10 Haziran 2012 Pazar

Euro'12 İngiltere Milli Takımı Analizi


          Fabio Capello ile yolların ayrılması sonrası, 2012 Avrupa Şampiyonası'na kısa bir süre kala İngiltere Milli Takımı'nın başına son 1.5 sezonunu Premier Lig ekiplerinden West Bromwich Albion'da geçiren, tecrübeli hoca Roy Hodgson getirildi. 2012 Avrupa Şampiyonası'na yalnızca 38 gün kala, ulusal takımın başına getirilen deneyimli hoca, bu dar zamanı tecrübeli isimlerin desteğiyle adapte ve optimum performansla geçirmek adına ilk iş olarak Manchester United'ın eski kaptanı Gary Neville'ı teknik heyete dahil etti.

          Liverpool, Fulham ve WBA'de taktiksel anlamda senelerce izleme fırsatı bulduğum Hodgson oldukça kontrollü futbolu seviyor ve 4-4-2'den vazgeçmiyordu. Bu doğrultuda büyük bir risk alıp, Manchester United'ta dönemin Andy Cole v Dwight Yorke çift forvetini anımsatmaya başlayan Wayne Rooney v Danny Welbeck ikilisini tercih etmeyi çok isterdi. İsterdi diyorum çünkü Rooney'nin gruptaki ilk 2 maçta cezalı olduğunu hatırlatırım. Bu da Hogson adına dizilişte mecburi bir değişiklik anlamına gelebilir. Genç Welbeck tek başına o bölgede zorlanabilir. 11'de başlaması beklenen Andy Carroll'ın da bu sezon 11'de başladığı maçların çoğunu 90 dakika izledim ve onun için kesinlikle Premier Lig ayarında bir golcü olmadığı kanısındayım. Tabii şu da var, yarın yahut diğer maçlarda sahaya çıkıp gollerini atarsa bu benim görüşümü değiştirmeyecektir. Bu tip turnuvalar bazı oyuncular için patlama bazıları içinse sönük geçen organizasyonlar olabiliyor. Örneğin Premier Lig'in son gol kralı Robin van Persie, dün amatörce son vuruşlar yaparak Hollanda Milli Takımı'nı yakmış olsa da o hala bir süperstardır, unutmamak gerekir.

          Konudan sapmadan, İngiltere Milli Takımı'nın sahaya dizilişine dönecek olursak, benim şahsi görüşüm İngilizler'in aşağıdaki diziliş ve oyuncularla sahaya çıkacağı yönündedir.

                                                                    

          Bu kadrodaki isimleri sezon boyunca bu satırlardan sizlere detaylıca analiz ettim o yüzden kısa kısa geçmek istiyorum. Kalede tüm sezon en üst seviyede maçlar çıkaran Manchester City'den Joe Hart var. Bu bölgede oldukça sorunsuz olacakları kesin. Hele ki David James, Paul Robinson yahut Robert Green'in geçmiş senelerde, büyük turnuvalarda yediği akıl almaz golleri anımsayacak olursak, İngilizler belkide 10-15 sene sonra, David Seaman'dan bu yana ilk kez kale konusunda zihnen rahat olacaklar.

          Sağ bekte oynayacak olan Glen Johnson'ın Liverpool'da inişli çıkışlı maçları oldu o yüzden o bölgede sorun yaşamalarını pek bir muhtemel görüyorum. O bölgenin asıl sahibi olan ve 2 sezondur mükemmele yakın maçlar çıkaran Tottenham Hotspur sağ beki Kyle Walker'ın sakatlığında Manchester City'den Micah Richards yerine Liverpool'dan pek bir vasat olan Martin Kelly'nin kadroya eklenmesi de bence büyük bir hatadır.

          Sol bekte senelerin değişilmez ismi olan Chelsea'den Ashley Cole var ve o bölgenin alternatifsiz ismi olarak göze çarpıyor.Yedeği Everton'dan Leighton Baines ve o da Cole kadar yeterlilik düzeyine sahip bir oyuncudur.

          Stoper mevkiisinde ise olayların adamı John Terry ( Chelsea ) ve Joleon Lescott ( Man City ) oynayacaklar. Burada oynaması beklenen bir diğer Chelsea stoperi Gary Cahill son anda sakatlandı ve kadroya eklenmesi beklenen Manchester United'ın tecrübeli stoperi Rio Ferdinand, ( 81 kez milli oldu ) belki de sezon içerisinde kardeşinin Terry ile yaşadıklarından ötürü, tedbir amaçlı kadroya dahil edilmedi. Bence bu tercih de sağ bekt pozisyonundaki tercih kadar hatalıdır.
Terry'nin aklı sahada olduğu zaman nasıl olağanüstü kademe anlayışı sergilediği ortada ancak yineliyorum ki, önemli olan onun maç konsantrasyonunda olması! Lescott ise kalburüstü bir stoper olmasa da, futbol tabiriyle temiz oynamayı seven, standart bir hücum savuşturucusu. Birbirlerine alışık olmayan ve oyun yapıları biraz tezat olan bu ikiliden ötürü İngilizlerin bu bölgede de sıkıntı yaşamalarına pek bir olasılık veriyorum.

          Orta sahanın ortasında hangi takıma giderse gitsin, savaşçı ve pes etmeyen ruhunu sahaya yansıtan Scott Parker ile her iki ayağını da gayet iyi kullanan James Milner'ın olması muhtemel. Parker'ın defansif anlamdaki özverili oynuna kimse laf edemez ancak böylesine üst düzey bir turnuvada oyunun tek tarafını oynayabilen bir orta saha oyuncusu ne kadar doğru bir tercih olacaktır? Keza James Milner seneler önce keşfedilmesine rağmen beklenilen patlamayı birtürlü yapamadı. Kendisi iyi motive olduğu zaman çalışkanlık anlamına iyi işler ortaya koyabiliyor ancak maçtan bir kez koparsa, tüm maç sahada hayalet gibi dolaşıyor. Dolayısıyla geri dörtlüye biraz daha yakın oynaması beklenen bu ikilinin de eksiklikleri göze çarpıyor.

          Onların önlerinde oynayacak olan isim ise Liverpool'un efsanevi kaptanı Steven Gerrard. Bu isme tüm futbolseverler sempati ile bakıyor olsa gerek. İngiltere Milli Takım kaptanı Gerrard, bu şampiyonada da elinden gelenin en iyisini yapacak, geriye gelip top alacak - ileriye dağıtacak, özellikle sert şiddetli ve isabetli pas dağıtımını mutlak suretle yapacaktır. Onun yedeği Jordan Henderson ise kaptanla takım arkadaşı olup, onun yerini doldurması imkansız bir yedektir.

          Sağ açık mevkiisinde oynayacak olan Arsenal'lı Theo Walcott ise şampiyonanın en süratli sağ açıklarından olup, müthiş etkili kanat bindirmelerine ve forvet arkası koşu yeteneğine sahip. Onun adına tek dezavantaj defansa çok az katkı yapıyor olması olabilir. Bu durumda da Scott Parker'ın sağ kanata defansif desteği o açığı kapatabilir gibi gözüküyor.
Sol açıktaki Ashley Young ise oyunun kaderini değiştirebilecek türden bir kanat ismi olmayıp, benim gözümde standart bir görev adamı hüviyetindedir.
Bu mevkiideki yedek isimlerden ilki olan Stewart Downing ise Liverpool'da tüm sezon boyunca silik bir oyun ortaya koymuştur. Diğer alternatif olan Arsenal'dan Alex Oxlade-Chamberlain ise bu kadronun en merak edilen genç ve yıldız adayı ismi olaraktan dikkat çekmektedir.

          Forvette oynaması beklenen Andy Carroll'ı ise en başta yazdığım için yinelemiyor ve sizlere İngiltere Milli Takımı'nın 2012 Avrupa Şampiyonası'nda heyecan verici isimlerden uzak bir kadroyla sahne alacağını özetlemek istiyorum.
Ancak şunu da unutmamak gerekiyorki, son 20 sene içerisinde Danimarka ve Yunanistan gibi ' hiç kimsenin aklının ucundan dahi geçirmediği ' ülkeler bu kupayı kazanma onuruna eriştiler. Futbolun cilvesi, güzelliği de burada saklı olsa gerek. ;)