24 Haziran 2012 Pazar

İngiltere v İtalya Çeyrek Final Kapışması

          2012 Avrupa Şampiyonası'nın 2 plase takımı bu akşam 21:45'te, Ukrayna'nın başkenti Kiev'de ki Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya gelecek. Fifa sıralamasında 6. sırada yer alan İngiltere, gruplardan lider çıkmasını başarırken, Fifa sıralamasında 12. sırada yer alan İtalya ise grup mücadelesinde 2. sırayı aldığından bu eşleşme gerçekleşti. Bu turu atlayacak olan takım, turnuvanın en büyük favorilerinden Almanya ile yarı final maçına çıkacak. Maç Trt - 1 ekranlarından canlı yayınlanacak.

          Ekiplerden biri İngiltere olunca, Premier Lig blog sayfamızda ülkenin ulusal takımına yer ayırmamak olmazdı. =) Bu doğrultuda sizlere bu maça dair bazı bilgileri ve analizlerimi aktarmak istiyorum.
Öncelikle her 2 takımın da dizilişlerinden bahsedeyim. İngiltere'nin son maçtaki kadroyu bozmaması bekleniyor ancak İtalya'da 27 yaşındaki başarılı stoper Giorgio Chiellini sakat olduğundan, o bölgede Leonardo Bonucci oynayacak.

Muhtemel 11'ler şu şekilde bekleniyor;

 


          Futbolun bu 2 dev ve köklü ekibi Avrupa Şampiyonaları'nda bugüne dek yalnızca 1 kez karşılaştılar. Genel olarak ise 22 kez karşılaşan 2 ekipten İtalya'nın 9, İngiltere'nin 7 galibiyeti bulunurken, 6 maç beraberlikle sonuçlandı. Son 9 maçta İngilizler 1 galibiyet alabildi.
İngilizler galibiyet olarak geride olsalar da, atılan gol sayısında 28'e 26 golle İtalya'ya üstünlük kurmuş durumda.

İngiltere grup maçlarında 5 gol kaydederken, İtalya grup maçlarını 4 golle tamamladı.
İngilizler gruptaki 3 maçta kaleye 15'i isabetli 27 şut gönderdi. İtalyanlar ise 30'u isabetli tam 52 şut göndererek bu alanda dikkat çektiler.

          2 takımın beyinleri konumunda olan Steven Gerrard ve Andrea Pirlo'yu kıyaslayacak olursak, Gerrard 261 dakika oyunda kalırken, Pirlo tam 284 dakika oyunda kaldı. Gerrard attığı 149 pasta %86.40'lık isabet sağlarken, Pirlo attığı 169 pasta %85.4 isabet sağladı.
Gerrard 17 orta atarken, Pirlo 22 kez ceza sahasına orta yaptı. Gerrard'ın 3 gol pası var, Pirlo'nun ise 2 gol pası var ancak Gerrard'ın golü bulunmazken, Pirlo'nun o müthiş frikik  golü hala hafızalarımızdaki yerini korumakta.

          2 takımın golcülerine göz atacak olursak, Wayne Rooney gruptaki ilk 2 maçta cezası nedeniyle oynamamış ancak müthiş bir dönüş yaparak, Ukrayna maçında Milli Takım'da ki 29. golünü atmıştı. İtalya cephesinde ise Antonio Di Natale 11 golle kadrodaki en golcü isim konumunda.
Bir de ilginç bir istatistik vermek istiyorum, İngilizlerin 97 kez milli olmuş sol beki Ashley Cole'ün Milli Takım forması altında henüz golü bulunmamakta.

          İtalya bugüne dek 9 kez çeyrek final maçı yaptı ve bunlardan yalnızca 2'sinde elendi. Bunlardan ilki 1998 Dünya Kupası'nda kupayı kazanan Fransa'ya, ikincisi ise 2008 Avrupa Şampiyonası'nda kupayı kazanan İspanya'ya karşıydı ve her 2 maçta da penaltılarla elendiler.
Ayrıca 2010 senesinde İtalya Milli Takımı'nın başına getirilen teknik adam Cesare Prandelli bu süreçte 9 galibiyet, 4 beraberlik alırken henüz mağlubiyet yüzü görmedi.


          2 takıma biraz da teknik analiz olarak bakmak istiyorum. Bu değerlendirmelerim her 2 ekbin de gruplarda yaptığı 3 maç baz alınarak yapılacaktır.

İngiltere defansında stoper John Terry'nin partneri kim olacak tartışmaları onların gündemini sıkça meşgul ederken, grupta oynanan 3 maçta o bölgede oynayan Joleon Lescott şu ana dek beklenilen üzerinde bir performans sergiledi. Bu akşam bu ikilinin karşısında oynaması muhtemel 3 isimden 2'si olan,
Antonio Cassano ve Antonio Di Natale süratli ve ekstra yetenekli forvet değiller. Bu doğrultuda bu maçta da Terry ile Lescott hatasız bir savunma sergileyebilirler. Ancak İtalya'nın bir diğer olası forveti olan Mario Ballotelli yani problem çocuk ise her an maçın seyrini değiştirebilecek bir isim. Müthiş yetenekleri ile İtalya lehine fark yaratabileceği gibi karakterindeki - kafasındaki sorunlardan ötürü İtalya'ya bu çeyrek final maçında büyük zarar da verebilir. O kimi zaman Super Mario olurken, birçok zamansa Stupid Mario rolüne bürünüyor!

İtalya defansında ise hazır Giorgio Chiellini yokken Wayne Rooney defansın göbeğini oldukça zorlayabilir.

İngiltere'de Joe Hart, İtalya'da Gianluigi Buffon oldukça güven veren 2 kaleci olarak dikkat çekiyor.

          İtalya gruplarda oynadığı 3 maçta da, 3-5-2 dizilişini olabildiğince iyi uygularken, bloklar arasındaki yardımlaşma müthiş başarılıydı. Ancak onlar bazen oyundan kopuyorlar, yani mental olarak düşüyorlar ve bu dakikalarda sahadaki üretkenlikleri sıfıra yakın oluyor.
İngiltere ise İtalya'ya göre çok daha az organize bir ekip görüntüsü çizerken, gruptan çıkarken şanslarının da onlara yardımcı olduğu yadsınamaz bir gerçek. Zaten İngiltere Milli Takımı'nı bu turnuvaya hazırlayan isim Fabio Capello ile turnuvaya az bir zaman kala yollar ayrılmış ve grup maçlarına yalnızca 38 gün kalmışken takımın başına deneyimli hoca Roy Hodgson getirilmişti. Dolayısıyla İngilizler'in saha içindeki organizasyon konusunda eksiklikleri olması gayet normal.
Bana kalırsa Hodgson'ın en büyük beklentisi, bir dönem ada futbolunda fırtınalar estiren Manchester United forvet hattı Andy Cole v Dwight Yorke ikilisine benzetilen Wayne Rooney v Danny Welbeck ikilisinden büyük bir uyum eşliğinde, patlama yapmalarını beklemek olsa gerek.

          Gök mavili İtalya ile 3 koyu lacivert aslanın temsil ettiği İngiltere'nin bu akşamki mücadelesinde güç dengeleri eşit görünmekle beraber, bizlere özellikle mücadele bazında kıran kırana, oldukça zevkli bir çeyrek final kapışması izlettireceklerine eminim. İyi olanın ve hakedenin kazanması dileğiyle, bir sonraki yazıda buluşmak üzere. ;)

22 Haziran 2012 Cuma

Premier Lig 2012-2013 İLK HAFTASI - 18 Ağustos

          2012 Avrupa Şampiyonası sayesinde haziran ayında futbola doyuyoruz ancak özellikle temmuz ayı boyunca futbola hasret kalacağımız yadsınamaz bir gerçek. Ağustos ayının ikinci bölümünde, takvimler 18 Ağustos'u gösterdiğinde, dünyanın en tempolu, mücadele gücü en yüksek olan ligi yeniden start alacak.
Yaz boyunca transfer haberleri ve Premier Lig'e dair önemli gelişmelerin yine bu blog sayfasında sizlere ulaştırılacağını belirterekten, sizlere ilk haftanın fikstürünü görüntülemek istiyorum.


                        

10 Haziran 2012 Pazar

Euro'12 İngiltere Milli Takımı Analizi


          Fabio Capello ile yolların ayrılması sonrası, 2012 Avrupa Şampiyonası'na kısa bir süre kala İngiltere Milli Takımı'nın başına son 1.5 sezonunu Premier Lig ekiplerinden West Bromwich Albion'da geçiren, tecrübeli hoca Roy Hodgson getirildi. 2012 Avrupa Şampiyonası'na yalnızca 38 gün kala, ulusal takımın başına getirilen deneyimli hoca, bu dar zamanı tecrübeli isimlerin desteğiyle adapte ve optimum performansla geçirmek adına ilk iş olarak Manchester United'ın eski kaptanı Gary Neville'ı teknik heyete dahil etti.

          Liverpool, Fulham ve WBA'de taktiksel anlamda senelerce izleme fırsatı bulduğum Hodgson oldukça kontrollü futbolu seviyor ve 4-4-2'den vazgeçmiyordu. Bu doğrultuda büyük bir risk alıp, Manchester United'ta dönemin Andy Cole v Dwight Yorke çift forvetini anımsatmaya başlayan Wayne Rooney v Danny Welbeck ikilisini tercih etmeyi çok isterdi. İsterdi diyorum çünkü Rooney'nin gruptaki ilk 2 maçta cezalı olduğunu hatırlatırım. Bu da Hogson adına dizilişte mecburi bir değişiklik anlamına gelebilir. Genç Welbeck tek başına o bölgede zorlanabilir. 11'de başlaması beklenen Andy Carroll'ın da bu sezon 11'de başladığı maçların çoğunu 90 dakika izledim ve onun için kesinlikle Premier Lig ayarında bir golcü olmadığı kanısındayım. Tabii şu da var, yarın yahut diğer maçlarda sahaya çıkıp gollerini atarsa bu benim görüşümü değiştirmeyecektir. Bu tip turnuvalar bazı oyuncular için patlama bazıları içinse sönük geçen organizasyonlar olabiliyor. Örneğin Premier Lig'in son gol kralı Robin van Persie, dün amatörce son vuruşlar yaparak Hollanda Milli Takımı'nı yakmış olsa da o hala bir süperstardır, unutmamak gerekir.

          Konudan sapmadan, İngiltere Milli Takımı'nın sahaya dizilişine dönecek olursak, benim şahsi görüşüm İngilizler'in aşağıdaki diziliş ve oyuncularla sahaya çıkacağı yönündedir.

                                                                    

          Bu kadrodaki isimleri sezon boyunca bu satırlardan sizlere detaylıca analiz ettim o yüzden kısa kısa geçmek istiyorum. Kalede tüm sezon en üst seviyede maçlar çıkaran Manchester City'den Joe Hart var. Bu bölgede oldukça sorunsuz olacakları kesin. Hele ki David James, Paul Robinson yahut Robert Green'in geçmiş senelerde, büyük turnuvalarda yediği akıl almaz golleri anımsayacak olursak, İngilizler belkide 10-15 sene sonra, David Seaman'dan bu yana ilk kez kale konusunda zihnen rahat olacaklar.

          Sağ bekte oynayacak olan Glen Johnson'ın Liverpool'da inişli çıkışlı maçları oldu o yüzden o bölgede sorun yaşamalarını pek bir muhtemel görüyorum. O bölgenin asıl sahibi olan ve 2 sezondur mükemmele yakın maçlar çıkaran Tottenham Hotspur sağ beki Kyle Walker'ın sakatlığında Manchester City'den Micah Richards yerine Liverpool'dan pek bir vasat olan Martin Kelly'nin kadroya eklenmesi de bence büyük bir hatadır.

          Sol bekte senelerin değişilmez ismi olan Chelsea'den Ashley Cole var ve o bölgenin alternatifsiz ismi olarak göze çarpıyor.Yedeği Everton'dan Leighton Baines ve o da Cole kadar yeterlilik düzeyine sahip bir oyuncudur.

          Stoper mevkiisinde ise olayların adamı John Terry ( Chelsea ) ve Joleon Lescott ( Man City ) oynayacaklar. Burada oynaması beklenen bir diğer Chelsea stoperi Gary Cahill son anda sakatlandı ve kadroya eklenmesi beklenen Manchester United'ın tecrübeli stoperi Rio Ferdinand, ( 81 kez milli oldu ) belki de sezon içerisinde kardeşinin Terry ile yaşadıklarından ötürü, tedbir amaçlı kadroya dahil edilmedi. Bence bu tercih de sağ bekt pozisyonundaki tercih kadar hatalıdır.
Terry'nin aklı sahada olduğu zaman nasıl olağanüstü kademe anlayışı sergilediği ortada ancak yineliyorum ki, önemli olan onun maç konsantrasyonunda olması! Lescott ise kalburüstü bir stoper olmasa da, futbol tabiriyle temiz oynamayı seven, standart bir hücum savuşturucusu. Birbirlerine alışık olmayan ve oyun yapıları biraz tezat olan bu ikiliden ötürü İngilizlerin bu bölgede de sıkıntı yaşamalarına pek bir olasılık veriyorum.

          Orta sahanın ortasında hangi takıma giderse gitsin, savaşçı ve pes etmeyen ruhunu sahaya yansıtan Scott Parker ile her iki ayağını da gayet iyi kullanan James Milner'ın olması muhtemel. Parker'ın defansif anlamdaki özverili oynuna kimse laf edemez ancak böylesine üst düzey bir turnuvada oyunun tek tarafını oynayabilen bir orta saha oyuncusu ne kadar doğru bir tercih olacaktır? Keza James Milner seneler önce keşfedilmesine rağmen beklenilen patlamayı birtürlü yapamadı. Kendisi iyi motive olduğu zaman çalışkanlık anlamına iyi işler ortaya koyabiliyor ancak maçtan bir kez koparsa, tüm maç sahada hayalet gibi dolaşıyor. Dolayısıyla geri dörtlüye biraz daha yakın oynaması beklenen bu ikilinin de eksiklikleri göze çarpıyor.

          Onların önlerinde oynayacak olan isim ise Liverpool'un efsanevi kaptanı Steven Gerrard. Bu isme tüm futbolseverler sempati ile bakıyor olsa gerek. İngiltere Milli Takım kaptanı Gerrard, bu şampiyonada da elinden gelenin en iyisini yapacak, geriye gelip top alacak - ileriye dağıtacak, özellikle sert şiddetli ve isabetli pas dağıtımını mutlak suretle yapacaktır. Onun yedeği Jordan Henderson ise kaptanla takım arkadaşı olup, onun yerini doldurması imkansız bir yedektir.

          Sağ açık mevkiisinde oynayacak olan Arsenal'lı Theo Walcott ise şampiyonanın en süratli sağ açıklarından olup, müthiş etkili kanat bindirmelerine ve forvet arkası koşu yeteneğine sahip. Onun adına tek dezavantaj defansa çok az katkı yapıyor olması olabilir. Bu durumda da Scott Parker'ın sağ kanata defansif desteği o açığı kapatabilir gibi gözüküyor.
Sol açıktaki Ashley Young ise oyunun kaderini değiştirebilecek türden bir kanat ismi olmayıp, benim gözümde standart bir görev adamı hüviyetindedir.
Bu mevkiideki yedek isimlerden ilki olan Stewart Downing ise Liverpool'da tüm sezon boyunca silik bir oyun ortaya koymuştur. Diğer alternatif olan Arsenal'dan Alex Oxlade-Chamberlain ise bu kadronun en merak edilen genç ve yıldız adayı ismi olaraktan dikkat çekmektedir.

          Forvette oynaması beklenen Andy Carroll'ı ise en başta yazdığım için yinelemiyor ve sizlere İngiltere Milli Takımı'nın 2012 Avrupa Şampiyonası'nda heyecan verici isimlerden uzak bir kadroyla sahne alacağını özetlemek istiyorum.
Ancak şunu da unutmamak gerekiyorki, son 20 sene içerisinde Danimarka ve Yunanistan gibi ' hiç kimsenin aklının ucundan dahi geçirmediği ' ülkeler bu kupayı kazanma onuruna eriştiler. Futbolun cilvesi, güzelliği de burada saklı olsa gerek. ;)

2 Haziran 2012 Cumartesi

İstatistiklere Göre YILIN EN İYİ 11'İ - Hücum Hattı

          İstatistiksel veriler bazında en iyi golcülerde süpriz isimler yer almadı ve tıpkı Profesyonel Futbolcular Birliği'nin ödüllendirmelerindeki gibi Robin van Persie ile Wayne Rooney ikilisi, ileri uçtaki çift santraforumuz oldular.

          Premier Lig'de 2011-2012 sezonunun gol kralı 30 golle Arsenal'dan Robin van Persie olurken, tam Hollandalı golcü 21 kez golle burun buruna geldi ancak rakip defans bloğunca engellendi. Aynı van Persie her 41 dakikada bir kaleyi yoklayaraktan, bu alanda Wayne Rooney ile birlikte en istikrarlı golcü oldu.
Bir diğer Hollandalı hücum oyuncusu olan Tottenham Hotspur'dan Van der Vaart ise her 31 dakikada bir kez gol pozisyonu üretmiş.
Manchester United'ta geleceğe dair çok beklentileri barındıran isim olan, 21 yaşındaki forvet Danny Wellbeck ile Premier Lig'in aşina olduğu isimlerden, tecrübeli golcü Djibril Cisse %60'lık isabetli şut yüzdeleriyle dikkat çekiyorlar.
Fulham'ın ara transferin bitimine saatler kala renklerine kattığı Pavel Pogrebnyak ise girdiği gol pozisyonların %46'sını golle sonuçlandırmasını bildi.

          Hücum hattına Robin van Persie ve Wayne Rooney'i kattıktan sonra, Premier Lig 2011-2012 futbol sezonunda istatistiksel veriler baz alındığında en iyi 11 aşağıdaki şekilde oluşuyor;