29 Aralık 2012 Cumartesi

ASTON VILLA v WIGAN ATHLETIC ( Teknik Analiz - Eksikler - İstatistikler )


          Paul Lambert yönetimindeki genç ve inançlı Aston Villa'yı tam da öven yazılar yazmaya başlamışken önce 8-0'lık Chelsea hezimeti, hemen ardından ise kendi sahalarındaki 4-0'lık Tottenham Hotspur mağlubiyeti geldi. Şimdi ise rakipleri ligin kadro kalitesi ve derinliği açısından en zayıf ekiplerinden biri olan Wigan Athletic. Bu satırlarda Wigan'ı sizlere yazarken, menajerleri Roberto Martinez'in takıma yaptığı ekstra katkıyı sık sık vurguluyorum. Ancak an geliyor ki Martinez bile yetersiz kalıyor çünkü değil yedek kulübeleri, ilk 11'de ki oyunculardan bile birçoğu Premier Lig kalitesinin çok altında oyuncular.
Bu maçta kestiremediğim tek nokta; hem menajerleri hem de kadrosundaki oyuncuları oldukça genç olan Villa'nın, son 2 maçtaki berbat sonuçlara nasıl bir tepki göstereceğidir. Bu maçtan hemen sonra ara transfer dönemi başlayacak ve bu süreçte Aston Villa'nın önünde 2 ayrı gündem maddesi olacak. Öncelikle adı başta Liverpool olmak üzere birkaç kulüple anılan, bir dönemin fırtına gibi esen ancak son 1-2 senedir biraz köreldiğine inandığım golcü Darrent Bent sorunun çözülmesi gerekiyor. Bent gerek sakatlıklar gerekse farklı sebeplerden ötürü haftalardır önce ilk 11'den daha sonra ise maç kadrolarından uzak kaldı. Bir diğer gündem maddesi ise, bu umut vaadeden genç oyuncuların yanına, en azından 2 tane ada futbolu tecrübesi fazla olan oyuncu transfer edilmesi konusudur.

          Bugün birçok kritik eksiği olan 2 takımın maçında, rakibine istinaden daha eksik olmasına rağmen Aston Villa'nın çok daha yıpratıcı ve hırçın olmasını bekliyorum. Aston Villa hücuma çıkarken, özellikle kaptıkları toplarla çıktıkları kontra ataklarda, rakip kaleye çabuk gitmeye çaba gösteriyor. Kaleyi gördükleri an kaleyi yoklamayı seven oyuncuları var. Rakipleri Wigan Athletic ise uzaktan gelen şutlarda oldukça zorlanıyor. Hücumda süratli isimleri olmasına rağmen son vuruşlarda olağanüstü beceriksizler. Ayrıca Aston Villa savunma hattı ofsayt taktiği uygulamayı seviyor ve bugün başta Arouna Kone olmak üzere, Wigan Athletic forvetleri bu konuda oldukça zorlanabilir.
Wigan Athletic daha çok sol kanattan geliyor ve topu gerek Jean Beausejour gerekse Shaun Maloney ile buluşturmayı seviyorlar. Bugün de onlar için tek çıkış noktası Aston Villa'nın savunma bloğundaki eksik oyuncuların yokluğunda, o bölgeden ekmek çıkmasını beklemek olacaktır. Ancak özellikle Beausejour'u çok fazla yetersiz buluyorum. Çalım yeteneği yok, ortalarının birçoğu dağa taşa gidiyor ve ceza sahası içerisinde topla buluştuğunda o kadar ağır ve kararsız kalıyorki, o top birşekilde ezilip gidiyor.
Yine de Wigan Athletic adına o sol kanattan başka türlü bir alternatif göremiyorum açıkçası. Yani çokça sevdikleri konta atağa çıksalar dahi yukarıda yazdığım üzere bu maçta ofsayta düşme ihtimalleri çok yüksek. Duran toplar deseniz, ben Wigan Athletic'in duran toplar ve hava hakimiyetinde oldukça cılız olduğunu düşünüyorum. O yüzden yapabilecekleri tek şey, rakibine göre muhtemelen topa daha çok sahip olacakları bu maçta Shaun Maloney, Franco Di Santo ve Arouna Kone ile ceza sahası içerisinde birşeyler yapma çabası olsa gerek.


Sakat ve Cezalı Oyuncular :

ASTON VILLA :

Ron Vlaar ( Hem takım kaptanı hem de defansın müthiş önemli bir ismi. )
Nathan Baker ( Defanstan genç ve önemli bir isim. )
Richard Dunne ( Kendisi her ne kadar el bombası gibi bir defans oyuncusu olsa da, bunca gencin arasında bu tecrübeli isim olsa, takımı adına hiç de fena olmazdı. )

Gary Gardner ( Şu an Sunderland'te oynayan abisi Craig Gardner gibi Aston Villa altyapısından çıkma, genç bir orta saha oyuncusu ancak önemli bir eksik demek için henüz erken. )
Fabian Delph (O da genç bir orta saha oyuncusu ancak biraz istikrarsız ve bu maç sarı kart cezalısı.)
Weimann ( Kanatları kullanmayı seven, bir başka genç ve önemli bir hücum silahı. )

Charles N'Zogbia ( Sol bek, sol açık ve forvet arkası oynayabilen önemli bir isim. )
Stiliyan Petrov ( O bir kaptan, o bir lider, o dakikalar 19 olduğundan Aston Villa tribünlerinin ayakta alkışladığı bir orta saha oyuncusu. Kanserle olan mücadelesinde ona tekrardan sağlık ve sabır diliyorum. )

Gabriel Agbonlahor ( Hücum hattının olmazsa olmaz ismi. )

Darrent Bent ( Yıldız bir oyuncu ancak Aston Villa artık onsuz oynamaya alıştı. )

WIGAN ATHLETIC :

Ivan Ramis ( Wigan defansının eksikliğini hissettiği bir defans oyuncusu. )
Adrian Lopez ( Sağlıklı olsa 11'de başlayacak bir savunma oyuncusu. )
Antolin Alcaraz ( Durumu maç saatine netlik kazanacak olan ve takımı adına önemli bir defans oyuncusu.)

Ben Watson ( Orta sahada biraz Scott Parker'ı andıran oyun stili olan bu oyuncu kritik bir eksik. )
Ryo Miyaichi ( Henüz tam çözemediğim bir orta saha oyuncusu ancak kilit bir isim değil. )
Albert Crusat ( Orta sahadan önemsiz bir eksik. )



Bire Bir İstatistikler :
  • Wigan Athletic rakibinin sahasında oynadığı son 7 maçta 3 galibiyet, 3 beraberlik alırken, yalnzıca 1 kez yenildi.
  • Wigan Athletic bu sezon 6 kez beyaz noktaya giderek, en çok penaltı kazanan takım ancak rakipleri Aston Villa'nın bu sezon penaltısı yok.
ASTON VILLA İstatistikleri :
  • Aston Villa son 2 maçında 12 gol yedi. Onlar bu kötü tabloyu en son 1958'in ağustos ayında görmüşlerdi.
  • Premier Lig'de 2010 aralık ayından bu yana üst üste 3 maç kaybetmediklerinden, söz konusu 2 hezimetten sonra bu maç onlar için istatiksel anlamda da ayrı bir önem taşıyacak.
  • Aston Villa'nın -21 olan gol averajı şu an için ligin en kötüsü konumunda.
  • Premier Lig'de kendi sahasında Aston Villa'dan daha az gol atan bir takım bulunmuyor. ( 8 gol )
WIGAN ATHLETIC İstatistikleri :
  • Wigan Athletic son 6 maçından yalnızca 1 puan çıkarabildi.
  • Wigan Athletic son 9 maçında da kalesinde gol görürken, bu maçlarında 8'inde kalesinde en az 2 gol gördü.
  • Aynı Wigan Athletic ilk golü yediği 13 lig maçının 12'sinde kaybettiler. Yani geri dönüşe dair oldukça karamsar bir karneleri var.
  • Aston Villa kendi sahasında gol atamazken, Wigan ise deplasmanlarda en az gol atan 2. takım koumunda. ( 6 gol )

26 Aralık 2012 Çarşamba

2 United'ın Maçına Dair; MANCHESTER ve NEWCASTLE..


          Swansea City deplasmanından 1-1'lik beraberlikle dönen Manchester United, pozisyonlara giren ancak o gün için hem şanssız hem de son vuruşlarda beceriksiz olan taraftı. Maçın son bölümlerinde bile önce Robin van Persie'nin akıl dolu aşırtma vuruşu, daha sonra ise kornerden gelen topta Michael Carrick'in kafa vuruşu direğe takıldı. Yine o son bölümlerde 2-3 net gol pozisyonu vardı ki, United taraftarları adına adeta saç baş yoldurttu.
Swansea City beklediğimden çok daha tutuk bir oyun sergilerken, United cephesinde ise bazı oyuncular nedense çok fazla koşmadı ve kendilerini yormadılar.
Hazır fazla koşmayan ve kendini yormayan futbolculardan bahsetmişken, Newcastle United'a da geçiş yapmak isterim. Geçen sezon adeta fırtınalar estiren The Magpies, bu sezon ise adeta yokları oynuyor. Geçen sezon sazı eline alan futbolcuların birçoğu bu sezon sorumluluk almaktan kaçınırlarken, ayakta kalmaya çalışan birkaç isim de sakatlık problemiyle karşı karşıya kalınca, takım beklenilenin hayli gerisinde kaldı. Alan Pardew'in ekibi, her yazımda yetersizliğinden bahsettiğim Southampton'ın 1 maçı eksik olmasına rağmen yahut Wigan Athletic'in o kadar yetersiz kadrosu olmasını da sık sık yazmama rağmen, bu 2 takımdan yalnızca 5 puan yukarıda bulunuyor.

          United cephesinde, ofansif isim Shinji Kagawa ve orta sahada tam da form tutmuşken yeniden sakatlanan Anderson harici önemli bir eksik bulunmazken, defans kurgusunda yine farklı isimleri görebilmemiz muhtemel.

          Newcastle United cephesinde ise oldukça uzun ve bir o kadar da önemli isimlerden oluşan bir eksikler listesi var. Savunmadan Steven Taylor ve birçok mevkiide oynayabilen, duran top ustası Ryan Taylor yoklar. Önlibero Cheik Tiote cezalı, orta sahanın olmazsa olmazlarından Yohan Cabaye ile yine orta sahadan, rotasyon oyuncusu olan ve biraz daha defansif isim olan Dan Gosling sakat olan isimler. Hücuma dair ise takımın beyni olan, müthiş yetenekli Hatem Ben Arfa sakatlığından dolayı bugün sahada yer alamayacak bir diğer isim.

           Kanatları çok ama çok iyi kullanabilen bir Manchester United ile bunun tam aksine kanatlardan gelen atakları savuşturmakta oldukça zorlanan ve birçok önemli isminden yoksun Newcastle United'ın maçında, Newcastle için tek umut Demba Ba'nın beklenmedik bir gol atması ve sonrasında takım halinde kapanmak olacaktır kanısındayım. Bundan tam 13 ay önce, yine bu stadta oynanan maçta Newcastle United ' olmayan bir penaltı ' kazanmış ve durumu 1-1'e getirdikten sonra takım halinde savunma yapmış, toplar çizgilerden çıkmış, Tim Krul kalesinde devleşmiş ve mucizevi şekilde sahadan beraberlikle ayrılmışlardı.

Bire Bir İstatistikler :
  • Newcastle United rakibine karşı son 22 maçta yalnızca 1 kez galip gelebildi.
  • Newcastle United rakibine karşı Old Trafford'ta oynadığı son 28 üst düzey müsabakada da galip gelemezken, en son galibiyetini 2-0'lık sonuçla, 40 sene öncesinde, 1972 senesinde almıştı.
MANCHESTER UNITED :
  • Premier Lig'in Boxing Day kralı olarak United'ı gösterebiliriz. United 18 Boxing Day maçının tam 15'inde galibiyet aldı ve 2 beraberliğe karşı, yalnızca 1 kez yenildi.
  • Sir Alex Ferguson'un Newcastle United'a karşı şansı tutuyor. Rakibine karşı 37 lig maçında, 21 galibiyet alırken, 12 beraberliği ve yalnızca 4 mağlubiyeti bulunuyor.
  • Manchester United, kendi sahasında oynadığı son 57 lig maçında da rakip kalelere gol attı.
  • Wayne Rooney'nin rakibine karşı Premier Lig'de tam 10 golü bulunuyor.
  • Robin van Persie de Newcastle United'ı sevenlerden olsa gerek. Newcastle United'a karşı forma giydiği son 7 lig maçında tma 5 golü ve 3 asisti bulunmakta.
NEWCASTLE UNITED :
  • Newcastle United, Boxing Day'e denk gelen 11 deplasman maçlarından yalnızca 1 kez, Bolton Wanderers karşısında sahadan 3 puanla ayrılabildi.
  • Alan Pardew rakibine karşı, takımımın başında çıktığı 7 lig maçından yalnızca 1 galibiyet çıkarabildi.
  • Newcastle United rakibi Old Trafford'ta en son 19 lig maçı önce, 2000 senesinde yenmişti.


Boxing Day'e Bir Göz Atmak Gerekirse


          Bugün Boxing Day yani 25 Aralık'a denk gelen ve Noel olarak adlandırılan özel günün ertesi olan, resmi kurum ve kuruluşların hatta birçok işletmenin kapalı olduğu, insanların gününü evde aileleriyle geçirdiği bir dinlenme günü. Ayrıca bugüne özel birçok alışveriş merkezi sansasyonel indirimler yapar, birçok aile ise bugüne özel, ihtiyacı olan bireylere birtakım yardımlarda bulunurlar.
İşin futbol kısmına gelirsek, bugünü dinlenerek geçiren aileler, hepbirlikte maçlara giderler ve bugünü bir futbol şölenine çevirirler. Ben de futbol adına yoğun bir mesainin yaşanacağı Boxing Day'i ve seçtiğim birkaç maçı sizler adına kısa kısa değerlendireceğim. Bu kez önceliği büyük takımlar yerine David Moyes gibi çoğu zaman kadro derinliği konusunda sıkıntı yaşayan ancak senelerdir ortaya ' taş gibi bir Everton ' koymasını başaran ve Roberto Martinez gibi eldeki pek bir yetersiz olan kadroyu azami verimle kullanmasını beceren ve kadro harici, taraftar desteği ve benzeri konularda da Premier Lig'e yetersiz kalan Wigan Athletic'i ısrarla lige tutunduran 2 teknik adamın birbirleriyle oynayacakları maçla başlayacağım.


          Zirveye ve zirve dörtlüsüne kabaca değinerek başlamak gerekirse; yeni yıla lider giren Manchester United'ın 4 puan ardından, 2. olarak giren Manchester City'nin 90 dakika boyunca disiplinli bir oyun sergileyip, muazzam savunma yaparaktan 1 puanı koparmak üzere olan Reading'i 92. dakikada attığı tek golle geçtiğini anımsatmak isterim. Reading'in yaşlı kurt savunmacısı Ian Hart maçın son bölümlerini kaldıramayıp, fiziksel olarak bitince yerini Reading'te bu sezon tek beğendiğim oyuncu olan, bir diğer savunmacı ve sol bekin hücum anlamında da iyisi olan Nicky Shorey'e bıraktı. Shorey ise maçın artık bitmek üzere olduğu uzatma bölümlerinde, David Silva'nın ortasında basireti bağlanmışçasına duraklayınca ve bir de Gareth Barry az biraz üstüne yüklenince kalelerinde golü görmeleri kaçınılmaz oldu.
City son dakikaları iyice sevmeye başladı dersek yerinde olur. Tabii bu durumdan en hoşnutsuz olan komşusu United olsa gerek.
3. sırada ise istatistiksel anlamda Boxing Day'leri seven bir menajer olan Rafael Benitez ve geçtiğimiz hafta Aston Villa'yı 8-0 ile geçerek, Norwich City deplasmanına çıkacak olan Chelsea'yi görüyoruz. Benitez, Liverpool'un başındayken Boxing Day'lerde çıktığı 6 lig maçından tam 5 galibiyet elde etmişti.
4. sırada ise son haftalarda topladığı puanlarla ilk 4'e kapak atmasını başaran ancak her bir maçını 90 dakika izleme fırsatı bulan birisi olaraktan, kendi adıma futbol bazında kesinlikle sınıfta kalan bir Arsenal var. Onlar Londra Derbisi'nde West Ham United ile karşılaşacaklardı ancak o gün oluşabilecek ulaşım sıkıntıları göz önünde bulundurularak, maç ileri bir tarihe ertelendi.

EVERTON v WIGAN ATHLETIC

          Everton geçtiğimiz hafta zorlu West Ham United deplasmanında geriye düşmesine rağmen, üstelik Morouane Fellaini gibi takımın belki de en kilit ismi olmamasına rağmen, başta sol bek Leighton Baines - sol açık Steven Pienaar uyumu ve sonrasında ise takım olarak iyi bir direnç göstermeleri sayesinde maçı çevirdiler. Gerçi Everton puan kaybı yaşadığı son birkaç maçta galibiyeti fazlasıyla haketmişti ancak bu kez Fellaini'siz olmalarına ve söylemeden geçemeyeceğim ancak hakeme de rağmen maçı kazanmasını bildi.

          Wigan Athletic ise kadro açısında cidden çok yetersiz bir takım. Hele bir de yedek kulübeleri var ki, tam içler açısı bir durumdalar açıkçası. Hemen hemen her maç, rakip ne kadar güçlü olursa olsun pozisyon bulmakta zorlanmayan ancak son vuruşlarda da oldukça yetersiz olan Wigan Athletic'in başında çok takdir ettiğim bir menajer olan Roberto Martinez olmasa, şu an belki Reading'in bile gerisinde olabilirlerdi.

          Everton ilk 4'ü ve dolayısıyla Şampiyonlar Ligi'ni hedeflerken, kümede kalma mücadelesi veren Wigan Athletic karşısına 3 maçlık cezası devam eden Fellaini'siz çıkacaklar. Orta sahanın dinamik isimlerinden Darron Gibson ise geçtiğimiz hafta kırmızı kart görmesine rağmen, kulübün itirazının kabul edilmesi doğrultusunda bu hafta oynayabilecek durumda. Sağ bek Tonny Hibbert ile kanatlardan hücuma katılmayı seven Kevin Mirallas diğer eksik oyuncular ancak David Moyes bu 2 ismin yokluğunu birşekil kapatacaktır.
Wigan Athletic cephesinde ise önemki eksik olarak defansın olmazsa olmazı Gary Caldwell ve orta sahadan James McCarthy'yi görüyorum. Tabii maç saatine yetişmesi beklenen defansın bir diğer kemik ismi Ivan Ramis de maça kadar iyileşmezse, Wigan Athtletic savunması iyice zayıflayacaktır.


Bire Bir İstatistikler :
  • 2 takım arasındaki son 5 lig maçının 4'ü berabarlikle sonuçlandı.
  • Everton rakibine karşı son 8 maçta 4 galibiyet, 4 beraberlik aldı ve yenilgi yüzü görmedi
    Everton :
    • Everton kendi sahasında oynadığı son 12 lig maçında da yenilgi yüzü görmedi.
    • Everton bu sezon ligde yalnızca 2 kez yenildi ve 1 mağlubiyeti olan City'nin ardından bu alanda 2. konumda yer alıyor.
    • Aynı Everton ligde aldığı 9 beraberlikle, 10 beraberliği olan Stoke City'den sonra bu alanda da 2. konumda yer alıyor.
    • Everton son 15 lig maçında da gol atmasını başardı ancak son 13 lig maçında kalesinde gol gördü. Attıkları gibi yiyorlar dersek tam olarak onları ifade etmiş oluruz.
    • Everton, Boxing Day'de oynadığı son 5 maçta da yenilmedi. 
    Wigan Athletic :
    • Wigan Athletic ligdeki son 5 maçından 4 mağlubiyet, 1 beraberlik alırken, galibiyet çıkaramadı.
    • Wigan lig maçlarında 33 golle, en çok gol yiyen 2. takım konumunda.
    • Wigan Athletic Premier Lig'in hem ilk yarı gol atamayan hem de deplasmanda kafa golü atamayan tek takımı konumunda.



    2012'ye Veda, 2013'e Merhaba Programı

    26 Aralık Çarşamba
    17:00 - Manchester United v Newcastle United ( Ligtv 2 )
    17:00 - Sunderland v Manchester City ( Ligtv 3 )
    19:30 - Aston Villa v Tottenham Hotspur ( Ligtv 3 )
    21:45 - Stoke City v Liverpool ( Ligtv 3 )

    29 Aralık Cumartesi

    14:45 - Sunderland v Tottenham Hotspur ( Ligtv 3 )
    17:00 - Norwich City v Manchester City ( Premier Lig Tv )
    17:00 - Manchester United v West Bromwich Albion ( Ligtv 3 )
    19:30 - Arsenal v Newcastle United ( Ligtv 3 )

    30 Aralık Pazar
    15:30 - Everton v Chelsea ( Ligtv 2 )
    18:00 - Queens Park Rangers v Liverpool ( Ligtv 2 )

    1 Ocak Salı
    14:45 - West Bromwich Albion v Fulham ( Ligtv 3 )
    17:00 - Manchester City v Stoke City ( Ligtv 3 )
    17:00 - Wigan Athletic v Manchester United ( Ligtv 3 )
    19:30 - Southampton v Arsenal ( Ligtv 3 )

    2 Ocak Çarşamba
    21:45 - Chelsea v Queens Park Rangers ( Ligtv 3 )

    19 Aralık 2012 Çarşamba

    17. Haftanın Takımı ve En Değerli 11'i


    17. Haftanın Takımı
    :


    ASTON VILLA
              Liverpool'un git gide küçülen kulüp zihniyetinin yanısıra son senelerde Anfield Road avantajını da yitirdiğini ve kendi sahalarının onlara adeta bir deplasmana dönüştüğünü görmeye başladık. Yine böyle bir Anfield Road maçında, bu kez Aston Villa takımı sahne aldı. Son haftaların gerek topladığı puanlar gerekse saha içi organizasyonları olaraktan kendine çeki düzen vermeye başlayan ekiplerinden The Villans, Liverpool karşısında 90 dakika boyunca oyunun kontrolünü elinde tutmasını bildi. Birçoğu gencecik oyunculardan oluşan Aston Villa ekibi, öne geçtikten sonra oyunun temposunu kendi inisiyatifinde ayarladı. Artık zorlu diyemeyeceğimiz Liverpool deplasmanından 3 puanı 3 golle alırken, hava toplarında etkili, defansta derli toplu ve hücumda ise özellikle sol kanattan gelen bindirmelerde yaratıcı görüntü çizdiler.


    17. Haftanın En Değerli 11'i :

    Kalede JOE HART ( Manchester City )
              Newcastle United hem eksik hem de formsuz olduğundan, City karşısında o kadar fazla pozisyon bulabileceklerini şahsen tahmin etmiyordum. Newcastle United gerek maç 0-0 iken gerekse geçecek pozisyonları hem de skor 2-1 City lehineyken, Papiss Cisse ile 2-2'yi yakalayabileceği pozisyonu buldu. Ancak birçok takımın en büyük sorunu olan, Joe Hart engeline takıldılar. Hart'ın müthiş kurtarışları kadar onun bazen 40-50 dakika topla temas etmemesine rağmen, kalesinde yaşanan ilk tehlikeli pozisyonda maçın içinde, tabiri caiz ise sıcak kalması da onu diğerlerinden farklı kılan bir meziyet.

    Sağ bekte MATHEW LOWTON ( Aston Villa )
              Liverpool'un genç kanat oyuncusu Raheem Sterling'e adeta nefes aldırmadı ve maçın son 10-15 dakikasında Sterling hem sol kanattan sağ kanata geçmek zorunda kaldı hem de ayakta duracak mecali kalmadı.

    Sol bekte KIERAN GIBBS  ( Arsenal )
              Gibbs için savruk bir savunma hattına sahip olan Reading maçı, bu sezon kendini gösterebileceği en müsait maçlardan birisiydi. O da bu fırsatı değerlendirdi ve maç boyu yaptığı kanat bindirmelerini 2 de asist ile süslemesini bildi.

    Stoperde ASHLEY WILLIAMS ( Swansea City )
              Tottenham Hotspur karşısında öyle anlar geldi ki, adeta tek başına savaştı kaptan ancak onun bu bireysel çabası bile mağlubiyeti engelleyemedi.

    Stoperde KOLO TOURE ( Manchester City )
              Aslında bu bölgedeki 2. isim için Aston Villa'dan Nathan Baker'i seçecektim ancak bir dönem çokça sevdiğim ve uzun zamandır ortalıkta gözükmeyen Kolo Toure'yi yazıyorum. Toure belki kusursuz bir defans performansı sergilemedi ancak bu sezon Premier Lig'de yalnızca 2 maçta 11'de sahaya çıkan ve geçtiğimiz hafta sonu oynanan Manchester Derbisi'nde defansın belkemiği olan kaptan Vincent Kompany sakatlanınca oyuna dahil olan, bu hafta kaptanın yerine forma şansı bulan Toure'nin çabasını alkışa değer buluyorum.

    Sağ açıkta ADEL TAARABT ( Queens Park Rangers )

              Hafta sonu QPR'nin galip geleceğini tahmin etmiştim ve bu galibiyetin başmimarlarından birinin Taarabt olacağını da dile getirmiştim. Aslında tam olarak sağ açık değil de, forvet arkası rolde oynayan Taarabt'ın yine futbol zekası ve bireysel yetenekleri takımına 2 gol ve altın değerinde bir 3 puan getirdi. Yetenekli oyuncu Fas Ulusal Takımı ile Afrika Uluslar Kupası'na katıldığında, ligde zaten zor günler geçiren QPR'nin halini düşünmek istemiyorum.

    Orta sahada YAYA TOURE ( Manchester City )
              Ben artık Toure'de ki gelişimi ve onun o hafta ki maçta yaptıklarını yazmaktan artık sıkıldım diye tatlı bir sitemde bulunayım. Futbola forvet olarak başlayıp, Barcelona'da tıpkı Javier Mascherano örneğindeki gibi orta sahadan, ön liberodan stoper mevkiisine kaydığı maçları gördük. City macerasında ise orta sahanın tam ortasında, oyunun her 2 yönünü de kullanırken izliyoruz onu. Bu hafta sonunun En Değerli 11'ine giren abi Toure'den sonra kardeş Toure'yi gerek hücumda gerekse rakibi kesme konusunda mükemmel oynadı diyerekten kısa geçiyorum. =)

    Orta sahada SANTI CAZORLA ( Arsenal )
              Cazorla'da belli bir performans düşüşü olduğunu biliyorduk ancak bu hafta tıpkı takım arkadaşı Kieran Gibbs gibi o da zayıf rakibine karşı fırsatı iyi değerlendi ve maçı hem 3 golle hat-trick yaparak hem de 1 asist ile kapayarak maçın yıldızı oldu. Onun pek de alışkın olmadığımız şekilde attığı kafa golü sonrası sergilediği sevinç de görülmeye değerdi.

    Sol açıkta ASHLEY YOUNG ( Manchester United )
              Young'ı bu sezon verimsiz bulanlardanım ancak Sunderland maçında o kadar istekli ve gayretliydi ki, onu bu hafta izlediğim maçlardaki en iyi performans sergileyen sol kanat olarak seçiyorum.

    Forvette CHRISTIAN BENTEKE ( Aston Villa )
              Benteke Liverpool kalesine yalnız 3 şut çekmiş olmasına rağmen 2 kez ağları havalandırmakla kalmadı 1 de müthiş asiste imza attı. Henüz 22 yaşında olan Belçikalı genç golcü, her geçen hafta daha yukarı kademe bir performans sergilediğinden, Aston Villa'nın son haftalarda yedek kalan hatta bazen kadroya dahi alınmayan yıldız golcüsü Darrent Bent ismi üzerindeki tartışmalara bu aralar nokta koymuşa benziyor.

    Forvette ROBIN VAN PERSIE (Manchester United )
              RVP, Arsenal forması giydiği 2010 senesinde sakatlıklarla boğuşmuş ancak 1 Ocak 2011 itibariyle önce sağlığına daha sonra gollerine kavuşarak, 2011 senesinde 28 lig maçında tam 29 gol atmıştı. Bu sezon itibariyle Manchester United'a transfer olan Hollandalı golcü, Sunderland maçında da oynayarak üst üste 65. lig maçına çıktı ve yine kalitesini konuşturarak hem golünü attı hem de Rooney'nin golünde asisti yapan isimdi.

    8 Aralık 2012 Cumartesi

    17:00 Maçlarına Dair Kısa Kısa..

              Bir altta ki yazımda, Swansea City v Norwich City maçını kapsamlı olarak değerlendirmiştim. Şindi ise bugün oynanacak 17:00 maçlarına daha yüzeysel bir bakışla yorumlar getireceğim ve bazı enteresan istatistikleri sizlerle paylaşacağım. Herkese iyi bir hafta sonu diliyor ve maçlara kısa kısa değinmeye başlıyorum.

    ARSENAL v WEST BROMWICH ALBION
              Arsenal cephesinde sezon öncesi beklentilerin şampiyonluk olmadığı aşikardı ancak son haftalarda yaşanan büyük krizi de yaşayacaklarını beklemiyorlardı muhtemelen. Takımdaki özgüven o kadar asgari seviyeye indi ki, eldeki birkaç kaliteli oyuncu bile vasatın altında performanslar sergilemeye başladı. Onlar adına bu maçla başlayacak olan çıkış, onları sezon içerisinde hedefledikleri ve ulaşabilecekleri en ideal pozisyon olan lig üçüncülüğüne getirebilir. Bu pozisyon için en büyük rakipleri olarak görünen Chelsea'de işlerin ne denli karışık olduğunu hatırlatmakta fayda var.

              WBA sezona mükemmel bir başlangıç yaptı ancak son 2 maçında da savunma mağlubiyet alınca, Steve Clark'ın suratı az biraz düşmeye başladı. Gerçi onlar için sezon başındaki temel hedef ligde kalmak olduğundan, işler hala fazlasıyla yolunda gidiyor diyebiliriz. WBA bu sezon Chelsea, Everton ve Liverpool'u devirmeyi başardığından, Arsenal'dan da en azından 1 puan koparabileceklerine inanıyor.

              Arsenal cephesinde sol açığa yakın oynayan forvet Lukas Podolski ve sağ açığa yakın oynayan ancak tıpkı Podolski gibi doğrudan forvette oynamak isteyen Theo Walcott sakatlıklarından ötürü oynamayacak olan 2 hücum silahı. Sağ bek Bacary Sagna ile her geçen sezon daha derli toplu oynamaya başlayan stoper Laurent Koscielny savunmanın sakat önemli 2 ismi olarak göze çarpıyor.
    Orta sahada ise tek önemli eksik olarak Abu Diaby ismini görüyorum.

              WBA cephesinde ise kaleci Ben Foster harici herhangi bir sakat yahut cezalı oyuncu bulunmamakta. Foster yokken kaleyi alan Boaz Myhill'in performansı da fena değil.

    * 2 takım Premier Lig'de 12 kez karşılaştı ve bu 12 maçtan hiç 0-0'lık sonuç, hiç hat-trick ve hiç kırmızı kart çıkmadı.
    * WBA'in Arsenal'a karşı oynadığı son 12 maçta kalesinde gördüğü gol sayısı 28 ve bu 12 maçın hiçbirisinde kalesini gole kapayamamış.
    * 2 ekibin son 6 karşılaşmasında ilk 10 dakikalarda toplam 5 gol atılmış.
    * Peter Odemwingie Arsenal'a karşı son 3 lig maçında 2 gol attı.
    * WBA son 24 Premier Lig deplasman maçından yalnızca 1 tanesinde kalesini gole kapayabilmiş.
    *Sezona oldukça formda giren ancak haftalar geçtikçe düşüşe geçen Santi Cazorla'nın son 11 lig maçında yalnızca bir asisti var.
    *Eğer maçlar 90 yerine 80 dakika oynansaydı, WBA'in ligdeki konumu 2.lik olacaktı.


    ASTON VILLA v STOKE CITY

              Aston Villa sinsi sinsi puan ve puanlar toplamaya devam ediyor. Ara transfer döneminde Liverpool'a gideceği söylentileri olan golcü Darrent Bent'siz maçlarına çıkmaya devam Aston Villa'da özellikle defansın daha derli toplu olması ve orta saha organizasyonları pozitif anlamda dikkat çekici bir hal aldı.
              Stoke City ise 90 dakika kendi sahasında, topun arkasına geçip, kontrollü oyun oynamayı sürdürüyor. Duran toplarda yine tıpkı Everton gibi Premier Lig'in en etkili takımlarından biri ancak bu sezon itibariyle gol umutlarını yalnızca duran top organizasyonlarına bağlamak yerine biraz daha farklı varyasyonlar üretmeye başladılar.

              Aston Villa'nın kaptanı Ron Vlaar sakatlığından ötürü yine takımını yalnız bırakacak. Sol bek ve sol açık oyanayabilen Charles N'Zogbia ise 6 hafta aradan sonra yeşil sahalara dönme hazırlığında.
    Stoke City'de ise pivot santrafor Peter Crouch'un maç saatine yetiştirilmesi beklenirken, defansif isimlerden Marc Wilson ve forvet Cameron Jerome sakat, orta sahadan Charlie Adam ise cezalı olduğundan maç kadrosunda yoklar.

    * Aston Villa 1965'ten bu yana, en üst seviye liglerde yaptığı 13 maçtır rakibine yenilmedi.
    * 2 takım arasındaki son 7 lig maçının 5'i berabere bitti.
    * 2 takımın son 6 lig maçından yalnızca 8 gol çıkabildi.
    * Stoke City son 5 lig maçında yenilmedi ve bu 5 maçtan tam 3 galibiyet çıkardı.
    * Stoke City bu sezon 7 maçta kalesini gole kapatarak, bu istatistikte ligin zirvesinde yer alıyor.
    * Aston Villa bu ligin ofsayt taktiğini en iyi ve en başarılı uygulayan ekibi. Rakipleri şu ana dek 50 kez ofsayta düştü.
    * Stoke City'nin som 7 lig maçın da 3 ve üzeri gol atılmadı.
    * Aston Villa'nın ise son 10 maçının 8'inde 3 ve üzeri gol atılmadı.
    * Forvette Darrent Bent'i kesen Christian Benteke'nin şu ana dek attığı 3 gol de kendi sahaları olan Villa Park'ta geldi.


    SOUTHAMPTON v READING

              Southampton'ı geçtiğimiz hafta Liverpool karşısında Anfield Road deplasmanında izledim. Maçtan tek gollü mağlubiyetle dönmesine rağmen onlar adına kalecilerinin ve defans bloklarının bu ligdeki en kötüsü olduğu iddiamı sürdürüyorum. Bu konuda radikal tedbirler alıp, düzelmezlerse sırf bu defans zaafiyeti bile onları Premier Lig'den düşürmeye yeterlidir kanısındayım.
    Tabii takımda iyiye giden gelişmeler de var. Southampton'ın her daim hücumu düşünen kulüp mentalitesi ve bu doğrultuda Gareth Bale yahut Alex Oxlade-Chamberlain gibi kanatlara kaçmayı seven, etkili hücum silahları yetiştirdiğini görmüşüzdür. Bu örneklere en son olaraktan yükselen formu ve yeteneklerini göstererekten Adam Lallana ismini eklemek isterim. Yine bir Southampton Futbol Akademisi ürünü olan 17 yaşındaki sol bek Luke Shaw ise kasım ayında ilk kez forma şansı bulurken, izlediğim 2 tane 90 dakikada da mükemmele yakın oynarken, son Liverpool maçında Sterling ile boğuşurken çok da fahiş bir hata yapmadı diyebilirim. Bu da berbat olan Southampton savunması adına tek olumlu gelişme olsa gerek.
    Takımın forvetlerinden Rickie Lambert' ve onu arkadan besleyen, genç ancak ilerleyen senelerde büyük kulüplere transferi pek muhtemel olan bir Gaston Ramirez'e bu cumartesi çok iş düşecek.

              Reading cephesine geçecek olursam, menajerleri Brian McDermott her ne kadar kadrosuna güvendiğini sıkça dile getirse de, ben Souhtampton gibi Reading'i de Premier Lig'den düşmesi muhtemel en favori 2 takımdan biri olarak görüyorum. Geçtiğimiz hafta oynadıkları ve tabiri caiz ise öne geçip geçip geriye düştükleri 4-3'lük Manchester United maçını baz almıyorum ancak daha önceki müsabakalarda Reading'in hangi oyun sistemini benimsediğini henüz anlayabilmiş değilim. Takım ne kanatlara açılabiliyor ne pas trafiğine girebiliyor ne de duran toplara bel bağlıyor. Tamam duran toplardan gol buluyorlar ancak bu goller belli bir duran top organizasyonundan değil, o an, pozisyon gereği yakanılan vuruşlardan geliyor. Reading oyun yapısına dair tek belirgin özellik, sol bekten Nicky Shorey destekli, kimi zaman orta sahadan Jobi McAnuff yahut sola kaçmayı seven Hal Robson-Kanu ile sol kanattan hücum etme çabaları olsa gerek.
    Kafamda bir kez daha toparladığımda, Premier Lig'den düşecek ilk ekip olarak Reading'tir kanısına varıyorum.

              S'oton cephesinde önemli bir eksik oyuncu bulunmamakta.
    Reading adına beğendiğim bir forvet oyuncusu olan Pavel Pogrebnyak'in maç saatine yetiştirilmesi bekleniyor ancak orta sahadan Jimmy Kebe ve Jem Karacan kesin olarak yoklar.

    * 2 takım en üst düzey lig bazında tarihlerinde ilk kez karşılacaklar.
    * Reading rakibine karşı lig maçlarında 1960'dan bu yana kaybetmedi.
    * Kaleci ve savunmasını birçok yazımda sıkça eleştirdiğim S'oton bu sezon yalnızca 1 maç kalesini gole kaparken, 32 golle ligin en çok gol yiyen ekibi konumunda.

    * S'oton kendi sahasındaki son 6 maçta yalnızca 1 mağlubiyet aldı.
    * S'oton için vazgeçilmezlerden olan, savaşçı orta saha oyuncusu Morgan Scheniderlin, 4.6 ortalamayla ligde rakipten en fazla top kapan oyuncu konumunda.
    * S'oton maçların ilk yarılarında en çok gol yiyen ekip konumunda. ( 15 gol )
    * Reading ise maçların ikinci yarılarında en çok gol yiyen ekip konumunda. ( 18 gol )

    * Reading öne geçtiği maçlarda tam 17 puan kaybetti.
    * Reading'de Nicky Shorey 3.6 ortalama ile ligin en isabetli orta açan oyuncusu konumunda.

    7 Aralık 2012 Cuma

    THE SWANS v THE CANARIES - Maç Analizi ve İstatistikler


              Roberto Martinez ile başlayıp, Brendan Rogers ile ivme kazanan ve Micheal Laudrup ile başlarda biraz teklese de, son haftalarda ritmini yakalayan Swansea City'nin ' total futbol ' anlayışı, geçtiğimiz hafta sonu Arsenal karşısında adeta tavan yaptı. Bilirsiniz ki Arsenal'ı Arsenal yapan en önemli özellik, topa hakim olması ve oyunu rakip sahaya yığmasıdır. Ancak Swansea City yani The Swans'ın total futbolu başarılı şekilde uygulamasıyla, Arsenal maçın büyük bir bölümü kendi sahasına hapsolarak ve bazı anlar top yüzü dahi görmeden maçı tamamladı.

              Michael Laudrup'a hatta Laudrup kardeşlerin her ikisini de bizzat izleme fırsatı bulmuş biri olaraktan, özellikle abi Laudrup'a hücum yeteneklerinden ötürü hayrandım. İşte bu yetenekli hücum silahı, Swansea City'nin başına getirilince, Swansea City için geçtiğimiz sezon tek eksik nokta olarak gördüğüm gol yollarındaki etkisizlik sorununun giderileceği kanaatine vardım. Nitekim de öyle oldu ve Swansea City geçtiğimiz sezonun 15. haftası sonu 16 gol atmışken, bu sezonun 15. haftası itibariyle 23 gole ulaştı. Gol yollarındaki bu verimin yanı sıra, yedikleri gol sayısında da olumlu gelişmeler gösterip, geçtiğimiz sezona göre, 15 haftada yedikleri gol sayısı 3 gol azaldı. Kaldıki puan olarak da geçtiğimiz sezonun üzerine çıkmasını bildiler.

              Michael Laudrup futbolculuk kariyerinde hem Barcelona hem de Real Madrid'te forma giyerken, menajerlik kariyerinde de Getafe ve Mallarco'yu çalıştırdığından İspanyol futboluna fazlasıyla hakimdi. Durum böyle olunca da kendisiyle beraber İspanyol futbolundan da transferleri yanında getirdi. Yalnızca 2'şer milyon İngiliz Sterlini'ne transfer edilen defans oyuncusu Chico Flores ve Premier Lig'de 10 golle zirvede olan Michu'nun yanı sıra, 5.5 milyon İngiliz Sterlini'ne transfer edilen Pablo Hernandez tam manasıyla nokta transferler olarak dikkat çekti.

              Yarınki rakipleri Norwich City ise sezona Chris Hughton ile başladı. Hughton ekstra yetenekleri olmasa da, ada futboluna güzel bir noktadan başlayıp, kademe kademe yükselen ve birlikte çalıştığı oyuncularla iletişimi herzaman güzel olan ve saha içinde de disiplini seven bir teknik adamdır. Sezona özellikle golcü Grant Holt ile onun bir kademe arkasında oynayan bir diğer hücum silahı Steve Morrison'ın performansları konusunda sıkıntılı başladılar. İlerleyen haftalarda Morrison olmasa da takım kendi kimliğini buldu ve ilk 7 haftada yalnızca 3 puan toplamasına rağmen, ardından gelen 8 haftada tam 16 puan toplayarak güven tazelediler. Yine bu formda süreçte, Tottenham Hotspur gibi güçlü bir rakip karşısında 1-0 yenik duruma düştüğü İngiltere Lig Kupası mücadelesinde, oyunun son bölümlerinde biraz da şanslarının yardımıyla, 2-1'lik sonuçla tur atladıklarını da belirtmek isterim.

              Toparlamak gerekirse, 2 takım da son haftalarda kendine gelmiş durumda ve Swansea City 6 maçtır, Norwich City ise tam 8 maçtır ligde yenilgi yüzü görmedi. Bu 2 formda takımdan Swansea City, Premier Lig'de ki tek Galler temsilcisi ve maçlarını 20.500 gibi düşük kapasiteli ancak müthiş güzel mimarisi olan Liberty Stadı'nda oynuyor. Seyircinin takımı sabırla desteklediği maçları anımsayınca, Swansea City'nin yarın da ev sahibi olmanın avantajını iyi kullanacağını düşünüyorum.

              Takımlardaki sakat ve cezalı oyunculara bakacak olursak, Swansea City için yokluğu en çok aranılacak 2 isimden ilki, takımla birlikte antremanlara başlayan ancak henüz maça çıkacak düzeye gelmemiş olan kaleci Michel Vorm ile kanatları gezmeye seven hücum oyuncusu Pablo Hernandez olsa gerek.
    Norwich City cephesinde ise gözüme çarpan 2 önemli eksikten ilki, sakat olan kalecileri John Ruddy ve bir diğeri ise defansın önemli isimlerinden Michael Turner'dır. Ancak bu 2 isim de son maçlarda zaten takımdaki yerlerini alamıyorlardı, bunu da belirtmekte fayda var.

    BİRE BİR İSTATİSTİKLER :

    * Lig maçlarında bugüne kadar Swansea City 19 kez, Norwich City 16 kez kazanırken, 16 maç berabere bitti.

    SWANSEA CITY
    :

    * Swansea City son 6 lig maçında da yenilmezken, 3 galibiyet, 3 de beraberlik aldı.
    * Danny Graham'ın son 4 lig maçında Norwich City filelerine 6 golü var.
    * Michu rakip kalelere yolladığı 18 şutun tam 10'unda golle buluştu.


    NORWICH CITY :

    * Kanaryalar ligde son 8 maçtır yenilmezken, bu 8 maçta 4 galibiyet, 4 de beraberlik aldılar.   
    * Kanaryalar deplasmanlarda oynadığı son 4 lig maçında da sahadan beraberlikle ayrıldı. 
    * Kanaryalar bu sezon deplasmanlarda yalnızca 5 gol attılar ve Aston Villa ile Wigan'dan sonra deplasmanda en az gol atan takım konumundalar.
    * Kanaryalar bu sezon deplasmanlarda hiç maç kazanamadı.

    * Kanaryalar bu sezon Premier Lig'in en az sarı kart gören ekibi konumunda.
    * Defans oyuncusu Sebastian Bassong rakibine karşı son 3 maçta 2 kez ağları havalandırdı.
    * Eğer sezon ağustos değilde, ekim ayında başlasaydı Norwich City şu anda Premier Lig 2.'si konumunda olurdu.
    * Kanaryalar bu sezon deplasmanlarda hiç maç kazanamadı.

    4 Aralık 2012 Salı

    ' 4 Pozisyon 4 Adam '


    BRAD GUZAN ( Aston Villa )
              Aston Villa bir önceki Amerikalı file bekçisi Brad Friedel'dan çok memnun kaldığından olsa gerek, Friedel'dan sonra kale yine bir başka Amerikalı'ya, üstelik ilk ismi yine Brad olan Guzan'a teslim edildi. Brad Guzan için Aston Villa'nın zorlu Londra deplasmanından çıkardığı 1 puanda başrolde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Puan tablosuna bakıldığında zorlu Londra deplasmanı ifademi abartılı bulabilirsiniz ancak kurt hoca Harry Redknapp'ın gelişi sonrası Queens Park Rangers'ın bir çıkış yakalayacağı bekleniyordu. Çıkış maçı olarak beklenilen bu maçta, saydığım kadarıyla en az 4-5 tane gol pozisyonunda müthiş kurtarışlarla kalesini 2. gole kapatan Guzan'ı haftanın kalecisi seçiyorum.



                                                       DANIEL AGGER ( Liverpool )
              Maç öncesi yazımda Southampton hücum silahlarını övmüştüm ancak Liverpool'un maçın favorisi olduğunu dile getirmiştim. Maçı izlerken ise neredeyse maçın tamamında Daniel Agger'in üstün performansı dikkatimi çekti. Topu oyuna sokarken gösterdiği başarı ve defanstaki hem toplu hem de topsuz alandaki tercihleri ve kritik müdahaleleri ile bence bu haftanın tartışmasız en iyi defans oyuncusuydu.

       
                                           


                                                     MOHAMED DIAME ( West Ham United )
              West Ham United ilk yarıda özellikle orta sahada çok yetersiz kalmıştı ve Chelsea kötü oynamasına rağmen hem 1-0 öne geçmişti hem de cılız da olsa rakip kalede pozisyonlar bulmaya başlamıştı. Ancak maç öncesi analiz yazımda da altını çizerek vurguladığım Mohamed Diame'nin oyuna girmesi ile West Ham orta sahasının direnci bir anda arttı ve rakip kaleyi uzun dakikalar abluka altına aldılar. O dakikalarda o kadar çok korner attılar ki, gol resmen geliyorum dedi. Nitekim de West Ham önce beraberliği yakaladı daha sonra bir süre oyun dengede gitti ve oyunun son bölümünde 1 puana razı olmak yerine galibiyet için mücadele etmeye başladılar. Oyuna girmesiyle takımına müthiş bir ivme kazandıran Diame'nin attığı golle 2-1 öne geçen West Ham, oyunun uzatma dakikalarında Modibo Maiga'nın golüyle 3 puanı 3 golle kazanmasını bildi.

                         
                                          


                                                                     MICHU ( Swansea City )
              Hafta sonu oynanan Arsenal - Swansea City maçının sonlarında Michu'nun 2 golüyle Arsenal'ı yıkması kadar, Swansea City'de sağ kanadı her açıdan mükemmel kullanan Angel Rangel'in performansı ve kendi stadı olan Emirates'te oynamasına rağmen tel tel dökülen ve topa dahi zar zor sahip olan Arsenal'ın durumu maça dair hafızalarda kalan 3 önemli unsurdu.
    Arsenal'a ve Arsene Wenger'e dair her sezon bir yazı yazıyorum ve görünen o ki bu sezon da onların başarısızlık hikayesine dair bir makale yazacağım.
    Maça ve Michu'ya dönecek olursak, maç içerisinde oldukça hareketli olan hücum oyuncusu hem Arsenal'ı yıkan golleri attı hem de bu sezonki 10. golüne imza attı.
    Tam adı Miguel Pérez Cuesta olan İspanyol orta saha ve forvet arkası oyuncu, Swansea City'den sezon başı ayrılan ve hem hücumlara yön veren hem de bir duran top ustası olan Gylfi Sigurdsson'ın yerine transfer edilmiş ancak Sigurdsson'a istinaden bir kademe daha ileride, forvet bölgesinde görev yapmaya başlamıştı. Yalnızca 2 milyon İngiliz Sterlini'ne transfer edilen bu ismin, 15 maçta 10 gol atarak, Luis Suaraz ve Robin van Persie ile gol krallığını paylaşıyor olması an itibariyle muazzam bir başarı olsa gerek. Michu haftanın en başarılı forvet oyuncusu olarak kare asın son ismi oldu.

    1 Aralık 2012 Cumartesi

    LIVERPOOL v SOUTHAMPTON Maç Analizi ve İstatistikler


              Son 20 senedir sıkça rastladığımız üzere, Liverpool'da işler yine yolunda gitmiyor. Hafta içi Tottenham Hotspur karşısında ilk yarıda yedikleri gollere ikinci yarı güzel bir oyun ortaya koyarak cevap vermeye çalışsalar da, güçleri yetmedi açıkçası. Güçleri yetmedi diyorum çünkü Liverpool'da birçok futbolcu zirveye oynayacak bir ekibe yakışır kalitede değil. Gerek bu isimleri gerekse Brendan Rogders'ın birtürlü şekillendiremediği oyun yapısı ve organizasyonunu birçok yazımda sıkça vurguladığımdan, bugün daha çok maça dair analizlerde bulunmak istiyorum.
    Liverpool maçlarında en sık gördüğümüz sahne, Luis Suarez'in bireysel çabalarıyla gol bulmaya çalışması olsa gerek. Uruguaylı golcü birçok pozisyon çok zoru deniyor ve topu eziyor ancak etrafındaki hücum oyuncuları o kadar yetersiz yahut son paslarda olsun, son vuruşlarda olsun o kadar beceriksizler ki, Suarez de mecburen kendi pozisyonunu kendi yaratıp, gol atmaya çalışıyor. Liverpool'un bu sezon attığı 18 Premier Lig golünün 10'unda Suarez'in imzası var ve golcü oyuncunun 2 de gol pası var.
    Liverpool'un kadrosunu ve birçok oyuncuyu çoğu zaman eleştirirken, birkaç ismin de hakkını vermekte fayda var. Asıl mevkisi sağ bek olan Glen Johnson, defansın her noktasına yardım ediyor ve sol bekte oynadığı maçlar da dahil olmak üzere çoğu zaman mükemmele yakın bir performans sergiliyor. Sol bek yahut sol açık olarak görev alan Jose Enrique'nın özellikle son maçlardaki performansı muazzam. Orta sahada Joe Allen oyunun her 2 yönünü de oldukça başarılı oynuyor ve birçok an sorumluluk üstlenerek, kaptan Steven Gerrard'ı bile gölgede bırakabiliyor.
    Sağ ve sol kanadın ele avuca sığmayan çocuğu Raheem Sterling de tecrübesizliğinden ötürü şimdilerde olmasa da, ilerleyen yıllarda bir Liverpool efsanesi olmaya adaydır.

              Liverpool cephesinde yokluğu aylardır mumla aranan Lucas Leiva bugün az da olsa dakika alabilir. Sezon başında sağ çizgiye çekilen ve burada form tutamayan, daha sonra da sakatlanan forvet Fabio Borini ile sağ bekte hiç beğenmediğim Martin Kelly sakat oldukları için bugünkü maç kadrosunda yer almayacak isimler.

              Southampton'ı bu sezon çok fazla izleme fırsatım olmadı ancak onları 90 dakika takip ettiğim 3-4 maçta kalecileri ve defans bloğunun bu ligdeki en kötü savunma hattı olduğu kanısına vardım. Bu konuda radikal tedbirler alıp, düzelmezlerse sırf bu defans zaafiyeti bile onları Premier Lig'den düşürmeye yeterlidir kanısındayım.
    Tabii takımda iyiye giden gelişmeler de var. Southampton'ın her daim hücumu düşünen kulüp mentalitesi ve bu doğrultuda Gareth Bale yahut Alex Oxlade-Chamberlain gibi kanatlara kaçmayı seven, etkili hücum silahları yetiştirdiğini görmüşüzdür. Bu örneklere en son olaraktan yükselen formu ve yeteneklerini göstererekten Adam Lallana ismini eklemek isterim. Yine bir Southampton Futbol Akademisi ürünü olan 17 yaşındaki sol bek Luke Shaw ise kasım ayında ilk kez forma şansı bulurken, izlediğim 2 tane 90 dakikada da bence mükemmele yakın oynadı. Bu da berbat olan Southampton savunması adına tek olumlu gelişme olsa gerek.
    Takımın forvetlerinden Rickie Lambert bu aralar oldukça formda ve onu arkadan besleyen, genç ancak ilerleyen senelerde büyük kulüplere transferi pek muhtemel olan bir Gaston Ramirez var.
    Eksik oyunculara değinirsek, takımın sol beki hatta yer yer defansif sol açığı olarak oynayan Danny Fox'un ufak bir sakatlığı var ancak maç saatine yetişmesi bekleniyor.

    Bire Bir İstatistikler :
    • Southampton, Premier Lig'de Liverpool'a karşı oynadığı son 4 maçın 3'ünü kazandı.
    • Yukarıda istatistiğe rağmen Liverpool rakibine karşı kendi sahasında oynadığı son 7 maçta yalnızca 1 kez sahadan mağlup ayrıldı.
    LIVERPOOL :
    • Liverpool son 6 lig maçında 4 beraberlik, 1 mağlubiyet alırken, yalnızca 1 galibiyet elde etti.
    • Liverpool kendi stadı olan Anfield Road'ta son 4 maçta 2 galibiyet alırken, 2 kez de berabere kaldı. Şunu belirtmekte fayda var; kırmızılar için son birkaç sezondur Anfield Road adeta bir deplasman hüviyeti kazanmış durumd. Liverpool özellikle kapanan takımlara karşı kendi sahasında puan kaybetmekte oldukça cüretkar. Zaten Anfield Road'ta ki son 16 maçta yalnızca 4 galibiyet alabilmişler.
    • Liverpool 14 maçta yalnızca 16 puan toplayarak, Premier Lig'de kendileri adına en kötü başlangıcı yaptı.
    • Geçen sezon direkleri dövme konusunda istatistik kralı olan Liverpool'da bu sezon ise şans onlardan yana olsa gerek. 14 maçta tam 3 kez rakipler kendi ağlarını havalandırdı. Bir de şu var ki, bugünkü rakipleri Southampton 3 kez kendi kalesine attığı golle bu alanda ligin zirvesinde.
    • Liverpool %37'lik isabetli şut ortalaması ile bu alanda Premier Lig'in en başarısız takımı.
    • Liverpool bu sezom 18 gol atıp, 18 gol yedi.
    SOUTHAMPTON :
    • Southampton Premier Lig'de son 4 maçında da yenilmedi ve 2 galibiyet, 2 de beraberlik aldı.
    • Southampton yediği 31 golle ligin en çok gol yiyen ekibi konumunda. 
    • Southampton bu sezon 14 maçın 12'sinde gol bulurken, 13 maçta ise kalesinde gol gördü.