Bir altta ki yazımda, Swansea City v Norwich City maçını kapsamlı olarak değerlendirmiştim. Şindi ise bugün oynanacak 17:00 maçlarına daha yüzeysel bir bakışla yorumlar getireceğim ve bazı enteresan istatistikleri sizlerle paylaşacağım. Herkese iyi bir hafta sonu diliyor ve maçlara kısa kısa değinmeye başlıyorum.
ARSENAL v WEST BROMWICH ALBION
ARSENAL v WEST BROMWICH ALBION
Arsenal cephesinde sezon öncesi
beklentilerin şampiyonluk olmadığı aşikardı ancak son
haftalarda yaşanan büyük krizi de yaşayacaklarını
beklemiyorlardı muhtemelen. Takımdaki özgüven o kadar asgari
seviyeye indi ki, eldeki birkaç kaliteli oyuncu bile vasatın
altında performanslar sergilemeye başladı. Onlar adına bu maçla
başlayacak olan çıkış, onları sezon içerisinde hedefledikleri
ve ulaşabilecekleri en ideal pozisyon olan lig üçüncülüğüne
getirebilir. Bu pozisyon için en büyük rakipleri olarak görünen
Chelsea'de işlerin ne denli karışık olduğunu hatırlatmakta
fayda var.
WBA sezona mükemmel bir başlangıç yaptı ancak son 2 maçında da savunma mağlubiyet alınca, Steve Clark'ın suratı az biraz düşmeye başladı. Gerçi onlar için sezon başındaki temel hedef ligde kalmak olduğundan, işler hala fazlasıyla yolunda gidiyor diyebiliriz. WBA bu sezon Chelsea, Everton ve Liverpool'u devirmeyi başardığından, Arsenal'dan da en azından 1 puan koparabileceklerine inanıyor.
Arsenal cephesinde sol açığa yakın
oynayan forvet Lukas Podolski ve sağ açığa yakın oynayan ancak
tıpkı Podolski gibi doğrudan forvette oynamak isteyen Theo Walcott
sakatlıklarından ötürü oynamayacak olan 2 hücum silahı. Sağ
bek Bacary Sagna ile her geçen sezon daha derli toplu oynamaya
başlayan stoper Laurent Koscielny savunmanın sakat önemli 2 ismi
olarak göze çarpıyor.
Orta sahada ise tek önemli eksik olarak Abu Diaby ismini
görüyorum.
WBA cephesinde ise kaleci Ben Foster harici herhangi bir sakat
yahut cezalı oyuncu bulunmamakta. Foster yokken kaleyi alan Boaz
Myhill'in performansı da fena değil.
* 2 takım Premier Lig'de 12 kez karşılaştı ve bu 12 maçtan hiç 0-0'lık sonuç, hiç hat-trick ve hiç kırmızı kart çıkmadı.
* WBA'in Arsenal'a karşı oynadığı son 12 maçta kalesinde gördüğü gol sayısı 28 ve bu 12 maçın hiçbirisinde kalesini gole kapayamamış.
* 2 ekibin son 6 karşılaşmasında ilk 10 dakikalarda toplam 5 gol atılmış.
* Peter Odemwingie Arsenal'a karşı son 3 lig maçında 2 gol attı.
* WBA son 24 Premier Lig deplasman maçından yalnızca 1 tanesinde kalesini gole kapayabilmiş.
*Sezona oldukça formda giren ancak haftalar geçtikçe düşüşe geçen Santi Cazorla'nın son 11 lig maçında yalnızca bir asisti var.
*Eğer maçlar 90 yerine 80 dakika oynansaydı, WBA'in ligdeki konumu 2.lik olacaktı.
ASTON VILLA v STOKE CITY
Aston Villa sinsi sinsi puan ve puanlar toplamaya devam ediyor. Ara transfer döneminde Liverpool'a gideceği söylentileri olan golcü Darrent Bent'siz maçlarına çıkmaya devam Aston Villa'da özellikle defansın daha derli toplu olması ve orta saha organizasyonları pozitif anlamda dikkat çekici bir hal aldı.
Stoke City ise 90 dakika kendi sahasında, topun arkasına geçip,
kontrollü oyun oynamayı sürdürüyor. Duran toplarda yine tıpkı
Everton gibi Premier Lig'in en etkili takımlarından biri ancak bu sezon itibariyle gol umutlarını yalnızca duran top organizasyonlarına bağlamak yerine biraz daha farklı varyasyonlar üretmeye başladılar.* 2 takım Premier Lig'de 12 kez karşılaştı ve bu 12 maçtan hiç 0-0'lık sonuç, hiç hat-trick ve hiç kırmızı kart çıkmadı.
* WBA'in Arsenal'a karşı oynadığı son 12 maçta kalesinde gördüğü gol sayısı 28 ve bu 12 maçın hiçbirisinde kalesini gole kapayamamış.
* 2 ekibin son 6 karşılaşmasında ilk 10 dakikalarda toplam 5 gol atılmış.
* Peter Odemwingie Arsenal'a karşı son 3 lig maçında 2 gol attı.
* WBA son 24 Premier Lig deplasman maçından yalnızca 1 tanesinde kalesini gole kapayabilmiş.
*Sezona oldukça formda giren ancak haftalar geçtikçe düşüşe geçen Santi Cazorla'nın son 11 lig maçında yalnızca bir asisti var.
*Eğer maçlar 90 yerine 80 dakika oynansaydı, WBA'in ligdeki konumu 2.lik olacaktı.
ASTON VILLA v STOKE CITY
Aston Villa sinsi sinsi puan ve puanlar toplamaya devam ediyor. Ara transfer döneminde Liverpool'a gideceği söylentileri olan golcü Darrent Bent'siz maçlarına çıkmaya devam Aston Villa'da özellikle defansın daha derli toplu olması ve orta saha organizasyonları pozitif anlamda dikkat çekici bir hal aldı.
Aston Villa'nın kaptanı Ron Vlaar sakatlığından ötürü yine takımını yalnız bırakacak. Sol bek ve sol açık oyanayabilen Charles N'Zogbia ise 6 hafta aradan sonra yeşil sahalara dönme hazırlığında.
Stoke City'de ise pivot santrafor Peter Crouch'un maç saatine yetiştirilmesi beklenirken, defansif isimlerden Marc Wilson ve forvet Cameron Jerome sakat, orta sahadan Charlie Adam ise cezalı olduğundan maç kadrosunda yoklar.
* Aston Villa 1965'ten bu yana, en üst seviye liglerde yaptığı 13 maçtır rakibine yenilmedi.
* 2 takım arasındaki son 7 lig maçının 5'i berabere bitti.
* 2 takımın son 6 lig maçından yalnızca 8 gol çıkabildi.
* Stoke City son 5 lig maçında yenilmedi ve bu 5 maçtan tam 3 galibiyet çıkardı.
* Stoke City bu sezon 7 maçta kalesini gole kapatarak, bu istatistikte ligin zirvesinde yer alıyor.
* Aston Villa bu ligin ofsayt taktiğini en iyi ve en başarılı uygulayan ekibi. Rakipleri şu ana dek 50 kez ofsayta düştü.
* Stoke City'nin som 7 lig maçın da 3 ve üzeri gol atılmadı.
* Aston Villa'nın ise son 10 maçının 8'inde 3 ve üzeri gol atılmadı.
* Forvette Darrent Bent'i kesen Christian Benteke'nin şu ana dek attığı 3 gol de kendi sahaları olan Villa Park'ta geldi.
SOUTHAMPTON v READING
Southampton'ı geçtiğimiz hafta Liverpool karşısında Anfield Road deplasmanında izledim. Maçtan tek gollü mağlubiyetle dönmesine rağmen onlar adına kalecilerinin ve defans bloklarının bu ligdeki en kötüsü olduğu iddiamı sürdürüyorum. Bu konuda radikal tedbirler alıp, düzelmezlerse sırf bu defans zaafiyeti bile onları Premier Lig'den düşürmeye yeterlidir kanısındayım.
Tabii takımda iyiye giden gelişmeler de var. Southampton'ın her daim hücumu düşünen kulüp mentalitesi ve bu doğrultuda Gareth Bale yahut Alex Oxlade-Chamberlain gibi kanatlara kaçmayı seven, etkili hücum silahları yetiştirdiğini görmüşüzdür. Bu örneklere en son olaraktan yükselen formu ve yeteneklerini göstererekten Adam Lallana ismini eklemek isterim. Yine bir Southampton Futbol Akademisi ürünü olan 17 yaşındaki sol bek Luke Shaw ise kasım ayında ilk kez forma şansı bulurken, izlediğim 2 tane 90 dakikada da mükemmele yakın oynarken, son Liverpool maçında Sterling ile boğuşurken çok da fahiş bir hata yapmadı diyebilirim. Bu da berbat olan Southampton savunması adına tek olumlu gelişme olsa gerek.
Takımın forvetlerinden Rickie Lambert' ve onu arkadan besleyen, genç ancak ilerleyen senelerde büyük kulüplere transferi pek muhtemel olan bir Gaston Ramirez'e bu cumartesi çok iş düşecek.
Reading cephesine geçecek olursam, menajerleri Brian McDermott her ne kadar kadrosuna güvendiğini sıkça dile getirse de, ben Souhtampton gibi Reading'i de Premier Lig'den düşmesi muhtemel en favori 2 takımdan biri olarak görüyorum. Geçtiğimiz hafta oynadıkları ve tabiri caiz ise öne geçip geçip geriye düştükleri 4-3'lük Manchester United maçını baz almıyorum ancak daha önceki müsabakalarda Reading'in hangi oyun sistemini benimsediğini henüz anlayabilmiş değilim. Takım ne kanatlara açılabiliyor ne pas trafiğine girebiliyor ne de duran toplara bel bağlıyor. Tamam duran toplardan gol buluyorlar ancak bu goller belli bir duran top organizasyonundan değil, o an, pozisyon gereği yakanılan vuruşlardan geliyor. Reading oyun yapısına dair tek belirgin özellik, sol bekten Nicky Shorey destekli, kimi zaman orta sahadan Jobi McAnuff yahut sola kaçmayı seven Hal Robson-Kanu ile sol kanattan hücum etme çabaları olsa gerek.
Kafamda bir kez daha toparladığımda, Premier Lig'den düşecek ilk ekip olarak Reading'tir kanısına varıyorum.
S'oton cephesinde önemli bir eksik oyuncu bulunmamakta.
Reading adına beğendiğim bir forvet oyuncusu olan Pavel Pogrebnyak'in maç saatine yetiştirilmesi bekleniyor ancak orta sahadan Jimmy Kebe ve Jem Karacan kesin olarak yoklar.
* 2 takımın son 6 lig maçından yalnızca 8 gol çıkabildi.
* Stoke City son 5 lig maçında yenilmedi ve bu 5 maçtan tam 3 galibiyet çıkardı.
* Stoke City bu sezon 7 maçta kalesini gole kapatarak, bu istatistikte ligin zirvesinde yer alıyor.
* Aston Villa bu ligin ofsayt taktiğini en iyi ve en başarılı uygulayan ekibi. Rakipleri şu ana dek 50 kez ofsayta düştü.
* Stoke City'nin som 7 lig maçın da 3 ve üzeri gol atılmadı.
* Aston Villa'nın ise son 10 maçının 8'inde 3 ve üzeri gol atılmadı.
* Forvette Darrent Bent'i kesen Christian Benteke'nin şu ana dek attığı 3 gol de kendi sahaları olan Villa Park'ta geldi.
SOUTHAMPTON v READING
Southampton'ı geçtiğimiz hafta Liverpool karşısında Anfield Road deplasmanında izledim. Maçtan tek gollü mağlubiyetle dönmesine rağmen onlar adına kalecilerinin ve defans bloklarının bu ligdeki en kötüsü olduğu iddiamı sürdürüyorum. Bu konuda radikal tedbirler alıp, düzelmezlerse sırf bu defans zaafiyeti bile onları Premier Lig'den düşürmeye yeterlidir kanısındayım.
Tabii takımda iyiye giden gelişmeler de var. Southampton'ın her daim hücumu düşünen kulüp mentalitesi ve bu doğrultuda Gareth Bale yahut Alex Oxlade-Chamberlain gibi kanatlara kaçmayı seven, etkili hücum silahları yetiştirdiğini görmüşüzdür. Bu örneklere en son olaraktan yükselen formu ve yeteneklerini göstererekten Adam Lallana ismini eklemek isterim. Yine bir Southampton Futbol Akademisi ürünü olan 17 yaşındaki sol bek Luke Shaw ise kasım ayında ilk kez forma şansı bulurken, izlediğim 2 tane 90 dakikada da mükemmele yakın oynarken, son Liverpool maçında Sterling ile boğuşurken çok da fahiş bir hata yapmadı diyebilirim. Bu da berbat olan Southampton savunması adına tek olumlu gelişme olsa gerek.
Takımın forvetlerinden Rickie Lambert' ve onu arkadan besleyen, genç ancak ilerleyen senelerde büyük kulüplere transferi pek muhtemel olan bir Gaston Ramirez'e bu cumartesi çok iş düşecek.
Reading cephesine geçecek olursam, menajerleri Brian McDermott her ne kadar kadrosuna güvendiğini sıkça dile getirse de, ben Souhtampton gibi Reading'i de Premier Lig'den düşmesi muhtemel en favori 2 takımdan biri olarak görüyorum. Geçtiğimiz hafta oynadıkları ve tabiri caiz ise öne geçip geçip geriye düştükleri 4-3'lük Manchester United maçını baz almıyorum ancak daha önceki müsabakalarda Reading'in hangi oyun sistemini benimsediğini henüz anlayabilmiş değilim. Takım ne kanatlara açılabiliyor ne pas trafiğine girebiliyor ne de duran toplara bel bağlıyor. Tamam duran toplardan gol buluyorlar ancak bu goller belli bir duran top organizasyonundan değil, o an, pozisyon gereği yakanılan vuruşlardan geliyor. Reading oyun yapısına dair tek belirgin özellik, sol bekten Nicky Shorey destekli, kimi zaman orta sahadan Jobi McAnuff yahut sola kaçmayı seven Hal Robson-Kanu ile sol kanattan hücum etme çabaları olsa gerek.
Kafamda bir kez daha toparladığımda, Premier Lig'den düşecek ilk ekip olarak Reading'tir kanısına varıyorum.
S'oton cephesinde önemli bir eksik oyuncu bulunmamakta.
Reading adına beğendiğim bir forvet oyuncusu olan Pavel Pogrebnyak'in maç saatine yetiştirilmesi bekleniyor ancak orta sahadan Jimmy Kebe ve Jem Karacan kesin olarak yoklar.
* 2 takım en üst düzey lig bazında tarihlerinde ilk kez karşılacaklar.
* Reading rakibine karşı lig maçlarında 1960'dan bu yana kaybetmedi.
* Kaleci ve savunmasını birçok yazımda sıkça eleştirdiğim S'oton bu sezon yalnızca 1 maç kalesini gole kaparken, 32 golle ligin en çok gol yiyen ekibi konumunda.
* S'oton kendi sahasındaki son 6 maçta yalnızca 1 mağlubiyet aldı.
* S'oton için vazgeçilmezlerden olan, savaşçı orta saha oyuncusu Morgan Scheniderlin, 4.6 ortalamayla ligde rakipten en fazla top kapan oyuncu konumunda.
* S'oton maçların ilk yarılarında en çok gol yiyen ekip konumunda. ( 15 gol )
* Reading ise maçların ikinci yarılarında en çok gol yiyen ekip konumunda. ( 18 gol )
* Reading öne geçtiği maçlarda tam 17 puan kaybetti.
* Reading'de Nicky Shorey 3.6 ortalama ile ligin en isabetli orta açan oyuncusu konumunda.