9 Ocak 2013 Çarşamba

önce drogBA sonra demba BA, torres bu kez işin zor be BABA !


          1985 Paris doğumlu olup, 16 kez Senegal Milli Takımı formasını giyen Demba Ba, West Ham United’a 2010-2011 sezonun ikinci yarısında gelmesine rağmen, o sezon kulübün en çok gol atan oyuncusuydu. West Ham United forması altında, 11'de sahaya çıktığı 12 maçta 7 gol atmış ancak kulübü o sezon küme düşünce, sözleşmesindeki madde gereği serbest kalmıştı. Ardından Newcastle United kendisini bonservis bedeli olmaksızın, oynadığı maç başına ücretlendirme karşılığı renklerine kattı.
Aslında kendisinin adaya gelmesi biraz daha erken olacaktı fakat kulis arkalarında kronikleştiği söylenen diz sakatlığından ötürü, 6 milyon İngiliz Sterlini bedelindeki teklifle gelen Stoke City’nin sağlık kontrolünden geçemedi. Premier Lig başlangıcını rötarlı da olsa West Ham United kulübü ile yapmış oldu.
Aynı Demba Ba kendisini sakat diye almayan Stoke City ekibine en anlamlı yanıtı Britanya Stadı’nda oynanan maçta Newcastle United forması altında rakip fileleri üç kez havalandıraraktan vermişti.

          Newcastle United forması altındaki ilk sezonunda, Premier Lig'de tam 16 gol atma başarısı göstermesine rağmen, birçok zaman övgüyle bahsettiğim Newcastle taraftarı onu ilk haftalarda gol atamadığından ve özellikle Aston Villa ile Queens Park Rangers deplasmanlarındaki vasat oyunu sonrası ıslıklayarak protesto etmişti. Ancak daha sonraki haftalarda bambaşka bir kimliğe bürünen Ba, özellikle zor pozisyonlarda topu en umulmadık noktaya yollama başarısıyla, 1.89'luk boyunun aksine muazzam bir yer hakimiyeti ve vuruş tekniği gösteriyordu. Rakip savunmacılarla omuz omuza mücadeleden asla kaçmamaya ve aldığı topları gerek sert ve isabetli şutlarıyla, gerekse kestiği tehlikeli ortalarla etkili kullanmaya başlamıştı.
Newcastle United'a transferinden bu yana kendini akıl sınırlarını zorlayacak seviyede geliştiren, ceza sahası içerisinde topla buluştuğu an, hangi pozisyonda olursa olsun topu kalecileri zorda bırakacak şekilde kaleye isabet ettirebilen bu yıldız oyuncu, bonservis bedeli ödenmeden transfer olduğu Newcastle United'tan, 2013 itibariyle 7 milyon İngiliz Sterlini civarı bir rakam karşılığı Londra yolunu tuttu. Chelsea'ye attığı imza henüz kurumadan kendini Federasyon Kupası maçında Southampton karşısında ilk 11'de buldu ve o da herzamanki gibi yeni kulübünde de yabancılık çekmeden, daha ilk maçında 2 gol birden atma başarısı gösterdi.
Ligde bu sezon şimdiden 13 gole ulaşan, 8 çocuklu Ba ailesinin bir ferdi olan Demba Ba, bir röpörtaj esnasında, ada futbolundaki bu hızlı yükselişini ve özgüven dolu son vuruşlarını, sürekli yediği çilek reçeline bağlamıştı.

                                     

          Fernando Torres geçtiğimiz birkaç sezonun aksine bu sezon 7'si ligde olmak üzere toplamda 14 gole ulaşmasına rağmen, her geçen gün yetenekleri körelen bir oyun sergiliyor. Kendine özgüvenini yitirmiş durumda ve onu arkadan Juan Mata, Eden Hazard, Oscar ve hatta Victor Moses gibi isimler besliyor olmasına rağmen ne doğru pozisyonu alabiliyor ne de girdiği pozisyonları, üstelik birçoğu %100'lük gol pozisyonu olmasına rağmen gole çevirebiliyor.
Chelsea'ye 50 milyon İngiliz Sterlini gibi astronomik bir transfer bedeli karşılığında gelen 28 yaşındaki ' El Nino ' lakaplı İspanyol golcü, geçen sezon Didier Drogba'nın gölgesinde kalmaktan şikayet ediyordu. Ancak sezon başı itibariyle hem Didier Drogba hem de bir diğer forvet alternatifi olan Salomon Kalou ile Chelsea'nin yolları ayrılmıştı. Kaldı ki Torres adada 46 lig maçında yalnızca 7 gol atarak gittiği 2012 Avrupa Şampiyonası'nda biraz silkelenir gibi olmuştu. Fiziksel açıdan yeterli olmasa da, istek - arzu olaraktan toparlanma sinyalleri verir gibi olduğu ve yukarıda belirttiğim 2 forvetin yanı sıra takımdaki genç forvet Romeu Lukaku'nun West Bromwich Albion'a kiralık verildiği bir dönemde Torres'in bu sezon 20 lig maçında yalnızca 7 gol atabilmesi başka bir başarısızlık hikayesi olsa gerek.
Ona alternatif tek forvet adayı olan ve ara transfer döneminde Liverpool'a giden Daniel Sturridge ise ilerideki santrafor rolünden çok, kanatlara kaçmayı seven, bir nevi forvet arkası isimdi. Yani Torres'in bu sezon patlama yapması için tüm olanaklar çoktan seferber edilmiş, herşey onun lehine gelişmişti.

          Kulübün sahibi Roman Abramoviç tarafından ısrarla tutulan hatta bir nevi Abramoviç'in adamı olan Fernando Torres'e karşı olan eleştirilerimi biraz da istatistiklerle desteklemek istiyorum.
Geçtiğimiz sezonki başarısızlığının sebebi olaraktan, gölgesinde kaldığını iddia ettiği Fildişi Sahilleri'nin efsanevi golcüsü Didier Drogba, Chelsea kulübüyle çıktığı 220. maçında 100 gol barajına ulaşmıştı. Yine aynı Drogba kulüp tarihine en çok gol atan yabancı oyuncu olarak ismini yazdırırken, onun gol attığı maçlarda Chelsea tam 63 kez galip gelirken, 15 maç berabere bitmişti ve yalnızca 3 maçta sahadan mağlubiyetle ayrılmışlardı.
Söz konusu ismin Chelsea'ye maliyeti ise Torres'in maliyetinin tam 26 milyon İngiliz Sterlini daha altındaydı.
Kaldı ki bu sezon Robin van Persie'nin golleri olmasa Manchester United şu anda 1. değil, 11. sırada olacaktı. Luis Suarez'in golleri olmasa Liverpool şu anda 8. değil 18. sırada olacaktı. Fernando Torres'in golleri olmasa Chelsea şu anda yine 4. sırada olacaktı diye bir tabloyu sizlere sunarsam, tüm yazımı özetlemiş olurum diye düşünüyorum.