17 Ağustos 2012 Cuma
2012-2013 Sezonu Öncesi Genel Bakış - LIVERPOOL
En son şampiyonluğunu henüz Premier Lig organizasyonu oluşturulmadan, 1989-1990 sezonunda yaşayan Kırmızılar, geçtiğimiz sezonu ligde 8. sırada tamamladı. Federasyon Kupası'nda finalde Chelsea'ye kaybettiler ancak Lig Kupası'da ise bir alt ligden Cardiff City karşısında penaltı atışları sonrası kupaya uzandılar ve UEFA Avrupa Ligi 2012-2013 sezonunda 3. eleme turuna katılmayı hakettiler.
Sezon sonu itibariyle, Liverpool'un efsanevi oyuncusu ve menajeri Kenny Daglish ile yollar ayrıldı. Anfield Road gibi müthiş bir atmosferin olduğu stadta bile alınan başarısız sonuçlar, ezeli rakip Everton'ın altında bitirilen lig pozisyonu gibi faktörler bu ayrılığın başlıca sebeplerindendi. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim ancak geçen sezon şans da Liverpool'u yalnız bırakmıştı. Kaçan 7 penaltı ve tam 33 kez direklere nişanlanan top bunun en büyük göstergesi olsa gerek.
Bu başarısız tabloya rağmen ' King Kenny ' lakaplı Kenny Daglish'i ondan öncekilere göre, mesela Rafa Benitez'e, Roy Hodgson'a yahut daha eskilerden Gerard Houllier'e göre çok daha başarılı bulduğumu söylemeliyim.
Takımın başına Wigan Athletic menajeri olan ve benim fazlasıyla beğendiğim bir teknik adam olan Roberto Martinez getirilecek diye beklerken, Swansea City menajeri Brendan Rodgers getirildi. Rodgers'ın hem Pep Guardialo hem de Jose Mourinho ile çalıştığı, bir nevi onların yanında yetiştiğini de sizlere iletmek isterim.
Aslında Martinez olsun, Rodgers olsun aynı futbol mentalitesine sahiptiler. Benim ' Barcelona B ' olarak adlandırdığım Swensea City'nin oynadığı total futbolun temellerini Swansea City başındayken Roberto Martinez atmıştı. Bu da demek oluyorki, Liverpool yöneticilerinin kafasında dar alanda kısa paslaşmalar yapabilecek, kaleciden başlayarak her bir oyuncunun aktif olarak bu pas trafiğinin içerisinde olacağı bir takım yaratmak var.
Rodgers geldiği gibi kendi oyun planının temel taşlarından orta saha oyuncusu Joe Allen'i Liverpool'a transfer ederken, bir duran top ustası olan, orta sahanın hücuma yönelik etkili ismi Gylfi Sigurdsson'u ise çok istemesine rağmen transfer edemeyerek, Tottenham Hotspurs'a kaptırdı. Bu Kırmızılar adına önemli bir kayıp oldu çünkü henüz eleştirmek için çok erken de olsa, UEFA Avrupa Ligi eleme turunda Gomel karşısında oynanan her 2 oyunda da şunu gördük ki, Rodgers takımına henüz o total futbolu entegre edememiş. Bu sıkıntının temelinde de eldeki bazı oyuncuların bu futbol anlayışına uymuyor olması yatıyor.
Liverpool kalesi ve defans bloğunun cılızlığı herkes tarafından bilindiğinden bu konuyu pas geçmek istiyorum. Bu bölge onların en zayıf halkası olacaktır. Ancak orta saha ve forvet hattında geçtiğimiz sezonun aksine bu sezon iyi işler çıkarabileceklerine inanıyorum. Geçtiğimiz sezon Lig Kupası'nda, Chelsea maçında dizinden sakatlanan ve anlamsız bir şekilde oyunda tutulunca sakatlığı çok ciddi bir seviyeye ulaşarak sezonu kapatan Lucas Leiva'nın formu bu sezonun belirleyici faktörlerinden olacaktır. Leiva, Arsenal'da ki Alex Song örneği gibi her geçen sezon kendine yeni birşeyler katan ve oyununu geliştiren bir ön liberodur. Yeni transfer genç Joe Allen ve efsanevi kaptan Steven Gerrard da bu orta sahanın dinamiklerinden olacaktır. Kanatlarda ise Stewart Downing'in performansı yine yetersiz kalacaktır diye düşünüyorum. Ben bu yazıyı yazarken transferi açıklanan Oussama Assaidi'yi izleme fırsatım olmadığı için bir yorumda bulunamayacağım ancak ciddi anlamda yetersiz olan Liverpool kanat hücumlarına bir çare bulunması gerekiyor. Jordan Henderson, Charlie Adam gibi 11'de olmasını pek beklemediğim isimler yedek kulübesinden gelmek şartıyla yeterli desteği sağlayacaklardır kanısındayım.
Forvet hattında ise Luis Suarez'in yalnız kaldığı bir gerçek ancak yine de ondan daha fazla gol bekliyordum. Aynı şartlar altında olan bir Michael Owen yahut Robbie Fowler'ın tabiri caiz ise leblebi gibi goller attığı sezonları göz önünde bulundurursak, Suarez'in geçtiğimiz sezon 11 golde kalması onun hanesine eksi puan olarak yazılmıştır. Bu sezon partneri muhtemelen yeni transferlerden Fabio Borini olacaktır ve genç golcünün, Andy Carroll'ın geçen sezonki içler acısı performansını tekrarlamayacağını tahmin ediyorum.
Liverpool'un bu sezonki hedeflerinin şampiyonluk olmadığını net bir şekilde bilmenizi isterim. Kulüp; yöneticiler olsun, teknik heyet yahut futbolcular olsun, ilk 4'e girmeyi öncelikli hedef olarak belirlemiş durumda. Spor sektöründe oldukça güçlü bir bileşen olan Amerikalı Fenway Sportif Organizasyonu tarafından 2010 yılında satın alınan Liverpool, geçtiğimiz sezon transfere 120 milyon İngiliz Sterlini harcamıştı. Ancak özellikle Andy Carroll ve az biraz da Jordan Henderson transferleri adanın en büyük hayal kırıklığı yaratan transferleri olmuştu.
Şahsi kanaatim, Liverpool'un bu sezonki kaderinin ligin 6. haftası itibariyle yazılacağıdır. Yarınki West Bromwich Albion maçından 3 puanla ayrılmaları durumunda, kalan 5 maçın 3'ünü kendi sahasında Manchester City, Arsenal ve Manchester United ile oynayacaklar. Bu zorlu 3 maçtan alınacak olası zaferler, Liverpool için oldukça umut verici bir başlangıç olacaktır.
Bir önceki Arsenal yazıma göre Liverpool şehrinin liman işçilerine ait, muhteşem KOP tribününe sahip Kırmızılar'ını daha derinlemesine yazdım. Bunun da gerekçesi gerek çevremde gerekse ülkemizdeki Liverpool sempatizanlarının fazlalığıdır. =)
GELENLER : Joe Allen ( Swansea City, 15 milyon İngiliz Sterlini ), Fabio Borini ( Roma, 11 milyon İngiliz Sterlini ), Oussama Assaidi ( SC Heerenveen, transfer ücreti açıklanmadı. )
GİDENLER : Dirk Kuyt (Fenerbahçe, 1 milyon İngiliz Sterlini ), Craig Bellamy ( Cardiff, transfer ücreti açıklanmadı. ), Alberto Aquilani ( Fiorentina, transfer ücreti açıklanmadı. ), Maxi Rodriguez (Newell's Old Boys, transfer ücreti açıklanmadı. ) Fabio Aurelio (Gremio, bedelsiz )
