28 Ocak 2014 Salı

Mersey Nehri'nin Bir Halicini, İki Ayrı Rengini Yansıtan Derbi (28.1.14)

         

                       


           Mersey adı verilen bir nehir, 2 takımı ve birçoğu akraba olan 2 takım taraftarlarını birbirinden ayırarak, Liverpool v Everton maçlarının yani Merseyside Derbisi'nin ilham kaynağı ve isim babası olmuştur. Tarihsel süreci oldukça derin olan bu derbide, Liverpool tarafı Kırmızılar ve liman işçilerini temsil ederken, Everton tarafı ise Maviler ve kraliyetçileri temsil etmektedir.


           1894 senesinden bu yana süregelen bu derbinin hikayesi oldukça ilginçtir. Liverpool şehrinde ilk olarak 1878 senesinde hem kilise hem de kiliseye sıkça uğrayan kitle tarafından St. Domingo Futbol Kulübü kurulmuştu. Bu kulüp daha sonraları ise semtin kulübü hüviyetini kazanıyor ve  Everton Futbol Kulübü olarak isim değiştiriyordu.
Everton Futbol Kulübü, 1888 senesinde kurulan ilk resmi ligde kurucu üyeler arasında yer alıp, 2 sezon sonra ilk şampiyonluğunu ilan ediyordu.

          Kulübün sahibi konumundaki John Houlding'in ticari bazı manevralarına tepki olarak, Everton takımı Anfield Road'tan Goodison Park'a geçiş yapıyordu. Bu duruma oldukça öfkelenen John Houlding ise sahibi olduğu arsada maç oynatmaya devam edip, hem kira geliri hem de diğer gelirlerden yoksun kalmamak adına 1892'nin haziran ayında Liverpool Futbol Kulübü'nü kuruyordu


          Liverpool alt liglerde başladığı mücadelesinde kısa sürede büyük başarılara imza atarak, en üst seviye lige tırmanmasını başarmıştı. 1993'te Premier Lig adını alan ve futbol dünyasına muazzam bir şekilde pazarlanan bu organizasyonda hala şampiyonluğu bulunmamasına rağmen, kulüp müzesinde 18 Lig Şampiyonluğu Kupası olduğunu anımsatmakta fayda var. 

          Liverpool'un logosunda Pers mitolojisinden gelen kırmızı bir anka kuşu bulunmaktadır. Bu efsanevi simgenin yanı sıra KOP tribünü adı verilen, oldukça sadık taraftarlardan oluşan bir kale arkası tribününe sahiptirler. 
1900 senesinde Güney Afrika'ya sömürü düzenini getirmek için 2. Boer Savaşı'nda çarpışan İngilizler, Smion Kop adı verilen bir tepede en şiddetli çatışmaların içerisinde yer alıp, büyük kayıplar vermişti. Bu tepeyi korumakla yükümlü olan ve bu savaştan sağ olarak ülkelerine dönen askerler, Liverpool maçlarında, kale arkasında maçı izledikleri ufak tepeciğe KOP ismini vermişlerdi. 
Tarihsel olarak büyük bir maziye sahip olan KOP tribünleri, iyi günde olsun kötü günde olsun, hep bir ağızdan, gırtlaklar patlarcasına söylenen You Will Never Walk Alone ( Asla Yalnız Yürümeyeceksin ) tezahuratı ile birçok tribüne ilham kaynağı olmuştur.

          Liverpool'u bu kadar anlatıp da düşman kardeşi Everton'ı es geçmek olmaz tabii ki. Aslında düşman tabirini kullandığıma pek aldanmayın. Liverpool şehrinde bu rekabeti her köşede hissetmek mümkünken, yine bu 2 rakip tarafın birbirlerinin var olmasından son derece memnun olduğu gerçeğini de kimse inkar edemez. 
Şu an en üst seviye liglerde en çok oynama rekoru tam 190 seneyle Everton'a aittir. En üst seviye lig statüsünde tam 9 şampiyonluğa sahip olan maviler, 5 kez de dünyanın en eski ve en prestijli yerel kupası olarak adlandırılan İngiltere Federasyon Kupası'nı kazanmıştır. 

          Kulübün ambleminde, 1800'li yılların İngiltere'sinde ertesi sabah yargıç önüne çıkacak ağır suçlu olmayan kişileri, yargıdan önceki gece bir nevi nezarethane misali  ağırlayan tarihi bir kule vardır. Yine kulüp logosunda Latince " Nil Satis Nisi Optimum " yazmaktadır. Birçoğuna göre Liverpool'a ithaf edilen bu yazı, " Sadece en iyi olan yeterince iyidir. " tadında bir anlam taşımaktadır.
              
                                         
          Biraz da işin taktik teknik kısmına dönecek olursak, ev sahibi Liverpool'un geçtiğimiz sezonu ile bu sezonu arasında büyük farklılıklar var. Brendan Rodgers isminin arkasında durulması ve ona gösterilen sabır meyvelerini vermeye başladı. Ligde son 5 haftadır inişli çıkışlı bir form grafiği çizmelerine rağmen, 1993'ten bu yana izlediğimiz Liverpool'dan gerek sahadaki öz güven gerekse toplanılan puan olarak çok farklı olduklarını rahatlıkla gözlemleyebiliriz. 
Rodgers'ın son 5 Premier Lig maçında 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik almasında Chelsea ve Manchester City ile deplasmanda oynaması gerekçesi kadar özellikle kaptan Steven Gerrard'ın pozisyonu üzerinde oynaması da etkiliydi kanısındayım. Yaşayan bir Liverpool efsanesi olan Gerrard'ı forvetin hemen arkasına, sağ kanata, orta sahanın ortasına ve hatta sağ beke koyabilirsiniz ancak onu bir kademe daha geriye çekerek, bir nevi Andre Pirlo modeli yaratmaya çalışırsanız, kaptanı oyundan koparmış olursunuz. Sadece kaptanı oyundan koparmakla kalmaz, takımın kimyasını bozarak, özellikle hücum anlamında orta sahada kopukluklar yaşanmasına sebep olursunuz. Liverpool'un neredeyse tüm maçlarını 90 dakika izleyen biri olarak, şu son 5 lig maçını baz alınca, kendimce böyle bir sonuç çıkardım.Hazır Gerrard'tan bahsetmişken, ada futboluna ilk giriş yaptığında büyük sansasyon yapan, tıpkı Gerrard gibi bir Liverpool sembolü olmasını beklediğim ancak özellikle son 1 senedir ortalıkta pek gözükmeyen Raheem Sterling'den kısaca bahsetmek isterim. Kendisi son zamanlarda yeniden 11'de şans bulmaya başladı. 1994 doğumlu bu ele avuca sığmayan çocuğun attığı ortalar biraz daha isabetli olsa ve en önemlisi 11'de ki yerini düzenli koruyabilse, bir zamanların Liverpool efsanesi olan, kanat oyuncusu John Barnes'ın milenyum versiyonu olması işten bile değil.

                                     

         
          Biraz da konuk Everton'ı analiz edecek olursam, İngiltere Federasyon Kupası'nda, Stevenage deplasmanında izlediğim Everton yine taş gibiydi. Yazının en sonunda her 2 takımdaki eksik oyunculara detaylıca değineceğim ancak şimdiden söylemekte fayda var ki, bu akşam 2 ekipte de çok kritik isimler sahada yerlerini alamayacak.
Everton teknik analizime kafamda kurguladığım 11'i paylaşarak detaylandırmak isterim.


          Kalede her zamanki gibi güven veren Tim Howard olacaktır. Kale konusunda bu sezon Liverpool'un da Simon Mignolet sayesinde çok rahatladığı bilgisini de bir dip not olarak düşmek isterim. 
Sağ bekte bu sezonun en iyi çıkış yapan oyuncularından olan Seamus Coleman'ın durumu maç saatinde netlik kazanacağından o bölgede John Stones oynayabilir. Coleman ile o kanatı hem defansta hem de hücumlarda maksimum performansta kullanan Everton adına, Coleman'ın maç saatine dek iyileşememesi oldukça büyük bir dezavantaj yaratacaktır.
Sol bekte ise tam anlamıyla bir görev adamı olan Leighton Baines yine 11'de başlayacaktır ve ileri geri çalışarak görevini en iyi şekilde yerine getirecektir kanısındayım.
Stoper pozisyonunda ise Slyvain Distin ve Phil Jagielka ikilisi alışılagelmiş şekilde yerlerini alacaktır. Distin'in ufak bir sakatlığı söz konusu ve olur da o oynamazsa o bölgeye ya Stones kaydırılıp, sağ bekte Tonny Hibbert'ı görürüz ya da Distin'in yerine John Heitanga, Antolin Alcaraz'dan herhangi birisi monte edilebilir.
Orta sahanın göbeğinde James McCarthy ve onun bir kademe arkasında tecrübeli Gareth Barry oynayacaktır.

Orta sahada hücum gücü anlamında, sakatlığını atlatıp, maç saatine yetişebilirse Ross Barkley'nin cesur hücum girişimleri + enerjisine, Kevin Mirallas'ın sağ kanattan ceza sahası içerisine sızmaları ve Leon Osman'ın oyunu yönlendiren pasları destek verecektir.
İleride ise Everton'ın bu sezon olmazsa olmazları arasına giren 20 yaşındaki Romelu Lukaku, rakip savunmayı darmadağın eden deparları ve beklenmedik şutları ile tek forvet olarak görev alacaktır.

          Tam 10 sakat oyuncusu  bulunan Everton'da, kulüp tarafından yapılan son açıklamada, 
Phil Jagielka, Sylvain Distin, Seamus Coleman, Steven Pienaar ve Ross Barkley'nin durumlarının maç saatinde netlik kazanacağı bilgisi verildi. Bu 5 oyuncunun olması ya da olmaması hem Everton hem de maçın kaderi açısından olabildiğince büyük önem taşımaktadır. 


Konu hazır Everton'ın sakat oyuncularından açılmışken, ev sahibi Liverpool cephesindeki sakat oyunculardan da bahsetmek istiyorum.
Kırmızılar'da stoper Mamadou Sakho ile Daniel Agger, sağ bek Glen Johnson ile sol bek Jose Enrique ve ön libero Lucas Leiva sakatlıklarından ötürü takımlarını yalnız bırakacak.  

Bu saydığım isimlerin hepsi 11'in değişmez isimleri olduğundan, Kırmızılar adına bu derbi öncesi kan kaybı olabildiğince büyük olacaktır. Orta sahadan Joe Allen'ın durumu ise maç saatinde netlik kazanacak.


                                        
 Bire-Bir İstatistikler :
  • Merseyside Derbileri'nde Liverpool kendi sahasında son 13 maçta 6 galibiyet, 7 beraberlik aldı ve hiç yenilgi yüzü görmedi. Everton adına son Anfield Road galibiyeti, bir dönem Trabzsonspor forması da giyen ve maalesef ırkçı söylemlerin hedefi olan golcü Kevin Campbell'in golüyle 1999 senesinde yaşanmıştı.
  • Everton rakibi karşısında son 6 lig maçında içeride-dışarıda galibiyet alamadı.
  • 1992'de kurulan Premier Lig döneminde oynanan Merseyside Derbileri'nde bugüne dek 20 kırmızı kart çıktı. 
  • Merseyside Derbileri'nin en golcü ismi 7 golle Steven Gerrard.
LIVERPOOL :
  • Kırmızılar kendi sahasında oynadığı son 8 Premier Lig maçından 7 galibiyet çıkartırken, yalnızca Aston Villa ile 2-2 berabere kaldığı maçta puan kaybetti. Ayrıca bu 8 iç saha maçının son 2'sinde 2'şer gol bulurken, kalan 6'sında 3 ve üzeri gol atma başarı gösterdi.
  • Kırmızılar'ın gollerinin %64'ü ilk yarıda geldi ve bu alanda Premier Lig'in en iyisi konumundalar.
  • Kırmızılar'ın gollerinin %29'u kafayla geldi ve bu alanda da Premier Lig'in en iyisi konumundalar.
  • Kırmızılar'ın olağanüstü yeteneklere sahip olmasına rağmen karakteri konusunda olabildiğince fazla eleştiri alan Uruguaylı golcüsü Luis Suarez geçen sezon 23 gol atarken, bu sezon şimdiden 22 gole ulaşmış durumda.
  • Tam anlamıyla bir nokta transferi olan Daniel Sturridge bu sezon 14 maçta 11 gol atmasına rağmen, hiçbir maçta 2 ve üzeri gol atma başarısı gösteremedi.
  • Kırmızılar'ın son 12 Premier Lig maçının tam 11 tanesinde 3 ve üzeri gol atıldı.
  • Kırmızılar'ın stoperi Martin Skertel tam 222 başarılı top kesme müdahalesi ile bu alanda West Bromwich Albionlı Jonas Olsson ile birlikte zirveyi paylaşıyor.
EVERTON :
  • Everton cephesinde Premier Lig'de oynanan son 7 maçta 3 galibiyet ve 4 beraberlik bulurken, bu karnede mağlubiyet bulunmamakta.
  • Deplasmanda 11 gol yediler ve Chelsea ile beraber bu istatistikte ligin zirvesindeler
  • Swansea City'de başlattığı ' total futbol ' anlayışı sonrası Wigan Athletic'in dar kadrosuyla Premier Lig'de verdiği mücadele ve kazandığı İngiltere Federasyon Kupası ile birçoğumuzun takdirini toplayan Roberto Martinez bugün kazanırsa kariyerindeki 100. lig galibiyeti olacak. Martinez'in Premier Lig'de en çok galibiyeti 11 idi ve bu sezonun geri kalanında alacağı tek bir galibiyet bile onun kendi rekorunu kırmasına yetecek.
  • Everton'ın 9 gollü forveti Romelu Lukaku son 9 lig maçında yalnızca 1 gol atabildi ve son 6 deplasmanda gol atma başarısı gösteremedi ancak Liverpool'a bugüne dek 4 lig golü var.
  • Phil Jagielka bugün 11'de sahaya çıkarsa bu onun kariyerindeki 200. Premier Lig maçı olacak.
       

          Birçok kez şahit olduğumuz o kıran kırana Merseyside Derbileri'nden birini daha yaşamak üzere, sizlere son kez Premier selamlarımı sunuyorum.