12 Ekim 2013 Cumartesi
David de Gea'ya Dair Kısaca..
Tam adı David de Gea Quintana olan İspanyol file bekçisi, 7 Kasım 1990 tarihinde dünyaya geldi ve henüz 10 yaşındayken başlayan Atletico Madrid kariyerinde basamakları tek tek çıkarak 2009 senesinde Atletico'nın kalesini devraldı. Uefa Avrupa Ligi ve Süper Kupa'nın kazanılmasında oynadığı rol sayesinde 2011'in haziran ayında Manchester United'a transfer oldu.
41 yaşında futbola veda eden Edwin van der Sar gibi olağanüstü tecrübeli ve başarılı bir file bekçisinden sonra van der Sar'dan tam 20 yıl 9 gün ufak olan, 20 yaşındaki de Gea'nın transferi oldukça tartışma yaratmıştı. Üstelik bu genç file bekçisine ada futbolunda ki en yüksek kaleci transfer bedeli ödenmişti. 18.9 milyon İngiliz Sterlini'ne transfer edilen de Gea, İngiliz futbolunun en pahalı kaleci transferi unvanını alırken, dünyada da 2001 senesinde Juventus tarafından gerçekleştirilen 32.6 milyon İngiliz Sterlini bedelinde ki Gianluigi Buffon transferinden sonra en pahalı kaleci transfer bedeli oluyordu.
El emeği, göz nuru blog sayfamda ki yazılarımda asla taraf tutmam ve renk belli etmem ancak şimdi konu de Gea olduğundan öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki, Manchester United'ı 20 seneye yakındır tutkuyla takip ediyorum. Fazlasıyla sevdiğim ve her maçını 90 dakika izlediğim United'ın kalesine bu paralar karşılığı, bu kadar tecrübesiz bir kaleci alındığında şaşırmış, özellikle ilk 2 sezonunda birçok maç isyan etmiştim.
De Gea ilk sezonunda kalede oldukça güvensiz bir görüntü çizerken, özellikle yan toplarda kale adeta boş gibiydi. Rakibin kanatlardan yahut duran toplardan gönderdiği yan topların birçoğunda ya boşa çıkıyordu ya topu elinden kaçırıyordu ya da topu yumrukla uzaklaştırayım derken savunmada ki United oyuncularını darmadağın ediyordu. Bu hatalarını 2. sezonu olan 2012-2013'te de devam ettirirken, kaleyi zaman zaman Anders Lindegaard'a kaptırdığı da oluyordu.
De Gea'nın hataları bir ara o kadar fahiş boyuta ulaşmıştı ki, bir dönem gözlerinden sorun olduğu ve ameliyat olması gerektiği bile yazıldı çizildi.
Gözlerinin bozuk olduğu ve iyi göremediği iddiaları gündeme gelecek kadar vahim durumda olan de Gea, United'ın Ferguson'lu döneminde kaleci antrenörü olan Eric Steele tarafından, İngilizce öğrenme konusunda oldukça tembel bir tutum sergilediğine dair eleştirilmişti. Steele eleştirilerine, de Gea'nın 'taco' adı verilen bir tür Meksika böreği olan yiyeceği sabah akşam tükettiği ve uyumayı çokça ancak antremanları ise hiç sevmemesi hususlarını da ekliyordu.
Stelee son olarak de Gea'nın ailesiyle birlikte, koskocaman bir evde yaşamasına dair de eleştiriler getirmişti.
İşte bu de Gea 2013-2014 sezonuna, ilk 2 sezonuna göre çok daha derli toplu bir başlangıç yaptı. Onun kendine karşı da güveni gelmeye başladı ve hatta son birkaç gündür ismi Real Madrid ile anılmaya başladı. Elbette ki tam olarak güven verebilmesi için önünde daha çok uzun ve meşakatli bir yol hatta uzun seneler var ancak geçen hafta sonu oynanan Sunderland maçında, Emanuele Giaccherini'nin kafa vuruşunu inanılması güç bir şekilde çıkarması, takımının 2-0 geriye düşmesini engellemesi ve sonrasında United'ın 2-1 kazanması bile geleceğe dair umut vaat etti.
Kaleci konusunda her daim genç yerine yaşlı oyuncudan yana olan birisiyim ve de Gea'nın United kariyerini oldukça merak ederken, bir United taraftarı olarak kendisine başarılar diliyorum. =))
Premier selamlar..
