştur. Tarihsel süreci oldukça derin olan bu kapışmalarda Liverpool kırmızılar ve liman işçilerini temsil ederken, Everton ise mavileri ve kraliyetçileri temsil etmektedir.

1894 senesinden bu yana süregelen bu derbinin hikayesi oldukça ilginçtir. Liverpool şehrinde ilk olarak 1878 senesinde kilise ve kiliseye sıkça uğrayan kitle tarafından St. Domingo Futbol Kulübü olarak şimdiki Everton Futbol Kulübü kurulmuştur. Ancak daha sonralarında bu kulüp semtin kulübü hüviyetini kazanıyordu ve Everton Futbol Kulübü olarak isim değiştiriyordu.
Everton Futbol Kulübü, 1888 senesinde kurulan ilk resmi ligde kurucu üyeler arasında yer alıp, 2 sezon sonra ilk şampiyonluğunu ilan ediyordu.

          Kulübün sahibi konumundaki John Houlding'in ticari bazı manevraları yüzünden Everton takımı maçlarını oynadığı Anfield Road'tan Goodison Park'a geçiş yapıyordu. Bu duruma oldukça öfkelenen John Houlding ise sahibi olduğu arsada maç oynatmaya devam edip, hem kira geliri hem de diğer gelirlerden yoksun olmamak adına 1892'nin haziran ayında Liverpool Futbol Kulübü'nü kuruyordu
.

          Liverpool alt liglerde başladığı mücadelesinde kısa sürede büyük başarılara imza atarak, en üst seviye lige tırmanmasını başarmıştı. 1993'te Premier Lig adını alan ve futbol dünyasına müthiş organize bir şekilde pazarlanan ligde hala şampiyonluğu bulunmamasına rağmen, kulüp müzesinde 18 Lig Şampiyonluğu Kupası olduğunu anımsatmakta fayda var.

          Liverpool'un logosunda Pers mitolojisinden gelen kırmızı bir anka kuşu bulunmaktadır ve KOP tribünü adı verilen, oldukça sadık taraftarlardan oluşan bir kale arkası tribününe sahiptirler.
1900 senesinde Güney Afrika'ya sömürü düzenini getirmek için 2. Boer Savaşı'nda çarpışan İngilizler,  Smion Kop adı verilen bir tepede en şiddetli çatışmalara maruz kalıp, büyük kayıplar vermişti. Bu tepeyi korumakla yükümlü olan ve bu savaştan sağ olarak ülkelerine dönen askerler, Liverpool maçlarında kale arkasında maçı izledikleri ufak tepeciğe KOP ismini vermişlerdi. Tarihsel olarak büyük bir maziye sahip olan KOP tribünleri, hep bir ağızdan ve gırtlaklar patlarcasına söylenen You Will Never Walk Alone ( Asla Yalnız Yürümeyeceksin ) tezahuratı ile tarihe yine damgasını vurmasını bilecekti.

          Liverpool'u bu kadar anlatıp da düşman kardeş Everton'ı es geçmek olmaz tabiiki. Aslında düşman tabirini kullandığıma pek aldanmayın. Liverpool şehrinde bu rekabeti her köşede hissetmek mümkünken, yine bu 2 rakip tarafın birbirlerinin varolmasından son derece memnun olduğu gerçeğini de kimse inkar edemez.
Şu an en üst seviye liglerde en çok oynama rekoru tam 190 seneyle Everton'a aittir. En üst seviye lig statüsünde tam 9 şampiyonluğa sahip olan maviler, 5 kez de dünyanın en eski ve en prestijli yerel kupası olarak adlandırılan İngiltere Federasyon Kupası'nı kazanmıştır.

          Kulübün ambleminde, 1800'li yılların İngiltere'sinde ertesi sabah yargıç önüne çıkacak ağır suçlu olmayan kişileri, yargıdan önceki gece bir nevi nezarethane misali  ağırlayan tarihi bir kule vardır. Yine kulüp logosunda Latince " Nil Satis Nisi Optimum " yazmaktadır. Birçoğuna göre Liverpool'a ithaf edilen bu yazı, " sadece en iyi olan yeterince iyidir. " tadında bir anlam taşımaktadır.

                                 

          Biraz da bu sezona ve yarı finale dönelim. Liverpool son 1.5 senedir adalı oyunculara büyük yatırımlar yaptı. Ortada transfer için harcanan 100 milyon İngiliz Sterlini civarında bir para söz konusu ancak özellikle 2012 senesi itibariyle Liverpool'un Premier Lig'de müthiş başarısız olduğunu belirtmek gerekir. Sezon başında kendi sahasındaki maçlarda ve kapanan rakiplere karşı zorlanan Liverpool, haftalar ilerledikçe tüm rakiplere karşı zorlanmaya başladı.

Takımın defans kurgusu ve defans oyuncuları çok cılız, çok yetersiz bence. Sert savunma özelliği olmadığı gibi bir de adam paylaşımlarında akıllara zarar hatalar yapıyorlar. Orta sahada bu sezona çok formda giren Brezilyalı ön libero Lucas Leiva sakatlanıp sezonu kapattıktan ve takımın herşeyi olan kaptan Steven Gerrard sakatlıklarla boğuşmaya başladıktan sonra büyük sıkıntılar doğdu. Orta sahada sorumluluk alan oyuncu sayısı resmen sıfır! Hücum hattında ise 30 milyon İngiliz Sterlini bonservisle, büyük umutlar karşılığı transfer edilen Andy Carroll yokları oynamaya devam ediyor. 5 lig maçı aradan sonra gelen Blackburn galibiyetinde son dakikada attığı golle takımını galibiyete taşıdığına aldanmayın derim. O maçtada sahada varlığıyla yokluğu birdi hatta maç 2-2 giderken az kalsın kendi kalesine gol atıyordu. Hücum hattından Craig Bellamy'nin takımı ateşleyici rolü çok iyi ancak devamlılığı ve fiziksel kapasitesi oldukça yetersiz. Uruguaylı golcü Luis Suarez ise tüm sezonu kendini yere atarak faul - penaltı çalma çabası, bir de İngiltere Futbol Federasyonu tarafından sıkça cezalandırılarak geçirdi.

          Everton ise kulübün başındaki 10. senesini kutlayan David Moyes ile birlikte herzamanki gibi mütevazi bir kadroyla, 90 dakika mücadeleyi bırakmayan bir oyun yapısıyla karşımızda oldu. Özellikle devre arası transferleri takıma müthiş katkı yaptı. Landon Donovan, LA Galaxy'den kiralandığı kısa sürede takıma hücum olarak büyük katkı sağladı. 2 milyon İngiliz Sterlini karşılığı Manchester United'tan satın alınan orta saha oyuncusu Darren Gibson oynadığı tüm maçlarda orta sahaya müthiş dinamizm katarken, Everton formasıyla çıktığı 11 resmi maçın hiçbirisinde yenilgi yüzü görmeyerek takımın bir nevi uğuru konuma geldi. İlk dönem gol yollarında acaip zorlanan Everton, devre arasında 5.5 milyon İngiliz Sterlini karşılığında Rangers'tan Nikica Jelavic'i kadrosuna katarken, forvet hattındaki probleme kesinlikle çözüm buldu. Eski oyuncuları Steven Pienaar ise Tottenham'dan kiralandı ve bu kupa maçında kurallar gereği oynayamayacak ancak o da son maçların orta sahadaki yükselen yıldızları arasında.

                                       

          2 takım 1894 senesinden bugüne dek 218 kez karşılaştılar ve Liverpool 86 galibiyet alırken, Everton'ın galibiyet sayısı 66 olarak istatistiklere yansıyor. Liverpool rakibine 300 gol atarken, kalesinde 249 gol görmüş durumda. Federasyon Kupası yarı final turunda ise 5 karşılaşan 2 ekipten Liverpool 3 kez turu atlayan taraf olmuş. Genel olarak ise 16 kez eşleşen 2 takımın mücadelelerinde, Liverpool 9 kez gülen takım olmuş.
1986 ve 1989'da 2 takım finalde eşleştiler. O zaman Liverpool menajeri tıpkı bugünkü gibi Kenny Daglish idi ve gülen taraf 2 finalde de kırmızılar olmuştu.
Everton 24, Liverpool ise 23. kez bu kupada yarı finale çıkacaklar. Bu sayıda onlardan daha üstün olan 2 takım yalnızca Manchester United ve Arsenal olarak göze çarpıyor.
Liverpool bu tura gelen dek Oldham, Manchester United, Brighton ve  Stoke'u elerken, Everton ise Tamworth, Fulham, Blackpool ve Sunderland'i saf dışı bıraktı.

Yarınki maçı daha derinlemesine analiz etmek gerekirse;

Liverpool Muhtemel 11'i :  Jones
Johnson, Skrtel, Agger, José Enrique
Downing, Gerrard, Henderson, Bellamy
      Kuyt, Suárez.



Everton Muhtemel 11'i :
      Howard
Neville, Heitinga, Distin, Baines
Osman, Gibson, Fellaini, Drenthe
      Cahill
        Jelavic



Liverpool'da Eksik Oyuncular:
Adam, Lucas, Kelly, Reina, Doni
Everton'da Eksik Oyuncu: Rodwell

Saat: 
14.30 ( NtvSpor Canlı Yayın )
Stad: Wembley  ( Eleme Usulü Tek Maç - Tarafsız Saha )
Hakem: Howard Webb

          Liverpool'un ilk 2 kalecisi olan Jose Reina ve Alexander Doni kırmızı kart cezalısı olduğundan kaleyi fazlasıyla maç eksiği bulunan, ayrıca yakın zamanda oğlunu lösemiden kaybeden Brad Jones koruyacak. Jones 2010 senesinden bu yana ilk kez 11'de bir maça çıkacak.
Liverpool'da orta sahadan Charlie Adam ve Lucas Leiva en kritik 2 eksik olarak dikkatimi çekiyor.

          Everton'da 2 kritik eksik olaraktan, orta sahanın savaşçı isimlerinden Jack Rodwell ile kupa maçlarında kural gereği oynayamayan Steven Pienaar olarak dikkatimi çekiyor. 
David Moyes bu sezon ilk kez kadroyu dinlendirmek adına rotasyona başvurdu ve pazartesi akşamı oynanan lig maçında sol bek Leighton Baines, forvet arkası Tim Cahill ile formda golcüleri Nikica Jelavic dinlendirilen isimler oldu.


***

Sizlere Merseyside'ın 2 ezeli ve ebedi rakibini tarihsel sürecinden, günümüzdeki form durumlarına kadar anlatmaya çalıştım. Gönül isterdi ki içimden geldiği gibi çok daha uzunca yazayım ancak söz konusu bir blog sayfası ve maça dair bir makale olunca tadında bırakmak gerekiyor.
Yarınki maçta umarım bir kez daha kıran kırana bir Liverpool v Everton maçı izleriz ve iyi oynayıp, hakeden taraf adını Federasyon Kupası Finali'ne yazdırır.