Tam ismi Martin Hugh Michael O'Neill olan 59 yaşındaki Kuzey İrlandalı menajer, bizlere bu sezon da futbolu sevdiren isimlerin başında geliyor. Futbolculuk döneminde bir Nottingham Forest sembolü olan kurt hocanın teknik adamlık kariyerinde ise Wycombe Wanderers ile Konferans Şampiyonluğu, bir üst lige çıkardığı Leicester City ile 2 kez Lig Kupası Şampiyonluğu ve doğal olarak Uefa Kupası'na katılma fırsatı, İskoç Celtic ekibi ile 3'er kez Lig Şampiyonluğu ve Federasyon Kupası Şampiyonluğu, bir kez de Lig Kupası Şampiyonluğu bulunmaktadır. Ayrıca Uefa Kupası'nda final oynama başarısı göstermiş ancak Jose Mourinho'lu Porto'ya uzatmalarda yenilerek, kupayı kaybetmiştir.
Aston Villa'nın başında kupa kazananamıştı ancak özellikle büyük takımlara karşı mücadele gücü yüksek ve futbola doyuran maçlar izlememize olanak sağlamıştı. Kulübün transfer politikasını sıkça eleştirmiş, tam yeni sezon başlarken James Milner'ın Manchester City ekibine satılması onun adına bardağı taşıran damla olmuştu ve Aston Villa ile yollarını ayırmıştı.
Aston Villa'nın başında kupa kazananamıştı ancak özellikle büyük takımlara karşı mücadele gücü yüksek ve futbola doyuran maçlar izlememize olanak sağlamıştı. Kulübün transfer politikasını sıkça eleştirmiş, tam yeni sezon başlarken James Milner'ın Manchester City ekibine satılması onun adına bardağı taşıran damla olmuştu ve Aston Villa ile yollarını ayırmıştı.
1,5 sene boyunca kendi köşesine çekilen O'Neill, 3 Aralık 2011'de Sunderland ekibinin başına getirildi. İlk lig maçında Blacburn 1-0 öne geçmişti ancak özellikle son 30 dakika maç tamamen Blacburn ceza sahası çevresinde hatta içerisinde oynanmıştı. Blackburn ekibinde stoper Cristopher Samba tek başına savaşıyordu. Onun bu tek kişilik mücadelesi David Vaughan'ın müthiş füzesi ve Sebastian Larsson'un ustalık dolu frikik gollerine engel olamadığından, Sunderland maçı 2-1 kazanmasını bilmişti.
Aynı Sunderland dişe diş oynadığı müsabaka sonunda, ligin şu andaki lideri Manchester City'i 1-0 yenerken, aynı sonuçla yenildiği Chelsea maçında ise müthiş bir oyun sergilemesine rağmen, tabiri caiz ise dünyaları kaçırıyordu ve sahadan puansız ayrılıyordu.
Martin O'Neill liderliğinde Premier Lig'de 11 maça çıkan Sunderland, tam 7 galibiyet almıştı. Sizlere Martin O'Neill sonrası Sunderland'in çıkışını daha çarpıcı bir tabloyla izah etmek isterim. Eğer lig Martin O'Neill'ın gelişi itibariyle başlamış olsaydı, Sunderland 22 puanla, ligde Manchester United'ın ardından 2. sırada olacaktı.
Peki tam olarak neydi bu başarının sırrı? Sonuçta O'Neill bir sihirbaz olmadığından, elinde de sihirli bir değnek yoktu. Evet elinde işleri değiştirebileceği bir sihirli bir değnek yoktu ancak elinde çok iyi analiz ettiği ve nasıl kullanması gerektiğini iyi bildiği bir kadro vardı. Oyuncularla iletişim konusunda özel deneyimleri vardı. Onlara işleri yoluna koymanın o kadar da zor olmadığını anlattı öncelikle. Ayrıca kadrodaki her bir bireye en üst düzey ligde oynayan bir takımın parçası olduklarını ve hem yeteneklerini hem de sorumluluklarını tekrardan idrak ettirdi.
Örneğin 350 bin İngiliz Sterlini karşılığında transfer edilen James McClean sezonun ilk 4 ayında forma şansı dahi bulamamışken, son 11 maçta Sunderland'in en kilit isimlerinden biri olabiliyordu. Yoğun kar yağışı altında oynanan Stoke deplasmanında takımına 3 puanı getiren golü atarken, O'Neill sonrası son 10 maçta 4. golünü atma başarısını göstermişti.
Keza orta sahadan bir başka isim olan Stephane Sessegnon oldukça yetenekli olmasına rağmen özellikle son vuruşlardaki bencilliği ve beceriksizliği ile saç baş yolduruyordu. Ancak kendisi O'Neill'ın gelişiyle birlikte çok daha verimli ve paylaşımcı oyunlar sergilemeye başladı.
Bu cumartesi günü Sunderland ile Arsenal Federasyon Kupası'nda karşılaştılar. Son lig maçında da karşılaşan bu 2 ekibin mücadelesinde, uzatma dakikalarında Thierry Henry'nin usta vuruşuyla gelen gol sonrası gülen taraf konuk Arsenal olmuştu. Bu maçta da Arsenal oyunun kontrolünü elinde tutan taraftı ancak özellikle Sunderland orta sahasının mücadeleci oyun yapısı sayesinde Arsenal fiziksel olarak düşmeye ve üretkenlikten uzak bir futbol oynamaya başladı.
Sunderland tribünlerinin yarısı boş olmasına rağmen oyuncuların inancı tamdı ve Stephane Sessegnon ile ani gelişen Sunderland atağında, top eski bir Arsenallı olan Sebastian Larsson ile buluştu. İsveçli oyuncunun vuruşunda, topu atağın en başında kaptıran ve geri kazanmak için defansa kadar gelen Oxlade-Chamberlain'e çarparak, 2. kez Arsenal ağlarıyla buluştu.
Üst düzey şampiyonalarda en son olarak 1973'te Federasyon Kupası kazanan Sunderland ekibi, bu gol ve 2-0'lık sonuçla, adını Everton ile oynanacak olan çeyrek final maçına yazdırıyordu.
Örneğin 350 bin İngiliz Sterlini karşılığında transfer edilen James McClean sezonun ilk 4 ayında forma şansı dahi bulamamışken, son 11 maçta Sunderland'in en kilit isimlerinden biri olabiliyordu. Yoğun kar yağışı altında oynanan Stoke deplasmanında takımına 3 puanı getiren golü atarken, O'Neill sonrası son 10 maçta 4. golünü atma başarısını göstermişti.
Keza orta sahadan bir başka isim olan Stephane Sessegnon oldukça yetenekli olmasına rağmen özellikle son vuruşlardaki bencilliği ve beceriksizliği ile saç baş yolduruyordu. Ancak kendisi O'Neill'ın gelişiyle birlikte çok daha verimli ve paylaşımcı oyunlar sergilemeye başladı.
Bu cumartesi günü Sunderland ile Arsenal Federasyon Kupası'nda karşılaştılar. Son lig maçında da karşılaşan bu 2 ekibin mücadelesinde, uzatma dakikalarında Thierry Henry'nin usta vuruşuyla gelen gol sonrası gülen taraf konuk Arsenal olmuştu. Bu maçta da Arsenal oyunun kontrolünü elinde tutan taraftı ancak özellikle Sunderland orta sahasının mücadeleci oyun yapısı sayesinde Arsenal fiziksel olarak düşmeye ve üretkenlikten uzak bir futbol oynamaya başladı.
Sunderland tribünlerinin yarısı boş olmasına rağmen oyuncuların inancı tamdı ve Stephane Sessegnon ile ani gelişen Sunderland atağında, top eski bir Arsenallı olan Sebastian Larsson ile buluştu. İsveçli oyuncunun vuruşunda, topu atağın en başında kaptıran ve geri kazanmak için defansa kadar gelen Oxlade-Chamberlain'e çarparak, 2. kez Arsenal ağlarıyla buluştu.
Üst düzey şampiyonalarda en son olarak 1973'te Federasyon Kupası kazanan Sunderland ekibi, bu gol ve 2-0'lık sonuçla, adını Everton ile oynanacak olan çeyrek final maçına yazdırıyordu.
Martin O'Neill; mütevazi yapısı, sempatik tavırları, maçları kenardan izlerken ellerini önünde birbirine bağlamasıyla, gol sonraları havaya sıçrayışlarıyla, sık sık gözlüğüyle oynamasıyla ve en önemlisi yönettiği her kulübe olumlu birşeyler katmasıyla ada futbolunun göz bebeklerindendir.
