18 Ağustos 2012 Cumartesi

2012-2013 Sezonu Öncesi Genel Bakış - CHELSEA



          Geçtiğimiz sezonun tartışmasız en renkli takımı Chelsea idi. Bu sezon Tottenham Hotspur'un başına getirilen Andre Villas-Boas'ın görevden alınması sonrası, teknik heyette görev alan İsviçre kökenli, İtalyan teknik adam Roberto di Matteo geçici olarak menajerlik görevine getirildi. Futbolculuk döneminden de yakınen tanıdığım teknik adamın, Chelsea'yi bu kadar ateşleyebileceğini ve bu denli kötü giden sezonu çifte kupayla kapatacağını kimse tahmin edemezdi. Chelsea geçtiğimiz sezonu Premier Lig'de 6. olarak bitirmiş olabilir ancak di Matteo'nun gelişiyle beraber oyun sistemindeki değişikliklere oyuncuların özgüvenlerinin geri gelmesi eklenince, Şampiyonlar Ligi ve Federasyon Kupası kazanıldı.

          Kadroya dair analizime 46 lig maçında yalnızca 7 gol atabilen Fernando Torres ile başlamak istiyorum. Geçtiğimiz sezon tabiri caiz ise ayakta duracak mecali olmayan ' El Nino ' lakaplı İspanyol golcünün performansı takımının kaderini belirleyici faktörlerün başında geliyor. Sezon sonunda biraz kıpırdanmaya başlayan Torres'i 2012 Avrupa Şampiyonası'nda da beğendiğimi belirtmeliyim. Fiziksel olarak sezon genelinin aksine daha diriydi ve mental olarak da çok daha istekliydi.
Gölgesinde kaldığı Didier Drogba ve diğer forvet oyuncusu Salomon Kalou bu sezon takımdan ayrıldı. Romeu Lukaku ise kiralık verildiğinden, Torres'in kendini göstermemesi için hiçbir engel yok.
Ancak şu da var ki, Torres'in olası bir sakatlığı yahut form tutamaması halinde o bölgede nokta santrafor olacak bir alternatif yok. Daniel Sturridge daha çok kanatlara kaçmayı seven bir forvet hatta hücuma yönelik orta saha oyuncusu diyebilirim. Torres'de yaşanacak muhtemel bir sıkıntıda kiralık olarak yollanan Lukaku geri çağrılacaktır diye düşünüyorum.

          Takımın beyni olan Frank Lampard yönetimindeki orta sahada Juan Mata'nın yaratıcı pasları, Oscar'ın Torres'i besleyecek ileri koşuları, Eden Hazard'ın çalım gücü ve kanatlardan açacağı topları düşünürsek, Chelsea orta sahası bu sezon etkili olacaktır. Futbol piyasasında tanınmaya başlandığı ilk yıllarda Lionel Messi ile kıyaslanan Marko Marin'in de orta sahada hücum anlamındaki alternatiflerden biri olduğunu eklemek isterim.
Orta sahada, ön libero konumunda oynayan Michael Essien'in bu sezon sakatlık problemlerini aşıp, takıma maksimum katkı yapması gerekiyor. O bölgede denenen Obi Mikel yetersiz kalıyor, Raul Meireles ise hücuma daha yatkın bir isim, Essien kadar kesici özellikleri bulunmuyor.

          Kale Petr Cech ile emin ellerde, stoperde kaptan John Terry'nin muhtemel partneri Gary Cahill olacaktır, sağ bekte Branislav Ivanovic oldukça başarılı bir isim, sol bekte ise herzamanki gibi Ashley Cole oynayacaktır. Bu bölgedeki kırılma noktası ise Terry'nin kendini futbola ne kadar verebileceğidir. Terry'nin ne denli mükemmel bir defans oyuncusu olduğunu söylememe gerek yok ancak sahadaki yeteneklerini saha dışında karıştığı olaylarla gölgeleyip, birçok maç kafasının karışıklığından kaynaklanan fahiş hatalar yapıyor.

          Maviler'in bu sezon öncelikli amacının Premier Lig Şampiyonluğu olduğunu belirtmek isterim ve bu kulvarda geçtiğimiz sezon 25 puan gerisinde kaldığı Manchester şehrinin 2 takımını da son ana dek kovalayacağını düşünüyorum.


GELENLER : Eden Hazard ( Lille, 32 milyon İngiliz Sterlini ), Oscar ( Internacional, 25 milyon İngiliz Sterlini ), Marko Marin ( Werder Bremen, 7 milyon İngiliz Sterlini ), Thorgan Hazard ( Lens, bedelsiz )

GİDENLER : Didier Drogba ( Shanghai Shenhua, bedelsiz ), Salomon Kalou ( Lille, bedelsiz ), Jose Bosingwa ( bedelsiz ), Romelu Lukaku ( West Bromwich Albion, kiralık )