31 Mart 2012 Cumartesi

31 Mart Maçlarına Dair Analizlerim ve Skor Tahminlerim

Aston Villa v Chelsea

           Aston Villa kulübünden dün yapılan açıklamaya göre, 32 yaşındaki kaptanları Stiliyan Petrov kan kanserine yakalandı. Öncelikle hem ona hem de yakın zamanda kalp krizi geçiren Bolton'dan Fabrice Muamba'ya acil şifalar diliyorum.
Aston Villa'da sağ bek Alan Hutton ve orta sahanın solundan hücumlara yön vermeye çalışan Charles N'Zogbia sakat olan isimler. Golcüleri Darrent Bent zaten sezonu kapatmıştı. Defansın hem tecrübeli hem de sakar ismi Richard Dunne ise uzun süredir sakat.

           Chelsea cephesinde ise orta sahadan Raul Meireless harici bir eksik gözükmüyor.

           Roberto di Matteo takımın başında geçici olarak bulunsa da, sanki uzun soluklu kalacakmış gibi düşünüp, takıma yeni bir çehre kazandırmaya çalışıyor. Hafta içi oynanan kritik Şampiyonlar Ligi mücadelesinde Didier Drogba, Frank Lampard ve Michael Essien gibi isimleri yedek soyundurma cesareti gösterirken, Salamon Kalou'yu tek forvet, Fernando Torres'i ise kanatlara gelip, top arayışı içerisinde olan bir destek hücumcusu olarak oynattı. Nitekim'de Torres'in asisti ile Kalou golü attı ve zorlu Portekiz deplasmanından 1-0'lık galibiyetle döndüler. Ayrıca ön libero olan Raul Meireless ise hücuma çok daha dönük bir konumda oynamaya başladı.

Chelsea'nin bu hafta içi Şampiyonlar Ligi çeyrek final rövanş maçı olmasa, bu orandan yüklü girilerek maviler denemeye değer diyeceğim. Takım yavaş yavaş da olsa toparlanma aşamasında. En azından o ezbere top oynayan ve bizlere artık hem sıkıcı hem de yaratıcılık + mücadeleden uzak bir Chelsea izletmemek adına çaba sarfediyorlar. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, akılların tamamen Benfica maçında olacağı kanısındayım. Ayrıca Chelsea'nin Villa deplasmanlarından son 12 maçta yalnızca bir galibiyet çıkardığını da belirtmek isterim.

SKOR TAHMİNİM : 1 - 2



Man City v Sunderland

           Manchester City'nin en golcü ismi Sergio Aguero, çocuğunun oyuncağı tarafından sakatlandı. Evet doğru duydunuz, Arjantinli süper golcü 3 yaşındaki erkek çocuğuyla oynarken, oyuncak motorsiklet sağ ayağından sakatlanmasına sebep oldu. =)
Bu duruma diğer Arjantinli müthiş golcü Carlos Tevez oldukça sevinmiş olsa gerek. Sezon boyu ismi üzerinde onlarca tartışma yapılan Tevez, eylül ayından bu yana ilk kez 11'de sahaya çıkabilir. City menajeri Roberto Mancini'nin, problem çocuk Mario Balotelli için eleştirisel açıklamaları sonrası bu olasılık pek muhtemel gözüküyor.
Defansın göbeğinden Joleon Lescott sakat ancak yine aynı pozisyondaki kaptan Vincent Kompany ise iyileşti.

           Sunderland'de sol bek Wayne Bridge, City'den kiralık olduğu için kurallar gereği oynayamıyor. Kieron Richardson'ın durumu belirsiz ve o bölgede büyük ihtimalle Jack Colback görev yapacak. Kendisi yeni baba oldu bu arada, ona ayrı bir moral verecek bu ayrıntıyı da belirtmek isterim. Savunmadan üç tecrübeli ama bir o kadar da her an fahiş hatalar yapmaya müsait üç isim; John O'Shea, Wes Brown ve Titus Bramble sakat oyuncu listesindeler. Lee Cattermole'un ise durumu belirsiz.

          Sunderland ekibi Martin O'Neill ile müthiş bir ivme kazandı ve her geçen hafta daha güzel futbol oynuyorlar ancak Premier Lig'de şampiyonluk yarışı bu kadar kızışmışken City bu maçı ne yapar, ne eder kazanır kanısındayım.

SKOR TAHMİNİM : 4 - 1



Qpr v Arsenal

          Ev sahibi ekipte golcü Djibril Cisse'nin 4 maçlık cezası başlıyor. Cisse yeni kulübünde 5 maçta 3 gol atıp, 3 de gol pası vermesine rağmen oynadığı son 4 lig maçında 2 kırmızı kart görerek, idrak edilmesi zor bir istatistiğe sahip oldu. Asıl forvet olan Heidar Helguson ise 2 ay sonra sahalara dönebilir. Defanstan Armand Traore ise bir diğer önemli eksik olarak göze çarpıyor.


           Arsenal'da sakatlar iyileştikçe takımda güzel bir ahenk oluşmaya başladı. Öncelikle kaleci Wojciech Tomasz Szczęsny'den bahsetmek istiyorum. Manchester United'ın da 21 yaşında bir kalecisi var ancak iki kaleci arasında cidden dağlar kadar fark var. Szczesny kendisini her maç geliştirerek ilerlemeye devam ediyor. Keza sağ bek Bacary Sagna ve sol bek Kieran Gibbs'in sakatlıktan dönmeleriyle hem defansif anlamda kanatlar güçlendi hem de hücum anlamında müthiş kanat bindirmeleri sayesinde orta sahanın yükü hafiflemeye başladı. Durum böyle olunca Theo Walcott kendine çok daha fazla boş alan bulmaya başladı. Orta sahadan Mikel Arteta'nın yükü hafifleyince çok daha yaratıcı oyunlar sergilemeye başladı. Tomas Rosicky'de bu süreçte sorumluluk alan ve takıma olumlu katkı yapan isimlerden oldu.
Ön libero olan Alex Song ise herzamanki gibi hem defansa yardım ediyor hem de hücumda çok zor işlere imza ataraktan, müthiş gol pasları servis ediyor. Onun artık kendine has, topun dibine girerek bir nevi aşırtma şeklinde attığı bir pas stili var. Bizleri bu paslarıyla mest etmeye başladı.
Sol açıkta ise Alex Oxlade-Chamberlain ile Yao Gervinho rekabeti sayesinde, rakip savunmalar adına Arsenal'ın sol kanatı başlı başına bir bela olmaya başladı. Her iki isim de müthiş süratli ve adam eksiltme de çok başarılılar. Andrei Arshavin'in gidişi sonrası o kanatı çok daha iyi temsil ediyorlar. İki ismin de tek eksiği son vuruşlardaki yetersizlikleri olsa gerek.
Arsenal'da ki en önemli 2 eksik, uzun süredir olmayan orta sahadan genç ve yetenkli Jack Wilshere ile defansın bu sezon çokça tekleyen ismi Per Mertesacker.


Ayrıca Arsenal cephesinde, menajer Arsene Wenger, Şampiyonlar Ligi'nde ki 4-0 kaybedilen Milan maçı sonrası hakem hakkındaki eleştirileri yüzünden hem para cezası aldı hem de 3 maç ceza aldı. ( Premier Lig maçlarında takımının başında yer alacak. )
Wenger'in bu hakem konuşmaları hatta mızmızlanmaları diyeyim, hem ada futbolunda hem de avrupa maçları sonrası sıkça rastladığımız bir olay. Kaldıki kendisi Uefa tarafından son bir senede, tam 3. kez cezalandırılarak, bu konuda bir rekoru kırmak üzere.

          Qpr ile Wolves bence ligin en kötü defans bloğuna sahip olan takımlar. Tabii bu iki takıma ek olarak, Cristoper Samba'nın gidişi sonrası Blackburn defansını da ekleyebiliriz. ;)
Neil Warnock'un beklenmedik kovuluşu sonrası takımın başına getirilen tecrübeli ve disiplinli Mark Hughes, birşeyler çabalasa da takımın defans bloğu ve orta sahadan yardım konusunda sıkıntıları had safhada. Dışarıdan Qpr defansını izleyenler " Bu defans bloğu acaba ilk kez mi birlikte oynuyor? " dedirtecek kadar zayıf olduklarını söyleyebilirim.

           Arsenal bu maçtan da 3 puanı çıkarırsa, Premier Lig tarihinde kendileri adına ilk kez 8 lig maçı üst üste kazanma rekorunu elde edecekler. Bunun takım üzerinde olumsuz bir baskısı olur mu bilemeyeceğim ancak gittikçe oturan defans bloğu ve bu hücum silahlarıyla, Qpr'ye nazaran birkaç adım önde oldukları yadsınamaz bir gerçek.

SKOR TAHMİNİM : 1 - 3

30 Mart 2012 Cuma

31 Mart / 1 - 2 Nisan Yayın Akışı ve Gol İstatistikleri

31 Mart Cumartesi
17:00 - Man City v Sunderland ( Premier Lig Tv )

1 Nisan Pazar
15:30 - Newcastle v Liverpool ( LigTv 3 )
18:00 - Tottenham v Swansea ( LigTv 3 )

2 Nisan Pazartesi
22:00 - Blackburn v Man Utd ( LigTv 2 )

***


24 Mart 2012 Cumartesi

24 Mart'a Dair Birkaç Önemli Not




* Golsüz ancak son derece çekişmeli geçen 0-0'lık Londra derbisiyle birlikte, Chelsea bu sezon üst üste 6. kez ilk yarıları golsüz eşitlikle tamamlamış oldu.
* Tottenham ise 1990 senesinde 2-1 lehlerine biten ve efsanevi golcü Gary Lineker'in de gol attığı maçtan bu yana Chelsea deplasmanından galibiyet çıkaramadı.

* Arsenal 2010 martından bu yana ilk kez 6 maç üst üste kazandı. Eğer bu rakamı 7'ye çıkartabilirlerse o zaman 2007'den bu yana bir ilki yaşatmış olacaklar.
* Arsenal o kadar dünya karması hüviyetindeki, 1997'den bu yana ilk kez bugün 2 İngiliz futbolcu birden gol attı.
* Aston Villa bu maçta Arsenal kalesine yalnızca bir şut atabildi.

* O'Neill ve talebeleri tam gaz yollarına devam ediyor. 350 bin İngiliz Sterlini karşılığında transfer edilen James McClean sezonun ilk 4 ayında forma şansı dahi bulamamışken, artık takımın en kilit oyuncularından biri konumunda. Bugün bir gol, bir gol pası ve üçüncü gol de ise pozisyonu hazırlayan isim olarak Sunderland cephesinin yine en dikkat çeken ismi oldu.
* QPR'de ise forvet Dijibril Cisse takımıyla birlikte çıktığı 5 Premier Lig maçında ikinci kez kırmızı kart görerek bir rekora imza attı.

* Everton bugün beklenmedik bir galibiyet aldı desem yeri olur. Ve aynı Everton son 18 maçında yalnızca 2 kez bir maçta 2 gol atma başarısı gösterebildi.

* Premier Lig sezonu 2012'de başlamış olsaydı, Liverpool 8 puanla ligde 18. sırada yani küme düşme hattının tam olarak içinde yer alacaktı.
* Wigan ise bugünkü Liverpool deplasmanından galip gelerek, kulüp tarihinde bir ilki gerçekleştirmiş oldu.


* Norwich'li Grant Holt bu sezon Joey Barton ve Fernando Torres'ten sonra aynı maç içerisinde hem gol atan hem de oyundan atılan üçüncü futbolcu olarak kayıtlara geçti.
* Wolves ise menajer değişikliğinden bu yana oynadığı 5 maçta tam 16 gol yedi.

24-25-26 Mart Yayın Akışı

24 Mart Cumartesi
14:45 - Chelsea v Tottenham ( Ligtv 2 )
17:00 - Liverpool v Wigan Athletic ( Ligtv 2 )
17:00 - Arsenal v Aston Villa ( Premier Lig Tv )
19:30 - Stoke City v Manchester City ( Ligtv 3 )

25 Mart Pazar
18:00 - WBA v Newcastle United ( Ligtv 3 )

26 Mart Pazartesi
22:00 - Manchester United v Fulham ( Ligtv 3 )

21 Mart 2012 Çarşamba

20-21 Mart Premier Lig Kısa Mesaisi

* İnanılmaz taç atışlarıyla dünya futboluna ismini kazıtan Stoke City'li Rory Delap, kullandığı 122 taç atışıyla Manchester United, Manchester City ve Sunderland takımlarından daha fazla taç kullanmış oldu.

* Premier Lig'in en zayıf halkası olarak gördüğüm Blackburn Rovers, bu sezon faul atışlarından 9 gol bularak bu konuda ligin en başarılı takımı konumunda.
* Blackburn Rovers'ın duran topları kullanma sevdalısı kalecisi Paul Robinson, Premier Lig'in en isabetsiz pas atma oranına sahip oyuncusu konumunda.
* Sunderland bu sezon yediği her 10 golün 3'ünü rakiplerinin kafasından yedi. Kafa toplarında en zayıf takım konumundalar.

* Eylül ayından bu yana kadro dışı olan Manchester City'li golcü Carlos Tevez'in bu akşam Chelsea karşısında kadroda yer bulma olasılığı var. Arjantinli golcü, Chelsea'ye karşı son 5 maçta da gol atmasını başardı.
* Manchester City ve Chelsea arasındaki son 5 maçta tam 4 kez penaltı atışı kullanılmış.
* Chelsea'li orta saha oyuncusu Juan Mata her 24 dakikada bir gol pozisyonu üreterek, ligin en yaratıcı oyuncusu konumunda.

* Tottenham'da Gareth Bale, Luka Modric ve Van der Vaart gibi duran top ustası isimler olmasına rağmen, bu sezon duran toplardan henüz gol atma başarısı gösteremediler.
* Stoke City'li Matthew Etherington, Tottenham'a karşı oynadığı son 4 maçta tam 4 kez gol atma başarısı gösterdi.

* Arsenal bu sezon deplasmanda kazandığı 6 lig maçının 4'ünde yenik durumdan gelip, galip geldi.

20 Mart 2012 Salı

10 Maddede 100 Gol - DIDIER DROGBA

* 11 Mart 1978'de Fildişi Sahilleri'nde doğmuştur ve tam adı Didier Yves Drogba Tébily'dir.

* Doğum günü arefesinde, 10 Mart 2012'de, Stoke City karşısında attığı golle Premier Lig'de 100 gol barajına ulaşan 22. futbolcu oldu.

* 220 maçta 100 gol atarak, bu seviyeye en hızlı ulaşan 9. oyuncu olurken, bu başarıyı yakalayan ilk Afrika kökenli oyuncu olma unvanını kazandı.

* Chelsea forması altında en çok gol atan yabancı oyuncu olan Drogba, aynı zamanda Chelsea tarihinin en çok gol atan dördüncü oyuncusu konumunda.

* Bu 100 golün 68'ini kendi sahaları olan Stamford Brigde'te, kalan 32 golü ise deplasmanda attı.

* Gol attığı 63 maçtan takımı Chelsea galibiyetle ayrılırken, 15 maç berabere bitti ve gol attığı maçlarda Chelsea yalnızca 3 maçta sahadan mağlup ayrıldı.

* 2004'te ki Jose Mourinho döneminde Marsilya'dan 24 milyon İngiliz Sterlini karşılığında transfer edildi.

* Kariyerinde 2 Dünya Kupası ve 84 uluslararası maçta, 54 kez gol atma başarısı mevcut. Chelsea ile kulüp bazında ise 3 Premier Lig şampiyonluğu, 3 Federasyon Kupası Şampiyonluğu ve 2 Lig Kupası Şampiyonluğu bulunmakta. 2 kez de sezon öncesi düzenlenen Charity Shield Kupası zaferi tadarken, bireysel seviyede de onlarca ödülün sahibi olmuştur.

* Kariyerinde onu en çok zorlayan konu, dizindeki sakatlığın sıkça nüksetmesi oldu. Ayrıca bu sezonun başında, ağustos ayında Norwich'e karşı oynanan maçta kafasına aldığı darbe ile beyin sarsıntısı geçirdi ve yaklaşık 3 hafta yeşil sahalardan uzak kaldı.

* Futbolcu olarak çok güçlü ve hırslı olması ilk dikkat çeken özelliği. Hava toplarında müthiş etkili. Ayrıca mesafe tanımaksızın çektiği sert ve isabetli şutlarıyla dikkat çekiyor.


ek bilgilendirme : Aşağıdaki tabloda hangi takıma karşı kaç gol attığını görebilirsiniz.

19 Mart 2012 Pazartesi

Ada Futbolunda 17-18 Mart İstatistikleri - Geçmiş Olsun MUAMBA!



* Fernando Torres tam 25 resmi maç sonra golle buluştu. 24 saat 41 dakikadır gole hasret kalan İspanyol golcü bu sürede rakip kaleleri tam 50 kez yoklamıştı.

* Seri paslaşmaları ve hücuma yönelik futbol anlayışıyla gönülleri fetheden Swansea takımından Gylfi Sigurdsson, son 9 maçta 5 gol, 2 asistle oynuyor.

* City'den bir maç fazlası olan ve 4 puanla liderliğin tadını çıkaran United, son Wolves maçında olduğu gibi, rakiplerinin 10 kişi kaldığı maçların hiçbirini kaybetmedi.
* Aynı United, Rooney ve Hernandez'in birlikte başladıkları 9 maçın 8'inde galip gelirken, 1 maçta ise berabere kaldı.
* United'tan 5 gol birden yiyen Wolves ise, 2003'teki 5-0'lık Chelsea hezimetinden bu yana ilk kez böyle bir sonuçla karşılaştı.

* Bu hafta Federasyon Kupası maçında gol atan Chelsea'li Salomon Kalou hem Premier Lig, hem Federasyon Kupası, hem Lig Kupası, hem de Avrupa Kupaları'nda bu sezon gol atma başarısı gösteren ikinci futbolcu olma ünvanını kazandı. İlki ise City'den Sergio Aguero'dur.

* Federasyon Kupası'nda Liverpool'a elenen Stoke City, Anfield'da 1959 senesinden bu yana galip gelemedi. Eski Liverpoollu Peter Crouch ise Liverpool'a karşı forma giydiği 10 maçta, ilk kez gol atma başarını elde tti.

* Federasyon Kupası'nda kendi sahasında Sunderland ile 1-1 berabere kalan Everton, rakibine karşı son 16 maçta kaybetmedi.

* Bir diğer Federasyon Kupası eşleşmesi olan Tottenham - Bolton maçı ise ilk yarının sonlarına doğru Fabrice Muamba'nın kalp krizi geçirmesinden ötürü yarıda kaldı.

* Norwich olumsuz anlamda bir rekora koşuyor. Premier Lig'de bu sezon oynadığı deplasman maçlarında tam 29 gol yediler.

* Kümede kalma mücadelesi veren ve izlediğim birçok maçında sahaya güzel futbol yansıtmaya çalışan Wigan'ın ev sahibi olduğu maçlarda galibiyet sıkıntısı devam ediyor. Kendi sahalarında oynadıkları maçlarda 1 galibiyet, 7 beraberlik ve 7 mağlubiyetleri var. Böyle bir istatistikle ligde kalmaları mucize gibi gözüküyor.

15 Mart 2012 Perşembe

Premier Lig ve Federasyon Kupası'nda 17-18 Mart YAYIN AKIŞI

PREMIER LİG - 17 Mart Cumartesi
17:00 - Fulham v Swansea ( Ligtv 3 )
17:00 - Wigan v WBA ( Premier Lig Tv )

PREMIER LİG - 18 Mart Pazar
15:30 - Wolves v Manchester United ( Ligtv 2 )
18:00 - Newcastle v Norwich ( Premier Lig Tv )

FEDERASYON KUPASI - 17 Mart Cumartesi
14:45 -  Everton v Sunderland ( Ntv Spor )
19:30 - Tottenham v Bolton ( Ntv Spor )

FEDERASYON KUPASI - 18 Mart Pazar


16:05 - Chelsea v Leicester City ( Ntv Spor )
18:00 - Liverpool v Stoke City ( Ntv Spor )

14 Mart 2012 Çarşamba

Gol Sıralaması İlk 5 - TAKIMLARINI SIRTLAYANLAR


          Cesc Fabregas ve Samir Nasri'nin ani gidişleri sonrası akıllarda Van Persie'nin geçtiğimiz sezonki performasını devam ettirip, ettiremeyeceği kuşkusu vardı. Ancak Arsenal'ın müthiş golcüsü gollerine kaldığı yerden devam etmesini bildi. Üstelik gollerinin birçoğunu bu kez bizzat kendi yetenekleriyle hazırlamaya başladı. Eskiye nazaran sakatlık problemleri yok denecek kadar az olunca, biz futbolseverlerin izlemeye doyamadığı performanslar sergiledi. Antiparantez bir noktayı belirtmem gerekirkse, ben onun birçok son vuruşunu kendi takımının eski bir golcüsü olan Dennis Bergkamp'a benzetmekteyim.
          Hollandalı golcü bu sezon Arsenal'ın gollerinin %45'ine imzasını atarken, pazartesi gecesi Newcastle'a attığı golle beraber 28 Premier Lig maçında 26. golünü atmış oldu. Sezon genelinde ise Arsenal formasıyla çıktığı 38 resmi maçta tam 33 gol attı.
Onun gollerini çıkaracak olursak, Arsenal şu anda 15. sırada yer alacaktı dememiz, onun Arsenal'da ki rolünü izah etmeye yeter de artar sanırım.

         Kendisiyle ilgili birkaç ay önce yazdığım yazıya buraya tıklayarak ulaşmanız mümkün.

 
WAYNE ROONEY
  
           Ada futboluna adını altın harflerle yazdıran Rooney, 26 yaşında ve resmi maçlarda Manchester United forması altında bu sezon 26 gol attı. Kendisi bu sezon tam 8 Premier Lig maçı üst üste gol atamamıştı ve ada basınındaki düşman medyası tarafından yerden yere vurulmuştu. Hatta takımdan ayrılacağı bile yazılıp çizildi. Ancak bu kötü dönemine rağmen Premier Lig'de 24 maçta 20 golle, gol krallığında ikinci sırada yer alma başarısını gösteriyor.
          Rooney takımı adına yalnızca bir golcü değil aynı zamanda birçok maç sahanın en çok koşanı, takımın durağanlığa girdiği anlarda ateşleyici rol üstlenen ve 90 dakika mücadeleden yılmayan bir oyuncu konumunda. United taraftarı onun için boşuna, " over the moon, we have the roon! " demiyor olsa gerek. =)










                             
                                                                                                                            
      
                                                                                                                                                                  
SERGIO AGUERO
        
          Premier Lig'de oynadığı 26 maçta 16 gol atan Arjantinli golcü, sezon genelinde ise Manchester City forması altında 39 maçta 21 gole imza attı. Aynı zamanda 8 de gol pası vererek, ofansa ne kadar katkı sağladığını farklı bir istatistikle sergilemiş oluyor.
Kendisi inanılması güç çalımları ve her iki ayağını da etkili kullanıyor olmasıyla bizlere sıkça futbol resitalleri sunuyor. Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğimki, birçok kez gayet basit olan son vuruşları içinden çıkılmaz hale getirerek, çok daha fazla olabilecek gol sayısını yine kendisi frenledi.




                                             
                                                               





DEMBA BA


          Newcastle'ın bedelsiz olarak renklerine bağladığı golcü oyuncu, haftalar ilerledikçe o kadar özgüven kazandı ve o kadar olağanüstü gollere imza attı ki, anlatılmaz izlemek gerekir. Premier Lig'de 24 maçta 16 golü var.

 

Kendisine dair yazdığım detaylı yazı için tıklayınız.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                  YAKUBU AIYEGBENI

          Premier Lig'in en zayıf halkalarından biri olan Blacburn için Yakubu da üstteki golcüler gibi ' olmazsa olmaz ' konumunda bir golcü.
Nijerya Milli Takımı'nın tarihteki en golcü 3. futbolcusu olan Yakubu, bu sezon Blackburn'e transferin son gününde dahil oldu. Ligde kalma mücadelesi veren Blackburn adına 20 lig maçında 13 gol attığını hesaba katarsak, ne kadar isabetli bir transfer olduğu gerçeğiyle yüzleşmiş oluyoruz.

13 Mart 2012 Salı

Merseyside Derbisi - RESMİ KADROLAR VE MAÇ ÖNCESİ ANALİZİM

* Her iki takımda Liverpool şehrinin temsilcileri ve Merseyside Derbisi adı verilen bu derbide iki takım 217. kez karşılaşacaklar. Derbide Liverpool'un 85, Everton'ın ise 66 galibiyeti var. Ayrıca iki ekibin Premier Lig'de oynadığı 39 maçta 20 kırmızı kart gösterildi. Bu rekor istatistik, söz konusu derbinin her iki ekip içinde ne kadar mühim ve zorlu olduğunu anlatıyor. Keza son 14 Premier Lig maçında 11 kırmızı kartın çıkması, derbinin her geçen sezon daha fazla kıran kırana geçtiğinin göstergesidir.

* Everton ara transfer döneminde kadrosuna ahım şahım bir isim katmamasına rağmen müthiş bir atılım gerçekleştirdi. Transferin bitimiyle oynadığı 5 maçta, kendi sahasında Manchester City, Chelsea ve Tottenham'ı yenerken, deplasmanda oynadığı 2 maçta da sahadan beraberlikle ayrılmasını bildi. Kaldıki bu dönem öncesi ilk 8 sıradaki takımla oynadığı 8 maçtan da mağlup ayrılmıştı.

* Liverpool hafta sonu aldığı mağlubiyetle, 2003'te ki Gerard Houllier döneminden bu yana ligde ilk kez üç maç üst üste mağlup oldu.

* Everton lig sıralamasında üstünde yer alan ekiplerle oynadığı hiç bir deplasman maçında galip gelemedi.

* Bu akşam ilk 11'de sahaya çıkacak olan Tony Hibbert tam 16. kez Merseyside derbisinde forma şansı bularaktan, Everton'ın eski ve hırçın golcüsü Duncan Ferguson'un rekoruna ortak oldu.

* Liverpool cephesinde sağ bek Glen Johnson ile stoper Daniel Agger'in yoklukları dikkat çekiyor. Orta sahanın bu sezona çok iyi başlayan ismi, ön libero Lucas Leiva zaten aylardır yok ve sezonu kapattı. Ayrıca takımın adeta ruhu konumundaki Craig Bellamy de kadroda yer almıyor.

* Everton cephesinde ise ofansif 4 isim birden yedekler arasında. Orta sahanın yaratıcı isimleri olan Tim Cahill, Leon Osman, Roysten Drenthe ve forvet Nikica Jelavic. Ara transferde takıma katılan ve çok iyi bir başlangıç yapan eski Manchester Unitedlı orta saha oyuncusu Darren Gibson da sakat olduğundan kadroda yer almıyor.

VE İŞTE DEV DERBİNİN RESMİ KADROLARI:

LIVERPOOL

  • 25 Reina
  • 03 Jose Enrique
  • 23 Carragher
  • 34 Kelly
  • 37 Skrtel
  • 08 Gerrard
  • 14 Henderson
  • 19 Downing
  • 20 Spearing
  • 07 Suarez
  • 09 Carroll

Yedekler

  • 32 Doni
  • 16 Coates
  • 38 Flanagan
  • 11 Maxi
  • 26 Adam
  • 33 Shelvey
  • 18 Kuyt
EVERTON
  • 24 Howard
  • 02 Hibbert
  • 03 Baines
  • 06 Jagielka
  • 15 Distin
  • 23 Coleman
  • 22 Pienaar
  • 25 Fellaini
  • 26 Rodwell
  • 11 Stracqualursi
  • 28 Anichebe

Yedekler

  • 01 Mucha
  • 05 Heitinga
  • 18 Neville
  • 10 Drenthe
  • 17 Cahill
  • 21 Osman
  • 07 Jelavic
Hakem : Phil Dowd / Yayın : Lig Tv 2 - Premier Lig Tv

11 Mart 2012 Pazar

10. Senesinde, Aynı Kararlılıkta, Aynı Dirençte - DAVID MOYES



          Tam adı David William Moyes olan başarılı menajer, küme düşme hattında olan Everton ekibinin başına getirildiğinde henüz 37 yaşındaydı. Everton bir önceki sezon Premier Lig'i Manchester City'nin üstünde tamamlayarak, alt lige düşmekten son anda kurtuluyordu. 2001-2002 futbol sezonunun sonlarına doğru kendini yine düşme potasında buluyordu. O günlerde Sir Alex Ferguson'un asistanı konumunda olan Steve McClaren'in Everton'a imza atması beklenirken, Moyes ismi kulübe bomba gibi düşmüş, henüz işbaşı yapmadan eleştiri oklarının hedefi haline gelmişti.
Ancak Moyes önündeki işine bakmış ve o sezon Everton'ı ligde tutmasını bilmiş, hemen ertesi sezon ise şampiyonluğu garantilemiş olan Manchester United'tan alınan son hafta mağlubiyetinden ötürü Uefa Kupası'na katılma şansını son maçta kaybetmişti.

         Moyesli Everton, 2004-2005 sezonunda ezeli rakibi Liverpool'u tam 5 sezon sonra ilk kez yenmişti. Yine aynı sezon Liverpool ile giriştiği kıyasıya yarışı kazanıp, ligi 4. bitiriyor ve Şampiyonlar Ligi'nin son biletini kapıyordu. ( O sezon İstanbul'da oynanan unutulmaz Şampiyonlar Ligi Finali'nde kupaya uzanan Liverpool, o sezon kendi liginde Everton'ın ardından 5. sırada tamamlamış olmasına rağmen, son kupa şampiyonu olaraktan, 5. İngiliz temsilcisi olarak yine Şampiyonlar Ligi'ne katılmıştı. )
Ardından gelen sezonlarda da Moyesli Everton, Premier Lig'i ilk 8'de bitirmesi garanti olarak bakılan bir ekip hüviyetine bürünüp, her sezon Uefa Kupası'na katılma mücadelesi vermeye başlamıştı.

          David Moyes için Chelsea'ye karşı kaybedilen, 2009 sezonundaki Federasyon Kupası Finali hariç herhangi bir kupaya o kadar yaklaşma başarısı olmamasına rağmen, bizlere futbola dair çok şey gösterdi. Son senelerde Everton denildiğinde hep kısıtlı bütçesi olan ve eldeki imkanlarıyla birşeyler yapmaya çalışan bir takım akla geliyor. Bu kısıtlı bütçe ve dar kadroyu gayet iyi yöneten Moyes, takımını 90 dakika boyunca, sonuç her ne olursa olsun oyundan kopmayan bir ekip haline getirdi. Eğer Moyes'in Everton'ından bahsediyorsak, o zaman son dakikaya kadar kıran kırana mücadele eden bir ekipten bahsedeceğimizi artık kanıksamış durumdayız. Keza onların yaratıcı oyun - oyuncu eksikliğine rağmen, duran toplarda oldukça tehlikeli bir takım olduğunu da artık ezberlemiş bulunuyoruz.

            Dün oynanan ve Moyes'in Everton başındaki 10. sezonunu kutladığı Tottenham maçından 1-0'lık galibiyeti çıkartırlarken, iki ekibin kadro farkı yine gözler önündeydi. Bu olumsuzuluğa rağmen Everton bu mütevazi ancak mücadeleci kadrosuyla, 2012 senesinde kendi sahasında Manchester City, Chelsea ve Tottenham'ı yenmesini başardı.

            Bizlere mücadele ruhunu aşılayan ve Premier Lig'de Sir Alex Ferguson ile Arsene Wenger'den sonra en uzun süre aynı kulübün menajeri olarak görevinin başında kalan David Moyes'in ağzından ' en ' leri duymaya ne dersiniz? ;)

EN GÜZEL AN2008 senesinde Uefa Kupası'nda Fiorentina'ya ilk maçta 2-0 yenilmiştik ancak ikinci maçın normal süresini 2-0 kazanarak maçı uzatmalara götürmüş, penaltılarla elenmiştik. O dakikalar unutulmazdı.

EN KÖTÜ AN : 2005 senesinde Uefa Kupası'nın daha ilk ayağında Dinamo Bükreş'e 5-0 yeniliyorduk ve taraftarların haklı protestolarına maruz kalıyorduk.

EN UNUTAMADIĞI AN
2008 senesinde oynanan Federasyon Kupası Finali'nde Chelsea'ye kaybetmemize rağmen o maç öncesi ve maç esnasında birçok unutulmaz, hoş anı yaşadım.

EN ÇOK HAKSIZLIĞA UĞRADIĞI AN
: Yine 2005 senesiydi ancak bu kez Şampiyonlar Ligi'ne kalma mücadelesiydi. Villarreal karşısında maçı uzatmaya götürecek golü atmıştık ancak hakem tarafından gol verilmemişti. Şampiyonlar Ligi'ne adım atmak özellikle maddi olarak kulübe çağ atlattırabilirdi ancak olmadı, hakkımız yendi diyebilirim.

EN İYİ TRANSFER : Nigel Martyn olduğuna eminim. Tecrübesi sayesinde kısa zamanda bize çok şey kattı. ( Nigel Martyn kalecidir ve Everton forması altında 100 maça çıkmıştır. )

EN KÖTÜ TRANSFER : İsim vermek hata olur ancak birçok yanlış isim transfer etmiş, paramızı boşa harcamışızdır.

EN İYİ PERFORMANS : 2005'te Goodison Park'ta Liverpool'u 3-0 yendiğimiz maç olsa gerek. ;)

EN KÖTÜ PERFORMANS : Yukarıda bahsettiğim Bükreş faciasına ek olaraktan, bir de 7-0'lık Arsenal hezimetini sayabilirim.

İDARE ETMESİ EN ZOR OYUNCU : Duncan Ferguson cidden zor ve hırçın bir karakterdi. Ancak şimdilerde teknik heyetimde en güvendiğim isimlerin başında geliyor. ( Everton'da 2 ayrı dönem forvet hattında tek isim olarak oynayan Duncan Ferguson iyi bir golcü olmakla beraber kariyeri birçok kavga, kırmızı kart ve hatta hapiste yatmaya varan sabıkalarla doludur. )

Premier Lig'de 10 Mart Detayları - İstatistikleri



* Hakem kararlarının maçın önüne geçtiği 6 puanlık müsabakadan galip çıkan Bolton 23 puana ulaştı. Bu puanların 13'ünü dünkü rakibi Qpr gibi düşme hattındaki 5 takımdan aldı.
* Aynı Bolton bu sezon öne geçtiği maçlarda en az puan kaybeden ekip olarak dikkat çekiyor.
* Bolton orta sahasının çalışkan isimlerinden Davies %95, dünkü maçın bence yıldızı olan genç Miyaichi ise %91 pas yüzdesiyle oynadı.
* Qpr ise maçların son 15 dakikalarında en az gol atan ekip olarak, baskı ve strese dayanamadıklarını gösteriyor.

* Kendi evinde olmasına ve rakibi Stoke'un çok erken 10 kişi kalmasına rağmen Chelsea kalesinde yine birçok tehlike yaşadı. 1991-1992 sezonundan bu yana iç sahada bu kadar gol yememişlerdi. Dile kolay14 iç saha maçı, 19 gol..
* Dünkü maçta 3 puanı getiren golün sahibi Didier Drogba, Premier Lig'de 100 gol barajına ulaşan ilk Afrikalı oyuncu ünvanını kazandı.

* Wolves küme düşme hattını yakından ilgilendiren maçta, ligin en zayıf halkası olarak gördüğüm Blackburn'e kendi sahasında kaybederek, 13 maç üst üste kalesinde gol görmüş oldu.
* Blackburn ise Wolves ile yaptığı maçlarda tam 8 maçlık aradan sonra golle buluştu.
* Yine aynı Blackburn tam 31 maç sonra ilk kez kalesini gole kapamayı başardı.

* Everton'da Osman'ın güzel pasını yine aynı güzellikte bir vuruşla, Friedel'ın olağandışı çabasına rağmen ağlara yollayan Jelavic, Premier Lig'de ilk şutunda ilk golünü bulmuş oldu.
* Kısıtlı bütçesi ve dar kadrosuna rağmen, Everton ligin en az gol yiyen 4. takımı olarak göze çarpıyor. Defansif anlamda topa yapılan başarılı müdahalelerde %79 ile ligin en iyisi konumunda olmasının yanı sıra, kalesini bulan şut sayısı 88 olduğundan, bu istatistikte de en iyi takım konumundalar.
* Dün Everton karşısında pozisyonlara giren ancak maç genelinde savruk bir görüntü çizen Tottenham, deneyimli hocaları Harry Redknapp'ın gelişinden bu yana ilk kez 3 maç üst üste kaybetti.

* Martin O'Neill ve talebeleri hız kesmeden yollarına devam ederken, dün mağlup ettikleri Liverpool ise 2003'te ki Gerard Houllier döneminden bu yana ligde ilk kez 3 maç üst üste mağlubiyeti tattılar.

9 Mart 2012 Cuma

10 - 11 - 12 Mart YAYIN AKIŞI

10 Mart Cumartesi
14:45 - Bolton v QPR ( Ligtv 2  )
17:00 - Sunderland v Liverpool ( Ligtv 2 )
17:00 - Chelsea v Stoke City (  Premier Lig Tv )
19:30 - Everton v Tottenham ( Ligtv 3 )

11 Mart Pazar
16:00 - Manchester United v West Bromwich Albion ( Ligtv 2 )
16:00 - Swansea City v Manchester City ( Premier Lig Tv )
18:00 - Norwich v Wigan ( Ligtv 2 )

12 Mart Pazartesi

22:00 - Arsenal v Newcastle United ( Ligtv 3 )

2 Mart 2012 Cuma

Son Dakika Transferlerini Seven Bir Adam - ANDREI ARSHAVIN

           Tam ismi Andrei Sergeyevich Arshavin olan 30 yaşındaki Rus Milli Takımı kaptanı, profesyonel futbol kariyerine 2000 senesinde Zenit ile başladı. Futbolla amatör olarak tanışması 7 yaşında olmasına rağmen, ölümden şans eseri kurtulduğu trafik kazası yüzünden uzun seneler belinden yana sıkıntı yaşadı. Bu da onu futbol dünyasında biraz geç tanımamıza sebep oldu.
Futbol kariyerindeki ilk büyük çıkışı 2008 Uefa Kupası Finali'nde maçın adamı seçilerek gerçekleştirmişti. Temsilcimiz Fatih Tekke'nin de ilk 11'de başladığı maç sonunda Rus ekibi Zenit, İskoç temsilcisi Rangers'ı 2-0'lık sonuçla geçerek, kupaya uzanmıştı.

          Arshavin bu kupa zaferinden yalnızca 34 gün sonra sonra, bu kez Rus Milli Takımı ile 2008 Avrupa Şampiyonası'nda yıldızlaşmıştı. Rus golcü, gruplarda oynanan ilk 2 maçta cezası nedeniyle oynayamamasına rağmen, grubun son maçında İsveç'e karşı Rus Milli Takımı'nın turnuvadaki ilk golünü atmakla kalmıyor, ülkesinin gruplardan bir üst tura çıkmasında başrolü üstleniyordu.

          Barcelona yahut Tottenham ekiplerinden birine gitmesine kesin gözüyle bakılan Arshavin'in ada futbolu kariyeri, ara transferin bitmesine kısa süre kala belirlenecekti. İngiltere'de ki ara transfer döneminin bitmesine bir saatten az kala, Zenit ile Arsenal son anda anlaşmışlardı. Ancak İngiltere'de o dönem etkili olan kar fırtınası yüzünden sağlık testi ve benzeri prosedürler gecikmişti. Tam da Arshavin transferi başka bir bahara kalacak denilirken, İngiltere Futbol Federasyonu hava muhalefetini gerekçe göstererek, esame listelerinin tebliğ süresini uzatmıştı. Bu da biz futbolseverler adına, ada futbolunda Arshavin resitalleri izlemek için gereken şansı doğuruyordu.

          Sezonun ikinci yarısında geldiği Arsenal'da, 4 gol attığı Liverpool maçı başta olmak üzere birçok maçtaki inanılmaz deparlarıyla, kanatlardan ceza sahasına girerek attığı çalımlar ve kendi başına hazırlayarak sonuçlandırdığı golleriyle dikkat çekmişti. 12 maçlık periyodta 6 gol ve 5 gol pası ile Premier Lig'in yıldız adayları arasında zirveye çıkmıştı.
Hemen ertesi sezonda yani 2009-2010 futbol sezonunda ligde 25 maçta 10 gol attı. Aynı Arshavin ertesi sezon da hızını kesmemişti ve Arsenal forması altında Premier Lig'de 25 maçta 6 gol atarken, 11 gol pası veriyor, aynı sezon Şampiyonlar Ligi'nde ise 3 gol atarken, takımının 2 golünde pası veren isim oluyordu.


          Arshavin ilk geldiği günden bu yana kendine has fuleli çalımları, savunmasına yakın bölgeden aldığı toplarla aniden hızlanarak ve kanat - ayak - mesafe farketmeksizin sert ve isabetli şutlar atarak rakip oyuncuların korkulu rüyası haline gelmişti. Ancak yine aynı Arshavin ilk geldiği günden bu yana defansına yardım konusunda en azından benim gözümde düşük not almıştı. Yarım dönem oynadığı 2011-2012 futbol sezonunda ise sahada varlığı ile yokluğu belli olmazken, defansa eskisi gibi az yardım etmeyi de bırakmış, kendi savunduğu sol kanat rakip ataklarda adeta boş bir koridor olmaya başlamıştı.
Zaten 2011-2012 sezonunun hemen başında, ağustos ayında beklenmedik şekilde kan kaybeden Arsenal kadrosunda bir özgüven sorunu oluşmuştu. Gidenlerin şaşkınlığı içerisinde aceleci bir tutumla, takım kalitesinden çok uzak isimler transfer edilmişti. Özgüvenini yitiren futbolcular, alınan birkaç başarısız sonuçtan sonra fiziksel olarak da düşmeye başlamışlardı. Bu durum Arshavin içinde geçerliydi. Zaten Arsenal ekibinde bu sezon Robin van Persie hariç herhangi birisi için iyi geçmiş olamaz. Hal böyle olunca başta Arshavin olmak üzere birkaç isim gözden düştü.
Kaos ortamına sürüklenen kulüp, Rusya Ligi'nin transfer döneminin bitimine birkaç dakika kala Arshavin ile yollarını ayırıp, onu eski kulübüne kiralıyordu.

          Futbol dünyasında bilinen ismiyle Andrey Arshavin'in güzel anılarla dolu Arsenal macerası transferin bitimine dakikalar kala başlayıp, bir başka transfer döneminin bitimine dakikalar kala noktalanmasa bile, virgül konularak bir süreliğine son buluyordu.

          Son olaraktan, sizlere Arshavin'in Arsenal'da ki performansını istatiksel olarak gösteren bir tablo sunmak istiyorum.