Futbol kariyerindeki ilk büyük çıkışı 2008 Uefa Kupası Finali'nde maçın adamı seçilerek gerçekleştirmişti. Temsilcimiz Fatih Tekke'nin de ilk 11'de başladığı maç sonunda Rus ekibi Zenit, İskoç temsilcisi Rangers'ı 2-0'lık sonuçla geçerek, kupaya uzanmıştı.
Arshavin bu kupa zaferinden yalnızca 34 gün sonra sonra, bu kez Rus Milli Takımı ile 2008 Avrupa Şampiyonası'nda yıldızlaşmıştı. Rus golcü, gruplarda oynanan ilk 2 maçta cezası nedeniyle oynayamamasına rağmen, grubun son maçında İsveç'e karşı Rus Milli Takımı'nın turnuvadaki ilk golünü atmakla kalmıyor, ülkesinin gruplardan bir üst tura çıkmasında başrolü üstleniyordu.
Barcelona yahut Tottenham ekiplerinden birine gitmesine kesin gözüyle bakılan Arshavin'in ada futbolu kariyeri, ara transferin bitmesine kısa süre kala belirlenecekti. İngiltere'de ki ara transfer döneminin bitmesine bir saatten az kala, Zenit ile Arsenal son anda anlaşmışlardı. Ancak İngiltere'de o dönem etkili olan kar fırtınası yüzünden sağlık testi ve benzeri prosedürler gecikmişti. Tam da Arshavin transferi başka bir bahara kalacak denilirken, İngiltere Futbol Federasyonu hava muhalefetini gerekçe göstererek, esame listelerinin tebliğ süresini uzatmıştı. Bu da biz futbolseverler adına, ada futbolunda Arshavin resitalleri izlemek için gereken şansı doğuruyordu.
Sezonun ikinci yarısında geldiği Arsenal'da, 4 gol attığı Liverpool maçı başta olmak üzere birçok maçtaki inanılmaz deparlarıyla, kanatlardan ceza sahasına girerek attığı çalımlar ve kendi başına hazırlayarak sonuçlandırdığı golleriyle dikkat çekmişti. 12 maçlık periyodta 6 gol ve 5 gol pası ile Premier Lig'in yıldız adayları arasında zirveye çıkmıştı.
Hemen ertesi sezonda yani 2009-2010 futbol sezonunda ligde 25 maçta 10 gol attı. Aynı Arshavin ertesi sezon da hızını kesmemişti ve Arsenal forması altında Premier Lig'de 25 maçta 6 gol atarken, 11 gol pası veriyor, aynı sezon Şampiyonlar Ligi'nde ise 3 gol atarken, takımının 2 golünde pası veren isim oluyordu.
Arshavin ilk geldiği günden bu yana kendine has fuleli çalımları, savunmasına yakın bölgeden aldığı toplarla aniden hızlanarak ve kanat - ayak - mesafe farketmeksizin sert ve isabetli şutlar atarak rakip oyuncuların korkulu rüyası haline gelmişti. Ancak yine aynı Arshavin ilk geldiği günden bu yana defansına yardım konusunda en azından benim gözümde düşük not almıştı. Yarım dönem oynadığı 2011-2012 futbol sezonunda ise sahada varlığı ile yokluğu belli olmazken, defansa eskisi gibi az yardım etmeyi de bırakmış, kendi savunduğu sol kanat rakip ataklarda adeta boş bir koridor olmaya başlamıştı.
Zaten 2011-2012 sezonunun hemen başında, ağustos ayında beklenmedik şekilde kan kaybeden Arsenal kadrosunda bir özgüven sorunu oluşmuştu. Gidenlerin şaşkınlığı içerisinde aceleci bir tutumla, takım kalitesinden çok uzak isimler transfer edilmişti. Özgüvenini yitiren futbolcular, alınan birkaç başarısız sonuçtan sonra fiziksel olarak da düşmeye başlamışlardı. Bu durum Arshavin içinde geçerliydi. Zaten Arsenal ekibinde bu sezon Robin van Persie hariç herhangi birisi için iyi geçmiş olamaz. Hal böyle olunca başta Arshavin olmak üzere birkaç isim gözden düştü.
Kaos ortamına sürüklenen kulüp, Rusya Ligi'nin transfer döneminin bitimine birkaç dakika kala Arshavin ile yollarını ayırıp, onu eski kulübüne kiralıyordu.
Futbol dünyasında bilinen ismiyle Andrey Arshavin'in güzel anılarla dolu Arsenal macerası transferin bitimine dakikalar kala başlayıp, bir başka transfer döneminin bitimine dakikalar kala noktalanmasa bile, virgül konularak bir süreliğine son buluyordu.
Son olaraktan, sizlere Arshavin'in Arsenal'da ki performansını istatiksel olarak gösteren bir tablo sunmak istiyorum.
