17 Nisan 2012 Salı
Kupa'da Yarı Final ve Premier Lig'de 34. Haftanın Ardından
Ligin dibine demir atmış olduğu haftalarda bile gerek başlı başına bir konu açaraktan, gerekse satır aralarında Roberto Martinez ve Wigan Athletic'i öven yazılar yazdım. Onlar puan tablosuna baktığımızda ligin son sırasına abone olmuş gibilerdi ancak onların maçlarını izleyenler için durum o kadar basit, o kadar iç karartıcı değildi. Sahaya ciddi anlamda pozitif bir futbol ortaya koyuyorlardı. Evet defans kurguları aksaklıklarla doluydu ve forvet hattında ciddi anlamda yetersiz kalan Franco Di Santo oynuyordu ancak takım tüm bu handikaplara rağmen topu inatla dikine sürüyor, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle hücumlar geliştiriyordu.
Nitekim bu emeklerinin karşılığını almaya başladılar ve öncelikle 24 Mart'ta Liverpool'u deplasmanda yendiler. Ardından 31 Mart'ta kendi sahalarındaki galip gelememe sıkıntısını aşıp, Stoke City'i 2-0 ile geçtiler.
Londra deplasmanında Chelsea'ye kafa tuttular ve 2 ofsayt golüyle yenildiler ancak pes etmeyip önce Manchester United'ı daha sonra ise dün gece Arsenal'ı yenmesini bildiler. Bu seri onları ligin dibinden alıp, düşme potasının 5 puan üzerine çıkardı.
Son olarak şunu eklemem gerekir ki, ligin bitimine 2 hafta kala küme düşme potasındaki bir diğer rakipleri olan Blackburn deplasmanına gidecekler. Ligin son haftasında ise o maça muhtemelen ligden düşmüş olarak çıkacak olan Wolves'u konuk edecekler. Kısacası Wigan'ın kendi kaderini tayin etme hakkı kendi elindeymiş gibi gözüküyor.
Gelelim Premier Lig'in ve Federasyon Kupası'nın diğer güzel maçlarını analiz etmeye. Merseyside ekipleri Liverpool ile Everton bizlere futbol kalitesi olarak düşük tempoda bir maç izletmesine rağmen Liverpool'un geriden gelip, maçı kazanması ve adını Federasyon Kupası Finali'ne yazdırması güzeldi.
Ligde ise United dolu dizgin devam ediyor. Özellikle Rio Ferdinand, Ashley Young ve Rooney'nin formu göz kamaştırıyor.
City ise problem çocuk Mario Balotelli'siz çok daha verimli oyunlar ortaya koymaya başladı. Arjantinli 2 süper golcüsü Carlos Tevez ile Sergio Aguero müthiş işler ortaya koymaya başladılar. Güzel verkaçlar ve çalımların yanı sıra birlikte başladıkları 3 maçta toplam 10 gole imza attılar.
Tottenham ise yarı final hezimetlerine bir yenisini ekleyerekten, Chelsea karşısında adeta darmadağın oldu. Ancak ben bu maçtada, tıpkı son haftalardaki gibi maç sonucuna etki edecek birçok yanlış hakem kararı olduğu kanısındayım. Bu arada ne yapın ne edin, bu maçın tekrarını yahut geniş özetini izleyin derim. Tempo ve mücadele olarak çok güzel bir maçtı.
Son olarak ' Barcelona B ' olarak adlandırdığım Swansea City'nin orta sahadaki dinamik ismi Gylfi Sigurdsson'dan bahsetmek istiyorum. Bu oyuncu her 2 ayağını da müthiş etkili kullanıyor. Uzaktan şutları çok tehlikeli, kanatlara çok güzel toplar dağıtıyor ve duran toplarda isabetli ortalar açıyor. Swansea City zaten izlerken zevk veren bir takım, bir de böyle birkaç kaliteli ismi de kadrosunda barındırınca daha güzel bir imaj çiziyorlar.
Biraz da ilginç istatistikler sunalım sizlere;
* Everton'da forvet probleminin kesin olarak çözüldüğünü sıkça dile getiriyorum. Devre arası transferi Nikica Jelavic, son 5 resmi maçta 5 gol atma başarısı gösterdi.
* 21 Eylül'de oynanan Bayern Münih maçında sonradan oyuna girmek istemeyen ve o maçtan sonra, 21 Mart'ta ki Chelsea maçına dek kadro dışı bırakılan Carlos Tevez'in dönüşü git gide muhteşem olmaya başladı. Futbola yeniden ısınmaya başlayan süper golcü, bu hafta biri olağanüstü olmak üzere 3 gol birden atarak hat-trick yapmış oldu.
* Liverpool'un golcü ismi Luis Suarez ise bu hafta defansın büyük hatasını değerlendirerek Everton ağlarına bıraktığı golle, Federasyon Kupası maçlarında 3'te 3 yapmış oldu.
* Hatırlayacağınız üzere Manchester United, futbola veda eden kızıl prensi Paul Scholes'u yeniden futbol oynamaya ikna etmişti. İşte o Scholes ile oynadıkları 9 lig maçında da galip geldi United. Anlaşılan o ki, isabetli bir ikna olmuş. =)
* United bu sezon ilk yarılarda 36 gol birden bulurken, bu pazar yendiği rakibi Aston Villa ise tüm sezon 35 gol bulabildi.
* Didier Drogba Wembley'de oynadığı tüm Federasyon Kupası ve Lig Kupası maçlarında gol atma başarısı gösterdi.
* Chelsea'nin başına geçici olarak getirilen ancak çok kısa sürede takıma hem yeni bir çehre hem de ivme kazandıran Roberto di Matteo'nun kazanma yüzdesi %75 olarak göze çarpıyor. Ayakta durmaya mecali olmayan Chelsea, di Matteo sonrası 12 maçta 9 galibiyet, 2 beraberlik alırken yalnızca City karşısında sahadan mağlup ayrıldı. Roman Abromovic'in yeni teknik adam konusunda bir kez daha düşünmesi gerekecek gibi.
