4 Ekim 2013 Cuma

Man City v Everton | MAÇ ÖNCESİ ANALİZİ


 
       
          Manchester City geçen hafta sonu hiç beklenmedik şekilde Aston Villa'ya yenilmişti. Üstelik rakibin en etkili 2 hücum silahı olan Christian Benteke ve Gabriel Agbonlahor sakatlıklarından ötürü kadroda dahi yoklardı. Aynı City bu kez de çarşamba gecesi kendi sahasında Bayern Münih'e 3-1 yenildi.
Durum böyle olunca da gözler bir anda Manchester şehrinin mavilerine çevrildi ve " Neler oluyor? " sorusu dillerde dolanır oldu. Aslında çok ekstra bir gelişme olduğu yok. City zaten sezon başından bu yana defans anlamında o kadar yetersizdi ki, bu zaafa bir de kaleci Joe Hart'ın kötü performansı eklenince, her birinde 3'er golün yenildiği üst üste 2 mağlubiyet kaçınılmaz oldu.

          Everton ise lige üst üste gelen 3 beraberlikle giriş yaptıktan sonra önce Chelsea'yi, ardından deplasmanda West Ham United ve geçen pazartesi ilk yarıda sergilediği müthiş performans ile Newcastle United'ı yenerek vitesi beşe taktı, kendini 4. sırada buldu.
Everton'ın başına bu sezon Roberto Martinez getirildi. Elindeki kısıtlı kadroyu optimum şekilde kullanmasını bilen ve ' total futbol ' olgusundan yana olan Martinez ile ilgili gerek blog sayfamda gerek farklı platformlarda birkaç yazım olmuştu.
Yalnızca 10 milyon İngiliz Sterlin'lik bir transfer bütçesiyle Swansea City ekibine ' total futbol ' anlayışında son noktayı koyan Brandan Rodgers'ın hakkı elbette yenilemez ancak Swansea City için bu futbol anlayışını kulüp kapısından içeri sokan ilk isim Roberto Martinez idi.

          Total futbol olarak adlandırılan bu oyun yapısında, yalnızca kalecinin pozisyonu sabittir ve diğer 10 oyuncu sahanın her alanında boy gösterebilir ve kaleci de dahil olmak üzere, sahada ki 11 oyuncu takımın pas trafiğinde aktif olarak rol alır. Teknik fizik ve beceri gücünün bir hayli ön planda olduğu bu oyun yapısında ki temel amaçlardan biri hücum hattı ile defans blokları arasındaki alanın oldukça daraltılmasıdır. Oyunun bazı anlarında forvetsiz bile diyebileceğimiz, 4-6-0 taktiğini dahi görebiliriz. Top rakip sahaya yoğun, seri ve katılımcı bir pas trafiğiyle taşınır. Bu pas trafiği esnasında oyuncular kendi pozisyonlarında sabit kalmak yerine her daim hareket halindedirler. Zaten oyuncuların birçoğu birden çok pozisyonda görev alabilecek şekilde antreman programlarına tabii tutulur. Örneğin sağ bek oyuncusu topu orta sahanın ortasındaki takım arkadaşına verdikten sonra hızlıca rakip ceza sahasına doğru sızabilir ve bu pas alışverişi sırasında takımın sol açığı da pas trafiğine katkıda bulunabilmek adına sol çizgiden orta sahaya doğru yaklaşabilir.

Hazır total futbol kavramından bahsetmişken, bu oyun yapısını, Fifa tarafından yüzyılın en iyi teknik direktörü olarak onure edilen Rinus Michels dünya futboluna kazandırmıştır. Michels'in 1970'li yıllarda Ajax ve Hollanda Milli Takımı'nda başarıyla uyguladığı ve daha sonra Barcelona'ya adapte ettiği ' total futbol ' anlayışına Johan Cruyff bazı eklentilerle katkıda bulunmuştur. Total futbol anlayışı ve Michels ile Cruyff ilişkisini, komünizm ideolojisinin kendi döneminin öncülerinden Karl Marx ve Marx'ın komünist felsefesini geliştiren yakın arkadaşı Friedrich Engels ilişkisine benzetebiliriz. =)

          Biz yeniden saha içine ve yarın öğlen oynanacak maça geri dönecek olursak, yukarıdan anlayacağınız üzere, bu sezon Everton'ın başında oldukça başarılı bulduğum Roberto Martinez var. Martinez'in kalesinde Tim Howard'tan yana herhangi bir sıkıntı yok. Sağ bek Seamus Coleman bu sezon oldukça başarılıyken, sol bek Leighton Baines'in yetenekleri ve maç performanslarını yazmaya gerek görmüyorum.
Stoper mevkisinde son senelerin başarılı ismi kaptan Phil Jagielka ve tecrübeli Sylvain Distin var. Çok katı ve geçilmesi zor bir çift olmasalar da, Everton takım halinde savunma yaptığından, Jagielka v Distin ikilisi için cılız bir stoper hattı demek haksızlık olur.
Orta sahanın ortasında, Mikel Arteta'nın gidişi sonrası takımın beyni olan Marouane Fellaini, transferin son anlarında Manchester United'a geçince, o bölgede ki tüm yük Leon Osman'a kaldı. Osman bu görevi şu ana dek başarıyla tamamladı. Yine o bölgede, rakip Manchester City'den kiralanan ve 2 kulüp arasındaki sözleşme gereği bu maç oynamayacak olan Gareth Barry, sezon içerisinde fazlasıyla katkıda bulunacaktır kanısındayım. Orta sahanın ortasında bir diğer isim ise, Martinez'in Wigan Athletic'ten öğrencisi olan James McCarthey. Martinez'in 3-5-2 formasyonuyla sahaya çıktığı Wigan günlerinde ki en önemli isimlerden birisi olan 22 yaşındaki McCarthey, oyunun her 2 yönünü de iyi işliyor.
Orta sahanın ofansif ismi ise bu sezon izlediğim tüm maçlarda ceza sahası içerisini fazlasıyla karıştıran Kevin Mirallas iken, sol açıkta, bekten gelen Baines ile geçen sezon müthiş uyum sergileyen Steven Pienaar bu sezon formsuz gördüğüm tek isim. Pienaar bu maçta sakatlığından ötürü takımdaki yerini alamayacak.
Orta sahada daha çok sağ kanata kaçarak oynayan Ross Barkley için apayrı bir parantez açmak istiyorum. Henüz 11 yaşındayken Everton altyapısına dahil olan ve 17'sinde tam da Everton ile Premier Lig serüvenine başlayacakken ayağı kırılan Ross Barkley'nin bu sezon ortaya koyduğu performans tam anlamıyla göz kamaştırıcı. Sheffield Wednesday ve Leeds United ekiplerinde kiralık geçen günleri sonrası Martinez ona takımda özel bir misyon yükledi. 19 yaşındaki Barkley artık Everton orta sahasının göbeğinde akıllı paslarıyla oyunu yönlendiren, sağ kanattan süratli bindirmeler yapıp, Everton hücumlarına müthiş katkıda bulunan bir oyuncu konumunda.
Şu aralar sakat olan, eski bir Manchester United oyuncusu olan Darron Gibson da, orta sahada ki istikrarlı ve dirençli oyun vizyonu ile ilk 11'i zorlayan etkili isimlerden biri olacaktır.
Forvet hattında Nikica Jelavic'in inişli çıkışlı performansı akıllarda soru işareti yaratırken, geçen sezon West Bromwich Albion formasını kiralık olarak terleten ve sezonun en iyi golcülerinden olan Lukaku'nun transferi bitirildi. Bir diğer genç oyuncu olan 20 yaşındaki Lukaku, yeni ekibinde de geçen sezonu aratmayan bir başlangıç yaparak, 2 Premier Lig maçında da durmadan koştu, defansa yardım etti, hücumda güzel çalımlar attı, hava toplarında oldukça etkili oldu. Bunlara ek olarak, 2 maçta tam 3 gole imza attı. ( Premier Lig'de Romelu Lukaku son 5 maçta 6 gol atarken, bu 6 maçta toplam yalnızca 220 dakika sahada kaldı. Yani 37 dakikaya 1 gol düşüyor. ) 
Forvet hattında henüz kendini gösterememiş olsa da bir diğer Martinezli Wigan'dan bildiğimiz Arouna Kone, özellikle Everton skor avantajını elinde bulundururken kontra ataklarda tehlikeli olmak adına dakika alacaktır.

          Cuma akşamı itibariyle, haftanın yorgunluğu kendini buram buram hissettirirken, Everton için yaptığım detaylı analizin aynısını, herkesin çok yakından tanıdığı yıldız oyunculardan oluşan City için yapmayacağım. Ancak belirtmeden de geçemeyeceğim birkaç detay var. Öncelikle Everton'ın benim bahislerimi de yakarak, City karşısında sürpriz şekilde aldığı puanları çok net anımsayabiliyorum. ( Premier Lig'de City son 12 maçta Everton'ı yalnızca 2 kez yenebildi. Bu 12 maçın tam 9'unda Everton sahadan galip ayrıldı. ) 
Martinez'in, City'nin eski menajeri Mancini döneminde birçok maç oldukça cesur ve başarılı futbol ortaya koyduğunu da hatırlıyorum. Geçen sezonun sonunda oynanan İngiltere Federasyon Kupası'nda, Martinez'in 11.5 milyon İngiliz Sterlini değerindeki Wigan 11'i, Mancini'nin 187 milyon İngiliz Sterlini değerindeki City 11'ini yenerek kupaya uzanmıştı.
Affınıza sığınarak yazımı noktalandırıyorum ve herkese Premier selamlarımı iletiyorum.