CHELSEA v QUEENS PARK RANGERS
58 puandaki Chelsea takımı, 59 puanlı Tottenham Hotspur ve maç
fazlasıyla 62 puanı bulunan Newcastle United ile birlikte Şampiyonlar Ligi'ne gitme yolundaki son bileti kapmak yani dördüncü sıra için mücadele ediyor.
Qpr ise Premier Lig'de kalma mücadelesinde averajla Bolton'ın bir sıra üzerinde yer alıyor.
Sezonun ilk maçında Chelsea ilk yarıyı 9 kişi tamamlamıştı ve QPR sahadan 1-0’lık galibiyetle ayrılmıştı.
Aynı maçta Qpr stoperi Anton Ferdinand’a ırkçı saldırıda bulunduğu iddia edilen Chelsea stoperi
John Terry’nin İngiliz Milli Takımı’ndaki kaptanlığı alınmıştı. Bu olaya dair
mahkeme hala devam ediyor. Dava süreci hala tamamlanmadığından ötürü, Premier Lig yönetimi maçtan önceki el sıkışma merasiminin yapılmayacağını açıkladı.
*Chelsea bu sezon oynadığı 7 Londra derbisinde de galip gelemedi ancak Qpr karşısında son 9 maçta yalnızca 2 mağlubiyet tattılar.
*Chelsea Premier Lig'de ki 400. galibiyetine ulaşmak için sahaya çıkacak.
* Qpr deplasman maçlarında yalnızca 11 puan toplayabildi.
* Premier Lig'de şu ana dek bir sezon içerisinde en çok kırmızı kart gören takım 9 kırmızı kartla Sunderland idi. Qpr ise 8 kırmızı kartla bu rekora ortak olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Sakat ve Cezalı Oyuncular
Chelsea’de savunmadan 2 stoper birden, Gary Cahill ve David Luiz sakat, yine defanstan hem stoper hem sağ bek olan Branislav Ivanovic ise cezalı durumda. Bu durumda oynayabilecek tek stoper olarak tribünlerin tepkisi üzerinde olacak John Terry kalıyor.
Qpr’da takımın en yetenekli oyuncusu Adel Taarabt cezalı durumda. Ocak ayında transfer
edilen ve orta sahaya önemli katkılar yapan Samba Diakite ise hasta olduğundan dolayı
hafta başından beri antremanlara katılamadı. Dizinde problem bulunan golcü Djibril
Cisse’nin durumu ise belirsizliğini koruyor ancak oynama ihtimali daha muhtemel gözüküyor.
Takımların muhtemel 11'leri
Chelsea : Cech, Bosingwa, Ferreira, Terry, Cole, Essien, Meireles, Ramires, Mata, Sturridge, Drogba.
Qpr : Kenny, Onuoha, Ferdinand, Hill, Taiwo, Mackie, Derry, Barton, Diakite, Zamora, Cisse.
TOTTENHAM HOTSPUR v BLACKBURN ROVERS
Tottenham 26 Şubat tarihinde Londra'da ezeli rakibi Arsenal’le karşılaştığı derbi öncesi rakibinden 7 puan öndeydi. Bugünkü maç öncesi ise 2 maç eksiğiyle beraber, rakibinin 7
puan gerisinde bulunuyor.
Onlar 5-0’lık Newcastle galibiyetinden sonra hem skor anlamında hem
de oyun anlamında büyük bir düşüşe geçtiler. Bu süreçte oynadıkları 9
maçtan yalnızca 1 galibiyet çıkarabildiler. Oyun olarak baktığımızda ise yakın zamanda
oynadıkları Norwich ve Qpr maçları durumu gayet iyi özetliyor. Ligin ilk
bölümünde bu 2 takımla oynadığı maçlarda büyük bir üstünlük kuran
Londra ekibi, son iki maçta ise eski görüntüsünden hayli uzaktaydı.
Bu
düşüşte birkaç kişinin payı bulunduğu kanısındayım. Takımın en dikkat çeken ismi Gareth Bale
haftalardır sol çizgi yerine, bazen ortaya yaklaşmayı bazen de sağ
kanadı kullanmayı tercih edince verimliliği çok düştü. Diğer kanatın
etkili ve süratli ismi Aaron Lennon’ın sıkça nükseden sakatlığı da kötü gidişin nedenlerinden biri
olarak gösterilebilir.
Ayrıca gelen transfer teklifleri yüzünden
takımda zar zor tutulabilen Luka Modric de eski performansından çok
uzaklarda. Van der Vaart da bu süreçte oynadığı maçların birçoğunda
sahada ruh gibi dolaştı dersem abartmış olmam sanırım.
Takımın bu kötü sürecinde pay sahibi olan bir diğer isimse, sezon içerisinde haksız kazanç sağlamak amacıyla transferlerden komisyon aldığı iddia edilen ve mahkemelerle
uğraşan, aynı zamanda adı İngiliz Milli Takımı’yla da anılan, bu doğrultuda muhtemelen kafasının çok karışık olduğu bir süreci yaşayan kurt hoca Harry Redknapp olsa gerek.
Konuk ekip Blackburn ise
ligde kalma yarışındaki son kozlarını oynuyor. Bütün sezonu büyük savunma
problemleriyle geçiren ekip, devre arasında Cristopher Samba'yı da gönderince ciddi anlamda gülünç savunma hatalarıyla oynamaya başladı. Blackburn ligde kalma umudunu hala sürdürüyorsa bunu
kuşkusuz 16 gollü forvet Aiyegbeni Yakubu ve ona destek veren genç Junior
Hoilett’a borçlular. Bu iki isim dışında Morten Gamst Pedersen’i de tecrübe avantajından ötürü diğerlerinden ayırırsak, geriye kalan takım Premier Lig düzeyinde olmayan oyunculardan oluşmakta.
Ocak ayındaki kardeş Olsson transferiyle o kanadı biraz daha
kullanmaya başlayan ikizler dışında takımda haftalardır hiçbir gelişme
yok.
Blackburn kazanır ve Qpr kaybederse, bir maç eksiği olan Bolton'la beraber bu üç takımın puanları eşitlenecek.
* Tottenham rakibine karşı 5 maçtır galip gelirken, Blackburn Premier Lig'de ki son 3 deplasman maçından da mağlup ayrıldı.
* Blackburn tam 16 kafayla atılan golü kalesinde görerek, bu konuda olumsuz bir rekora imza attı.
* Yukarıda da belirttiğim üzere son dönemlerin formsuz isimlerinden olan Gareth Bale, son 10 maçta yalnızca 1 gol ve 1 gol pasına sahip.
Sakat ve Cezalı Oyuncular
Tottenham cephesinde stoper Younes Kaboul ve sezonun en gözde oyuncularından golcü Emmanuel Adebayor iyileştiler. Kaptan stoper Ledley King'in kronik sakatlık problemi devam ederken, sok bekin etkili ismi Benoit Assou-Ekotto sakatlığından ötürü takımını yalnız bırakacak.
Stoper Michael Dawson, ön libero Tom Huddlestone ve sağ kanatın az forma şansı bulan ismi Niko Kranjcar'ın sakatlıkları devam etmekte.
Blackburn cephesinde ise genç stoper Grant Hanley harici sakat yahut cezalı futbolcu bulunmamakta.
Takımların muhtemel 11'leri
Tottenham : Friedel; Walker, Gallas, Kaboul, Rose; Lennon, Parker, Modric, Bale; Van der Vaart; Adebayor.
Blackburn : Robinson; Orr, Dann, Givet, Martin Olsson; Lowe, Dunn, Nzonzi, Pedersen; Hoilett, Yakubu
29 Nisan 2012 Pazar
28 Nisan 2012 Cumartesi
28 Nisan Maçlarına Dair Eksik Oyuncular ve İlginç İstatistikler
Everton v Fulham
* Everton bugünkü rakibi Fulham'a karşı 10'u Premier Lig'de olmak üzere oynadığı son 18 maçı da kazandı.
* Everton, Premier Lig'de kendi sahasındaki son 6 maçın 5'ini kazanırken, 5 maçta kalesini gole kapadı ve bu 6 maçta yalnızca 1 gol yedi.
* Everton'ın kendi sahasında oynadığı son 3 Fulham maçını da 2-1 kazandı.
* Everton'ın formda golcüsü Nikica Jelavic, ilk 11'de başladığı 6 maçta da gol atma başarısı gösterdi.
* Everton gollerinin %71'ini maçların 2. yarısında buldu.
* Fulham'ın hücum silahları da son haftalarda oldukça formda gözüküyorlar. Hem forvette hem de orta sahanın hücuma yönelik her pozisyonunda oynayan Clint Dempsey son 8 Premier Lig maçında 6 gol atarken, devre arası transferi forvet Pavel Pogrebnyak ise rakip kalalere çektiği ilk 6 şutta 6 gol attı.
Sakat ve Cezalı Oyuncular
Ev sahibi Everton'da sezonun en iyilerinden olan sol bek Leighton Baines ve orta sahadan Jack Rodwell sakatlıklarından ötürü takımlarını yalnız bırakacaklar.
Fulham cephesinde ise defanstan Stephen Kelly'nin durumu belirsizliğini sürdürken, golcü Pavel Pogrebnyak ve bir diğer golcü Andrew Johnson'un sakatlıkları tamamen geçmiş durumda. Orta sahanın kanat hücumlarına yön veren, mücadeleci ismi Bryan Ruiz ile yine orta sahadan Steve Sidwell uzun süreli sakatlıklarla boğuştuklarından takımlarını bu maçta da yalnız bırakacak isimler arasında yer alıyor.
Takımların muhtemel 11'leri
Everton : Howard, Heitinga, Jagielka, Hibbert, Distin, Neville, Gibson, Fellaini, Pienaar, Osman, Jelavic
Fulham : Schwarzer, Hangeland, Senderos, Hughes, Riise, Duff, Murphy, Dempsey, Diarra, Dembele, Pogrebnyak
Stoke City v Arsenal
* Arsenal geriye düştüğü maçları en çok çeviren ekip olarak dikkat çekiyor. Onlar yenik duruma düştükleri maçlardan bugüne dek 19 puan çıkarmasını bildiler.
* Bugünkü maç, duran toplardan %63 ile en çok gol bulan ekibi olan Stoke ile duran toplardan %13 ile en az gol bulan ekip olan Arsenal'ın mücadelesine sahne olacak.
* 2 takımın kendi aralarında oynadığı son 5 maçın 4'ü 3-1 biterken, Stoke rakibi Arsenal'a karşı kendi sahasındaki son 4 maçın 3'ünü kazandı.
* Stoke'un pivot santraforu Peter Crouch bugüne dek tam 6 lig maçında Arsenal'a gol atmasını başardı.
* Arsenal'da bu sezon birçok ödülü toplayan golcü Robin van Persie ise Stoke'a karşı oynadığı lig maçlarında 5 kez ağları havalandırdı. Yine aynı van Persie ceza sahası içerisinden 63 isabetli şut ataraktan, Stoke'un takım genelinde ki isabetli şut sayısından 2 fazla isabetli şut istatistiğini yakaladı.
Sakat ve Cezalı Oyuncular
Stoke City takımında defanstan Andy Wilkinson sakatlığından ötürü oynayamayacak ancak sağ kanatın süratli ismi Jermaine Pennant'ın sakatlığı geçmiş durumda ancak 90 dakikalık maç kondisyonunu yakalayamadığından yedekler arasında yer alacak.
Arsenal'da orta sahadan Abou Diaby ile Tomas Rosick'nin soğuk algınlıkları bulunurken, stoper Per Mertasacker ile orta sahanın dinamosu Mikel Arteta ve yine orta sahadan genç yetenek Jack Wilshere uzun süreli sakatlar listesinde yer almakta.
Takımların muhtemel 11'leri
Stoke : Begovic, Shotton, Shawcross, Huth, Wilson, Whitehead, Palacios, Whelan, Etherington, Walters, Crouch.
Arsenal : Szczesny, Sagna, Koscielny, Vermaelen, Gibbs, Ramsey, Song, Oxlade-Chamberlain, Benayoun, Rosicky, Van Persie.
Wigan Athletic v Newcastle United
* 2 takımın Premier Lig'de ki son 11 karşılaşmasından yalnızca 2 beraberlik çıktı. Bugün de hücum futboluyla kümede kalma savaşı veren Wigan ile Şampiyonlar Ligi'nde yer alabilmek için ilk 4 hatta ilk 3 mücadelesi veren, formda hücum silahlarına sahip Newcastle'ın kapışmasında bizleri zevkli bir mücadele beklediği kesin.
* Wigan Newcastle'a karşı kendi sahasındaki son maçı kaybetmesine rağmen, bu maçtan önceki 4 maçı üst üste kazanmasını bildi.
* Wigan ekibi tüm sezonu ligin son sırasına demir atmış şekilde geçirirken, son viraja girildiğinde inanılmaz bir ivme kazanaraktan son 6 maçında Liverpool, Manchester United ve Arsenal'ın da aralarında bulunduğu 4 maçı kazanmasını başardı. Hatta yenildikleri Chelsea maçında da hakem kurbanı olduklarını net bir şekilde iddia edebilirim.
* Wigan kendi sahasında 3 kez galip gelerek, bu konuda Premier Lig'in en başarısız ev sahibi takımı konumunda.
* Wigan böylesine bir ivme kazanırken, Newcastle da boş durmuyordu ve son 6 lig maçını da kazandılar.
* Newcastle kalede Tim Krul ve stoperde Fabricio Coloccini'li savunma hattıyla kalesini tam 15 maç gole kapattı.
Sakat ve Cezalı Oyuncular
Wigan takımında sezon genelinde oldukça yetersiz bulduğum forvet Franco di Santo sakatlığından ötürü bu maçta muhtemelen oynayamayacak. Bir diğer forvet olan Hugo Rodallega'nın sakatlığı ve son durumu ise maç saatinde netleşecek. Defanstan Ronnie Stam bir diğer sakat isim. Orta sahadan Albert Crusat ise muhtemelen maç saatinde hazır olacak.
Newcastle'da ise defanstan Steven Taylor ile orta sahadan Gabriel Obertan harici önemli bir eksik bulunmamakta.
Takımların muhtemel 11'leri
Wigan : Al Habsi; Boyce, Alcaraz, Caldwell; Beausejour, McCarthy, McArthur, Figueroa; Gomez, Sammon, Moses.
Newcastle : Krul; Simpson, Williamson, Coloccini, Santon; Ben Arfa, Cabaye, Tiote, Gutierrez; Ba, Cisse
Sunderland v Bolton Wanderers
* Sunderland son 5 karşılaşmada da Bolton'ı devirmesini bildi.
* Martin O'Neill değişikliği sonrası inanılmaz bir form yakalayan Sunderland, düşmemeyi garantilediği günden bu yana maçlara pek asılmıyor. Son 5 maçından galibiyet dahi çıkaramadılar ve 4 kez sahadan mağlup ayrıldılar.
* Bolton takımı deplasmanda oynadığı son 22 maçta da berabere kalmadı. Aynı Bolton bu sezon Premier Lig'de yalnızca 3 kez berabere kaldılar. 1997-1998 futbol sezonunda Chelsea yalnızca 3 kez berabere kalarak bu alandaki rekoru elinde bulunduruyor.
* Bolton son 23 lig maçından yalnızca 1 tanesinde kalesini gole kapayabildi.
* Bolton son 7 deplasman maçında yalnızca 2 maçta gol atabildi ve bu 2 maçı da kazandılar. Yani attıkları taktirde kazanıyorlar gibi bir havaları var.
* Sunderland ise tam 405 dakikadır gol atamıyor. Tabii geçtiğimiz hafta gayet nizami olan Niklas Bendtner golünün ofsayt gerekçesiyle sayılmadığını da sizlere belirtmek isterim.
* Bolton üçüncü bölgede yani gole en yakın alanda %78 ile en az pas yüzdesine sahip takım olarak dikkat çekiyor.
Sakat ve Cezalı Oyuncular
Sunderland takımında 3 kritik isim birden sahada yerlerini alamayacaklar. Orta sahadan Craig Gardner cezalı olduğundan, sol bek ve sol kanat oyuncusu Kieran Richardson ile kanatların ve duran topların etkili ismi Sebastian Larsson ise sezonu kapadıkları için bugün yoklar. Defanstan stoper mevkisinde oynayan Titus Bramble ile Wes Brown ise uzun süredir sakat olan isimlar arasında yer almaktalar.
Bolton için en kritik handikap orta sahadan Chris Eagles, Ryo Miyaichi ve Mark Davies'in oynayamayacak olmaları.
Takımların muhtemel 11'leri
Sunderland : Mignolet, O'Shea, Kilgallon, Bardsley, Turner, McClean, Cattermole, Sessegnon, Colback, Campbell, Bendtner.
Bolton : Bogdan, Steinsson, Ream, Wheater, Ricketts, Miyaichi, Reo-Coker, Davies, Petrov, Eagles, N'Gog.
27 Nisan 2012 Cuma
Everton Golcüsünü Buldu! - NIKICA JELAVIC
26 yaşındaki Hırvat forvet Nikica Jelavic'in futbol dünyasındaki çıkışı Rapid Vienna forması altında ligde 17, avrupa arenasında ise 4 gol attığı 2009-2010 futbol sezonuna dayanır. 2010-2011 sezonunda transferin bitimine birkaç gün kala, 4 milyon İngiliz Sterlini karşılığı Glasgow Rangers yolunu tutan Jelavic, yeni takımında çıktığı 45 resmi müsabakada 30 gol atma başarısı göstermişti.
Ancak İskoç ekibinin girdiği mali kriz sonrası Hırvat golcü devre arasında 5 milyon İngiliz Sterlini karşılığı Everton'a transfer oldu.
Everton ocak ayına hatta ocak ayının sonuna kadar olan süreçte gol yollarında olağanüstü zorluk çekti. Arjantin'in Tigre takımından kiralanan Denis Andrés Stracqualursi istekli ancak pozisyonlara girmekte son derece yetersizdi. Yunan Apostolos Vellios ve Victor Anichebe genç golcüler olarak yeterli katkıyı sağlayamıyordu. Tecrübeli forvet James McFadden ise tıpkı Everton'da oynadığı önceki dönemde olduğu gibi, bonservis bedelsiz transfer olduğu eski kulübünde yine gol atmakta zorlanan bir görüntü çiziyordu. Zaten kısıtlı aldığı dakikalarda da daha çok kanatlara gelip, top alma ve içeri orta yapma çabası içerisindeydi.
Bu sezon gizli golcü hüviyetindeki Tim Cahill de formsuz olunca, Everton adına sezonun ilk yarısı yukarıda da bahsettiğim üzere gol - golcü sıkıntısıyla geçti.
Everton forması altında izlediğim Nikica Jelavic'in en dikkatimi çeken özelliği son vuruşlarda kendine olan özgüveniydi. Newcastle forması altında sezonun ilk yarısında fırtına gibi esen Demba Ba'nın son vuruşlardaki üstün özgüvenini anımsatan, keza topun düşeceği yeri çok iyi kestiren bir golcü imajı çizdi. Bu avantajından olsa gerek son 27 golünün hepsinde topla henüz ilk buluşmasında ağları havalandırdı. Hava toplarında üstün bir hakimiyeti yoktu ancak fırsatını bulduğunda oldukça tehlikeli kafa vuruşları ortaya koydu
Kendisi Everton formasına ve takımın oyun şekline uyum sağladıktan sonra her geçen gün performansını yukarıya çekti. Özellikle 10 Mart tarihinde, ilk 11'de başladığı ilk maç olan Tottenham maçından bu yana son 10 maçta 8 gol atma başarısı gösterdi.
Jelavic son 5 deplasman maçında da gol ataraktan, 1977-1978 sezonundan bu yana bunu gerçekleştirebilen ilk Evertonlı oyuncu olma unvanını da kazandı.
%60 isabetli şut yüzdesiyle oynayan Jelavic'in 11'de başladığı 6 maçta Everton 11 gol atarken, Jelavic'siz başlanan 28 maçta atılan gol sayısı yalnızca 31'de kaldı.
Everton adına Premier Lig'de 1995-1996 sezonunda Andrei Kanchelskis ve 1993-1994 sezonunda Tony Cottee bir sezonda 16 gole ulaşıp, bu alanda rekor kıran 2 oyuncu. Önümüzdeki sezon sağlıklı ve bu formunda olan bir Jelavic'in hem Everton'ın bu gol rekorunu kırması hem de Yakubu Aiyegbeni sonrası aranılan golcü ihtiyacını gidermesi oldukça olası gözüküyor.
26 Nisan 2012 Perşembe
Premier Lig 28-29-30 Nisan YAYIN AKIŞI
28 Nisan Cumartesi
17:00 - Stoke City v Arsenal ( Lig Tv 3 )
17:00 - Wigan Athletic v Newcastle United ( Lig Tv 2 )
19:30 - Norwich City v Liverpool ( Lig Tv 2 )
29 Nisan Pazar
15:30 - Chelsea v Queens Park Rangers ( Premier Lig Tv )
18:00 - Tottenham Hotspur v Blackburn Rovers ( Lig Tv 3 )
30 Nisan Pazartesi
22:00 - Manchester City v Manchester United ( Lig Tv 3 )
25 Nisan 2012 Çarşamba
İngiltere Profesyonel Futbolcular Derneği - 2011/2012 Futbol Sezonu EN İYİ 11'İ
Joe Hart
Kyle Walker - Vincent Kompany - Fabricio Coloccini - Leighton Baines
David Silva - Scott Parker - Yaya Toure - Gareth Bale
Wayne Rooney - Robin van Persie
24 Nisan 2012 Salı
Premier Lig 35. Hafta Değerlendirmesi
Arsenal v Chelsea
Premier Lig'de 35. hafta bir Londra derbisiyle, Arsenal v Chelsea kapışmasıyla başladı. Arsenal ilk 4 içerisindeki yerini muhafaza etmek, Chelsea ise ilk 4'e girme amacıyla sahaya çıktı. Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Barcelona ile oynayacağı rövanş maçını düşünen Chelsea, sol bek Ashley Cole, orta sahadan Frank Lampard, Raul Meireles, hücum silahı Juan Mata ve golcüsü Didier Drogba gibi birçok as oyuncusunu dinlendirmeyi tercih etti. Ashley Cole'ün yerine o bölgede görev alan genç Ryan Bertnard tüm maç boyunca hatasız oynarken, hücuma çıkışlarında da oldukça etkiliydi. Arsenal'da ise orta sahadan Mikel Arteta takımını yalnız bıraktı ve onsuz Arsenal bu sezon yine kazanamadı.
Oyunun bazı anlarında hızlı hücumlar ve karşılıklı pozisyonlar olsa da maç genelinde düşük bir tempo vardı. İlk yarıda akıllarda kalan 2 pozisyondan biri 90 dakika boyunca sahanın en iyisi olan Arsenallı stoper Laurent Koscielny'nin bomboş kaldığı pozisyonda yaptığı kafa vuruşunun direkten dönmesiydi. Diğeri ise Robin van Persie'nin vuruşunda, Chelsea kalecisi Petr Cech'in güzel kurtarışıydı.
İkinci yarı birkaç tehlikeli Arsenal atağı gelişti ancak maçtan gol sesi çıkmadı. Chelsea bu beraberlik sonrası Londra takımlarıyla yaptığı 7. maçından da galibiyet çıkaramamış oldu.
Son haftalarda biraz formsuz gözüken ve son 7 lig maçında yalnızca 1 gol atan Arsenal'ın süper golcüsü Robin van Persie ise sezon genelindeki üstün performansı sayesinde İngiltere'de ki Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından Yılın En İyi Oyuncusu ödülüne layık görüldü.
Newcastle United v Stoke City
Tamamen Newcastle'ın kontrolü altında geçen bir 90 dakika izledik. Son haftalarda sıkça alıştığımız Hatem Ben Arfa'nın müthiş çalımları ve öldürücü ara paslarıyla pozisyon bulan Newcastle'da bu hafta orta sahada Johan Cabaye de taşın altına elini koyup, sorumluluk alınca maç onlar adına oldukça rahat geçti. Cabaye son 3 lig maçında 1 gol ve 4 gol pasına imza attı. Sezonun ilk yarısında takımı adeta tek başına sırtlayan Demba Ba'nın golsüzlük orucu sürerken, devre arası transferi Papiss Cisse ise 10. lig maçında 11. golünü attı.
2 haftalık sakatlık süreci sonrası yeşil sahalara dönen Newcastle'ın stoperi Fabricio Coloccini ise yine kusursuz bir defans performansı sergilerken, özellikle duran toplarda çok etkili kafa vuruşlarına imza attı.
İlginçtir ki, Premier Lig maçları ilk yarı sonuçlansaydı Stoke City, Wolves'un üstünde 19. sırada yer alabilecekti.
Queens Park Rangers v Tottenham Hotspur
Tottenham son 9 lig maçında yalnızca 1 galibiyet çıkartırken, özellikle futbollarındaki düşüşü anlamakta zorlanıyorum. Tottenham'ın kurt menajeri Harry Redknapp şubat ayı içerisinde, Portsmouth'tayken offshore hesabı üzerinden vergi kaçırmakla suçlandığı davada mahkemeye çıkmıştı ve suçsuz bulunmuştu. Ardından Fabio Capello'dan boşalan İngiltere Milli Takımı teknik direktörlüğüyle adının anılması sonrası takıma bir haller oldu. Redknapp faktörü hariç bir de bazı oyuncuların önümüzdeki sene yapacakları transferleri düşünerekten akıllarının sahada olmadığı kanısındayım.
QPR ise bu sezon 8. kez kırmızı kartla cezalandırıldı ve bir maçı daha 11 kişi tamamlayamadı. QPR adına özellikle kalecileri Paddy Kenny'nin yıldızlaştığı maçta, Adel Taarabt önce mithiş bir frikik golüne imza attı sonra ise bence haksız yere gördüğü 2. sarı kartla oyun dışı kaldı.
Bu arada Tottenham kalecisi Brad Friedel Premier Lig'de ard arda 300. kez sahaya çıkarak, ulaşılması güç bir rekora imza attı.
Wolverhampton Wanderers v Manchester City
Aslında sonucu en başından belli olan bir maçtı bu. City gayet rahat oynadığı ve birçok gol pozisyonundan yararlanamadığı maçta rakibini 2-0 ile geçerken, bu sonuçla Wolves ligden düşen ilk takım oldu. City'nin sol beki Gael Clichy'nin Sergio Agüero'ya attığı gol pası ve Yaya Toure'nin maç boyu sergilediği performans görülmeye değerdi.
Manchester United v Everton
90 dakika boyunca temponun düşmediği maçta 8 golün çıkması bizlere ayrı bir futbol zevki verdi. 4-4 biten maç genelinde United üstün oynayan taraf olmasına rağmen Everton son derece akıllıca hücum etti ve son vuruşlarda oldukça başarılıydı. Maç 4-2 giderken, oldukça organize gelişen United atağında sol bek Patrice Evra'nın vuruşu direkten döndü. Bu pozisyon belki de maçın kırılma anıydı.
Bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim, 20 Milyon Euro'ya alınan genç file bekçisi David de Gea yine gelen tüm topları seyirci olarak izlemekle yetindi. Durum böyle olunca da United'ın 2012 senesinde kendi shasında puan kaybettiği ilk maçta yine başrole soyundu.
Maça dair son bir bilgi olarak, Everton'ın devre arasında transfer ettiği ve golcü sorununa kesin çözüm bulmasına vesile olan Nikica Jelavic 8. lig maçında 6. golünü atarken, United'ın golcüsü Wayne Rooney ise bu sezon 8 hafta gol atamadığı bir süreç yaşamasına rağmen ligdeki gol sayısını 26'ya çıkardı.
Liverpool v West Bromwich Albion
Liverpool'un sayısız gol fırsatını cömertçe harcadığı maçta, WBA tam 45 yıl aradan sonra Anfield Road deplasmanından galibiyet çıkardı. WBA'in Anfield Road deplasmanı karnesi o kadar kötüydü ki, bu stadta son gollerini bile 1985'te atmışlardı. O golün sahibi de BBC'nin futbol departmanından tanıdığımız Gareth Cook'a aitti.
Bu maçta da 2 kez direğe takılan Liverpool, bu sezon tam 30 kez direğe takılmış oldu.
Liverpool bu sonuçla, 2012 senesinde kendi sahasında yalnızca bir galibiyet alırken, sezon genelinde ise Anfield Road'ta tam 27 puan kaybetti.
Aston Villa v Sunderland
Geniş özetini izlediğim maçta Aston Villa ile Sunderland son derece çekişmeli geçen maçta golsüz berabere kaldılar. Sunderland'in ligde hedefsiz kalması onlarda ciddi bir form düşüklüğüne sebep oldu. Bu arada Sunderland forveti Nicklas Bendter'in gayet nizami bir golü ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayılırken, Martin O'Neill eski takımı Aston Villa'ya karşı 8. maçında da yenilgi yüzü görmedi.
Daha önce Birmingham şehrinin 2 takımı olan Aston Villa ve Birmingham'da forma giyen Craig Gardner ise eski takımı Aston Villa'ya karşı oynadığı maçta kırmızı kart görerek, Premier Lig'de ki 4. kırmızı kartını yine Birmingham şehrinde görmüş oldu.
Premier Lig'de 35. hafta bir Londra derbisiyle, Arsenal v Chelsea kapışmasıyla başladı. Arsenal ilk 4 içerisindeki yerini muhafaza etmek, Chelsea ise ilk 4'e girme amacıyla sahaya çıktı. Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Barcelona ile oynayacağı rövanş maçını düşünen Chelsea, sol bek Ashley Cole, orta sahadan Frank Lampard, Raul Meireles, hücum silahı Juan Mata ve golcüsü Didier Drogba gibi birçok as oyuncusunu dinlendirmeyi tercih etti. Ashley Cole'ün yerine o bölgede görev alan genç Ryan Bertnard tüm maç boyunca hatasız oynarken, hücuma çıkışlarında da oldukça etkiliydi. Arsenal'da ise orta sahadan Mikel Arteta takımını yalnız bıraktı ve onsuz Arsenal bu sezon yine kazanamadı.
Oyunun bazı anlarında hızlı hücumlar ve karşılıklı pozisyonlar olsa da maç genelinde düşük bir tempo vardı. İlk yarıda akıllarda kalan 2 pozisyondan biri 90 dakika boyunca sahanın en iyisi olan Arsenallı stoper Laurent Koscielny'nin bomboş kaldığı pozisyonda yaptığı kafa vuruşunun direkten dönmesiydi. Diğeri ise Robin van Persie'nin vuruşunda, Chelsea kalecisi Petr Cech'in güzel kurtarışıydı.
İkinci yarı birkaç tehlikeli Arsenal atağı gelişti ancak maçtan gol sesi çıkmadı. Chelsea bu beraberlik sonrası Londra takımlarıyla yaptığı 7. maçından da galibiyet çıkaramamış oldu.
Son haftalarda biraz formsuz gözüken ve son 7 lig maçında yalnızca 1 gol atan Arsenal'ın süper golcüsü Robin van Persie ise sezon genelindeki üstün performansı sayesinde İngiltere'de ki Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından Yılın En İyi Oyuncusu ödülüne layık görüldü.
Newcastle United v Stoke City
Tamamen Newcastle'ın kontrolü altında geçen bir 90 dakika izledik. Son haftalarda sıkça alıştığımız Hatem Ben Arfa'nın müthiş çalımları ve öldürücü ara paslarıyla pozisyon bulan Newcastle'da bu hafta orta sahada Johan Cabaye de taşın altına elini koyup, sorumluluk alınca maç onlar adına oldukça rahat geçti. Cabaye son 3 lig maçında 1 gol ve 4 gol pasına imza attı. Sezonun ilk yarısında takımı adeta tek başına sırtlayan Demba Ba'nın golsüzlük orucu sürerken, devre arası transferi Papiss Cisse ise 10. lig maçında 11. golünü attı.
2 haftalık sakatlık süreci sonrası yeşil sahalara dönen Newcastle'ın stoperi Fabricio Coloccini ise yine kusursuz bir defans performansı sergilerken, özellikle duran toplarda çok etkili kafa vuruşlarına imza attı.
İlginçtir ki, Premier Lig maçları ilk yarı sonuçlansaydı Stoke City, Wolves'un üstünde 19. sırada yer alabilecekti.
Queens Park Rangers v Tottenham Hotspur
Tottenham son 9 lig maçında yalnızca 1 galibiyet çıkartırken, özellikle futbollarındaki düşüşü anlamakta zorlanıyorum. Tottenham'ın kurt menajeri Harry Redknapp şubat ayı içerisinde, Portsmouth'tayken offshore hesabı üzerinden vergi kaçırmakla suçlandığı davada mahkemeye çıkmıştı ve suçsuz bulunmuştu. Ardından Fabio Capello'dan boşalan İngiltere Milli Takımı teknik direktörlüğüyle adının anılması sonrası takıma bir haller oldu. Redknapp faktörü hariç bir de bazı oyuncuların önümüzdeki sene yapacakları transferleri düşünerekten akıllarının sahada olmadığı kanısındayım.
QPR ise bu sezon 8. kez kırmızı kartla cezalandırıldı ve bir maçı daha 11 kişi tamamlayamadı. QPR adına özellikle kalecileri Paddy Kenny'nin yıldızlaştığı maçta, Adel Taarabt önce mithiş bir frikik golüne imza attı sonra ise bence haksız yere gördüğü 2. sarı kartla oyun dışı kaldı.
Bu arada Tottenham kalecisi Brad Friedel Premier Lig'de ard arda 300. kez sahaya çıkarak, ulaşılması güç bir rekora imza attı.
Wolverhampton Wanderers v Manchester City
Aslında sonucu en başından belli olan bir maçtı bu. City gayet rahat oynadığı ve birçok gol pozisyonundan yararlanamadığı maçta rakibini 2-0 ile geçerken, bu sonuçla Wolves ligden düşen ilk takım oldu. City'nin sol beki Gael Clichy'nin Sergio Agüero'ya attığı gol pası ve Yaya Toure'nin maç boyu sergilediği performans görülmeye değerdi.
Manchester United v Everton
90 dakika boyunca temponun düşmediği maçta 8 golün çıkması bizlere ayrı bir futbol zevki verdi. 4-4 biten maç genelinde United üstün oynayan taraf olmasına rağmen Everton son derece akıllıca hücum etti ve son vuruşlarda oldukça başarılıydı. Maç 4-2 giderken, oldukça organize gelişen United atağında sol bek Patrice Evra'nın vuruşu direkten döndü. Bu pozisyon belki de maçın kırılma anıydı.
Bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim, 20 Milyon Euro'ya alınan genç file bekçisi David de Gea yine gelen tüm topları seyirci olarak izlemekle yetindi. Durum böyle olunca da United'ın 2012 senesinde kendi shasında puan kaybettiği ilk maçta yine başrole soyundu.
Maça dair son bir bilgi olarak, Everton'ın devre arasında transfer ettiği ve golcü sorununa kesin çözüm bulmasına vesile olan Nikica Jelavic 8. lig maçında 6. golünü atarken, United'ın golcüsü Wayne Rooney ise bu sezon 8 hafta gol atamadığı bir süreç yaşamasına rağmen ligdeki gol sayısını 26'ya çıkardı.
Liverpool v West Bromwich Albion
Liverpool'un sayısız gol fırsatını cömertçe harcadığı maçta, WBA tam 45 yıl aradan sonra Anfield Road deplasmanından galibiyet çıkardı. WBA'in Anfield Road deplasmanı karnesi o kadar kötüydü ki, bu stadta son gollerini bile 1985'te atmışlardı. O golün sahibi de BBC'nin futbol departmanından tanıdığımız Gareth Cook'a aitti.
Bu maçta da 2 kez direğe takılan Liverpool, bu sezon tam 30 kez direğe takılmış oldu.
Liverpool bu sonuçla, 2012 senesinde kendi sahasında yalnızca bir galibiyet alırken, sezon genelinde ise Anfield Road'ta tam 27 puan kaybetti.
Aston Villa v Sunderland
Geniş özetini izlediğim maçta Aston Villa ile Sunderland son derece çekişmeli geçen maçta golsüz berabere kaldılar. Sunderland'in ligde hedefsiz kalması onlarda ciddi bir form düşüklüğüne sebep oldu. Bu arada Sunderland forveti Nicklas Bendter'in gayet nizami bir golü ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayılırken, Martin O'Neill eski takımı Aston Villa'ya karşı 8. maçında da yenilgi yüzü görmedi.
Daha önce Birmingham şehrinin 2 takımı olan Aston Villa ve Birmingham'da forma giyen Craig Gardner ise eski takımı Aston Villa'ya karşı oynadığı maçta kırmızı kart görerek, Premier Lig'de ki 4. kırmızı kartını yine Birmingham şehrinde görmüş oldu.
20 Nisan 2012 Cuma
21 - 22 Nisan Premier Lig YAYIN AKIŞI
21 Nisan Cumartesi
14:45 - Arsenal v Chelsea ( Lig Tv 3 )
17:00 - Aston Villa v Sunderland ( Lig Tv 2 )
17:00 - Newcastle United v Stoke City ( Premier Lig Tv )
19:30 - Queens Park Rangers v Tottenham Hotspur ( Lig Tv 2 )
22 Nisan Pazar
14:30 - Manchester United v Everton ( Lig Tv )
18:00 - Liverpool v West Bronwich Albion ( Lig Tv 2 )
18:00 - Wolves v Manchester City ( Lig Tv 3 )
14:45 - Arsenal v Chelsea ( Lig Tv 3 )
17:00 - Aston Villa v Sunderland ( Lig Tv 2 )
17:00 - Newcastle United v Stoke City ( Premier Lig Tv )
19:30 - Queens Park Rangers v Tottenham Hotspur ( Lig Tv 2 )
22 Nisan Pazar
14:30 - Manchester United v Everton ( Lig Tv )
18:00 - Liverpool v West Bronwich Albion ( Lig Tv 2 )
18:00 - Wolves v Manchester City ( Lig Tv 3 )
18 Nisan 2012 Çarşamba
Profesyonel Futbolcular Derneği Premier Lig 2011-2012 Yılın Oyuncusu Adayları

Robin van Persie ( Arsenal )
Hani mayasında, hamurunda kalite var derler ya, annesi ressam, babası ise heykeltıraş olan Robin van Persie için bu tabiri kullanmak ideal olur kanısındayım. Aileden gelen ince görme yeteneğini yeşil sahalara taşıyan, 28 yaşındaki Hollandalı milli oyuncu bu sezon Arsenal forması altında Premier Lig'de 27 gol ve 13 gol pasıyla oynamakta. Sanırım onun önderliğindeki Arsenal için söylenecek en uygun söz şudur;
" Arsenal'da Batman'e ihtiyaç duyulmuyor çünkü onların Robin'i var! "
Wayne Rooney ( Manchester United )
Ada futbolunda artık bir golcü ekolü haline gelmiş olan 26 yaşındaki oyuncuyu sizlere silbaştan anlatmama gerek yok kanısındayım. Şu an ligde 24 golü bulunan golcü oyuncu, bu sezon tam 8 maç üst üste gol atamamış ve ada basınındaki onu sevmeyen kitle tarafından yerden yere vurulmuş hatta takımdan ayrılacağı bile yazılıp, çizilmişti. Ancak o herzamanki gibi hırsını ve yeteneklerini sahaya yansıtıp, golleriyle United'ı zirve yarışında taşımasını bildi.
Sergio Agüero ( Manchester City )

Sezon başında tam 47 milyon Euro'ya transfer edilen Arjantinli golcü, bizlere birbirinden güzel son vuruşlarla dolu goller izletti. Aslında bazı pozisyonlarda bu seyir zevkini tavan yaptırmak adına, pozisyonları çok zorluyor, çok ince görmeye çalışıyor ve olmayacak golleri kaçırıyor. Bu eleştirimi de söylemeden geçemeyeceğim. Tabii bu eleştirim onun Manchester City forması altında 21'i Premier Lig'de olmak üzere bu sezon toplam 28 gol attığı gerçeğine gölge düşüremez. Ayrıca ligde 9 gol pası vermiş durumda. Oyuncu bu sezon bu ödüle adaylığının yanı sıra, En İyi Genç Oyuncu Ödülü adayları arasında da yer aldığından, o gece ödül alması en muhtemel oyuncular arasında yer alıyor.
Maradona'nın manevi oğluna dair son birşey eklemek istiyorum. Bu sezon City'nin kendi sahasında yalnızca bir kez ilk yarıyı yenik kapattı ve yine o maç kendi sahasında puan kaybettiği tek maç olarak kayıtlara geçti. Bahsettiğim maç, 3-3'lük Sunderland maçı ve bu maç öncesi Agüero, oğlunun oyuncak motorsikletiyle oynarken kendini sakatlamıştı. O maçta sahadaki yerini alamamıştı ve belki de City o maçtaki puan kaybı yüzünden şampiyonluğu kaybedecek.

Joe Hart ( Manchester City )
Bu ödülü şu ana kadar kazanan bir kaleci olmamasına rağmen gerek Newcastle United'ta Tim Krul gerek Swansea City'de Michael Vorm gerekse Manchester City'den Joe Hart'ın bu sezonki kaleci performanslarını ödüllendirmek kaçınılmaz olsa gerek. Joe Hart ciddi anlamda büyüleyici bir sezonu geride bırakmak üzere. Ben 20-30 dakika kameranın kendisini çekmediği ancak kalesinde aniden yaşanan bir tehlikeli pozisyonda maça aynı konsantrasyonla bağlı olduğunu gördüğüm, müthiş bir kurtarışa imza attığı birçok maçını hatırlıyorum. Her an oyunun içerisinde olan ve her maç kendini geliştirerek, akıl almaz kurtarışlara imza atan bu hırslı file bekçişi ödülün en kuvvetli adayları arasında yer almakta.

Scott Parker ( Tottenham Hotspur )
Scott Parker'ın geçtiğimiz sezon oynadığı West Ham United ekibi Premier Lig'e veda etmiş ancak orta sahadaki savaşçı oyunu sayesinde kendisi Futbol Yazarları Derneği tarafından Yılın Oyuncusu ödülüne layık görülmüştü. Parker bu sezon Tottenham'a transferin bitimine yalnızca birkaç saat kala geldi. O andan itibaren Tottenham orta sahasını toparlayan, sahada basmadık yer bırakmayan, takımın fiziksel yahut mental olarak düştüğü dakikalarda takımını ateşleyen, kısıtlı kabiliyetleri ile hücuma bile çıkmaya çalışan bir savaşçı olarak tüm futbolseverlerin beğenisini kazandı.
David Silva ( Manchester City )
Manchester City tam 500 Milyon Euro değerinde bir takım kurup, onlarca sene sonra ilk kez şampiyonluğa oynamaya başlayınca doğal olarak ödül gecesindeki adayların birçoğu da yine City takımının oyuncuları arasından seçildi.
Premier Lig'in rekor bonservis bedellerinden biri olan David Silva sezona müthiş başlayıp, ara transfer dönemine dek oldukça verimli maçlar çıkardı. City'nin tüm hücumlarına o yön veriyordu ve özellikle öldürücü ara paslarıyla rakip savunmaları alt üst ediyordu. Premier Lig'de 6 gol ve 15 gol pasıyla oynayan Silva'nın özellikle son 2-3 aylık süreçte eskisi kadar etkili olduğunu söylebilmem çok zor. Kendisi hem fiziksel olarak düşüş yaşarken hem de sanki aklı saha dışında başka konulara takılı kalmış izlenimi yaratıyor. Son dönemlerdeki performans düşüklüğünden ötürü kendisinin bu ödülü almasına pek ihtimal vermiyorum.
17 Nisan 2012 Salı
Kupa'da Yarı Final ve Premier Lig'de 34. Haftanın Ardından
Ligin dibine demir atmış olduğu haftalarda bile gerek başlı başına bir konu açaraktan, gerekse satır aralarında Roberto Martinez ve Wigan Athletic'i öven yazılar yazdım. Onlar puan tablosuna baktığımızda ligin son sırasına abone olmuş gibilerdi ancak onların maçlarını izleyenler için durum o kadar basit, o kadar iç karartıcı değildi. Sahaya ciddi anlamda pozitif bir futbol ortaya koyuyorlardı. Evet defans kurguları aksaklıklarla doluydu ve forvet hattında ciddi anlamda yetersiz kalan Franco Di Santo oynuyordu ancak takım tüm bu handikaplara rağmen topu inatla dikine sürüyor, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle hücumlar geliştiriyordu.
Nitekim bu emeklerinin karşılığını almaya başladılar ve öncelikle 24 Mart'ta Liverpool'u deplasmanda yendiler. Ardından 31 Mart'ta kendi sahalarındaki galip gelememe sıkıntısını aşıp, Stoke City'i 2-0 ile geçtiler.
Londra deplasmanında Chelsea'ye kafa tuttular ve 2 ofsayt golüyle yenildiler ancak pes etmeyip önce Manchester United'ı daha sonra ise dün gece Arsenal'ı yenmesini bildiler. Bu seri onları ligin dibinden alıp, düşme potasının 5 puan üzerine çıkardı.
Son olarak şunu eklemem gerekir ki, ligin bitimine 2 hafta kala küme düşme potasındaki bir diğer rakipleri olan Blackburn deplasmanına gidecekler. Ligin son haftasında ise o maça muhtemelen ligden düşmüş olarak çıkacak olan Wolves'u konuk edecekler. Kısacası Wigan'ın kendi kaderini tayin etme hakkı kendi elindeymiş gibi gözüküyor.
Gelelim Premier Lig'in ve Federasyon Kupası'nın diğer güzel maçlarını analiz etmeye. Merseyside ekipleri Liverpool ile Everton bizlere futbol kalitesi olarak düşük tempoda bir maç izletmesine rağmen Liverpool'un geriden gelip, maçı kazanması ve adını Federasyon Kupası Finali'ne yazdırması güzeldi.
Ligde ise United dolu dizgin devam ediyor. Özellikle Rio Ferdinand, Ashley Young ve Rooney'nin formu göz kamaştırıyor.
City ise problem çocuk Mario Balotelli'siz çok daha verimli oyunlar ortaya koymaya başladı. Arjantinli 2 süper golcüsü Carlos Tevez ile Sergio Aguero müthiş işler ortaya koymaya başladılar. Güzel verkaçlar ve çalımların yanı sıra birlikte başladıkları 3 maçta toplam 10 gole imza attılar.
Tottenham ise yarı final hezimetlerine bir yenisini ekleyerekten, Chelsea karşısında adeta darmadağın oldu. Ancak ben bu maçtada, tıpkı son haftalardaki gibi maç sonucuna etki edecek birçok yanlış hakem kararı olduğu kanısındayım. Bu arada ne yapın ne edin, bu maçın tekrarını yahut geniş özetini izleyin derim. Tempo ve mücadele olarak çok güzel bir maçtı.
Son olarak ' Barcelona B ' olarak adlandırdığım Swansea City'nin orta sahadaki dinamik ismi Gylfi Sigurdsson'dan bahsetmek istiyorum. Bu oyuncu her 2 ayağını da müthiş etkili kullanıyor. Uzaktan şutları çok tehlikeli, kanatlara çok güzel toplar dağıtıyor ve duran toplarda isabetli ortalar açıyor. Swansea City zaten izlerken zevk veren bir takım, bir de böyle birkaç kaliteli ismi de kadrosunda barındırınca daha güzel bir imaj çiziyorlar.
Biraz da ilginç istatistikler sunalım sizlere;
* Everton'da forvet probleminin kesin olarak çözüldüğünü sıkça dile getiriyorum. Devre arası transferi Nikica Jelavic, son 5 resmi maçta 5 gol atma başarısı gösterdi.
* 21 Eylül'de oynanan Bayern Münih maçında sonradan oyuna girmek istemeyen ve o maçtan sonra, 21 Mart'ta ki Chelsea maçına dek kadro dışı bırakılan Carlos Tevez'in dönüşü git gide muhteşem olmaya başladı. Futbola yeniden ısınmaya başlayan süper golcü, bu hafta biri olağanüstü olmak üzere 3 gol birden atarak hat-trick yapmış oldu.
* Liverpool'un golcü ismi Luis Suarez ise bu hafta defansın büyük hatasını değerlendirerek Everton ağlarına bıraktığı golle, Federasyon Kupası maçlarında 3'te 3 yapmış oldu.
* Hatırlayacağınız üzere Manchester United, futbola veda eden kızıl prensi Paul Scholes'u yeniden futbol oynamaya ikna etmişti. İşte o Scholes ile oynadıkları 9 lig maçında da galip geldi United. Anlaşılan o ki, isabetli bir ikna olmuş. =)
* United bu sezon ilk yarılarda 36 gol birden bulurken, bu pazar yendiği rakibi Aston Villa ise tüm sezon 35 gol bulabildi.
* Didier Drogba Wembley'de oynadığı tüm Federasyon Kupası ve Lig Kupası maçlarında gol atma başarısı gösterdi.
* Chelsea'nin başına geçici olarak getirilen ancak çok kısa sürede takıma hem yeni bir çehre hem de ivme kazandıran Roberto di Matteo'nun kazanma yüzdesi %75 olarak göze çarpıyor. Ayakta durmaya mecali olmayan Chelsea, di Matteo sonrası 12 maçta 9 galibiyet, 2 beraberlik alırken yalnızca City karşısında sahadan mağlup ayrıldı. Roman Abromovic'in yeni teknik adam konusunda bir kez daha düşünmesi gerekecek gibi.
13 Nisan 2012 Cuma
Liverpool v Everton Rekabeti - TARİHSEL SÜREÇTEN BUGÜNE..
1984-1985 futbol sezonunun Şampiyon Kulüpler Kupası final maçı öncesi Liverpool holiganları sokaklarda başlattıkları olayları stada taşımışlardı. Alkol duvarını da fazlasıyla aşan İngiliz holiganlar, stadyum içerisinde Juventus taraftarlarına saldırarak, izdihama yol açmışlardı. Çıkan olaylarda 38'i Juventuslu olmak üzere, 39 taraftar ezilerek, feci şekilde can vermişti.
Bu olay sonrası İngiliz futbolu büyük cezalarla karşı karşıya kalmıştı ve işte tam da o yaraların sarılmaya başladığı günlerden birinde yine Liverpool ve taraftarları başrole soyunacaklardı.
15 Nisan 1989 tarihinde yine bir Federasyon Kupası maçında, yarı finalistlerden biri yine Liverpool'du ve rakibi Nottingham Forest idi. Maç Sheffield şehrindeki Hillsborough Stadı'nda oynanacaktı. Maça ilgi aşırı fazlaydı ve Liverpool'lu oyuncuların ısınma hareketleri için sahaya çıkmasıyla adeta kıyamet kopmuştu. Tribünlerde müthiş bir tezahurat vardı ve bunu duyan dışardaki seyirciler içeri girmek için telaş etmeye başlamışlardı. Güvenlik güçleri de bu telaşa ortak olmuştu ve seyirciler içeri daha hızlı girebilsin diye bazı gişelerden biletsiz girişe olanak sağlamıştı.
Durum böyle olunca stadyum kapasitesinin çok üzerinde dolmuştu ve 6. dakikasında duran maçta tam 96 Liverpool seyircisi ezilerek can verirken, 766 Liverpool seyircisi ise ezilerek yaralanmıştı.
İşte bu pazar günü, bu facia ve faciada hayatını kaybedenlerin anısına, aradan geçen 23 seneye rağmen yine matem havasında geçecek çeşitli anma etkinlikleri düzenlenecek. Yine bu etkinlikler kapsamında, yarın oynanacak Liverpool v Everton maçından önce de saha içerisinde ve tribünlerde çeşitli anma etkinlikleri gerçekleştirilecek.
Maça ve yarı final mücadelesindeki takımlara dönecek olursak; 2 takımda Liverpool şehrinin temsilcisidir. Mersey adı verilen bir nehir, 2 takımı ve birçoğu akraba olan 2 takım taraftarlarını birbirinden ayırarak, Merseyside Derbisi verilen, Liverpool v Everton maçlarının ilham kaynağı ve isim babası olmuştur. Tarihsel süreci oldukça derin olan bu kapışmalarda Liverpool kırmızılar ve liman işçilerini temsil ederken, Everton ise mavileri ve kraliyetçileri temsil etmektedir.
1894 senesinden bu yana süregelen bu derbinin hikayesi oldukça ilginçtir. Liverpool şehrinde ilk olarak 1878 senesinde kilise ve kiliseye sıkça uğrayan kitle tarafından St. Domingo Futbol Kulübü olarak şimdiki Everton Futbol Kulübü kurulmuştur. Ancak daha sonralarında bu kulüp semtin kulübü hüviyetini kazanıyordu ve Everton Futbol Kulübü olarak isim değiştiriyordu.
Everton Futbol Kulübü, 1888 senesinde kurulan ilk resmi ligde kurucu üyeler arasında yer alıp, 2 sezon sonra ilk şampiyonluğunu ilan ediyordu.
Kulübün sahibi konumundaki John Houlding'in ticari bazı manevraları yüzünden Everton takımı maçlarını oynadığı Anfield Road'tan Goodison Park'a geçiş yapıyordu. Bu duruma oldukça öfkelenen John Houlding ise sahibi olduğu arsada maç oynatmaya devam edip, hem kira geliri hem de diğer gelirlerden yoksun olmamak adına 1892'nin haziran ayında Liverpool Futbol Kulübü'nü kuruyordu.
Liverpool alt liglerde başladığı mücadelesinde kısa sürede büyük başarılara imza atarak, en üst seviye lige tırmanmasını başarmıştı. 1993'te Premier Lig adını alan ve futbol dünyasına müthiş organize bir şekilde pazarlanan ligde hala şampiyonluğu bulunmamasına rağmen, kulüp müzesinde 18 Lig Şampiyonluğu Kupası olduğunu anımsatmakta fayda var.
Liverpool'un logosunda Pers mitolojisinden gelen kırmızı bir anka kuşu bulunmaktadır ve KOP tribünü adı verilen, oldukça sadık taraftarlardan oluşan bir kale arkası tribününe sahiptirler.
1900 senesinde Güney Afrika'ya sömürü düzenini getirmek için 2. Boer Savaşı'nda çarpışan İngilizler, Smion Kop adı verilen bir tepede en şiddetli çatışmalara maruz kalıp, büyük kayıplar vermişti. Bu tepeyi korumakla yükümlü olan ve bu savaştan sağ olarak ülkelerine dönen askerler, Liverpool maçlarında kale arkasında maçı izledikleri ufak tepeciğe KOP ismini vermişlerdi. Tarihsel olarak büyük bir maziye sahip olan KOP tribünleri, hep bir ağızdan ve gırtlaklar patlarcasına söylenen You Will Never Walk Alone ( Asla Yalnız Yürümeyeceksin ) tezahuratı ile tarihe yine damgasını vurmasını bilecekti.
Liverpool'u bu kadar anlatıp da düşman kardeş Everton'ı es geçmek olmaz tabiiki. Aslında düşman tabirini kullandığıma pek aldanmayın. Liverpool şehrinde bu rekabeti her köşede hissetmek mümkünken, yine bu 2 rakip tarafın birbirlerinin varolmasından son derece memnun olduğu gerçeğini de kimse inkar edemez.
Şu an en üst seviye liglerde en çok oynama rekoru tam 190 seneyle Everton'a aittir. En üst seviye lig statüsünde tam 9 şampiyonluğa sahip olan maviler, 5 kez de dünyanın en eski ve en prestijli yerel kupası olarak adlandırılan İngiltere Federasyon Kupası'nı kazanmıştır.
Kulübün ambleminde, 1800'li yılların İngiltere'sinde ertesi sabah yargıç önüne çıkacak ağır suçlu olmayan kişileri, yargıdan önceki gece bir nevi nezarethane misali ağırlayan tarihi bir kule vardır. Yine kulüp logosunda Latince " Nil Satis Nisi Optimum " yazmaktadır. Birçoğuna göre Liverpool'a ithaf edilen bu yazı, " sadece en iyi olan yeterince iyidir. " tadında bir anlam taşımaktadır.

Biraz da bu sezona ve yarı finale dönelim. Liverpool son 1.5 senedir adalı oyunculara büyük yatırımlar yaptı. Ortada transfer için harcanan 100 milyon İngiliz Sterlini civarında bir para söz konusu ancak özellikle 2012 senesi itibariyle Liverpool'un Premier Lig'de müthiş başarısız olduğunu belirtmek gerekir. Sezon başında kendi sahasındaki maçlarda ve kapanan rakiplere karşı zorlanan Liverpool, haftalar ilerledikçe tüm rakiplere karşı zorlanmaya başladı.
Takımın defans kurgusu ve defans oyuncuları çok cılız, çok yetersiz bence. Sert savunma özelliği olmadığı gibi bir de adam paylaşımlarında akıllara zarar hatalar yapıyorlar. Orta sahada bu sezona çok formda giren Brezilyalı ön libero Lucas Leiva sakatlanıp sezonu kapattıktan ve takımın herşeyi olan kaptan Steven Gerrard sakatlıklarla boğuşmaya başladıktan sonra büyük sıkıntılar doğdu. Orta sahada sorumluluk alan oyuncu sayısı resmen sıfır! Hücum hattında ise 30 milyon İngiliz Sterlini bonservisle, büyük umutlar karşılığı transfer edilen Andy Carroll yokları oynamaya devam ediyor. 5 lig maçı aradan sonra gelen Blackburn galibiyetinde son dakikada attığı golle takımını galibiyete taşıdığına aldanmayın derim. O maçtada sahada varlığıyla yokluğu birdi hatta maç 2-2 giderken az kalsın kendi kalesine gol atıyordu. Hücum hattından Craig Bellamy'nin takımı ateşleyici rolü çok iyi ancak devamlılığı ve fiziksel kapasitesi oldukça yetersiz. Uruguaylı golcü Luis Suarez ise tüm sezonu kendini yere atarak faul - penaltı çalma çabası, bir de İngiltere Futbol Federasyonu tarafından sıkça cezalandırılarak geçirdi.
Everton ise kulübün başındaki 10. senesini kutlayan David Moyes ile birlikte herzamanki gibi mütevazi bir kadroyla, 90 dakika mücadeleyi bırakmayan bir oyun yapısıyla karşımızda oldu. Özellikle devre arası transferleri takıma müthiş katkı yaptı. Landon Donovan, LA Galaxy'den kiralandığı kısa sürede takıma hücum olarak büyük katkı sağladı. 2 milyon İngiliz Sterlini karşılığı Manchester United'tan satın alınan orta saha oyuncusu Darren Gibson oynadığı tüm maçlarda orta sahaya müthiş dinamizm katarken, Everton formasıyla çıktığı 11 resmi maçın hiçbirisinde yenilgi yüzü görmeyerek takımın bir nevi uğuru konuma geldi. İlk dönem gol yollarında acaip zorlanan Everton, devre arasında 5.5 milyon İngiliz Sterlini karşılığında Rangers'tan Nikica Jelavic'i kadrosuna katarken, forvet hattındaki probleme kesinlikle çözüm buldu. Eski oyuncuları Steven Pienaar ise Tottenham'dan kiralandı ve bu kupa maçında kurallar gereği oynayamayacak ancak o da son maçların orta sahadaki yükselen yıldızları arasında.

2 takım 1894 senesinden bugüne dek 218 kez karşılaştılar ve Liverpool 86 galibiyet alırken, Everton'ın galibiyet sayısı 66 olarak istatistiklere yansıyor. Liverpool rakibine 300 gol atarken, kalesinde 249 gol görmüş durumda. Federasyon Kupası yarı final turunda ise 5 karşılaşan 2 ekipten Liverpool 3 kez turu atlayan taraf olmuş. Genel olarak ise 16 kez eşleşen 2 takımın mücadelelerinde, Liverpool 9 kez gülen takım olmuş.
1986 ve 1989'da 2 takım finalde eşleştiler. O zaman Liverpool menajeri tıpkı bugünkü gibi Kenny Daglish idi ve gülen taraf 2 finalde de kırmızılar olmuştu.
Everton 24, Liverpool ise 23. kez bu kupada yarı finale çıkacaklar. Bu sayıda onlardan daha üstün olan 2 takım yalnızca Manchester United ve Arsenal olarak göze çarpıyor.
Liverpool bu tura gelen dek Oldham, Manchester United, Brighton ve Stoke'u elerken, Everton ise Tamworth, Fulham, Blackpool ve Sunderland'i saf dışı bıraktı.
Yarınki maçı daha derinlemesine analiz etmek gerekirse;
Liverpool Muhtemel 11'i : Jones
Johnson, Skrtel, Agger, José Enrique
Downing, Gerrard, Henderson, Bellamy
Kuyt, Suárez.
Johnson, Skrtel, Agger, José Enrique
Downing, Gerrard, Henderson, Bellamy
Kuyt, Suárez.
Everton Muhtemel 11'i :
Howard
Neville, Heitinga, Distin, Baines
Osman, Gibson, Fellaini, Drenthe
Cahill
Jelavic
Neville, Heitinga, Distin, Baines
Osman, Gibson, Fellaini, Drenthe
Cahill
Jelavic
Liverpool'da Eksik Oyuncular: Adam, Lucas, Kelly, Reina, Doni
Everton'da Eksik Oyuncu: Rodwell
Saat: 14.30 ( NtvSpor Canlı Yayın )
Stad: Wembley ( Eleme Usulü Tek Maç - Tarafsız Saha )
Hakem: Howard Webb
Liverpool'un ilk 2 kalecisi olan Jose Reina ve Alexander Doni kırmızı kart cezalısı olduğundan kaleyi fazlasıyla maç eksiği bulunan, ayrıca yakın zamanda oğlunu lösemiden kaybeden Brad Jones koruyacak. Jones 2010 senesinden bu yana ilk kez 11'de bir maça çıkacak.
Liverpool'da orta sahadan Charlie Adam ve Lucas Leiva en kritik 2 eksik olarak dikkatimi çekiyor.
Everton'da 2 kritik eksik olaraktan, orta sahanın savaşçı isimlerinden Jack Rodwell ile kupa maçlarında kural gereği oynayamayan Steven Pienaar olarak dikkatimi çekiyor.
David Moyes bu sezon ilk kez kadroyu dinlendirmek adına rotasyona başvurdu ve pazartesi akşamı oynanan lig maçında sol bek Leighton Baines, forvet arkası Tim Cahill ile formda golcüleri Nikica Jelavic dinlendirilen isimler oldu. Everton'da 2 kritik eksik olaraktan, orta sahanın savaşçı isimlerinden Jack Rodwell ile kupa maçlarında kural gereği oynayamayan Steven Pienaar olarak dikkatimi çekiyor.
***
Sizlere Merseyside'ın 2 ezeli ve ebedi rakibini tarihsel sürecinden, günümüzdeki form durumlarına kadar anlatmaya çalıştım. Gönül isterdi ki içimden geldiği gibi çok daha uzunca yazayım ancak söz konusu bir blog sayfası ve maça dair bir makale olunca tadında bırakmak gerekiyor.
Yarınki maçta umarım bir kez daha kıran kırana bir Liverpool v Everton maçı izleriz ve iyi oynayıp, hakeden taraf adını Federasyon Kupası Finali'ne yazdırır.
14-15-16 Nisan Premier Lig ve Federasyon Kupası YAYIN AKIŞI
14 Nisan Cumartesi
14:30 - Liverpool v Everton ( NtvSpor )
14:45 - Norwich City v Manchester City ( Lig Tv 2 )
17:00 - Swansea City v Blackburn Rovers ( Lig Tv 2 )
17:00 - West Bwomwich Albion v Queens Park Rangers ( Premier Lig Tv )
15 Nisan Pazar
20:00 - Tottenham v Chelsea ( NtvSpor )
18:00 - Manchester United v Aston Villa ( Lig Tv 3 )
16 Nisan Pazartesi
22:00 - Arsenal v Wigan Athletic ( Lig Tv 3 )
14:30 - Liverpool v Everton ( NtvSpor )
14:45 - Norwich City v Manchester City ( Lig Tv 2 )
17:00 - Swansea City v Blackburn Rovers ( Lig Tv 2 )
17:00 - West Bwomwich Albion v Queens Park Rangers ( Premier Lig Tv )
15 Nisan Pazar
20:00 - Tottenham v Chelsea ( NtvSpor )
18:00 - Manchester United v Aston Villa ( Lig Tv 3 )
16 Nisan Pazartesi
22:00 - Arsenal v Wigan Athletic ( Lig Tv 3 )
11 Nisan 2012 Çarşamba
Wigan v United / City v WBA Maçlarına Dair Bilgiler ve Tahminlerim
Wigan Athletic v Manchester United
DW Stadı / 21:45 - Lig Tv
Wigan'da forvet Hugo Rodellega ve orta sahadaki etkili hücum silahı Victor Moses'ın sakatlıkları devam etmekle birlikte, durumları anca maç saatinde netleşecek.
Wigan aylardır ligin dibine demir atmış olmasına rağmen üst sırasında yer alan diğer düşme adayı takımlardan çok daha pozitif futbol oynayan bir ekip. Onların bu pozitif futbolunda özellikle menajerleri Roberto Martinez'in katkısı büyük. Ancak kendi sahalarında oynadıkları 16 lig maçından yalnızca 2 galibiyet çıkarmış olmaları ve son haftalarda aleyhlerine işleyen hakem hataları yüzünden Premier Lig'e veda edecekler gibi gözüküyor.
Konuk United ise 8 puan farkla lider olmanın tadını çıkartırken, bu maçta kadroda bazı rotasyonlar yapması gündemde. Sir Ferguson usta ayaklardan Rio Ferdinand'ın yerine Chris Smalling'e, Paul Scholes'un yerine ise genç yeteneklerden Tom Cleverly'ye yer verebilir. Sakatlıktan çıkan Nani'nin de bu maç oynaması bekleniyor. Takımda uzun süredir eksik olan isimleri saymazken, güncel bir sakatlık yok.
Wigan deplasmanı sanılandan zor geçebilir. En azından maçta direnen, hatta mutlak lazım olan galibiyet adına dikine futbol oynayan bir Wigan izleyebiliriz. Ancak şu da var ki, United son 5 maçta tam 21 kez Wigan ağlarını havalandırdı. Ayrıca Rooney de Wigan'a karşı son 14 maçta 10 kez gol atma başarısı gösterdi. Yani United hem takım olarak hem de bireysel olarak Wigan'a karşı zorlanmadan gol atıyor.
Takımların olası 11'leri ise aşağıdaki şekilde olacaktır;
Wigan : Al Habsi, Alcaraz, Caldwell, Boyce, Figueroa, Beausejour, McCarthy, McArthur, Moses, Maloney, Di Santo
Man Utd : De Gea, Rafael, Smalling, Evans, Evra, Valencia, Cleverley, Giggs, Nani, Rooney, Hernandez
Manchester United Asya Handikap -1.5 ---> @2.39 ( Bets10 )
Nani Gol Atar ---> @5.20 ( Betfair )Manchester City v West Bromwich Albion
Etihad Stadı / 21:45 - Lig Tv3
City son aylarda zaten kötü futbol oynuyordu ancak son haftalarda kötü futbola bir de puan kayıpları eklenince şampiyonluk şansları minimum seviyeye indi. Problem çocukları Mario Balotelli'nin bir kez daha cezası var ve bu maçla birlikte 3 maç takımla birlikte olamayacak. Muhtemelen bu sezon artık ilk 11'de başlayamaz. Cezası bittikten sonra da Mancini tarafından kızağa çekilmesi pek muhtemel gözüküyor. Arsenal maçında Song ile çarpışan orta sahanın dinamosu Yaya Toure'nin de durumu belirsizliğini koruyor. David Silva'nın da hafif bir sakatlığı söz konusu.
Ligde son derece rahat bir konumda bulunan WBA'de ise uzun süreli eksikleri saymazsak, orta sahadan kaptan Chris Brunt ile defansın solunda görev alan Liam Ridgewell bu maçta sahadaki yerlerini alamayacak 2 isim olarak göze çarpıyor. Kanat hücumlarının vazgeçilmezi Jerome Thomas'un durumu ise maç saatinde netlik kazanacak.
City bu maçtan kesin olarak 3 puanı çıkarmasını bilir. Ayrıca çocuğunun oyuncak motorsikletiyle oynarken sakatlanan Sergio Aguero sahalara golle döner. City de az olsa süregelen şampiyonluk umutlarını ilerleyen haftalara taşımaya devam eder.
Takımların olası 11'leri ise aşağıdaki şekilde olacaktır;
Man City : Hart, Richards, Kompany, Lescott, Clichy, Milner, Barry, De Jong, Nasri, Silva, Dzeko
West Brom : Foster, Ridgewell, McAuley, Olsson, Jones, Andrews, Dorrans, Mulumbu, Brunt, Fortune, Odemwingie
Man City Galip Gelir ---> 1.40 ( Betfair )
Man City Asya Handikap -1.5 ---> @1.90 ( Betfair )
Aguero Gol Atar ---> 2.20 ( Betfair )
10 Nisan 2012 Salı
Ezilmeden, Kapanmadan, Dişe Diş Mücadele ile Gelen Galibiyet - TOTTENHAM v NORWICH
Dün Tottenham için güzel başlayan ancak sona yaklaştıkça adeta kabuse dönüşen sezonun kötü maçlarından biri daha oynandı. Gerek puan gerekse futbol olarak rahatça devam ettirdikleri lig üçüncülüğünden, bugün gelinen konumda, Chelsea ve Newcastle ile girişilen lig dördüncülüğü mücadelesi var.
Tottenham maça defans hatalarıyla başladı. Anthony Pilkington maçın 13. dakikasında Tottenham stoperleri ve sağ bekinin ısrarlı ikramını reddetmeyerek, takımını Londra deplasmanında 1-0 öne geçirdi. Bu golden sonra da sakin gelişen ancak oldukça tehlikeli olan Norwich ataklarını seyrettik.
Maç bu şekilde ilerlerken Norwich forveti Grant Holt'un penaltı beklediği pozisyonda, Premier Lig'in 27 yaşındaki hakemi Michael Oliver oyunu devam ettirdi. Ve bu hafta sonu sıkça gördüğümüz dramatik sahnelerden biri gelişerek, bu pozisyon döndü Norwich kalesinde gol olarak sonuçlandı.
Jake Livermoore'un güzel ara pasında, o dakikaya kadar sahadaki varlığıyla yokluğu bir olan Jermaine Defoe topu hafif bir aşırtmayla Norwich ağlarına yolladı.
Maçın ilk yarısı bu şekilde sona ererken, Tottenham ikinci yarıya çok daha etkili başladı. Bu devrede özellikle Tottenham sol beki Benoit Assou-Ekotto'nun Norwich kalecisi John Ruddy tarafından son anda kornere çelinen vuruşu ve sol açık Gareth Bale'in Norwich direğinde patlayan güzel vuruşu akıllarda kalan poizsonlardandı. Maç fazla pozisyon üretilmeden, ortada giderken Norwich kontra atağında orta sahadan Elliott Bennett'in müthiş güzel vuruşu bir kez daha Tottenham ağlarıyla buluştu.
Bu gol sonrası Norwichli taraftarlar, “Thursday night, Channel Five.” diye bağırarak, Tottenham'ın Şampiyonlar Ligi hedefi için ligi bitirmesi gereken ilk 4 sıralamasının onlar için bir hayal olduğunu düşünüp, bu konuyu ti'ye alıyorlardı.
Tottenham takımında çok kötü oynadı diyebileceğim bir oyuncu yoktu ancak onlarda genel olarak bir bocalama söz konusu. Öyle ki, şubat ayından bu yana hem futbol olarak hem de sıralama olaraktan ciddi bir gerileme söz konusu. Takımın ahengi bozulmuş gibi. Defans bocalıyor, kanatlarda Aaron Lennon bir süredir sakattı, varken de o eski etkili bindirmelerini yapamıyor. Gareth Bale'in aklı kesinlikle sahada değil, aklını sahaya verdiği dakikalarda da kendini sıkça yere atarak bu dikkati boşa harcıyor. Luka Modric ise futboldan mental olarak kopmuş izlenimi veriyor. Rafael Van der Vaart fiziksel olarak düşmüş durumda, Jermaine Defoe formsuz, Louis Saha etkisiz hatta Emmanuel Adebayor'dan bile bu süreçte yeterli katkı alınamıyor. Son birkaç maçta sağ kanatta gördüğümüz Brezilyalı Sandro ise ofansif anlamda yeterli üretkenliğe sahip olmadığından o bölgede de sıkıntı oluşmaya başladı. Toparlamak gerekirse Tottenham'da kaleci Brad Friedel ve sol bek Benoit Assou-Ekotto haricinde ayakta kalan tek bir isim yok diyebilirim. Hal böyle olunca da, rakip taraftaların ligi ilk dörtte bitirme çabası içerisinde olan Tottenham'ı ti'ye almalarından doğal birşey yok.
8 Nisan 2012 Pazar
BBC ve SkySports'tan Bile Önce, Arsenal v City MAÇ RAPORU BURADA!!
Maçın ilk dikkat çeken olayı maçın henüz 2. dakikasında City'den Toure'nin sarı kart görmesiydi. Bu pozisyonun ardından City geliştirmeye çalıştığı bir kontra atakta ofsayta düştü ve Arsenallı oyuncular bu vuruşu vakit kaybetmeden kullanalım derken, kural hatası yapıp, rakip sahadan kullanmaya çalıştı. Aslında bu iştah da bir nevi ilk yarının özetiydi. İlk 25 dakika boyunca özellikle Sagna - Walcott destekli, Arsenal sağ kanatından gelen ataklarla geçti. Kazandığı kornerler ve sağ kanat bindirmeleriyle, Arsenal her geçen dakika baskısını daha fazla hissettirdi.
2 ön libero olan Song ve Toure maçın başında diz dize çarpıştılar. İlerleyen dakikalarda, 15. dakikada Toure diz ağrısından ötürü oyunu terk etmek zorunda kaldı. Yerine giren Pizarro ise maçın 35. dakikasında Balotelli'ye müthis bir kontra atak pası verdi ancak Arsenal kalecisi Szczenezy kalesini zamanında terkederek olası bir gol pozisyonunu doğmadan sonlandırdı.
Aynı Balotelli maçın 20. dakikasında Arsenal'dan Song'a yaptığı hareket sonrası kesinlikle kırmızı kart görmeli ve oyundan atılmalıydı!
İlk yarıda akıllarda kalan diğer birkaç pozisyon ise van Persie'nin vurduğu kafanın kendi takım arkadaşı Vermaelen tarafından City kale çizgisinden çıkarılması, 38. dakikada sarı kart gören Balotelli'nin ısrarla kırmızı kart görme çabaları ve bu doğrultuda 3 kez taban göstermesi, bir kez de kasıtlı olarak elle oynamasıydı.
İkinci yarı ise çok daha dengeli başladı açıkçası. Bu yarıdaki ilk tehlikeli atak 53. dakikada City lehine gelişti. Nasri'nin ortasında Aguero'nun müthiş kafa vuruşunu, Arsenal kalecisi Szczenezy kornere tipledi.
56. dakikada Arsenal'da sol bek değişikliği gerçekleşti ve Gibbs yerini Santos'a bıraktı. Santos da aylar süren sakatlığı sonrası yeniden yeşil sahalara merhaba demiş oldu.
59. dakikada ise problem çocuk Balotelli çok kritik bir noktada takımına faul kazandırırken, oyuna biraz önce giren Santos sarı kart gördü.
İkinci yarının ilk 15 dakikası itibariyle oyun 2 takımın atakları ve topa sahip olmaları bazında tamamen dengelenmiş oldu.
62. dakikada Song'un müthiş paslarından birinde daha bu kez direğe takıldı van Persie..
68. dakikada maçtaki 5. sarı kart orta sahadaki faulü sonrası Koscielny'ye çıktı ve o faulün kullanılması sonrası Balotelli'nin şık vuruş denemesi başarısızlıkla sonuçlandı.
70. dakikaya girildiğinde van Persie yine Song'un pasıyla topla buluştu ve Zabaleta'yı çalımlayıp, topu ağlara bıraktı ancak pozisyon öncesi ofsatta olduğundan gol geçersiz sayıldı.
Bu dakikaya kadar en çok dikkatimi çeken ise City orta sahasının inanılmaz cılız ve yetersiz kalmasıydı. Burada Toure'nin sakatlanıp, oyundan çıkmasının da etkisi var mutlaka.
76. dakikada ise inanılmaz şeyler oldu. Sagna'nın ortasında Walcott'un vuruşu önce Hart sonra direğe takıldı. Pozisyonun devamında ise Vermaelen'in vuruşu çizgiden çıktı ve Arsenal akıllara zarar bir gol kaçırdı.
79. dakikada maça neredeyse sıfır katkı yapan Nasri, muhtemelen iki takımın da seyircilerinin ıslıkları altında yerini asıl mevkisi sol bek olan Kolarov'a bıraktı. Aynı dakikada Arsenal'da ise maçın defansa katkısı olumlu ancak ofansa yetersiz olan ismi Benayoun'un yerine Ramsey oyuna girdi.
Burada aklıma takılan ilk soru ise, birkaç saat önce City'nin şampiyonluktaki rakibi United 3 puanı kazanmışken ve yedekler arasında Tevez varken, hangi akla hizmet bir sol bek oyuna sokulur..?
Nitekim 84. dakikada Aguero'nun yerine Tevez oyuna girdi ancak kafamdaki soru giderilmedi, o da ayrı bir tartışma konusu.
85. dakikada ise sağ açığın ele avuca sığmaz çocuğu Walcott oyundan çıkarken, bir diğer süratli isim Oxlade-Chamberlain oyuna girdi.
86. dakikada ise aslında Arsenal takım kalitesine uygun olmadığı için çokça eleştirdiğim son dakika transferi Arteta sahne aldı. İspanyol oyun kurucu, kaptığı topla çok düzgün bir vuruş yapıyor ve Premier Lig'de ki bu sezon 6. golüne imza atarken, belkide takıma tüm sezon yaşanan olumsuzlukları unutturacak bir gole imza atıyordu.
90. dakikada ise Balotelli, fazlasıyla dolaştığı sahada, 2. sarı karttan kırmızı kart görerekten, oyundan atıldı.
90+5'te ise bal yapmayan arı olarak sıkça yazdığım Ramsey akıllara zarar bir gol kaçırdı ve bu da maçın sonu oldu.
Bu mağlubiyetle City 28 maçtır Londra deplasmanında yenemediği Arsenal'a karşı bir kez daha boyun eğmiş oldu.
Manchester United v Qpr - RESMİ KADROLAR VE MAÇ TAHMİNLERİM
Manchester United
- 01 De Gea
- 03 Evra
- 05 Ferdinand
- 06 Evans
- 21 Rafael
- 16 Carrick
- 18 Young
- 22 Scholes
- 25 Valencia
- 10 Rooney
- 19 Welbeck
Yedekler
- 40 Amos
- 04 Jones
- 11 Giggs
- 13 Park Ji-sung
- 23 Cleverley
- 42 Pogba
- 14 Hernandez
Queens Park Rangers
- 01 Kenny
- 03 Hill
- 34 Taiwo
- 35 Ferdinand
- 42 Onuoha
- 02 Diakite
- 04 Derry
- 07 Taarabt
- 14 Buzsaky
- 10 Bothroyd
- 12 Mackie
Yedekler
- 24 Cerny
- 06 Gabbidon
- 18 Young
- 32 Wright-Phillips
- 09 Campbell
- 21 Smith
- 52 Zamora
Hakem: Mason
***
Maçın başlamasına 55 dakika elime geçen resmi kadrolarda United cephesinde Nani'nin yine olmayışı dikkatimi çekiyor. Konuk Qpr'de ise forvet hattından Heidar Helguson ile DJ Campbell 11'de yoklar. Hatta Helguson ve süpriz bir şekilde Joey Barton kadroda bile olmayan isimler. Barton her ne kadar sorunlu bir oyuncu olsa da, bu takımın beyni konumunda olduğunu vurgulamalıyım. Defanstan Armand Traore yine dikkatimi çeken bir diğer eksik isim. Bu sezon çok şey beklenen ancak hep istikrarsız ve savruk bir görüntü çizen kanat oyuncusu Shaun Wright-Phillips ile defanstan Luke Young yedekler arasında olan diğer isimler.
Saat 18:00'de Arsenal ile City karşılaşacaklar. Bu maçta puan farkı kesin olarak 8'e çıkacak ve tüm dikkatler o maça verilecektir kanısındayım.
Maça dair hem bir garanti hem de birkaç süpriz tahminde bulunmak istiyorum.
Manchester United Galibiyeti ---> @1.20 ( Bets10 )
Manchester United Asya Handikap 0:2 ( 2 farkta para iadesi ) ---> @2.05 ( Bets10 )
Rooney Gol Atar ---> @1.60 ( Bets10 )
Adel Taarabt Gol Atar ---> @8.20 ( Betfair )
***
Maçın başlamasına 55 dakika elime geçen resmi kadrolarda United cephesinde Nani'nin yine olmayışı dikkatimi çekiyor. Konuk Qpr'de ise forvet hattından Heidar Helguson ile DJ Campbell 11'de yoklar. Hatta Helguson ve süpriz bir şekilde Joey Barton kadroda bile olmayan isimler. Barton her ne kadar sorunlu bir oyuncu olsa da, bu takımın beyni konumunda olduğunu vurgulamalıyım. Defanstan Armand Traore yine dikkatimi çeken bir diğer eksik isim. Bu sezon çok şey beklenen ancak hep istikrarsız ve savruk bir görüntü çizen kanat oyuncusu Shaun Wright-Phillips ile defanstan Luke Young yedekler arasında olan diğer isimler.
Saat 18:00'de Arsenal ile City karşılaşacaklar. Bu maçta puan farkı kesin olarak 8'e çıkacak ve tüm dikkatler o maça verilecektir kanısındayım.
Maça dair hem bir garanti hem de birkaç süpriz tahminde bulunmak istiyorum.
Manchester United Galibiyeti ---> @1.20 ( Bets10 )
Manchester United Asya Handikap 0:2 ( 2 farkta para iadesi ) ---> @2.05 ( Bets10 )
Rooney Gol Atar ---> @1.60 ( Bets10 )
Adel Taarabt Gol Atar ---> @8.20 ( Betfair )
7-8 Nisana Dair Yorumlarım ve İstatistikler / WIGAN'A HAKEM FACİASI!
* Wigan'da Mohamed Diame son 4 golünü de ceza sahası dışından attı. Ancak şunu da hemen eklemeliyim, kendisi ceza sahası içerisinden akıl almaz goller kaçırıyor. Ayrıca dün Wigan yine oldukça cesur bir futbol oynadı ancak ofsayttan yedikleri bir gol sonrası yenik duruma düştüler. Ardından pes etmeyip maçı 1-1'e getirdiler ve maçın uzatma dakikalarında kaptanları Gary Caldwell müsait pozisyonda bir gol kaçırdı. Ve o top döndü 93. dakikada kendi kalelerinde gol oldu. Bu golde de Torres topa vururken, sonradan golü atacak olan sol çaprazdaki Mata net olarak ofsayttı. Belkide bu kaçan golün ardından yedikleri golle hatta ofsayttan yedikleri iki golle Premier Lig'e veda edecekler, kimbilir..
* Cuma akşamı Swansea top yaptı, ataklar geliştirdi ancak Newcastle ilk 2 ciddi atağında 2 gol atarak maçı 2-0 kazandı. Futbol kalitesi olarak 2 takım arasında büyük uçurumlar vardı. Cuma günü yayınladığım yazımda, sizlere Swansea'yi anlatırken ' Barcelona B ' demiştim. Biraz önce elime enteresan bir istatistik geçti. Swansea avrupada Barcelona, Bayern Münih ve Manchester City'den sonra en başarılı pas yüzdesine sahip olan 4. takımmış.
Yine cuma ki yazımda belirtmiştim ancak yinelemekte fayda var ki, Newcastle'ın forvet hattı takımı buralara kadar getiren en önemli etken olarak göze çarpıyor. İlk dönem Demba Ba, son 8 maçta ise 9 gol atan Papiss Demba Cisse takımı tek başına sırtlıyor. Cisse bu formuyla, dakika / gol bazında Premier Lig tarihinin en iyi golcüsü konumuna ulaştı.
Maça dair söyleyeceğim son şey ise; tamam Swansea müthiş paslaşıyor, sabırla atakları olgunlaştırıyor ve takım olarak hücum / savunma yapıyor ancak forvette Luke Moore olduktan sonra isterseniz dünyanın en iyi pas yapan takımı olun birşey değişmez. Önümüzdeki sezon çok iyi bir golcü takviyesi şart.
* Tottenham son 9 deplasman maçından yalnızca bir galibiyet çıkarabildi.
* Dün, günün ilk maçı olan Sunderland v Tottenham müsabakasında taktiksel anlamda Martin O'Neill kazandı ancak maçın hakkı tamamen beraberlikti. Sunderland ani hücumları çok iyi geliştirmeye başladı. Bu konuda Premier Lig'de bir ekol olabilirler. Ayrıca 2 başarılı hocanın kapışmasında Martin O'Neill'in, Harry Redknapp'a karşı kazanamama serisi devam etti.
* Dün hem maçın başında hem de maç sonundaki uzatma dakikalarında 2 kez kendini yere atan ve yerden kalkmayan Gareth Bale bu sezon Premier Lig'de kendini yere attığı için 2 kez sarı kart gören tek oyuncu. Bu konuda gerek Luis Suarez gerekse Bale'in kulaklarını çekmek şart!!
* Liverpool direkleri dövmeye devam ediyor. O son toplar direkler yerine ağlarla buluşsaydı, şu anda 13 puan fazla toplamış olacaklardı. Dün Aston Villa kalecisi Shay Given'ın kalesinde devleştiği maçta 1-1 berabere kalırken, yine direkleri dövdüler. Bu sezon toplamda 28 kez direğe takıldıklarını söylersem, ne kadar fazla olduğunu siz de anlarsınız. =)
* Everton'ın ara transferde Manchester United'tan transfer ettiği orta saha oyuncusu Darren Gibson, sahaya çıktığı son 24 maçta da yenilgi yüzü görmedi. En son United forması altında nisan 2010'da Chelsea'ye karşı 2-1'lik mağlubiyeti tatmıştı. Az ama hem öz hem de uğurlu oynuyor olsa gerek. ;)
* Everton'ın ara transferde kadrosuna kattığı Nikica Jelavic ise ligde attığı son 8 şutta 4 gol atma başarısı gösterdi.
* Bir diğer golcü ama formsuz golcü Fernando Torres ise geçici hocaları Roberto di Matteo ile sağ açığa yakın oynamaya başladığı dönemde birazcık da olsa silkelendi. Dün de golden hemen önceki topu direkten dönen Torres'in bu sezon 4 gol pası var ve bir tane daha verirse, bu alanda kendi rekorunu kıracak.
* Bolton'ın Fulham'a karşı gol atamama serisi 5 maça çıkarken, Clint Dempsey ise Bolton'a karşı ligde son 3 maçta 5 gol attı.
* WBA küme düşme potasındaki rakibi Blackburn'ü 3-0 geçti ancak WBA kalecisi Ben Foster kalesinde adeta devleşti.
* Wolves son 8 Premier Lig maçında, kalesinde her maç en az 2 gol gördü.
6 Nisan 2012 Cuma
Premier Lig Cuma Maçı Değerlendirmesi - SWANSEA v NEWCASTLE
Swansea City bu sezon oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Ben kendilerine ' Barcelona B ' takma adını verdim. Ne alaka derseniz, dar alandaki kısa - seri paslaşmaları, ofansa yatkın futbolları ve takım olarak savunma yapıp, yine takım olarak hücuma çıkmalarıyla bir Barcelona olamasalar da, onların bir nevi alt lig temsilcisi olarak, Barcelona B olmaya layıklar.
Swansea City maçlarını The Liberty Stadı'nda oynamakta. 20,500 seyirci kapasiteli stad, Premier Lig'de İngiltere sınırları dışında olan tek stad özelliğini taşır. 2005 senesinde inşaa edilmiştir ve düşük seyirci kapasitesine rağmen birçok konuda oldukça düzenli mimariye sahiptir. Dış görünüşüyle oldukça estetiktir ve bembeyaz ağırlıklı bir dış cephe imajı vardır.
Gerek saha şartları gerekse seyircinin inanmışlığından olsa gerek, Swansea City kafasındaki oyun kurgusunu en iyi bu stadta sahaya yansıtıyor. Öyle ki onlar kendi sahasında oynadığı 15 maçta yalnızca 12 gol yediler. Bu alanda onlardan daha iyi olan tek takım ise Manchester City.
Takımda uzunca süredir sahat olan Kemy Agustien harici önemli bir eksik bulunmuyor.
Rakipleri Newcastle United ise menajerleri Alan Pardew önderliğinde, bu sezon bizlere müthiş bir takım izlettiyor. Bu başarının altında yatan en büyük etken ise kuşkusuz isabetli oyuncu transferleri. Newcastle ligde son 3 maçtır kazanıyor ve bu akşam da galip gelirse, 6 yıl aradan sonra ilk kez bu denli uzun soluklu bir galibiyet serisi yakalamış olacak.
Premier Lig'de cuma maçları pek alışılagelmiş bir olay değil ancak az sayıda oynanan cuma maçlarında Newcastle'ın henüz deplasman galibiyeti olmadığı gibi, son 4 cuma maçında da sahadan yenik ayrıldığını belirtmem gerekiyor.
Attığı gollerle ilk yarı takımını sırtlayan Demba Ba son 7 maçtır gol atamasa da, ara transferde takıma katılan bir diğer Senegalli, Papiss Demba Cisse 7 lig maçında 7 gol atma başarısı gösterdi. ( Newcastle'ın yeni transferlerinde ondan daha iyisi, 7 lig maçında 8 gol atan Les Ferdinand idi. )
Bu ikiliyi beslemekle sorumlu Hatem Ben Arfa'da son maçlarda taşın altına elini sokunca Newcastle'da işler yolunda gitmeye başladı.
Takımın kalesi, belkide sezonun en başarılı file bekçisi olan Tim Krul'a emanet olunca, onlar için hedeflenen Uefa Avrupa Ligi çok da uzak gözükmüyor.
Takımdaki en önemli eksikler ise defanstan Fabricio Coloccini, James Perch ile Steven Taylor ve orta sahadan Danny Guthrie ile Gabriel Obertan olarak göze çarpıyor.
Bazı istatistiki veriler;
* 2 ekip Premier Lig'de ilk kez bu sezon karşılaşmışlardı ve o maç 0-0 golsüz eşitlikle sona ermişti. Genel müsabakalarda ise 1980'den bu yana tam 6 maçtır Newcastle'ın mağlubiyeti yok.
* Swansea golcüsü Danny Graham 2 gol daha atarsa, kulüp kariyerindeki 100. gole ulaşacak.
* Newcastle bu sezon ilk golü yediği hiçbir maçı çevirip, galip gelemedi.
Muhtemel 11'ler :
Swansea: Vorm, Taylor, Caulker, Rangel, Williams, Britton, Sinclair, Sigurdsson, Allen, Graham, Dyer
Newcastle: Krul, Williamson, Perch, Simpson, Gutierrez, Ben Arfa, Guthrie, Tiote, Cabaye, Cisse, Ba
Maça Dair Tahminim:
Demba Ba Gol Atar ---> @4.00 ( Betfair )
Over 1.5 ---> @1.35 ( Betfair )
5 Nisan 2012 Perşembe
6-7-8-9-10-11 Nisan Premier Lig Yayın Akışı
6 Nisan Cuma
18:30 - Swansea v Newcastle ( Premier Lig Tv )
7 Nisan Cumartesi
14:45 - Sunderland v Tottenham ( LigTv 2 )
17:00 - Chelsea v Wigan ( Premier Lig Tv )
19:30 - Stoke v Wolves ( Premier Lig Tv )
8 Nisan Pazar
15:30 - Man United v QPR ( LigTv 2 )
18:00 - Arsenal v Man City ( LigTv 3 )
9 Nisan Pazartesi
17:00 - Everton v Sunderland ( LigTv 2 )
17:00 - Newcastle v Bolton ( LigTv 3 )
17:00 -Tottenham v Norwich ( Premier Lig Tv )
19:30 - Aston Villa v Stoke City ( LigTv 2 )
22:00 - Fulham v Chelsea ( LigTv 3 )
10 Nisan Salı
22:00 - Blackburn v Liverpool ( Premier Lig Tv )
11 Nisan Çarşamba
21:45 - Wigan v Manchester United ( LigTv )
21:45 - Wolves v Arsenal ( LigTv 2 )
21:45 - Man City v WBA ( LigTv 3 )
18:30 - Swansea v Newcastle ( Premier Lig Tv )
7 Nisan Cumartesi
14:45 - Sunderland v Tottenham ( LigTv 2 )
17:00 - Chelsea v Wigan ( Premier Lig Tv )
19:30 - Stoke v Wolves ( Premier Lig Tv )
8 Nisan Pazar
15:30 - Man United v QPR ( LigTv 2 )
18:00 - Arsenal v Man City ( LigTv 3 )
9 Nisan Pazartesi
17:00 - Everton v Sunderland ( LigTv 2 )
17:00 - Newcastle v Bolton ( LigTv 3 )
17:00 -Tottenham v Norwich ( Premier Lig Tv )
19:30 - Aston Villa v Stoke City ( LigTv 2 )
22:00 - Fulham v Chelsea ( LigTv 3 )
10 Nisan Salı
22:00 - Blackburn v Liverpool ( Premier Lig Tv )
11 Nisan Çarşamba
21:45 - Wigan v Manchester United ( LigTv )
21:45 - Wolves v Arsenal ( LigTv 2 )
21:45 - Man City v WBA ( LigTv 3 )
1 Nisan 2012 Pazar
31 Mart - 1 Nisan Premier Lig İlginç İstatistikleri
* Chelsea'nin 22 yaşındaki hücum silahı Daniel Sturridge, Aston Villa deplasmanında attığı golle, Premier Lig'de bu sezon attığı gol sayısını çift hanelere taşıdı.
* Roberto di Matteo'nun geçici olarak takımın başına gelmesinden sonra özellikle kanatlarda görmeye başladığımız golcü ( ! ) Fernando Torres, tam 1035 dakika yani 18 maçtır süren ligde gol atamama orucunu bu hafta attığı golle nihayet bozmuş oldu.
* Aston Villa ise Chelsea ile oynadığı son 3 lig maçında tam 8 gol atma başarısını gösterdi.
* Norwich ekibi Craven Cottage'da yani Fulham deplasmanında son 2 maçta hatta son 93 dakikada tam 8 gol yedi.
* Fulham v Norwich maçını yöneten hakem Peter Walton ada futbolunda son kez düdük çaldı. 52 yaşındaki deneyimli hakem, Amerikan Futbol Ligi Hakem Komitesi Başkanlığı görevine getirildi.
* Qpr'den Adel Taarabt oynadığı her maçta mesafe tanımaksızın kaleyi defalarca yoklamasına rağmen ilk Premier Lig golünü bu hafta atabildi.
* Sunderland'ten Sebastian Larsson bu sezon Premier Lig'de attığı son 5 golün 4'ünü ceza sahası dışından attı. Bu hafta City'ye karşı attığı golle, 16 maç aradan sonra City ilk yarıda kalesinde gol görmüş oldu.
* Hakemler hakkında fazlasıyla homurdanmalarına rağmen, Manchester City bu sezon en çok penaltı atışı kullanan takım durumunda!
* Bolton Wanderers 2006 senesinden bu yana ilk kez 3 maç üst üste kazanma başarısı gösterdi.
* Liverpool sürünmeye devam ediyor! 2012 itibariyle oynadıkları 12 lig maçında yalnızca 8 puan toplayabildiler. Dua etsinler Premier Lig ağustosta başlıyor! =) Bu alanda Liverpool'dan daha kötü olan tek ekip, lig sonuncusu Wolverhampton Wanderers.
* Bugün Tottenham kalesini bir sağ bir de sol ayağıyla ard arda yoklayan ve bir tanesinde golü bulan Swansea'den Gylfi Sigurdsson, son 4 deplasman maçındaki 5. golünü attı.
* Roberto di Matteo'nun geçici olarak takımın başına gelmesinden sonra özellikle kanatlarda görmeye başladığımız golcü ( ! ) Fernando Torres, tam 1035 dakika yani 18 maçtır süren ligde gol atamama orucunu bu hafta attığı golle nihayet bozmuş oldu.
* Aston Villa ise Chelsea ile oynadığı son 3 lig maçında tam 8 gol atma başarısını gösterdi.
* Norwich ekibi Craven Cottage'da yani Fulham deplasmanında son 2 maçta hatta son 93 dakikada tam 8 gol yedi.
* Fulham v Norwich maçını yöneten hakem Peter Walton ada futbolunda son kez düdük çaldı. 52 yaşındaki deneyimli hakem, Amerikan Futbol Ligi Hakem Komitesi Başkanlığı görevine getirildi.
* Qpr'den Adel Taarabt oynadığı her maçta mesafe tanımaksızın kaleyi defalarca yoklamasına rağmen ilk Premier Lig golünü bu hafta atabildi.
* Sunderland'ten Sebastian Larsson bu sezon Premier Lig'de attığı son 5 golün 4'ünü ceza sahası dışından attı. Bu hafta City'ye karşı attığı golle, 16 maç aradan sonra City ilk yarıda kalesinde gol görmüş oldu.
* Hakemler hakkında fazlasıyla homurdanmalarına rağmen, Manchester City bu sezon en çok penaltı atışı kullanan takım durumunda!
* Bolton Wanderers 2006 senesinden bu yana ilk kez 3 maç üst üste kazanma başarısı gösterdi.
* Liverpool sürünmeye devam ediyor! 2012 itibariyle oynadıkları 12 lig maçında yalnızca 8 puan toplayabildiler. Dua etsinler Premier Lig ağustosta başlıyor! =) Bu alanda Liverpool'dan daha kötü olan tek ekip, lig sonuncusu Wolverhampton Wanderers.
* Bugün Tottenham kalesini bir sağ bir de sol ayağıyla ard arda yoklayan ve bir tanesinde golü bulan Swansea'den Gylfi Sigurdsson, son 4 deplasman maçındaki 5. golünü attı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









