23 Ağustos 2013 Cuma

24-25-26 Ağustos YAYIN AKIŞI

24 Ağustos 2013 Cumartesi
14:45 - Fulham v Arsenal ( Lig Tv 3 )
17:00 - Newcastle United v West Ham United ( Lig Tv 3 )
19:30 - Aston Villa v Liverpool ( Lig Tv 3 )

25 Ağustos 2013 Pazar
18:00 - Cardiff City v Manchester City ( Lig Tv 3 )
18:00 - Tottenham Hotspur v Swansea City ( Lig Tv 2 )

26 Ağustos 2013 Pazartesi
22:00 - Manchester United v Chelsea ( Lig Tv 3 )

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Premier Lig'in İlk Haftasında EN İYİ 11


          Premier Lig'de ilk hafta maçlarını geride bıraktık. Sizler için geride kalan bu haftanın, her biri kendi mevkisinde en iyi performansı sergileyen oyuncularını seçtim.

KALE :
     Aynı sahada birbirlerine rakip olan 2 kaleci bence bu haftanın tartışmasız en iyi 2 kalecisiydi. Liverpool'un Stoke City karşısında 1-0 galip geldiği maç boyunca Stoke City kalecisi Asmir Begovic inanılmaz kurtarışlara imza atarken, son dakikada kurtardığı penaltı ile takımına 3 puanı getiren Liverpool kalecisi Simon Mignolet haftanın en iyi 2 kalecisiydi.

SAĞ BEK :
     Enteresandır ki, yine aynı sahada birbirlerine rakip olan 2 oyuncuyu haftanın en iyi sağ bekleri olarak yazacağım. 2-2 biten Norwich City v Everton maçında ev sahini ekibin sağ beki Steven Whittaker maçı olağanüstü güzel bir gol ve ters ayağıyla yaptığı müthiş bir asistle tamamladı.
Rakiplerinin sağ beki Seamus Coleman da tıpkı Whittaker gibi maçı bir gol ve bir asistle tamamlarken, maç boyunca çok tehlikeli kanat bindirmelerine imza attı.

STOPERLER :
     Defansın göbeğinde haftanın en iyi performansını sergileyen isim Manchester United kaptanı Nemanja Vidic idi. Vidic rakipleri Swansea City'nin etkili golcüsü Michu ve sonradan oyuna dahil olan Wilfried Bony karşısında öyle yerinde hamleler yaptı ki, sakatlık sorunu yaşamadığı zamanlar kaya gibi bir stoper olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.
     Stoper mevkisinde bir diğer iyi performansı ise Liverpool'un efsanevi oyuncusu Jamie Carragher'dan sonra o bölgeye transfer edilen Kolo Toure gösterdi. Kendi adıma oldukça kuşkuyla baktığım bir transferdi çünkü geçtiğimiz sezon Manchester City forması altında neredeyse hep yedek kalmıştı ve sahada olduğu kısıtlı zamanlarda da hiç güven vermiyordu. Ancak Liverpool forması altında ilk maçında defansı tek başına toplayan oyuncu olmasının yanı sıra bir kafa topu da direğe takılmasa, ilk maçında ilk golünü de atmış olacaktı.

SOL BEK :
     Geçen sezon ki yazılarımda sıkça dikkat çektiğim Southampton sol beki Luke Shaw,yeni sezona da bomba gibi bir başlangıç yaptı. Henüz 18 yaşında olan Shaw, maç boyunca defansta oldukça kritik toplar keserken, hücuma da müthiş katkısı oldu. Uzaktan çok güzel bir şut çıkaran Shaw, maçın 89. dakikasında da takımına galibiyeti getiren penaltı golünde ceza sahası içerisinde yerde kalan oyuncuydu.

ORTA SAHA :
     11 yaşında Everton altyapısına dahil olan ve 17'sinde tam da Everton ile Premier Lig serüvenine başlayacakken ayağı kırılan Ross Barkley orta sahanın ortasına seçtiğim ilk oyuncudur. Sheffield Wednesday ve Leeds United ekiplerinde kiralık geçen günleri sonrası Everton'ın yeni ve başarılı menajeri Roberto Martinez ona takımda özel bir misyon yükledi. Barkley artık Everton orta sahasının göbeğinde akıllı paslarıyla oyunu yönlendiren, süratiyle kontra ataklara çıkan ve tekniğiyle hücuma destek veren bir oyuncu. Sağ ayaklı olmasına rağmen sol ayağıyla ceza sahası dışından attığı golü de eklersek, orta sahanın ortasında ki bu haftaya dair en iyi performans ona aittir diyebiliriz.
     Orta sahanın ortasında, ada futboluna gelir gelmez adapte olan ve neredeyse attığı tüm paslar yerini bulan Tottenham Hotspur orta saha oyuncusu Paulinho'yu da eklemek istiyorum.
     Maçın henüz başında bir penaltı kaçırmasına rağmen oyundan düşmeyen ve takının hücumlarını organize eden, bir de serbest vuruş golüne imza atan tecrübeli isim Frank Lampard haftanın üstün performans sergileyen orta saha oyuncularındandı.
     Orta sahaya son isim olarak, asıl mevkisi forvet olan ancak daha çok geniş alanlara kaçmayı ve orta sahaya gelip top alarak depara kalkmayı seven Aston Villa'dan Gabriel Agbonlahor'u koyacağım. Arsenal karşısında biri oldukça tartışmalı iki penaltı kazandıran Agbonlahor, maçın başlarında sakatlanıp çıkan Kieran Gibbs'in yerine oyuna giren Carl Jenkinson'a maçı adeta zehir etti dersem durumu anlamış olursunuz.

FORVET
     Forvet hattının ilk ismi kuşkusuz Manchester United'tan Robin van Persie idi. Birbirinden harika 2 gole imza atan yıldız golcü bu sezon da gol krallığının en büyük adaylarından.
     Forvet hattında Robin van Persie'ye partner olarak, ilk hafta gol atamamış olmasına rağmen, goller de dahil, neredeyse tüm hücumlarda aktif rol üstlenen ve takımına müthiş katkıda bulunan Edin Dzeko'yu tercih ediyorum. Gerçi Tim Krul'un mükemmel kurtarışı olmasa Dzeko da golle tanışmış olacaktı ama yine de geçen sezonun ' süper yedek ' lakaplı oyuncusunun performansı onu haftanın 11'inde tercih etmeme yeterlidir.

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Man City v Newcastle Utd | MAÇ ÖNCESİ ANALİZİ

 

          Manchester City sezonun ilk maçında, bu akşam kendi sahasında Newcastle United'ı konuk edecek. Maça dair teknik analiz, enteresan bilgi ve istatistiklere değinmeden önce, sizlere her 2 takıma dair kısa bir sezon öncesi değerlendirmesi yapmak istiyorum.

          Sezon öncesi değerlendirmesine ev sahibi ekipten başlayacak olursak, City cephesinde yaz döneminde en dikkat çeken hamle kuşkusuz menajer değişikliğiydi. Takımın başına Şilili teknik adam Manuel Pellegrini getirilirken, yaz döneminde şu ana dek 90 milyon İngiliz Sterlini değerinde transfer harcaması yapıldı.

          Transfer döneminde takımın iskeleti korundu ve şimdi sizlere biraz kadro analizi yapmak isterim. Kalede Joe Hart normal şartlar altında oldukça kaliteli bir isim ancak geçtiğimiz sezon gerek yan toplarda gerekse ceza sahası içerisinde ki bazı pozisyonlarda yanlış kararlar verdi ve bariz hataları oldu. Tüm bunlara rağmen büyük hedefleri olan bir takım için Hart gayet yeterli bir kaleci. Kaldı ki yedeği olan 2.03'lük Costel Pantilimon da yeterli bir yedektir.

          Defansın göbeğinde kaptan Vincent Kompany defansın herşeyi konumunda ancak onun adı son günlerde Barcelona ve Paris Saint-Germain ile anıldığından, kaptanın olası bir transferinde City için telafisi zor bir ismin kaybı söz konusu olacaktır. Stoper mevkiisinde Kompany'nin partneri ise geldiği günlere göre kendini oldukça geliştiren Matija Nastasic olacaktır. Ağustos sonuna kadar sakatlığından ötürü oynayamayacak olan henüz 20 yaşındaki Yugoslav stoper, pas dağıtımı, top kesme ve sürat konusunda oldukça başarılı bir savunmacı. Onun yokluğunda defansın göbeğinde Joleon Lescott oynayacaktır kanısındayım. Yine bu bölge için Pellegrini'nin Real Madrid'ten eski talebesi olan Pepe'nin transferi de kulislerde konuşulan konulardan.
Defansın solunda Gael Clichy'nin yerini garanti olarak görüyorum ancak sağ bek pozisyonunda mücadeleci ruhu ve tecrübesi ile Pablo Zabeleta ile sakatlık sorunlarıyla boğuşmuyor olsa gerçekten oldukça diri ve etkili bir bek olan Micah Richards arasında forma gidip gelecektir diye düşünüyorum.

          City için hatta belki de ada futbolu için en sağlam orta sahanın orta ikilisi Yaya Toure ve Fernandinho ikilisi diyebilirim. Yaya Toure'nin olağanüstü oyun kalitesini yazmaya gerek duymuyorum. Şimdi bu süper orta saha oyuncusunun yanında atletik yapısı, mükemmel top kesme-kapma yetenekleri olan, ön libero olarak oynayan ancak pas dağıtımı ve hücuma efektif yardımıyla da ön plana çıkan Fernandinho da katıldı. Bu ikilinin dinlendirileceği maçlarda ise o bölgede Gareth Barry ve hatta Javi Garcia sırıtmayacaktır.
Kanatlarda ise birden çok alternatif olacak. David Silva birçok maça kağıt üzerinde kanatta başlıyor gibi gözükse de maç içerisinde gezen ve forvet arkası rolünü özellikle ölümcül paslarıyla çok iyi oynayan bir isim. Kumaşı, vizyonu gayet iyi olan ancak beklenen patlamayı senelerdir gerçekleştiremeyen Samir Nasri'nin performansı yine soru işaretleriyle dolu olacak ve muhtemelen bu yüzden Jesus Navas transferi gerçekleştirildi. Her 2 ayağını kullanabilen ve yeteneklerinden ziyade çalışkanlığıyla dikkat çeken James Milner da yine forma şansı bulabilecek kanat oyuncuları arasında yer alıyor.

          Forvet hattına geldiğimizde ise ilk dikkatimi çeken, ruh hastası olarak adlandırdığım Mario Balotelli ve problem çocuk olarak çağırdığım Carlos Tevez'in yeni sezonda City'de olmayışları, dolayısıyla takım içi huzurun daha rahat sağlanabilecek olması. Geçen sezon ara transferde giden Balotelli ve yaz dönemi Juventus'a satılan Tevez'in yerine 20'şer milyon İngiliz Sterlini civarına Stevan Jovetic ve Alvaro Negredo alındı. Tevez'in forvetin arkasına gelip top alarak ve driplingleriyle defans kurgusunu bozan oyun yapısının benzeri Jovetic'te de var. Jovetic de tıpkı Tevez gibi kaleye dikine inebilen ve gayet rahat adam eksiltebilen yetenekleri olan bir oyuncu. Negredo konusunda ise biraz kuşkularım olsa da, en azından Balotelli gibi oyun disiplininden yoksun, saha içerisinde ne yapacağı kestirelemeyecek kadar dengesiz bir oyuncu olmadığını söyleyebilirim. Pellegrini ileri uçta pivot santrafor kullanacaksa, bu tercihini hem daha uzun hem de çok daha bitirici olan Edin Dzeko'dan yana tercih edecektir kanısındayım. Forvet hattına dair son eklemek istediğim ise Aguero gibi bir ismin hücumda vazgeçilmez olacağıdır.

          Pellegrini her ne kadar Isco'yu Real Madrid'e, Edinson Cavani'yi ise Paris Saint-Germain'e kaptırmış olsa da, yaptığı transferlerin kalitesi ortada ve başta 47.000'den, 60.000'e çıkartılması planlanan kendi stadlarında olmak üzere, birçok maçta rakiplerine karşı üstün oyunlar sergileyeceklerini düşünüyorum. Şampiyonluk adayları arasında Chelsea'den sonra ki en büyük favorim Manchester şehrinin mavileridir.

   
     
          Newcastle United ekibini sezon öncesi değerlendirecek olduğumda yazacak pek fazla birşey bulamıyorum. Bu Newcastle'ı tanımadığımdan yahut takip etmediğimden değil, takımın geçen sezon ki görüntüsünden pek birşey kaybetmeyişinden ötürüdür. Takımdan kritik bir isim ayrılmazken, geçen sezon küme düşen Queens Park Rangers'dan kiralanan etkili golcü Loic Remy, kulüpte ki 11. Fransız olarak yapılan tek etkili transfer. Ameobi kardeşler ve Pappis Cisse haricinde santraforu olmayan Newcastle'da, Remy'nin iş yapacağı kanısındayım.

          Newcastle için sezon öncesi değerlendirme yaparken, en büyük kriterin Alan Pardew olacağını düşünüyorum. 52 yaşında ki İngiliz menajeri West Ham United'ı çalıştırdığı dönemden bu yana takip ediyorum. 2011-2012 sezonunda yarattığı takıma saygı duymamak elde değildi ancak enteresandır, ne olduysa kulübün geçen sezon başı kendisiyle 8 senelik kontrat yapmasından sonra oldu. Geçen sezon sahada ne yaptığını bilmeyen hatta hangi dizilişte dahi oynadığını anlamakta güçlük çektiğim bir takım oluverdiler. Demba Ba'nın gidişi onlar adına hücumda büyük kan kaybı olmuş olabilir ancak takım her hattıyla tel tel dökülmeye başladı. Takımın kaderini Alan Pardew'in oyun yapısı ve oyuncu tercihleri belirleyecektir kanısındayım. Pardew'e dair ilginç bir not düşecek olursa, Sir Alex Ferguson'un emekliye ayrılması ve Tony Pulis'in Stoke City ile yollarını ayırması sonrası kendisi Premier Lig'de en uzun süredir takımının başında kalan 2. menajer konuma geldi. Premier Lig'de ki menajerler sıralamasında, 16 sene 320 gündür Arsenal'ın başında olan Arsene Wenger'in ardından 3 seneden az süredir Newcastle United'ı çalıştıran Pardew'in gelmesi, istikrarı ile dikkat çeken Premier Lig menajerleri ve ada futbolu adına düşündürücü olsa gerek.

          Newcastle'a dair son olarak, Hatem Ben Arfa sakatlık sorunlarıyla boğuşmazsa, Tim Krul bir önceki sezondaki formuna ulaşırsa, Fabricio Coloccini'ye defansı toparlamasında ideal bir partner bulunursa, Yohan Cabaye yine taşın altına elini koyarsa, Moussa Sissoko'nun formu bir tık üste atarsa, Gutierrez ve Tiote aynı çalışkanlığını muhafaza ederlerse ve forvette Pappis Cisse ile Loic Remy uyum sağlarlarsa, geçen sezon ki gibi puan tablosunun 10'dan sonrası yerine, ilk 10 arasında tamamlamaları işten bile değildir.

 

          Her 2 takımın sezon öncesi değerlendirmesini yaptıktan sonra akşam ki maça dönecek olursak, City'nin fazlasıyla favori olduğunu peşinen söylemek istiyorum. Sezon başı olduğundan her 2 ekip de istediği oyunu ve kurguyu sahaya yansıtamayabilir ancak City'de oyunun kaderini değiştirebilecek o kadar fazla silah var ki, öyle ya da böyle bu maçı alacaklarını düşünüyorum. City'nin bahsettiğim hücum gücüne ek olarak, geçen sezon 18 maç gol yemediğini, kalesinde gördüğü 34 golle ligin en az gol yiyen ekibi olduğunu ve Newcastle'ın kiralık golcüsü Remy'nin sakatlığından ötürü bu maçta oynayamayacak olduğunu da eklersek, City'nin 2-3 farklı rahat bir galibiyet ile sezonu açacağını tahmin ediyorum.
Konuk Newcastle, The Etihad Stadı'nda şu ana dek galibiyet alamazken, sahadan 2 kez beraberlik, 7 kez ise mağlubiyetle ayrıldı. Kaldı ki 2 takım arasında oynanan son 13 maçta City 11 kez kazanırken, hiç yenilgi yüzü görmedi. Bu 13 maçta City tam 30 gol atarken, kalesinde yalnızca 8 gol gördü.


          İyi oynayan ve hak edenin kazanacağı bir maç olmasını temenni ediyorum. Herkese Premier selamlar..

15 Ağustos 2013 Perşembe

CHELSEA 2013-2014 ( Detaylı Analiz )

 

          Premier Lig'de 2013-2014 sezonunun başlamasına yalnızca 2 gün kala, takım kadroları, teknik heyetler, şu ana dek gerçekleştirilen yaz dönemi transferlerini ve izleyebildiğim hazırlık maçlarını göz önünde bulundurduğumda, yeni sezonun en büyük şampiyonluk adayı olarak Chelsea'yi görüyorum.
20 senedir tutkuyla Manchester United'ı destekleyen bir futbolsever olarak, bu öngörüde bulunurken her ne kadar içim sızlasa da, sezon öncesi pür dikkat yaptığım gözlemler ve en önemlisi Sir Alex Ferguson'un gidişi, Jose Mourinho'nun gelişi sonrası Londra'nın Maviler'ini bir adımdan da fazla önde görüyorum.

          Premier Lig'i geçtiğimiz sezon 3. sırada tamamlayan ve hem İngiltere Federasyon Kupası hem de Lig Kupası'nda yarı finalde elenen, Uefa Şampiyonlar Ligi'ne grup maçlarında veda eden ancak Uefa Avrupa Ligi'ni kazanma başarı gösteren Chelsea yeni sezona alışılageldiği şekilde, yine yeni bir menajer ile başlayacak. Burada tüm inisiyatif kulübün sahibi olan Roman Abromiç'e ait, üstelik en büyük hayali olan Uefa Şampiyonlar Ligi Kupası'na 2011-2012 sezonunda ulaşmalarına rağmen..! Kendisine dair geçtiğimiz kasım ayında yazdığım yazıya vereceğim linkten ulaşabilirsiniz; http://premierlig-premiernotlar.blogspot.com/2012/11/roman-gibi-adamdr-abramovic.html

       
          Chelsea teknik analizine geri dönecek olursak, geçici olarak takımın başına getirilen Rafael Benitez'in sonrasında takımı 2. kez Jose Mourinho yönetecek. Ada basını tarafından ' Özel Biri ' olarak adlandırılan ve her daim dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Portekizki başarılı menajer, geldiği gibi Wayne Rooney transferini bitirmeye çalıştı. Golcü oyuncu için 2 kez Manchester United kapısını çalan Londra temsilcisi, 25 milyon İngiliz Sterlini ve kadrosundan bir yıldız oyuncuyu teklif etmesine rağmen olumlu yanıt alamadı.
Rooney konusunda hala ısrarlar sürerken, Andre Schurrle gibi hem sol kanatta hem de forvet arkasında mükemmel işlere imza atan ve geçtiğimiz sezonu Alman Bundesliga'sında 18 golle kapatan genç oyuncu transferi gerçekleştirildi.
Geçtiğimiz sezonu West Bromwich Albion'da kiralık olarak geçiren ve 17 gole imza atan Romelu Lukaku da takıma geri döndü. Hem süratli hem güçlü hem de kararlı olan, henüz 20 yaşındaki Lukaku'nun takıma katkı sağlayacağına eminim. Kaç sezondur anlamsız bir inatla, ısrarla sahaya sürülen Fernando Torres'i düşününce, Lukaku'nun çalışkanlığı bile onu ilk 11'e koymaya yeterlidir kanısındayım.

          Hazır işin kadrosal boyutuna girmişken, Chelsea kalesinin Petr Cech ve Fulham'dan bedelsiz transfer edilen emektar file bekçisi Mark Schwarzer ikilisi sayesinde emin ellerde olduğunu söyleyebiliriz.
Defans bloğunda sağ bekte Branislav Ivanovic, sol bekte Ashley Cole ve stoper mevkiisinde David Luiz ile kaptan John Terry yine vazgeçilmez olacaklardır kanısındayım. Defansın solunda Ryan Bertnard, Cole'ü dinlendirecek maç performansları sergileyebilir mi emin değilim ancak sağ bekte Cesar Azpilicueta'nın kendini hızla geliştirdiği ve gerek Ivanovic'in dinlendirileceği maçlarda, gerekse stopere çekildiği maçlarsa defansın sağını iyi savunacağı ve hücumlara yeterince katkı sağlayacağına eminim. Son olaraktan, stoper mevkiisinde Gary Cahill'i de beğendiğime dair bir not düşmek isterim.


          Orta sahada geçtiğimiz sezonu 12 gol ve 12 gol pasıyla tamamlayan Juan Mata zaten tartışılmaz bir isim ve onun yanında Eden Hazard ara ara dinlendirilerek oynatılırsa, Chelsea orta sahası yine herzamanki yaratıcılığında olacaktır. Aynı şekilde Oscar da fiziksel olarak biraz daha güçlenirse, bu kritik üçlü birçok takımın canını yakacak kalitedeler. Orta sahanın bu şeytan üçgenini andıran isimlerini sezon içerisinde bazı maçlarda dinlendirmek adına, başta Victor Moses ve Andre Schurrle olmak üzere, kiralık geçirdiği bir sezonun ardından yeniden Chelsea'ye dönen Kevin De Bruyne gibi isimler yeterli potansiyelde oyuncular. Vitesse'den transfer edilen bir diğer orta saha oyuncusu olan 20 yaşındaki Marco van Ginkel'i ise henüz izleme fırsatım olmadığımdan, onun analizini sezon içerisinde ki yazılarıma bırakıyorum.
Tabii orta sahanın bu ofansif yıldızlarının yanısıra, Mourinho için özel bir yeri olan Michael Essien'in ön liberoda Obi Mikel ve Ramires rotasyonlu sağlam bir kesicilik örneği sergileyeceği, Frank Lampard'ın dakika bulduğu maçlarda orta sahada takıma nefes aldıran ağabey rolüne bürüneceğini de vurgulamak isterim.
Forvette Demba Ba'nın kalitesine ve gol atabilme yeteneğine zaten lafım yok ve Mourinho'nun ileri uçta, nokta santrafor olarak onu tercih etmesini bekliyorum. Ancak elinde o bölgeye çekebileceği Lukaku, Moses, Schurrle, De Bruyne ve hatta Torres(!) gibi alternatifleri barındırdığını hatırlatırım.

          Orta sahada ki ofansif yıldızları ve özellikle Jose Mourinho faktöründen ötürü şampiyonluk yarışında favori gördüğüm Chelsea'yi, sezon öncesi analiz etmeye çalıştım. Sizlere son olarak, yazıyı yazdığım 15 Ağustos itibariyle, kadroya katılan ve gönderilen oyuncuların bir listesini vererek yazımı noktalamak istiyorum. Liste aşağıda ki gibidir, herkese Premier selamlar..

Gelen Oyuncular: Cristian Cuevas (O'Higgins) £3m, Stipe Perica  (NK Zadar) Bilinmiyor, Andre Schurrle(Bayer Leverkusen) £18m, Mark Schwarzer (Fulham) Bedelsiz, Marco van Ginkel (Vitesse Arnhem) £8m
Giden Oyuncular: Amin Affane  (Energie Cottbus) Bedelsiz, Patrick Bamford (MK Dons) Kiralık, Yossi Benayoun (Serbest bırakıldı.), Jeffrey Bruma  (PSV) Bilinmiyor, Billy Clifford (Yeovil) Kiralık, Thibaut Courtois (Atletico Madrid) Kiralık, Cristian Cuevas  (Vitesse Arnhem) Kiralık, Abdul Deen-Conteh (Serbest bırakıldı.), Paulo Ferreira (Serbest bırakıldı.), Todd Kane (Blackburn) Kiralık, Milan Lalkovic (Walsall) Kiralık, Florent Malouda (Trabzonspor) Bedelsiz, Marko Marin (Sevilla) Kiralık, Archange Nkumu (Serbest bırakıldı.), Daniel Pappoe (Colchester) Kiralık, Oriol Romeu (Valencia) Kiralık, George Saville (Brentford) Kiralık, Ross Turnbull (Doncaster) Bedelsiz, Sam Walker(Colchester) Kiralık, Wallace (Inter Milan) Kiralık

11 Ağustos 2013 Pazar

Man Utd v Wigan RESMİ 11'LER VE KISA ANALİZ

                             

          Eski adıyla Charity Shield, 2002'den bu yana ise Community Shield olarak tanımlanan organizasyonda, İngiltere Premier Lig Şampiyonu ve İngiltere Federasyon Kupası Şampiyonu'nu karşı karşıya geliyor. Yaklaşık 55 dakika sonra başlayacak olan müsabakada, lig şampiyonu Manchester United ile kupa şampiyonu Wigan Athletic'in mücadelesine tanık olacağız.
1898 senesinden bu yana organize edilen kupayı en çok kazanan ekip 19 şampiyonluk ile Manchester United iken, rakibi Wigan Athletic'in bu organizasyonda henüz şampiyonluğu bulunmuyor.
Aslına bakarsak Wigan'ın United'a karşı pek de şansı tutmuyor. Öyle ki, Wigan rakibi karşısında son 12 maçın 10'unda gol atamazken, kalesinde tam 38 gol gördü. 2 ekibin arasında ki resmi müsabakalarda, United 16 kez kazanırken, Wigan yalnızca bir kez sahadan galip ayrıldı.

          Sir Alex Ferguson'un kupalarla dolu 26 senelik menajerlik kariyerini sonlandırmasının ardından United'ın başına bir başka İskoç, David Moyes getirildi. Roberto Martinez'in üstün menajerliği sayesinde her sezon öyle ya da böyle Premier Lig'de kalan Wigan ise geçen sezon İngiltere Federasyon Kupası'nı kazanmasına rağmen lige veda etti. Martinez, Moyes'in eski takımı olan Everton'a geçerken, Martinez'den boşalan menajerliğe Moyes ile yan yana semtlerde doğmuş olan bir diğer İskoç olan Owen Coyle getirildi.

          United cephesinde defanstan Rio Ferdinand, kanat oyuncuları Antonio Valencia, Nani ve Ashley Young ile forvet hattından Wayne Rooney ilk 11'de yoklar.
Wigan cephesinde ise gözüme çarpan en büyük eksik olarak kaptan Gary Caldwell'ı söyleyebilirim.

Tarafsız sahada, Wembley'de oynanacak maça takımların sahaya çıkacakları resmi 11'leri ve dizilişleri ise şu şekilde;
De Gea - Rafael v Vidic v Jones v Evra- Giggs v Carrick v Cleverley v Zaha - Van Persie v Welbeck

Carson -Boyce v Barnett v Perch v Crainey - Watson v McArthur v McCarthy v McClean -Maloney v Holt

          United'ın açık ara favori olduğu bu maçta, iyi oynayanın, hak edenin kazanması temennisiyle, herkese iyi pazarlar ve Premier selamlar..