8 Eylül 2012 Cumartesi

Geçtiğimiz Hafta Londra'da Oynanan 2 Maça Dair Değerlendirmelerim

WEST HAM UNITED v FULHAM

          West Ham'ın ilk yarıda attığı 3 golle, 3-0 galip geldiği maçtan sonra en çok konuşulan konu West Ham forması altında ilk maçına çıkan Andy Carroll'ın sergilediği olumlu performanstı. Ancak ben maç öncesi yayınladığım analiz yazımda, West Ham'in menajeri Sam Allardyce'ın gerek Carroll gerekse diğer son dakika transferi olan Matt Jarvis'i maksimum performansla kullanacağı kanısında olduğumu yazmıştım. Nitekim bu maç forma şansı bulan pivot santrafor Carroll, bu öngörülerimi haksız çıkarmadı. ( Carroll maç içerisinde sakatlanarak oyunu terketti ve 5-6 hafta kadar sahalardan uzak kalacağı açıklandı. )
Yazımı okuyanlar bu ilk maç performansına o denli çok şaşırmamış olsa gerek ve bu doğrultuda ben daha çok şaşırdığım bir performansa dikkatleri çekmek istiyorum. Wigan Athletic'ten transfer edilen Mohamed Diame tüm maç boyunca sahanın heryerinde, hep mücadele eden, ısıran, didişen  ve oyuna sürekli pozitif katkı yapan bir oyun ortaya koydu. Wigan'da defalarca izlediğim Diame'nin vitesi bu denli yükseltip, orta sahada bu kadar etkili olacağını açıkçası hiç tahmin etmezdim.

          West Ham cephesinde herkes günündeydi ve şans da onlardan yana olunca, son senelerde sıkça üstünlük sağladıkları Fulham karşısında rahat bir galibiyet daha aldılar. Fulham cephesinde ise yine maç öncesi analiz yazımda belirttiğim üzere, takımın hücumdaki herşeyi olan Mousa Dembele ve Clint Dempsey gibi 2 ismin Tottenham'a transferi, geçtiğimiz sezon orta sahanın beyni olan, öldürücü pasların bir numaralı ismi Danny Murphy, geldiği gibi uyum sağlayan forvet Pavel Pogrebnyak yahut Premier Lig'in gedikli forvetlerinden Bobby Zamora ve Andy Johnson gibi isimlerin gidişleri büyük kan kaybı yarattı.
Hugo Rodallega ve sonradan oyuna giren Dimitar Berbatov'un çabaları ilerisi için umut verici olsa dahi, Fulham'ın ilerleyen maçlarda hücum organizasyonları bazında ciddi sıkıntılar yaşayacağı kanısındayım. Buna bir de artık kronikleşmiş bir hastalık haline dönüşmüş olan deplasman fobilerini ekleyecek olursak, menajer Martin Jol'un ilerleyen haftalarda fazla mesai yapması kaçınılmaz gibi gözüküyor.



TOTTENHAM HOTSPUR v NORWICH CITY

          Geçen sezon nisan ayının bir pazartesi günüydü ve alışılagelmişin dışında bir durum gerçekleşmiş, o gün Premier Lig'de birçok maç oynanmıştı. İşten apar topar evime geldiğimde Tottenham ile Norwich maçının başlama vuruşuna yetişmiştim. Bu hafta sonu sanki o nisan ayındaki maçın bir kopyasını izledim açıkçası.
Her 2 maçın da ilk yarıları berabere biterken, her 2 maçın ilk yarılarında hatta maç genelinde Tottenham orta sahası yaratıcılıktan uzak, savruk bir oyun ortaya koydu.
Her 2 maçta da hakem kararları tartışılacak türdendi.
Her 2 maçta da normalde kanatları etkili kullanan sol açık Gareth Bale ve sağ açık Aaron Lennon oldukça etkisizlerdi.
Her 2 maçta da Tottenham'ın başındaki teknik adamların ismi üzerinde yoğun tartışmalar yaşanıyordu. ( O dönem Harry Redknapp, şimdi ise Andre Villas-Boas. )
Her 2 maçta da Norwich defansından Russell Martin mükemmele yakın bir oyun ortaya koymuştu.

Ve geçtiğimiz sezon Norwich bu zorlu Londra deplasmanından 3 puanı çıkarmasını bilirken, bu sezon ki deplasmanda 3 puanı çok daha fazla haketmesine rağmen, Brad Friedel'ı geçemeyip, 1 puana razı oldu.

          Hazır Friedel demişken, bir paragraf da onun için açmazsam haksızlık etmiş olurum. 41 yaşında olmasına rağmen bizlere hala mükemmel kurtarışlar izlettiren Brad Friedel'a umarım nazarımız değmez ve en azından 2-3 sezon daha onu izleme imkanı buluruz diye temenni ediyorum. Tecrübeli file bekçisi tam 307 maçtır üst üste ilk 11'de sahaya çıkarak, kırılması çok zor olan kendine ait bu rekoru geliştirmeye devam ediyor.
İlginçtir ama üst üste ilk 11'de başlama istatistiklerinde Friedel'ın ardından gelen diğer 2 isim ise bu hafta sonu sahadaki yerlerini alan 2 kaleci yine! Üst üste 186 maçla bir diğer tecrübeli ve Amerikalı file bekçisi Tim Howard 2. sırada yer alırken, çok büyük bir aksilik olmazsa onu da uzunca seneler aynı performans ve oyun ciddiyeti içerisinde izleyeceğiz.
Asla üst klasman bir kaleci olarak görmediğim ve hatalar zincirine son Arsenal maçında bir yenisini ekleyen Liverpool'un İspanyol file bekçisi Jose Reina, üst üste 183 maçla bu sıralamada 3. sırada yer almaktadır.