3 Mart Cumartesi
14:45 - Liverpool v Arsenal ( Ligtv 3 ) [ Lig 4.'lüğü Yarışı ]
4 Mart Pazar
14:00 - Newcastle v Sunderland ( Premier Lig Tv ) [ The Tyne and Wear Derbisi ]
16:05 - Fulham v Wolverhampton Wanderers ( Premier Lig Tv )
18:10 - Tottenham v Manchester United ( Ligtv 2 ) [ Tottenham gözünü lig 2.'liğine dikti. ]
29 Şubat 2012 Çarşamba
28 Şubat 2012 Salı
| PREMIER LİG STADLARI |
The Emirates ( Arsenal ) - Premier Lig'in en yeni ve en modern stadı olup, 60.432 seyirci kapasitelidir. Arsenal'ın eski stadı olan Highbury'de yakalanan o savaşçı ruh bu stadta yakalanamadı. Sanırım en büyük sıkıntı bu olsa gerek.
Villa Park ( Aston Villa ) - Birmingham şehrinin 42.785 seyirci kapasiteli bu eski stadı, 2000 senesinden bu yana ufak ufak yenilenmektedir.
Ewood Park ( Blackburn Rovers ) - 31.367 seyirci kapasiteli stad, 1994-1995 sezonunda Premier Lig şampiyonluğu görmesine rağmen, birçok maç yarı yarıya dolu tribünleriyle dikkat çekiyor.
Reebok ( Bolton Wanderers ) - 28.723 seyirci kapasitelidir ancak birçok maç tribünler dolmamaktadır.
Stamford Bridge ( Chelsea ) - 41.841 seyirci kapasiteli stad da, diğer birçok stad gibi oldukça eski tarihte inşaa edilmesine rağmen çeşitli sezonlar modern eklentilerle geliştirilmiştir.
Goodison Park ( Everton ) - 40.569 seyirci kapasiteli stad oldukça eski bir yapıya sahip olup, Liverpool şehrini Premier Lig'de temsil eden iki stadtan biridir.
Craven Cottage ( Fulham ) - 28.678 seyirci kapasiteli stad, kibrit kutusu misali yapısıyla Londra'nın bir köşesinde inşaa edilmiştir ve futbol ruhunu tam olarak yansıtmaktadır.Anfield Road ( Liverpool ) - 1884 senesinde yapılmıştır ve 45.362 seyirci kapasitelidir. Meşhur KOP tribünü ve birçok tarihi müsabakaya ev sahiliğiyle tarihsel bir önemi vardır.

The Etihad ( Manchester City ) - 48.000 seyirci kapasiteli olup, adanın yeni stadlarındandır. Tek eksiği ise tribünler ve saha arasındaki boşluk olarak değerlendiriliyor.

Old Trafford ( Manchester United ) - Rüyalar Tiyatrosu'nun kapasitesi tam 76.100'dür.
The SportsDirect.com Arena ( Newcastle United ) - Aslına bakarsanız birçoğumuzun St. James' Park olarak bildiği 52.143 seyirci kapasiteli stad, her maç hınca hınç dolmaktadır.
Carrow Road ( Norwich City ) - 27.220 seyirci kapasiteli stad, birçok otoriteye göre Premier Lig'in en yetersiz stadıdır.
Loftus Road ( Queens Park Rangers ) - Premier Lig'in en ufak stadının kapasitesi 18.360 seyirciyle sınırlıdır.
Britania ( Stoke City ) - Premier Lig'in 1997 senesinde inşaa edilen üç stadından birisidir ve 28.383 seyirci kapasitelidir.
The Stadium of Light ( Sunderland ) - 48.700 seyirci kapasitelidir.
Liberty ( Swansea City ) - 20.500 seyirci kapasiteli bir stad olup, Premier Lig'de İngiltere sınırları dışında olan tek stad özelliğini taşır. 2005 senesinde inşaa edilmiştir ve düşük seyirci kapasitesine rağmen birçok konuda oldukça düzenli mimariye sahiptir. Dış görünüşüyle oldukça estetiktir ve bembeyaz ağırlıklı bir dış cephe imajı vardır.White Hart Lane ( Tottenham Hotspour ) - 36.274 seyirci kapasiteli stadın tribünleri tıpkı Newcastle örneğinde olduğu gibi her maç fanatiklerle dolup taşmaktadır.
The Hawthorns ( West Bromwich Albion ) - 1900 senesinde inşaa edilmesine rağmen Premier Lig standartlarına 2001 senesinde ulaşan stadın kapasitesi 26.500'dür.

DW ( Wigan Athletic ) - 25,023 seyirci kapasiteli stad 15 sene önce yapılmasına rağmen ikinci kez ad değiştirmiştir.

Molineux ( Wolverhampton Wanderers ) - Kale arkasında hızla yükselen üst kat inşaatı her maç dikkatimizi çekiyor. Stadın kapasitesi 24,000 ancak önümüzdeki sezon 31,700 seyirci kapasitesine sahip olacak. Wolves bu sezon Premier Lig'de kalmayı başarırsa, bu kapasite arttırımının onların lehine olacaktır ve her sezon tribünler geliştirilerek 2014'te kapasitenin 36,000 olması bekleniyor.
26 Şubat 2012 Pazar
Bugünkü 3 Maça Dair İlginç İstatistikler ve RESMİ KADROLAR
* Lig Kupası'nda son 5 finalin 4'ü 2-1'lik sonuçla bitti.
* Norwich ile Manchester United'ın son 4 karşılaşması da 2-0 bitti.
* Ligin en fazla kafa golü atan takımları bugün karşılaşıyor. 14 golle Norwich ve 11 golle Manchester United kafa gollerinde en iyileri.
* Arsenal derbideki rakibi Tottenham'a karşı oynadığı son 7 lig maçının yalnızca birini kazanabildi.
* Robin van Persie ilk 11'de başladığı son 5 Tottenham maçında 4 gol attı. Vatandaşı Van der Vaart Arsenal'ın belalısıysa, Robin van Persie de Tottenham'n belalısı diyebiliriz. =)
* Arsenal ekibi bu maçın hakemi Mike Dean yönetimindeki son 11 lig maçından da galibiyet çıkaramadı.
* Tottenham ekibi rakibiyle oynadığı son 32 maçtan yalnızca birinde gol yemeden maçı tamamlayabildi.
* Arsenal 118 şutla ceza sahası içerisinden en fazla şut atan ekip. Tottenham ise 68 şutla tam zıttı, ceza sahası dışından en fazla şut atan ekip konumunda.
* Norwich ile Manchester United'ın son 4 karşılaşması da 2-0 bitti.
* Ligin en fazla kafa golü atan takımları bugün karşılaşıyor. 14 golle Norwich ve 11 golle Manchester United kafa gollerinde en iyileri.
Norwich City
- 01 Ruddy
- 03 Drury
- 06 Whitbread
- 22 Ward
- 25 Naughton
- 04 Johnson
- 11 Surman
- 12 Pilkington
- 15 Fox
- 09 Holt
- 10 Jackson
Yedekler
- 31 Steer
- 20 Barnett
- 07 Crofts
- 14 Hoolahan
- 17 E Bennett
- 05 Morison
- 21 Wilbraham
Manchester United
- 01 De Gea
- 03 Evra
- 04 Jones
- 05 Ferdinand
- 06 Evans
- 11 Giggs
- 16 Carrick
- 17 Nani
- 22 Scholes
- 14 Hernandez
- 19 Welbeck
Yedekler
- 40 Amos
- 12 Smalling
- 20 Fabio
- 21 Rafael
- 13 Park Ji-sung
- 18 Young
- 09 Berbatov
* Arsenal derbideki rakibi Tottenham'a karşı oynadığı son 7 lig maçının yalnızca birini kazanabildi.
* Robin van Persie ilk 11'de başladığı son 5 Tottenham maçında 4 gol attı. Vatandaşı Van der Vaart Arsenal'ın belalısıysa, Robin van Persie de Tottenham'n belalısı diyebiliriz. =)
* Arsenal ekibi bu maçın hakemi Mike Dean yönetimindeki son 11 lig maçından da galibiyet çıkaramadı.
* Tottenham ekibi rakibiyle oynadığı son 32 maçtan yalnızca birinde gol yemeden maçı tamamlayabildi.
* Arsenal 118 şutla ceza sahası içerisinden en fazla şut atan ekip. Tottenham ise 68 şutla tam zıttı, ceza sahası dışından en fazla şut atan ekip konumunda.
Arsenal
- 13 Szczesny
- 03 Sagna
- 05 Vermaelen
- 06 Koscielny
- 28 Gibbs
- 07 Rosicky
- 08 Arteta
- 14 Walcott
- 17 Song
- 30 Benayoun
- 10 Van Persie
Yedekler
- 21 Fabianski
- 25 Jenkinson
- 49 Miquel
- 15 Oxlade-Chamberlain
- 09 Park Chu-Young
- 27 Gervinho
- 29 Chamakh
Tottenham
- 24 Friedel
- 04 Kaboul
- 26 King
- 28 Walker
- 32 Assou-Ekotto
- 03 Bale
- 08 Parker
- 14 Modric
- 21 Kranjcar
- 10 Adebayor
- 15 Saha
Yedekler
- 23 Cudicini
- 20 Dawson
- 07 Lennon
- 11 Van der Vaart
- 25 Rose
- 30 Sandro
- 18 Defoe
25 Şubat 2012 Cumartesi
Maçlara Birkaç Saat Kala Son Birkaç İstatistik
* Yarın Kuzey Londra derbisinde karşılacak olan 2 ekipten Arsenal, ceza sahası içerisinden 118 isabetli şutla, Tottenham ise ceza sahası dışından 68 isabetli şutla Premier Lig'in bu alandaki en başarılı 2 takımı.
* Chelsea bugün 17:00'de Bolton Wanderers ile karşılacak ve Chelsea 2. kaptanı Frank Lampard'ın ada futbolunda en çok gol attığı takım Bolton Wanderers!
* Öldürücü forvet hattıyla dikkat çeken Newcastle deplasmanına konuk olacak Wolverhampton Wanderers, oynadığı 25 lig maçının 22'sinde kalesinde gol gördü.
* Queens Park Rangers öne geçtiği maçlarda en çok puan kaybeden ekip olarak dikkat çekiyor.
* Premier Lig'de bu sezon penaltıdan golü olmayan tek takım Sunderland.
* Chelsea bugün 17:00'de Bolton Wanderers ile karşılacak ve Chelsea 2. kaptanı Frank Lampard'ın ada futbolunda en çok gol attığı takım Bolton Wanderers!
* Öldürücü forvet hattıyla dikkat çeken Newcastle deplasmanına konuk olacak Wolverhampton Wanderers, oynadığı 25 lig maçının 22'sinde kalesinde gol gördü.
* Queens Park Rangers öne geçtiği maçlarda en çok puan kaybeden ekip olarak dikkat çekiyor.
* Premier Lig'de bu sezon penaltıdan golü olmayan tek takım Sunderland.
24 Şubat 2012 Cuma
Kuzey Londra Derbisi – ARSENAL v TOTTENHAM
Blog sayfamda Arsenal ile Chelsea kulüplerini gerek başlı başına konu açarak, gerekse satır aralarında sıkça eleştiriyorum. Güncel olarak Arsene Wenger ile ilgili makalemi bulmanız mümkün. Dile kolay, Arsenal adına kupasız geçen tam 7 sezondan bahsediyoruz. Bu başarısız zaman dilimine son olaraktan, ilk maçtaki 4-0'lık Milan hezimeti sonrası muhtemelen erkenden veda edilecek bir Şampiyonlar Ligi başarısızlığını da ekleyebiliriz. Sezon başındaki yanlış ve anlamsız transfer politikasından itibaren eleştiri oklarımın Arsenal üzerinde yoğunlaşıyor olmasının temel sebebi de bu olsa gerek.
Arsenal bu hafta sonu ezeli yerel rakiplerinden biri olan Tottenham Hotspur ile kuzey Londra derbisinde karşılacak. Premier Lig kurulduğundan bu yana Arsenal, ligi yalnızca bir sezon Tottenham'ın altında bitirdi. Kaldıki birçok sezon onlara 15-20 puanlık fark attılar. Ancak bu sezon Tottenham ile Arsenal arasında, Tottenham lehine 10 puanlık bir fark var ve bu maç Arsenal kulübü için ciddi anlamda bir ölüm – kalım maçı anlamı taşımakta. Emirates tribünleri olumsuz manada homurdanmaya başladı ve bunca başarısız sonuca bir de derbi mağlubiyeti eklenirse kulüp iyice karışabilir.
Londra derbisini daha derinlemesine analiz etmek gerekirse, Arsenal'da birkaç sezondur süregelen sakatlık problemleri bu sezonda devam ediyor. Ancak son haftalarda bu sakatlık sıkıntısı oldukça enteresan bir hal aldı. Squillaci, Colquelin, Koscielny, Mertesacker, Jenkinson ve Santos yani tam 6 tane savunma oyuncusu şu anda ciddi sakatlık problemleriyle boğuşuyor. Sahaya sürebilecekleri 2 stoperleri var ve onların yanlarında oynayacak sağ bek Sagna ile sol bek Gibbs'in de ağır sakatlıklardan yeni çıktıklarını, ciddi maç eksiklikleri olduğunu belirtmek isterim. Tüm sezon evlere şenlik bir defans izleten Arsenal'ın bu derbi öncesi durumu çok daha vahim gözüküyor.
Sezonun formsuz forveti Chamakh, bal yapmayan arı olarak adlandırdığım orta saha oyuncusu Ramsey, kumaşı gayet iyi olan ancak hep sakatlık problemleriyle boğuşan orta sahanın dinamik isimlerinden Diaby ve aylardır olmayan müthiş yetenek Wilshere, Arsenal ekibindeki diğer sakat oyuncular olarak gözüme çarpıyor.
Tottenham cephesinde ise 4 kritik ismin çok hafif sağlık sorunları var. Başarılı sol bek Assou-Ekotto, orta sahanın ele avuca sığmaz çocuğu Modric, hücumun herşeyi ve Arsenal'ın belalısı olan Van der Vaart ile sezonun formda golcüsü Adebayor'un maç saatinde hazır olmaları bekleniyor.

Tahminim 2 takımın maça üstteki şablonda görülen şekilde çıkacağıdır. Arsenal cephesinde sol açıkta Gervinho yahut Oxlade-Chamberlain oynayacaktır. Bir bu pozisyonun oyuncusu bir de Tottenham'da stoper mevkisinde Kaboul'un partneri kaptan King mi yoksa Dawson mı olacak bunu kestiremiyorum açıkçası. Ancak her 2 pozisyonda da oynaması muhtemel oyuncular birbirleriyle eş değerde oyuncular. Tottenham'da kaptan King tecrübesi, Dawson ise hırsıyla o bölgede görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacaklardır. Arsenal da ise Gervinho da, Oxlade-Chamberlain de kanat bindirmeleri ve driplingleri başarılı oyuncular. Her ikisi de o bölgede karşılarına çıkacak Tottenham sağ beki Walker'a zor anlar yaşatacaktır. Zaten bu yüzden Walker'a gerek önünde oynayan Lennon gerekse orta sahanın savaşçı ismi Parker tarafından verilecek destek çok önemli.
Aslında bu maç bir nevi ' kanat savaşları ' olarak geçecektir. Ada futbolundaki en iyi kanat oyuncuları bu maçta birbirlerine karşı mücadele edecekler desem, abartmış olmam. Sağ açıklarda fiziksel özellikleri, oyun yapıları birbirlerine çokça benzeyen 2 müthiş süratli isim, Walcott ve Lennon var. Sol açıklarda ise Gervinho yahut Oxlade-Chamberlain ile son 2 sezonun belkide en flaş ismi olan Bale var.
Bu arada bu kadar övgüyle bahsettiğim 3 müthiş kanat oyuncusu olan, Walcott, Oxlade-Chamberlain ve Bale'in Southampton Futbol Akademisi'nden yetiştiğini belirtmek isterim. ;)
Teknik analize geri dönecek olursak; bu maçta kanat savaşlarının yanı sıra Tottenham'ın orta sahadaki mücadele gücü de belirleyici unsur olacaktır kanısındayım. Ligin ilk yarısında oynanan ve Tottenham'ın 2-1 üstünlüğüyle biten maçta, Tottenham özellikle orta saha anlamında müthiş dirençli bir oyun sergilemişti. Maç genelinde top herzamanki gibi Arsenal'da gözükse de, sürekli koşan ve yardımlaşan Tottenham orta sahası, Arsenal'ı tehlikeli bölgeden uzak tutmasını başarmıştı. Ve yine aynı Tottenham orta sahası, Bale'in de serbest olarak oynamasının verdiği katkı sayesinde, tüm hücumları dikine ve etkili şekilde geliştirmişti. Arsenal bunalmaya başladığı dakikalarda o kadar kapanmıştı ki, sağ bek Walker'ı 35 metreden şut atmaya mecbur etmişti diyebilirim. Walker'ın müthiş füzesi Szczesny'nin bakışları altında ağlarla buluşmuştu. Hazır Szczesny demişken, 2 takım arasındaki en büyük farklardan birinin de kalecileri olduğunu ve Tottenham'ın 40 yaşında transfer ettiği, Amerikalı file bekçisi Friedel'ın çok daha güven veren konumda olduğunu belirtmekte fayda var.
Toparlamak gerekirse; Tottenham'ın bu maçtan alacağı bir galibiyet yahut mağlubiyet onlar adına çok ekstrem bir durum oluşturmayacaktır. Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılma yolunda, Arsenal'a mağlup olsalar dahi bitime 12 maç kala, 7 puanlık avantajlarını korumuş olacaklar.
2-0'dan 2-2 yaptıkları ve maçın bitime 2-3 dakika kala Defoe'nun bomboş kaleye kaçırdığı, o topun dönüp penaltı olduğu ve 3-2 kaybettikleri City maçı sonrası şampiyonluk yarışından da koptukları için, Tottenham'ın şampiyonluk iddiası için yorum yapmama zaten gerek yok.
Ancak Arsenal cephesinde en başta da belirttiğim üzere, bu maç artık ölüm - kalım maçı havasına bürünmüş durumda. Öyle ki, bu maçta kaybedilecek puan yahut puanlar, onlar adına bu kadar kötü geçen sezonun sonlarına doğru işleri çok daha çıkmaza sokabilir ve önümüzdeki sezon avrupa arenasında bile yer alamayabilirler. Şu anda 43 puanla ve averajla Chelsea'nin önünde 4. sıradalar. Bu maçtaki olası bir kayıp onları hem ilk 4 yani Şampiyonlar Ligi yarışında bir anda pota dışında bırakabilir hem de 5. sırayı kaparak, Avrupa Ligi'ne katılma yarışı veren 42 puanlı Newcastle ile 39 puanlı Liverpool'un bile gerisine atabilir.
Sonuç olarak, pazar günü 15:30'da oynanacak Kuzey Londra derbisinde, Arsenal'ın işi özellikle psikolojik olarak çok zor gözüküyor.
Derbiye dair birkaç ilginç istatistik :
* Arsenal ekibi bu maçın hakemi Mike Dean yönetimindeki son 11 lig maçından da galibiyet çıkaramadı.
* Tottenham ekibi rakibiyle oynadığı son 32 maçtan yalnızca birinde gol yemeden maçı tamamlayabildi.
* Arsenal 118 şutla ceza sahası içerisinden en fazla şut atan ekip. Tottenham ise 68 şutla tam zıttı, ceza sahası dışından en fazla şut atan ekip konumunda.
23 Şubat 2012 Perşembe
25 - 26 Şubat Ada Futbolu YAYIN AKIŞI
25 Şubat Cumartesi
17:00 - Chelsea v Bolton Wanderers ( Ligtv 3 )
19:30 - Manchester City v Blackburn Rovers ( Ligtv 2 )
26 Şubat Pazar
15:30 - Arsenal v Tottenham Hotspur ( Ligtv 3 )
18:00 - Cardiff City v Liverpool ( Skytürk - Lig Kupası Final Maçı )
17:00 - Chelsea v Bolton Wanderers ( Ligtv 3 )
19:30 - Manchester City v Blackburn Rovers ( Ligtv 2 )
26 Şubat Pazar
15:30 - Arsenal v Tottenham Hotspur ( Ligtv 3 )
18:00 - Cardiff City v Liverpool ( Skytürk - Lig Kupası Final Maçı )
21 Şubat 2012 Salı
Neydi Bir Arada Tutan Şey İkimizi? - ARSENE WENGER
Arsene Wenger 1996 eylülünde Arsenal'ın başına geldiğinde, Japonya'dan gelmiş olması ve kariyerinde büyük başarıları olmadığından ötürü ada basınında " Arsene Who? " başlıklarıyla ti'ye alınmıştı. Ancak Arsene Wenger, takımın başındaki 2. sezonundan itibaren kulübün müzesini kupalarla doldurmasını bildi. Ancak aynı Arsene Wenger'in koltuğu özellikle son 1,5 sezondur ciddi anlamda sallanıyor. Kupalardan uzaklaşan Arsenal'ın Fransız teknik adamının transfer politikası da yoğun şekilde eleştirilir oldu.
Arsene Wenger futbolcu maaşlarında senelerdir kendi belirlediği bir politikayı uyguluyor ve bu politika bazen ekibi çıkmazlara sokabiliyor. Maaşına istediği zammı alamadığı için kulüpten ayrılan ve şampiyonluktaki rakiplerinden Manchester City yolunu tutan Samir Nasri örneği, en güncel ve çarpıcı örneklerdendir. Kaldı ki sadece maaş politikası değil, transfer konusundaki hamleleri de oldukça anlaşılmaz. Premier Lig'de Manchester United, Chelsea, Liverpool ve Arsenal takımları 4 büyük olarak adlandırılıyor. Hal böyle olunca bu takımlardan beklentiler büyük oluyor. Premier Lig'in kurulduğu dönemden bu yana özellikle ekonomik olarak gerileyen Liverpool, herkes için başarıları geçmişte kalmış bir ekip olarak kabullenildi. Ancak Arsenal için, özellikle Arsene Wenger sonrası Arsenal için bunu söylemek imkansız.
1997-1998, 2001-2002, 2003-2004 sezonlarında kazanılan Premier Lig şampiyonlukları, 1998, 2002, 2003 ve 2005'te kazanılan Federasyon Kupası şampiyonlukları, 1998, 1999, 2002 ve 2004'te kazanılan sezon öncesi kupası olan Community Shield şampiyonluklarının hepsinde Arsene Wenger imzası vardı.
Kaldıki Premier Lig'de kıran kırana geçen şampiyonluk yarışlarında, zirvede olmasa da ikinci sırada tamamladığı 5 futbol sezonunda, takımın başında yine Fransız teknik adam vardı.
Temsilcimiz Galatasaray ile oynanan Uefa Kupası finali ve Barcelona ile oynanan Şampiyonlar Ligi Kupası finallerinde de kaybeden taraf olmalarına rağmen, o noktaya kadar başarıyla ulaşmasını bilmişlerdi.
Dünya futboluna birçok ünlü futbolcuyu kazandırmasına rağmen, özellikle son senelerde bu oyuncuları elde tutamaması eleştiri oklarını onun üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak ortada bir gerçek var ki, Arsenal büyük kulüplere yıldız oyuncu satarken, iş kulübe transfer etmeye gelince, acele ve ucuz transferler yapılmıştı. Çok somut bir örnek vermem gerekirse; 10 milyon İngiliz Sterlini'ne anlaşılmasına rağmen alınmayan Phil Jones'un yerine 4 milyon İngiliz Sterlini'ne alınan Per Mertesacker transferini kimse akıl – mantık çerçevesi içerisinde açıklayamaz. Üstelik kulüp yönetimi tarafından bu transfer için gerekli bütçe sunulmuştu!!
Yahut transferin bitmesine yalnızca 48 saat kala, 5 milyon İngiliz Sterlini'ne alınan Park-Chu-Young'ın kime ne faydası dokunmuştur acaba?
Yine aynı Wenger, Almanlar'ın 19 yaşındaki müthiş yeteneği Mario Götze için bonservis bedelinde 5 milyon İngiliz Sterlini arttırıma gitmezken, üst seviye bir kulüp oyuncusu olmayan 29 yaşındaki Mikel Arteta'ya 10 milyon İngiliz Sterlini ödüyordu.
Bu konulara ek olaraktan; son senelerde oynattığı pozitif futbol övgü alırken, son vuruşlarda bile paslaşmayı tercih eden ve girdiği gol pozisyonlarının birçoğunu bu kısa paslaşma sevdası + son vuruş yoksunluklarından ötürü gole çeviremeyen bir takım yaratması da onun hanesine eksi olarak yazılıyordu.
Bu konulara ek olaraktan; son senelerde oynattığı pozitif futbol övgü alırken, son vuruşlarda bile paslaşmayı tercih eden ve girdiği gol pozisyonlarının birçoğunu bu kısa paslaşma sevdası + son vuruş yoksunluklarından ötürü gole çeviremeyen bir takım yaratması da onun hanesine eksi olarak yazılıyordu.
Sir Alex Ferguson ile giriştiği gerek pizza gerek demeç savaşları, kenar çizgide birçok menajer ile bazı zamanlar fiziksel boyutlara ulaşan didişmeleri, puan kaybettikleri birçok maçtan sonra ufak çocuklar misali mızmızlanması gibi bazı karakteristik eksilerine rağmen, o Arsenal kulübünde yinelenmesi zor bir altın çağa imza atmıştı. Mızmızlanma derken; öldürücü taş atışlarıyla ün yapan Stoke City'li Rory Delap'ten yine taç atışları sonrası yediği 2 golden sonra, futbolda elle atılan taçların yersiz olduğu ve taçların da ayakla atılması gerektiğini söyleyecek kadar mızmızlanabiliyordu bazen. =)
Arsene Wenger'in Arsenal'da yaratmış olduğu yüksek tekniğe dayalı pozitif futbolu kimse inkar edemez. Ayrıca onun Arsenal'ın başındayken kaldırdığı kupaları da bir başka menajerin tekrarlaması oldukça zor gözüküyor. Kaldıki 1996'dan bu yana başında bulunduğu ve onun yönetiminde her sezon ligde ilk 4'e giren Arsenal, 1930'lardan bu yana ilk kez üst üste ilk 4'te bitirme başarısı gösteriyordu.
Ancak gerek Wenger gerekse Arsenal için bazı noktalarda yerlerinde saydıkları ve futbolun dünü olmadığı gerçeğini de akıllarından çıkarmamaları gerekiyor kanısındayım. Manchester City'nin dev bütçesiyle artık bir şampiyonluk adayı olduğu ve kendilerinin en büyük yerel rakiplerinden Tottenham Hotspur'ın da her geçen sezon zirveye daha çok yaklaştığını hesaba katarsak, Arsenal için olumlu bir milad arayışı şarttır.
20 Şubat 2012 Pazartesi
FA CUP - Federasyon Kupası'ndan ENTERESAN İSTATİSTİKLER
* Liverpool kaptanı Steven Gerrard 11'de başladığı son 11 Federasyon Kupası maçında 8 gol atmıştı ancak bu turu boş geçti.
* Stoke City'den Cameron Jerome son 3 Federasyon Kupası maçında da gol atmıştı ancak bu turu boş geçti.
* Leicester City'den Jermaine Beckford ise Federasyon Kupası'nda oynadığı son 11 maçta 14 gol atma başarısını gösterirken, o da bu turu boş geçti.
* 5. tur maçında 78. dakikada oyuna giren Bolton Wanderers'li Chris Eagles, bu turu boş geçenlerden olmasına rağmen, son 5 Federasyon Kupası maçında 4 gole imza attı.
* Frank Lampard da son 24 Federasyon Kupası maçında 18 gol atmasına rağmen, bu turda yalnızca 7 dakika oynayabildiğinden olsa gerek, golle buluşamadı.
* Bu turu boş geçen bir diğer isim olan, Arsenal'ın herşeyi konumundaki Robin van Persie ise son 9 Federasyon Kupası maçında tam 7 gole imza attı.
* Leicester City'e elendikleri maçta kadroda yer alamayan Norwich'li golcü Grant Holt ise ilk 11'de başladığı son 5 Federasyon Kupası maçında tam 6 gol atma başarısı gösterdi.
* Chelsea'nin etkili kanat oyuncusu Daniel Sturridge son 9 Federasyon Kupası maçında 8. gol attı. İlk 11'de başladığı 6 maçta, 7 golü bulunuyor.
* Everton'lı forvet Denis Stracqualursi 2 Federasyon Kupası maçında 2 gol attı.
* Stoke City'den golcü Jonathan Walters son 9 Federasyon Kupası maçında, 7. golünü attı.
* Norwich City elendi ancak Wes Hoolahan son 3 Leicester City maçında 4. kez gol atarak, aboneliğini yeniledi.
* Hücum futboluyla tanınan Tottenham Hotspur, deplasmanda oynadığı son 5 Federasyon Kupası maçında yalnızca 2 gol atabildi.
* Arsenal deplasmanda oynadığı 7 Federasyon Kupası maçından 5'ini kaybetti.
* Everton son 5 sezonda tam 4 kez kendi sahasında Federasyon Kupası'na elveda demişti. Bu turda erken gelen 2 gole duacılardır muhtemelen. =)
* Liverpool bu sezon 19 kez direğe takılıp, adeta direkleri döverken, Chelsea'de sezon genelinde kazandığı 8 penaltıdan yalnızca 4'ünü golle sonuçlandıraraktan, penaltı kaçırma konusunda uzmanlaşıyor.
* İngiltere'de 3. seviye ligde mücadele eden Stevenage ekibi, 5. turda karşılaştığı Tottenham maçı da dahil olmak üzere, Federasyon Kupası'nda bu sezon hiç gol yemedi.
* Liverpool'un Brighton'ı 6-1 yendiği maçta, Brighton ekibi tam 3 kez kendi filelerini havalandırdı.
* Leicester City ekibi Norwich City ile eşleştiği son 5 kupa mücadelesinden de tur atlayarak çıktı.
* Arsenal son 2 maçında Milan'a 5, Sunderland'e ise 1 isabetli şut izni verdi. Sonuç mu? Bu 2 maçta kalesinde 6 gol gördü! =) Ben bu tabloyu 4 yedikleri Blackburn maçından da anımsar gibiyim. ;)
* Stoke City'den Cameron Jerome son 3 Federasyon Kupası maçında da gol atmıştı ancak bu turu boş geçti.
* Leicester City'den Jermaine Beckford ise Federasyon Kupası'nda oynadığı son 11 maçta 14 gol atma başarısını gösterirken, o da bu turu boş geçti.
* 5. tur maçında 78. dakikada oyuna giren Bolton Wanderers'li Chris Eagles, bu turu boş geçenlerden olmasına rağmen, son 5 Federasyon Kupası maçında 4 gole imza attı.
* Frank Lampard da son 24 Federasyon Kupası maçında 18 gol atmasına rağmen, bu turda yalnızca 7 dakika oynayabildiğinden olsa gerek, golle buluşamadı.
* Bu turu boş geçen bir diğer isim olan, Arsenal'ın herşeyi konumundaki Robin van Persie ise son 9 Federasyon Kupası maçında tam 7 gole imza attı.
* Leicester City'e elendikleri maçta kadroda yer alamayan Norwich'li golcü Grant Holt ise ilk 11'de başladığı son 5 Federasyon Kupası maçında tam 6 gol atma başarısı gösterdi.
* Chelsea'nin etkili kanat oyuncusu Daniel Sturridge son 9 Federasyon Kupası maçında 8. gol attı. İlk 11'de başladığı 6 maçta, 7 golü bulunuyor.
* Everton'lı forvet Denis Stracqualursi 2 Federasyon Kupası maçında 2 gol attı.
* Stoke City'den golcü Jonathan Walters son 9 Federasyon Kupası maçında, 7. golünü attı.
* Norwich City elendi ancak Wes Hoolahan son 3 Leicester City maçında 4. kez gol atarak, aboneliğini yeniledi.
* Hücum futboluyla tanınan Tottenham Hotspur, deplasmanda oynadığı son 5 Federasyon Kupası maçında yalnızca 2 gol atabildi.
* Arsenal deplasmanda oynadığı 7 Federasyon Kupası maçından 5'ini kaybetti.
* Everton son 5 sezonda tam 4 kez kendi sahasında Federasyon Kupası'na elveda demişti. Bu turda erken gelen 2 gole duacılardır muhtemelen. =)
* Liverpool bu sezon 19 kez direğe takılıp, adeta direkleri döverken, Chelsea'de sezon genelinde kazandığı 8 penaltıdan yalnızca 4'ünü golle sonuçlandıraraktan, penaltı kaçırma konusunda uzmanlaşıyor.
* İngiltere'de 3. seviye ligde mücadele eden Stevenage ekibi, 5. turda karşılaştığı Tottenham maçı da dahil olmak üzere, Federasyon Kupası'nda bu sezon hiç gol yemedi.
* Liverpool'un Brighton'ı 6-1 yendiği maçta, Brighton ekibi tam 3 kez kendi filelerini havalandırdı.
* Leicester City ekibi Norwich City ile eşleştiği son 5 kupa mücadelesinden de tur atlayarak çıktı.
* Arsenal son 2 maçında Milan'a 5, Sunderland'e ise 1 isabetli şut izni verdi. Sonuç mu? Bu 2 maçta kalesinde 6 gol gördü! =) Ben bu tabloyu 4 yedikleri Blackburn maçından da anımsar gibiyim. ;)
Şimdi Kazanma Zamanı - MARTIN O'NEILL
Tam ismi Martin Hugh Michael O'Neill olan 59 yaşındaki Kuzey İrlandalı menajer, bizlere bu sezon da futbolu sevdiren isimlerin başında geliyor. Futbolculuk döneminde bir Nottingham Forest sembolü olan kurt hocanın teknik adamlık kariyerinde ise Wycombe Wanderers ile Konferans Şampiyonluğu, bir üst lige çıkardığı Leicester City ile 2 kez Lig Kupası Şampiyonluğu ve doğal olarak Uefa Kupası'na katılma fırsatı, İskoç Celtic ekibi ile 3'er kez Lig Şampiyonluğu ve Federasyon Kupası Şampiyonluğu, bir kez de Lig Kupası Şampiyonluğu bulunmaktadır. Ayrıca Uefa Kupası'nda final oynama başarısı göstermiş ancak Jose Mourinho'lu Porto'ya uzatmalarda yenilerek, kupayı kaybetmiştir.
Aston Villa'nın başında kupa kazananamıştı ancak özellikle büyük takımlara karşı mücadele gücü yüksek ve futbola doyuran maçlar izlememize olanak sağlamıştı. Kulübün transfer politikasını sıkça eleştirmiş, tam yeni sezon başlarken James Milner'ın Manchester City ekibine satılması onun adına bardağı taşıran damla olmuştu ve Aston Villa ile yollarını ayırmıştı.
Aston Villa'nın başında kupa kazananamıştı ancak özellikle büyük takımlara karşı mücadele gücü yüksek ve futbola doyuran maçlar izlememize olanak sağlamıştı. Kulübün transfer politikasını sıkça eleştirmiş, tam yeni sezon başlarken James Milner'ın Manchester City ekibine satılması onun adına bardağı taşıran damla olmuştu ve Aston Villa ile yollarını ayırmıştı.
1,5 sene boyunca kendi köşesine çekilen O'Neill, 3 Aralık 2011'de Sunderland ekibinin başına getirildi. İlk lig maçında Blacburn 1-0 öne geçmişti ancak özellikle son 30 dakika maç tamamen Blacburn ceza sahası çevresinde hatta içerisinde oynanmıştı. Blackburn ekibinde stoper Cristopher Samba tek başına savaşıyordu. Onun bu tek kişilik mücadelesi David Vaughan'ın müthiş füzesi ve Sebastian Larsson'un ustalık dolu frikik gollerine engel olamadığından, Sunderland maçı 2-1 kazanmasını bilmişti.
Aynı Sunderland dişe diş oynadığı müsabaka sonunda, ligin şu andaki lideri Manchester City'i 1-0 yenerken, aynı sonuçla yenildiği Chelsea maçında ise müthiş bir oyun sergilemesine rağmen, tabiri caiz ise dünyaları kaçırıyordu ve sahadan puansız ayrılıyordu.
Martin O'Neill liderliğinde Premier Lig'de 11 maça çıkan Sunderland, tam 7 galibiyet almıştı. Sizlere Martin O'Neill sonrası Sunderland'in çıkışını daha çarpıcı bir tabloyla izah etmek isterim. Eğer lig Martin O'Neill'ın gelişi itibariyle başlamış olsaydı, Sunderland 22 puanla, ligde Manchester United'ın ardından 2. sırada olacaktı.
Peki tam olarak neydi bu başarının sırrı? Sonuçta O'Neill bir sihirbaz olmadığından, elinde de sihirli bir değnek yoktu. Evet elinde işleri değiştirebileceği bir sihirli bir değnek yoktu ancak elinde çok iyi analiz ettiği ve nasıl kullanması gerektiğini iyi bildiği bir kadro vardı. Oyuncularla iletişim konusunda özel deneyimleri vardı. Onlara işleri yoluna koymanın o kadar da zor olmadığını anlattı öncelikle. Ayrıca kadrodaki her bir bireye en üst düzey ligde oynayan bir takımın parçası olduklarını ve hem yeteneklerini hem de sorumluluklarını tekrardan idrak ettirdi.
Örneğin 350 bin İngiliz Sterlini karşılığında transfer edilen James McClean sezonun ilk 4 ayında forma şansı dahi bulamamışken, son 11 maçta Sunderland'in en kilit isimlerinden biri olabiliyordu. Yoğun kar yağışı altında oynanan Stoke deplasmanında takımına 3 puanı getiren golü atarken, O'Neill sonrası son 10 maçta 4. golünü atma başarısını göstermişti.
Keza orta sahadan bir başka isim olan Stephane Sessegnon oldukça yetenekli olmasına rağmen özellikle son vuruşlardaki bencilliği ve beceriksizliği ile saç baş yolduruyordu. Ancak kendisi O'Neill'ın gelişiyle birlikte çok daha verimli ve paylaşımcı oyunlar sergilemeye başladı.
Bu cumartesi günü Sunderland ile Arsenal Federasyon Kupası'nda karşılaştılar. Son lig maçında da karşılaşan bu 2 ekibin mücadelesinde, uzatma dakikalarında Thierry Henry'nin usta vuruşuyla gelen gol sonrası gülen taraf konuk Arsenal olmuştu. Bu maçta da Arsenal oyunun kontrolünü elinde tutan taraftı ancak özellikle Sunderland orta sahasının mücadeleci oyun yapısı sayesinde Arsenal fiziksel olarak düşmeye ve üretkenlikten uzak bir futbol oynamaya başladı.
Sunderland tribünlerinin yarısı boş olmasına rağmen oyuncuların inancı tamdı ve Stephane Sessegnon ile ani gelişen Sunderland atağında, top eski bir Arsenallı olan Sebastian Larsson ile buluştu. İsveçli oyuncunun vuruşunda, topu atağın en başında kaptıran ve geri kazanmak için defansa kadar gelen Oxlade-Chamberlain'e çarparak, 2. kez Arsenal ağlarıyla buluştu.
Üst düzey şampiyonalarda en son olarak 1973'te Federasyon Kupası kazanan Sunderland ekibi, bu gol ve 2-0'lık sonuçla, adını Everton ile oynanacak olan çeyrek final maçına yazdırıyordu.
Örneğin 350 bin İngiliz Sterlini karşılığında transfer edilen James McClean sezonun ilk 4 ayında forma şansı dahi bulamamışken, son 11 maçta Sunderland'in en kilit isimlerinden biri olabiliyordu. Yoğun kar yağışı altında oynanan Stoke deplasmanında takımına 3 puanı getiren golü atarken, O'Neill sonrası son 10 maçta 4. golünü atma başarısını göstermişti.
Keza orta sahadan bir başka isim olan Stephane Sessegnon oldukça yetenekli olmasına rağmen özellikle son vuruşlardaki bencilliği ve beceriksizliği ile saç baş yolduruyordu. Ancak kendisi O'Neill'ın gelişiyle birlikte çok daha verimli ve paylaşımcı oyunlar sergilemeye başladı.
Bu cumartesi günü Sunderland ile Arsenal Federasyon Kupası'nda karşılaştılar. Son lig maçında da karşılaşan bu 2 ekibin mücadelesinde, uzatma dakikalarında Thierry Henry'nin usta vuruşuyla gelen gol sonrası gülen taraf konuk Arsenal olmuştu. Bu maçta da Arsenal oyunun kontrolünü elinde tutan taraftı ancak özellikle Sunderland orta sahasının mücadeleci oyun yapısı sayesinde Arsenal fiziksel olarak düşmeye ve üretkenlikten uzak bir futbol oynamaya başladı.
Sunderland tribünlerinin yarısı boş olmasına rağmen oyuncuların inancı tamdı ve Stephane Sessegnon ile ani gelişen Sunderland atağında, top eski bir Arsenallı olan Sebastian Larsson ile buluştu. İsveçli oyuncunun vuruşunda, topu atağın en başında kaptıran ve geri kazanmak için defansa kadar gelen Oxlade-Chamberlain'e çarparak, 2. kez Arsenal ağlarıyla buluştu.
Üst düzey şampiyonalarda en son olarak 1973'te Federasyon Kupası kazanan Sunderland ekibi, bu gol ve 2-0'lık sonuçla, adını Everton ile oynanacak olan çeyrek final maçına yazdırıyordu.
Martin O'Neill; mütevazi yapısı, sempatik tavırları, maçları kenardan izlerken ellerini önünde birbirine bağlamasıyla, gol sonraları havaya sıçrayışlarıyla, sık sık gözlüğüyle oynamasıyla ve en önemlisi yönettiği her kulübe olumlu birşeyler katmasıyla ada futbolunun göz bebeklerindendir.
8 Şubat 2012 Çarşamba
TERRY'biyesiz Biri – JOHN TERRY
John George Terry, 1998 senesinden bu yana düzenli bir şekilde Chelsea savunmasında görev almakla beraber, 72 kez de İngiltere Milli Takımı formasını giydi. West Ham Futbol Akademisi’nin yetiştirdiği oyuncunun, savunma özelliklerine kimsenin bir şey demesi mümkün değil. 31 yaşındaki Terry, ilk toplara müdahale yeteneği, hava toplarındaki hâkimiyeti ve bire birlerdeki üstünlüğü ile günümüz futbolunun en başarılı stoperlerindendir.
Ancak her şey sahada oynanan futbolla bitmiyor. Terry 10 sene kadar önce Amerikalı bayan turistlere laf attığı gerekçesiyle sorun yaşamış, bu olay bir şekilde ört pas edilmişti. Birçok ünlü İngiliz futbolcusunun yaşadığı sendromu o da yaşamıştı ve ismi birkaç kez bar kavgalarıyla anılmıştı. Buraya kadar olup bitenler, ada futbolunda yadırganmayan şeyler diyebiliriz. Ta ki takım arkadaşı ve savunma kurgusunda, sol tarafında oynayan Wayne Brigde’in kız arkadaşına göz koymasına kadar. Bridge’in kız arkadaşıyla ilişki yaşadığı ortaya çıktığında, ada basını bu kez sus pus kalmadı ve Terry için sonun başlangıcı sürecine girildi.
İngiltere Milli Takımı’nın başına getirilen deneyimli hoca Fabio Capello ise bu olaya rağmen Terry’e sahip çıktı ve sakatlık problemleriyle boğuşan Rio Ferdinand’ın yerine, kaptan olarak Terry isminde karar kıldı. Ancak Terry’nin kaptanlığı bir yıldan az sürdü. Yıldız oyuncu bu kez de Queens Park Rangers’tan savunma oyuncusu Anton Ferdinand’a ırkçı söylemlerde bulunduğu için soruşturma geçirdi. Video kayıtlarından ettiği küfürler tespit edilince, İngiltere Futbol Federasyonu tarafından milli takım kaptanlığından düşürüldü.
Şimdi birilerinin bu adama sorması gerekir; geniş omuzların ve sahada ki karizman sayesinde dünyanın dört bir yanında bu kadar fazla bayan hayranın varken, hangi zihniyet seni takım arkadaşının sevgilisine bakmaya yönlendirir?
Ayrıca bu yaz Avrupa Şampiyonası var ve İngiltere Milli Takımı şampiyonada ki yerini alacak. İngiltere Milli Takımı’nın stoper bölgesinde ise John Terry ile Rio Ferdinand yan yana oynayacaklar. Yani Terry’nin yanında kendisinden önceki kaptan olan Rio Ferdinand forma giyecek. Ve kaderin cilvesi olsa gerek, o Rio Ferdinand, Terry’nin ırkçı söylemlerde bulunduğu Anton Ferdinand’ın öz abisi!!
Ufak Ferdinand’a “ Siyah **cık! “ diye küfretmek kolay olabilir ama turnuvada baş başa kalacağın abi Ferdinand ile işin çok zor olacak Terry, çok zor hem de! ;)
son dakika güncellemesi : Fabio Capello ile İngiltere Milli Takımı'nın yolları ayrıldı. Terry, onun da mı başını yaktı ne? =)
Şimdi birilerinin bu adama sorması gerekir; geniş omuzların ve sahada ki karizman sayesinde dünyanın dört bir yanında bu kadar fazla bayan hayranın varken, hangi zihniyet seni takım arkadaşının sevgilisine bakmaya yönlendirir?
Ayrıca bu yaz Avrupa Şampiyonası var ve İngiltere Milli Takımı şampiyonada ki yerini alacak. İngiltere Milli Takımı’nın stoper bölgesinde ise John Terry ile Rio Ferdinand yan yana oynayacaklar. Yani Terry’nin yanında kendisinden önceki kaptan olan Rio Ferdinand forma giyecek. Ve kaderin cilvesi olsa gerek, o Rio Ferdinand, Terry’nin ırkçı söylemlerde bulunduğu Anton Ferdinand’ın öz abisi!!
Ufak Ferdinand’a “ Siyah **cık! “ diye küfretmek kolay olabilir ama turnuvada baş başa kalacağın abi Ferdinand ile işin çok zor olacak Terry, çok zor hem de! ;)
son dakika güncellemesi : Fabio Capello ile İngiltere Milli Takımı'nın yolları ayrıldı. Terry, onun da mı başını yaktı ne? =)
7 Şubat 2012 Salı
11 - 12 Şubat Premier Lig YAYIN AKIŞI
11 Şubat Cumartesi
14:45 - Manchester United v Liverpool (Ligtv 2 )
17:00 - Sunderland v Arsenal ( Ligtv 2 )
17:00 - Everton v Chelsea ( Ligtv 3 )
19:30 - Tottenham Hotspur v Newcastle United ( Ligtv 2 )
12 Şubat Pazar
15:30 - Wolves v West Brom ( Premier Lig Tv )
18:00 - Aston Villa v Manchester City ( Ligtv 3 )
14:45 - Manchester United v Liverpool (Ligtv 2 )
17:00 - Sunderland v Arsenal ( Ligtv 2 )
17:00 - Everton v Chelsea ( Ligtv 3 )
19:30 - Tottenham Hotspur v Newcastle United ( Ligtv 2 )
12 Şubat Pazar
15:30 - Wolves v West Brom ( Premier Lig Tv )
18:00 - Aston Villa v Manchester City ( Ligtv 3 )
Evde Yok! LIVERPOOL v TOTTENHAM MAÇ SONU
Kırmızılar maça; Reina - Kelly, Skrtel, Agger, Johnson - Kuyt, Spearing, Gerrard, Adam - Carroll, Bellamy kadrosuyla çıktılar. Londra’nın kuzeyinden gelen konuk ekip ise, Friedel - Walker, Dawson, King, Assou Ekotto - Parker, Livermore, Kranjcar, Modric, Bale – Adebayor dizilişiyle sahadaki yerini almıştı.
Liverpool cephesinde ırkçı söylemlerinden ötürü aldığı 8 maçlık cezasını tamamlayan Luis Suarez yedekler arasındaydı. Orta sahanın en önemli isimlerinden, ön libero Lucas Leiva zaten uzun süredir sakattı ve sezonu kapatmıştı. Sol bek Jose Enrique de sakat olduğundan bu akşam takımdaki yerini alamadı.
Tottenham’da ise hücumun 2 kritik ismi Rafael van der Vaart ile Aaron Lennon yoklardı. Ayrıca stoper Younes Kaboul ile William Gallas’ta sakat oldukları için kadroda yer almıyorlardı. Tabii bir de menajerleri Harry Redknapp eksikti. O nasıl oluyor demeyin, gün içerisinde çıktığı mahkemeden sonra Liverpool şehrine uçak bulamayan tecrübeli hoca, bu maç saha kenarındaki yerini alamamıştı. Ancak bu Tottenham için çok ekstra bir durum değil çünkü daha önce de yaşadığı kalp rahatsızlığından ötürü kendisi takımını birkaç maç yalnız bırakmak zorunda kalmıştı.
Liverpool oyuna çok daha istekli başlamasına rağmen, 15. dakikadan sonra her iki takım da durgunlaştı ve pozisyonlardan yoksun bir ilk 45 dakika izledik. Maçın 2. yarısında Tottenham tamamen kapandı. Gareth Bale alışılagelmiş sol açık pozisyonda değildi ve hem yerini bocalıyordu hem de rakip oyuncularla fazla didişmeye başlamıştı. Ancak yine aynı Bale maçtaki en kritik anda Pepe Reina ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda, çok rahat bir son vuruşu yapamadı.
Oyun tekrardan kitlendi derken, 66. dakikada Luis Suarez oyuna girdi ve bir tane çok net gol pozisyonundan faydalanamadı. Ancak bundan daha önemli ve futbol adına can sıkıcı bir durum söz konusu. Bugüne dek Tottenham karşısında forma giydiği 3 maçta da sarı kart gören Uruguaylı golcü, maça girdikten kısa bir süre sonra Scott Parker’ın karın bölgesine acımasızca tekme attı. Pozisyon sonrası yalvarırcasına özür dilemesinden ötürü o esnada sarı kart alarak kurtuldu. İngiltere Futbol Federasyonu bu sabıkalı isme sonradan ceza verebilir kanısındayım.
Andy Carroll ile de net bir fırsat yakalayan Liverpool, kendi sahasındaki birçok maçta olduğu üzere 2-3 pozisyon üreterek ve bu sezon Anfield Road'ta sekizinci kez bir puana razı olaraktan sahadan ayrıldı.
Mücadele gücü yüksek ancak pozisyon üretkenliği düşük geçen bu müsabakadan akılda kalan 2 isimden biri yine müthiş savaşan bir oyun ortaya koyan Scott Parker ile özellikle ilk yarıda müthiş paslar dağıtan Luka Modric oldular.
Andy Carroll ile de net bir fırsat yakalayan Liverpool, kendi sahasındaki birçok maçta olduğu üzere 2-3 pozisyon üreterek ve bu sezon Anfield Road'ta sekizinci kez bir puana razı olaraktan sahadan ayrıldı.
Mücadele gücü yüksek ancak pozisyon üretkenliği düşük geçen bu müsabakadan akılda kalan 2 isimden biri yine müthiş savaşan bir oyun ortaya koyan Scott Parker ile özellikle ilk yarıda müthiş paslar dağıtan Luka Modric oldular.
5 Şubat 2012 Pazar
Chelsea v Man Utd - RESMİ KADROLAR ve Kısa Bir Değerlendirme
CHELSEA
Cech, Ivanovic, Cahill, Luiz, Bosingwa, Essien, Meireles, Malouda, Sturridge, Torres, Mata.
Yedekler: Turnbull, Ferreira, Bertrand, Hutchinson, Romeu, Piazon, Lukaku.
MANCHESTER UNITED
De Gea, Rafael, Evans, Ferdinand, Evra, Valencia, Carrick, Giggs, Young, Rooney, Welbeck.
Yedekler: Amos, Fabio, Pogba, Park, Hernandez, Berbatov, Scholes
Chelsea cephesinde 3 önemli isim birden yok. Stoper John Terry, sol bek Ashley Cole ve orta sahadan Frank Lampard. Mavilerin aksayan savunması için büyük olumsuzluk. Keza orta sahada takımı yöneten isim Lampard'ın olmayışının yanı sıra Ramires'in de yokluğu dikkatimi çekti.
Kırmızı şeytanlarda ise Nani'nin yokluğu dikkatimizi çekiyor. Defansın beyni olan Nemanja Vidic ile orta sahanın genç yeteneği Tom Cleverley uzun süredir sakatlar. Hem defans hem de ön liberoda oynayan Phil Jones kadroda yok. Darren Fletcher ise futbola ara vermişti.
Her 2 takımın da fazlasıyla sakat oyuncusunun bulunduğu bu maçta United bir adım önde gözüküyor. En azından yedeklerde çok daha etkili silahları var şu anda.
Fernando Torres 12'si Premier Lig müsabakası olmak üzere, oynadığı son 18 resmi müsabakada gol atma başarısı gösteremedi ancak kendisinin United'a karşı oynadığı güzel oyunları, attığı golleri anımsıyorum. Bu doğrultuda, bu sezon ayakta durmaya mecali olmayan, bir dönemin İspanyol fırtınasına bu akşam bir şans daha veriyorum.
Bürolarda 3.25 ile 3.90 oranları arasında değişen, ' Torres Gol Atar ' bahsini sizlere öneriyorum.
Cech, Ivanovic, Cahill, Luiz, Bosingwa, Essien, Meireles, Malouda, Sturridge, Torres, Mata.
Yedekler: Turnbull, Ferreira, Bertrand, Hutchinson, Romeu, Piazon, Lukaku.
MANCHESTER UNITED
De Gea, Rafael, Evans, Ferdinand, Evra, Valencia, Carrick, Giggs, Young, Rooney, Welbeck.
Yedekler: Amos, Fabio, Pogba, Park, Hernandez, Berbatov, Scholes
Chelsea cephesinde 3 önemli isim birden yok. Stoper John Terry, sol bek Ashley Cole ve orta sahadan Frank Lampard. Mavilerin aksayan savunması için büyük olumsuzluk. Keza orta sahada takımı yöneten isim Lampard'ın olmayışının yanı sıra Ramires'in de yokluğu dikkatimi çekti.
Kırmızı şeytanlarda ise Nani'nin yokluğu dikkatimizi çekiyor. Defansın beyni olan Nemanja Vidic ile orta sahanın genç yeteneği Tom Cleverley uzun süredir sakatlar. Hem defans hem de ön liberoda oynayan Phil Jones kadroda yok. Darren Fletcher ise futbola ara vermişti.
Her 2 takımın da fazlasıyla sakat oyuncusunun bulunduğu bu maçta United bir adım önde gözüküyor. En azından yedeklerde çok daha etkili silahları var şu anda.
Fernando Torres 12'si Premier Lig müsabakası olmak üzere, oynadığı son 18 resmi müsabakada gol atma başarısı gösteremedi ancak kendisinin United'a karşı oynadığı güzel oyunları, attığı golleri anımsıyorum. Bu doğrultuda, bu sezon ayakta durmaya mecali olmayan, bir dönemin İspanyol fırtınasına bu akşam bir şans daha veriyorum.
Bürolarda 3.25 ile 3.90 oranları arasında değişen, ' Torres Gol Atar ' bahsini sizlere öneriyorum.
4 Şubat 2012 Cumartesi
Manchester City v Fulham - MAÇ ÖNCESİ DEĞERLENDİRME YAZISI
Maç öncesi değerlendirmeme her 2 takımdaki eksik oyunculardan başlamak istiyorum. Ev sahibi ekipte stoper olan Kolo ve orta sahanın her şeyi konumundaki Yaya yani Toure kardeşler yine yoklar. Golcü Mario Balotelli’nin cezası devam ediyor. Konuk ekipte ise orta sahadan Steve Sidwell ile forvet Andy Johnson sakat oldukları için bugün kadroda yoklar. Takımlar sahaya muhtemelen şu şekilde çıkacaklar;
Man City: Hart, Richards, Kompany , Lescott, Clichy, Johnson, Barry, Milner, Silva, Aguero, Dzeko.
Fulham: Schwarzer, Kelly, Hangeland, Senderos, Riise, Davies, Murphy, Dempsey, Duff, Dembele, Ruiz.
Fulham ekibi City ile oynadığı son 4 deplasman maçından da namağlup çıktı ancak bu Etihad Stadyumu’nda ki son 1-1 beraberlikten bu yana City kendi sahasında oynadığı 16 lig maçını da kazandı.
Futbol olarak analiz etmem gerekirse, City cephesini ve Mancini’yi sıkça yazıyorum sizlere. Aynı konuları daha doğrusu City cephesinde eksik, yanlış gördüklerimi sık sık tekrarlamak istemediğimden yüzeysel geçeceğim. City’nin kale ve defans kurgusu olarak bir sıkıntısı yok. Ancak Yaya Toure’siz orta sahaları inanılmaz aksıyor. Gareth Barry son Everton maçında inanılmaz pas hataları yaptı. Oyun kurucuları olan David Silva son maçlarda sahada gezinmek harici pek bir şey yapmıyor. Kanat bindirmeleri ve hatta Micah Richards bindirmeleri bile artık yok denecek kadar az. Golcü Edin Dzeko sol kanata gelip bir şeyler yapmaya çalışıyor ama yetersiz kalıyor. Sergio Aguero ise artık ne aralara koşular yapıyor ne de o akıl almaz çalımlarıyla biz futbolseverleri mest ediyor.
Kısacası takım ciddi anlamda aksamaya başladı. Bu önce oyuna sonra ise doğal olarak sonuçlara yansımaya başladı. 2 kupadan da elendiler ve ligdeki önemli puan avantajlarını yitirdiler.
Fulham ise birçok zaman söylediğim üzere, ligin tahmin edilmesi en zor ekiplerinden. Her an her sonucun çıkabileceği maçlara imza atıyorlar. Takım kapanmayı sevmiyor, sürekli birşeyler üretme çabası içerisindeler. Özellikle Martin Jol’un gelişi sonrası, ileri uç ve kanatlardaki oyuncular hareket halindeler. Oyun içerisinde birbirlerine yaklaşıp, kısa paslaşmalarla, yelpaze misali yeniden açılıyorlar. Ancak şu var ki, ben onların oyun stilinin tam olarak kendi sahalarına uygun olduğu kanısındayım. Yani deplasmanlarda hem o pas trafiğini yapacak alan bulamıyorlar hem de mesela bu akşamki stadın ölçüleri onları uzun koşulara itecektir ve Fulham’ın belli bir dakikadan sonra yorulacağı kanısındayım. Bu arada orta sahanın merkezinde görev alan usta isim Danny Murphy’nin bu sezon müthiş paslar dağıttığını da vurgulamadan geçemeyeceğim.
Bu satırları yazarken aklıma birçok City v Fulham maçı geldi ve hep güzel gollerin, açık futbolun oynandığı maçlar olduğunu anımsadım. Bu doğrultuda bu akşam da güzel bir maç izleyeceğimizden yana şüphem yok. Bu akşam City’nin müthiş arzulu olacağını ve yaklaşık 2 aydır bizlere özlettiği o akıcı futbolla beraber, bol gol izlettireceğini düşünüyorum.
Bahis severler açısından bir tüyo vermem gerekirse de, bürolarda 1.80 ile 2 oran arasında değişen handikaplı City galibiyeti denemeye değer. ;)
3 Şubat 2012 Cuma
Hafta Sonu Premier Lig YAYIN AKIŞI
4 Şubat Cumartesi
15:00 - Arsenal v Blackburn Rovers ( LigTv 2 )
17:00 - Stoke City v Sunderland ( LigTv )
19:30 - Manchester City v Fulham ( Ligtv 2 )
5 Şubat Pazar
15:30 - Newcastle v Aston Villa ( Premier Lig Tv )
18:00 - Chelsea v Manchester United ( LigTv 3 )
6 Şubat Pazartesi
22:00 - Liverpool v Tottehnam ( LigTv 3 )
15:00 - Arsenal v Blackburn Rovers ( LigTv 2 )
17:00 - Stoke City v Sunderland ( LigTv )
19:30 - Manchester City v Fulham ( Ligtv 2 )
5 Şubat Pazar
15:30 - Newcastle v Aston Villa ( Premier Lig Tv )
18:00 - Chelsea v Manchester United ( LigTv 3 )
6 Şubat Pazartesi
22:00 - Liverpool v Tottehnam ( LigTv 3 )
2 Şubat 2012 Perşembe
Premier Lig 31 Ocak - 1 Şubat - Maç Sonrası Yorumlarım
Everton v Manchester City
Maç öncesindeki analiz yazımdaki senaryo neredeyse harfiyen gerçekleştiğinden, bu maça dair çok derinlemesine yazmak istemiyorum. City son 7-8 maçtaki, özellikle deplasmanda sergilediği performansla ve Sunderland maçındaki çalan alarma rağmen, düzelmeden nereye kadar zıplayacaktı derken, beklenen son geldi. Manchester United’tan ara transferde Everton’a gelen Darron Gibson ilk maçında, lider City’yi yıkan gole imza attı ve böylece eski takımıyla City’nin puanları eşitlenmiş oldu.
Bu arada yukarıdaki fotoğrafı merak edenler için belirteyim; maç oynanırken sahaya giren bir taraftar, bir havayolu şirketinin uygulamalarını protesto etmek amacıyla kendini Joe Hart’ın koruduğu kale direğine kelepçeledi.
Aston Villa v Queens Park Rangers
Bu arada yukarıdaki fotoğrafı merak edenler için belirteyim; maç oynanırken sahaya giren bir taraftar, bir havayolu şirketinin uygulamalarını protesto etmek amacıyla kendini Joe Hart’ın koruduğu kale direğine kelepçeledi.
Aston Villa v Queens Park Rangers
Birkaç gün önce Arsenal karşısında 2-0’lık avantajını koruyamayan ve 3-2 yenilerek Federasyon Kupası’na veda eden Aston Villa, bu hafta benzer bir senaryo ile karşı karşıya kaldı. Rollerin değiştiği ve 2-0 yenik duruma düştükleri maçta durumu 2-2’ye getirdiler. Sonrasında da birçok pozisyona girdiler ancak şunu içtenlikle söylemeliyim ki, hakemin lehlerine vermediği 2 net penaltı kararı sonrası 2-2 ile yetinmek zorunda kaldılar. Aston Villa adına Darrent Bent 100. Premier Lig golünü atarken, QPR’de ilk maçına çıkan Djibril Cisse de yeni takımına golle merhaba dedi.
Bolton v Arsenal
Birçok yazımda Fulham için, bu ligin tahmin edilmesi en güç ekibi desem de aslında bu tabiri en çok Arsenal hak ediyor sanırım. En azından son birkaç sezona bakarsak, her an her şeyin olası olduğu bir ekip hüviyetindeler. Bu maçta da karşılarında beklenilenden daha dirençli bir Bolton vardı. İlk 20-25 dakika sonrası, Arsenal beklenilen düzeyin altında pas trafiği ve pozisyona girdi. Robin van Persie iki kez direğe takıldı. Bolton’da Nigel Reo-Coker müthiş bir oyun çıkardı. Son 10 dakika giren Tuncay da oldukça istekli ve pozitif bir oyun çıkardı. Thierry Henry, birkaç gün önceki Federasyon Kupası maçındaki gibi yine ayakta uyuyordu.
Ayrıca Aaron Ramsey yine bal yapmayan arı misali, sıfır katkıyla oynarken, Theo Walcott uygun pozisyonlarda sıkça izlediğimiz o anormal son vuruşlarına devam etti. Sonuç olarak Arsenal üst üste 4. lig maçından da galibiyet çıkaramamış oldu.
Sunderland v Norwich
Sunderland için söyleyebileceğim en mühim şey, Martin O’Neill kulübün başına geldiği günden bu yana, tüm oyuncuların özgüvenlerinin tavan yaptığıdır. Birçok maçta oyuncular kendi kalitelerinin bile üstüne çıktılar. Martin O’Neill ile çıktıkları ilk maç olan Blackburn maçında bile 90 dakikanın, özellikle son 35-40 dakikasında müthiş bir oyunla gelen baskı kurmuşlardı ve maç Blackburn savunmacısı Cristopher Samba ile Sunderland arasında geçmişti. Premier Lig’in bu akşamki yoğun maç trafiğinden ötürü bu maçın geniş özetini izleyebildim ve Norwich savunmasını çok savruk buldum. Sunderland birçok hücumda resmen elini kolunu sallayarak gelmiş.
2010 ağustosundan bu yana sakatlıklarla boğuşan ve 18 aydır futboldan uzak kalan golcü Frazier Campbell müthiş bir gole imza atarak, futbola döndüğü son 2 maçta 2 gole ulaşmış oldu.
ekleme: United aldığı galibiyetle City ile puanları eşitlerken, Bale ile Modric'in müthiş oyunları ve golleriyle Spurs'ün sinsi takibi devam etmekte.
2010 ağustosundan bu yana sakatlıklarla boğuşan ve 18 aydır futboldan uzak kalan golcü Frazier Campbell müthiş bir gole imza atarak, futbola döndüğü son 2 maçta 2 gole ulaşmış oldu.
ekleme: United aldığı galibiyetle City ile puanları eşitlerken, Bale ile Modric'in müthiş oyunları ve golleriyle Spurs'ün sinsi takibi devam etmekte.
********************************************************************************************************************************
Bu hafta tam 4 maçta oyuncular kendi ağlarını havalandırdılar. Hatta Everton’ın golünde bile top Gareth Barry’nin sırtına çarparak, hafif yön değiştirdi.
Fulham’ın çok net bir golü ofsayt diye geçersiz sayılırken, Manchester City ve Newcastle lehine bir adet, Aston Villa lehine 2 adet penaltı verilmedi. 2 penaltı golüyle galip gelen Manchester United’ın da bir penaltısı karambolde güme gitti. Bolton’ın bu akşam Arsenal karşısında son dakikalarda bulduğu pozisyonda da, bana göre penaltı çalınması gerekiyordu.
Ayrıca dün akşamki maçtaki hakem kararları ve özellikle Vincent Kompany’nin sarı kartını gördükten sonra, Evertonlı Royston Drenthe’nin Micah Richards’a o denli şiddetli faulü sonrası nasıl kırmızı kart çıkmadı, bunu kendi kafamda uzunca düşündüm ancak yanıt bulamadım.
Hakemler bu hafta biraz fazla mı oyunun kaderiyle oynadılar yoksa? =)
Fulham’ın çok net bir golü ofsayt diye geçersiz sayılırken, Manchester City ve Newcastle lehine bir adet, Aston Villa lehine 2 adet penaltı verilmedi. 2 penaltı golüyle galip gelen Manchester United’ın da bir penaltısı karambolde güme gitti. Bolton’ın bu akşam Arsenal karşısında son dakikalarda bulduğu pozisyonda da, bana göre penaltı çalınması gerekiyordu.
Ayrıca dün akşamki maçtaki hakem kararları ve özellikle Vincent Kompany’nin sarı kartını gördükten sonra, Evertonlı Royston Drenthe’nin Micah Richards’a o denli şiddetli faulü sonrası nasıl kırmızı kart çıkmadı, bunu kendi kafamda uzunca düşündüm ancak yanıt bulamadım.
Hakemler bu hafta biraz fazla mı oyunun kaderiyle oynadılar yoksa? =)
1 Şubat 2012 Çarşamba
Premier Lig Devre Arası TRANSFERLERİ
ARSENAL
GELENLER :
Thierry Henry (New York Red Bulls, kiralık), Thomas Eisfeld (Borussia Dortmund, ücret belirtilmedi)
GİDENLER :
Emmanuel Frimpong (Wolves, kiralık), Vito Mannone (Hull, kiralık), Sanchez Watt (Crawley, kiralık), Daniel Boateng (Swindon, kiralık), Ryo Myaichi (Bolton, kiralık)
ASTON VILLA
GELENLER :
Robbie Keane (LA Galaxy, kiralık), Enda Stevens (Shamrock Rovers, £250,000)
GİDENLER :
Nathan Delfouneso (Leicester, kiralık), Fabian Delph (Leeds, kiralık), Shane Lowry (Millwall, ücret belirtilmedi)
BLACKBURN
GELENLER :
Anthony Modeste (Bordeaux, kiralık, Marcus Olsson (Halmstads, bedelsiz, Bradley Orr (QPR, ücret belirtilmedi)
GİDENLER :
Jason Roberts (Reading, bedelsiz), Keith Andrews (West Brom, bedelsiz), Ryan Nelsen (Tottenham, bedelsiz)
BOLTON
GELENLER :
Tim Ream (New York Red Bulls, £2m), Ryo Myaichi (Arsenal, kiralık), Marvin Sordell (Watford, £3m)
GİDENLER :
Gary Cahill (Chelsea, £7m)
CHELSEA
GELENLER :
Gary Cahill (Bolton, £7m), Kevin de Bruyne (Genk, £9m), Patrick Bamford (Nottingham Forest, ücret belirtilmedi)
GİDENLER :
Alex (Paris St Germain, £4m), Josh McEachran (Swansea, kiralık), Gael Kakuta (Dijon, kiralık) Nicolas Anelka (Shanghai Shenhua, bedelsiz), Patrick van Aanholt (Vitesse, kiralık), Philipp Prosenik (AC Milan, ücret belirtilmedi), Milan Lalkovic (ADO Den Haag, kiralık)
EVERTON
GELENLER :
Landon Donovan (LA Galaxy, kiralık), Darron Gibson (Manchester United, £2m), Nikica Jelavic (Rangers, £5.5m), Steven Pienaar (Tottenham, kiralık)
GİDENLER :
Diniyar Bilyaletdinov (Spartak Moscow, ücret belirtilmedi), Louis Saha (Tottenham, bedelsiz)
FULHAM
GELENLER :
Jack Grimmer (Aberdeen, ücret belirtilmedi), Lasse Vigen Christensen (FC Midtjylland, ücret belirtilmedi), Ryan Williams (Portsmouth, ücret belirtilmedi), Pavel Pogrebnyak (Stuttgart, ücret belirtilmedi)
GİDENLER :
Bobby Zamora (QPR, £6m)
LIVERPOOL
GELENLER :
Jordan Ibe (Wycombe, ücret belirtilmedi)
GİDENLER :
Danny Wilson (Blackpool, kiralık)
MANCHESTER CITY
GELENLER :
David Pizarro (Roma, kiralık)
GİDENLER :
Nedum Onuoha (QPR, £2.5m), Chris Chantler (Carlisle, ücret belirtilmedi), Alex Nimely (Coventry, kiralık),Ben Mee (Burnley, ücret belirtilmedi), Wayne Bridge (Sunderland, kiralık)
MANCHESTER UNITED
GELENLER :
Paul Scholes (unattached)
GİDENLER :
Federico Macheda (QPR, kiralık), Darron Gibson (Everton, £2m), Mame Biram Diouf (Hannover, ücret belirtilmedi), Josh King (Hull, kiralık), Ravel Morrison (West Ham United), Scott Wooton (Nottingham Forest, kiralık)
NEWCASTLE
GELENLER :
Papiss Demba Cisse (Freiburg, £10m)
GİDENLER :
Alan Smith (MK Dons, kiralık)
NORWICH
GELENLER :
Jonny Howson (Leeds, £2m), Ryan Bennett (Peterborough, £3m)
GİDENLER :
George Francomb (Hibernian, kiralık), Korey Smith (Barnsley, kiralık), Oli Johnson (Oxford, bedelsiz), Ryan Bennett (Peterborough, kiralık), Chris Martin (Crystal Palace, kiralık)
QUEENS PARK RANGERS
GELENLER :
Samba Diakite (Nancy, kiralık), Taye Taiwo (AC Milan, kiralık), Federico Macheda (Manchester United, kiralık), Nedum Onuoha (Man City, £2.5m), Djibril Cisse (Lazio, £4m), Bobby Zamora (£6m)
GİDENLER :
Matthew Connolly (Reading, kiralık), Martin Rowlands, Petter Vaagan Moen (released), Bradley Orr (Blackburn, ücret belirtilmedi)
STOKE
GELENLER :
None
GİDENLER :
Michael Tonge (Barnsley, kiralık), Danny Pugh (Leeds, ücret belirtilmedi), Tom Soares (Hibernian, kiralık), Ben Marshall (Leicester, ücret belirtilmedi), Danny Higginbotham (Nottingham Forest, kiralık)
SUNDERLAND
GELENLER :
Wayne Bridge (Manchester City, kiralık), Sotirios Kyrgiakos (Wolfsburg, kiralık)
GİDENLER :
Nyron Nosworthy (Watford, ücret belirtilmedi), Ryan Noble (Derby, kiralık), Jordan Cook (Carlisle, kiralık), Louis Laing (Wycombe, kiralık).
SWANSEA
GELENLER :
Josh McEachran (Chelsea, kiralık), Gylfi Sigurdsson (Hoffenheim, kiralık), Darnel Situ (Lens, ücret belirtilmedi), Rory Donnelly (Cliftonville, ücret belirtilmedi), Curtis Obeng (Wrexham, £200,000)
GİDENLER :
Lee Lucas (Burton, kiralık). David Cotterill (released), Daniel Alfei (Wrexham, kiralık)
TOTTENHAM
GELENLER :
Yago Falque (Juventus, ücret belirtilmedi), Louis Saha (Everton, bedelsiz), Ryan Nelsen (Blackburn, bedelsiz)
GİDENLER :
Tom Carroll (Derby, kiralık), Andros Townsend (Leeds, kiralık), Yago Falque (Southampton, kiralık), John Bostock (Sheffield Wednesday, kiralık), Dean Parrett (Yeovil, kiralık), Adam Smith( Leeds, kiralık), Sebastien Bassong (Wolves, kiralık), Steven Pienaar (Everton, kiralık)
WEST BROMWICH
GELENLER :
Scott Allan (Dundee United, £300,000), Liam Ridgewell (Birmingham, £2.5m), Keith Andrews (Blackburn, bedelsiz)
GİDENLER :
Joe Mattock & Jara Reyes (both Brighton, kiralık), Chris Wood (Bristol City, kiralık), Roman Bednar (Blackpool, bedelsiz), James Hurst (Chesterfield, kiralık)
WIGAN
GELENLER :
Jean Beausejour (Birmingham, ücret belirtilmedi)
GİDENLER :
Nouha Dicko (Blackpool, kiralık), Daniel Redmond (Hamilton, kiralık)
WOLVES
GELENLER :
Eggert Jonsson (Hearts, £200,000), Emmanuel Frimpong (Arsenal, kiralık), Sebastien Bassong (Tottenham, kiralık)
GİDENLER :
Adlene Guedioura (Nottingham Forest, kiralık), Sam Vokes (Brighton, kiralık), David Davis (Chesterfield, kiralık), Sam Winnall (Inverness, kiralık), Andy Keogh (Millwall, ücret belirtilmedi)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









