17 Ocak 2012 Salı

ROBERTO Var, ROBERTO Var..!


          Dün akşam 21 maçta 15 puan toplayan lig sonuncusu Wigan Athletic, kendi sahasında 51 puanlı lider Manchester City’i konuk etti. Maçın ilk 10 dakikasında karşılıklı güç denemesi vardı. Maçın 21. dakikasında Edin Dzeko kendi çabasıyla aldığı faulün kullanılması sonrası, İspanyol oyun kurucu David Silva’nın ortasına Gary Caldwell ve Antolin Alcaraz’a rağmen müthiş güzel bir kafa vuruşu yaparak takımını öne geçirdi. Bu gol sonrası ilk yarı hepimizi uyuturcasına sıkıcı geçti.
İkinci yarının başlamasıyla sahada çok daha diri ve istekli bir Wigan vardı ancak onlar beraberlik golünü bulmak için yüklendikçe, City hücum oyuncuları, özellikle araya atılan toplarda tehlikeler yarattı. Bu pozisyonların biri hariç geri kalan hepsinde Wigan kalecisi Ali Al Hasbi başarılı kurtarışlar yaptı. Biri hariç dedim çünkü Sergio Aguero’nun inanılmaz çalımları sonrası boş kaleye topu yuvarlayacağı sırada maçtaki tek golün sahibi Edin Dzeko kendi takım arkadaşına resmen engel oldu. Maçta bunlar yaşanırken ön libero mevkiinde sahaya çıkan Gareth Barry hem stoper Stefan Savic’in kademe hatalarını kapatıyor hem orta sahada ilk toplara basıyor hem de birçok atağa yön veren isim oluyordu. Kısacası sahada ayak basmadık yer bırakmayan Gareth Barry hem takımının hem de sahanın yıldızıydı.

          Bu maçı yazmamdaki tek sebep aynı iki isme sahip teknik adamın futbola bakış açısını değerlendirmek. Aslında Roberto Mancini’yi geçtiğimiz hafta 3-2 yenilerek elendikleri Manchester United maçı başta olmak üzere birçok maçta yazmak istemiştim. Benim için ligdeki pozisyon yahut tabeladaki sonuç hiç önemli değildir, ben her zaman eldeki kadro yapısının ne kadar verimli kullanıldığına dikkat ederim. Dün akşam City’nin rakip menajeri olan Roberto Martinez, bu sezon Premier Lig’de oynayan ve pozitif futboluyla, müthiş akışkan pas trafiğiyle taraflı tarafsız tüm futbolseverlerin takdirini toplayan Swansea City’nin eski menajeriydi. Ve yine aynı Martinez, Wigan’a geçmeden önceki süreçte, Swansea takımına bu hüviyeti kazandıran bir numaralı isimdi. Onun bu ‘ total futbol ‘ anlayışı dün akşamda sahada kendisini gösterdi. 38 yaşındaki İspanyol menajer, maçın 68. dakikasında forvet hattını üçleyerek, ligin dibine demir atmış takımının puan alması adına radikal bir hamle yapmıştı. Ancak kendisinden 36 puan önde bulunan ve lig lideri konumunda olan City’nin menajeri bir başka Roberto ise Nasri’nin yerine oyuna girdikten sonra bir tane dahi başarılı pas atamayan ön libero Nigel de Jong’u, daha sonra ise oyun kurucuları olan David Silva’nın yerine çok az dakika alan stoper Nedum Onuoha’yı oyuna sokarak, iki ön libero ve 5 stoperle kalan dakikaları geçirmeyi tercih etti. Yinelemek gerekirse, takımlarının lig sıralamasındaki pozisyonları hiç mühim değil, iki menajer bu hamleleriyle futbol vizyonlarını bir kez daha ortaya koymuşlardı.
Yine aynı Mancini, birçok maçta olduğu gibi geçen hafta da kimine göre defansif bana göreyse korkak futbolu tercih etmişti. Bahsettiğim maçta, Federasyon Kupası’nda Manchester United’a 3-2 yenilerek elendiler. O maçın ikinci yarısının başlangıcında önce formda kanat oyuncusu Adam Johnson’ın yerine sağ bek Pablo Zabeleta’yı ve oyun kurucu David Silva’nın yerine stoper Stefan Savic’i, daha sonraysa hücuma yönelik bir diğer kanat oyuncusu olan Samir Nasri’nin yerine maç eksiği bulunan ön libero Owen Hargreaves’i almıştı. Şimdi içinizden “ İyi de City o dakikalarda bir kişi eksik, 10 kişi oynuyordu. “ diyeceksiniz belki ancak hatırlatmakta fayda var ki, yine o dakikalarda City 3-0 yenikti. Üstelik o maç tek maçlı eleminasyon usulü idi. Yani City’nin kaybedecek bir şeyi yoktu. 3-0 da, 5-0 da elenmelerine sebep olacaktı.

          Yazıyı toparlamak gerekirse; ben dün gece Roberto Mancini karşısındaki Roberto Martinez’i izleyince, futbolun birçok anda hayata benzediğini düşündüm. Nasıl ki hayatta bazen, bazı insanlar hiç hak etmedikleri pozisyonlarda olabiliyorsa, dün de sanki her iki Roberto da hiç hak etmedikleri kadar yüksek yahut alçak pozisyonlardaydılar.