Premier Lig'te 2010-2011 futbol sezonu geçtiğimiz pazar akşamı Türkiye saati ile 18:00'de tüm takımların aynı anda oynadığı maçlarla sonlandı. Bu finalde en büyük heyecan düşme potasındaki takımların maçlarında yaşandı. Tüm maçlar aynı anda başladığından, maçların 75. dakikasından sonra düşen takımlar sık sık değişti. Deyim yerindeyse son 15 dakikalarda yaşanan heyecan ve gerilim sırasında nefeslerimiz kesildi.
Wolverhampton kendi sahasında küme düşme tehlikesi yaşayan başka bir ekip olan Blackburn karşısında daha ilk yarıda 3 farklı geriye düşmüştü. Blackpool 1-0 geriye düşüğü Old Trafford yani rüyalar tiyatrosunda soyunma odasına rüya gibi bir sonuçla, 2-1 önde giriyordu. Wigan Athletic ise Stoke City deplasmanında rakibinin son dönemdeki yoğun fikstür ve sahaya yedek ağırlıklı çıkmasının avantajını kullanamadığından, ilk yarıyı golsüz eşitlikle kapatmıştı. Birmingham City de zorlu Londra deplasmanında,Tottenham karşısında ilk yarıyı golsüz eşitlikle kapatanlardandı. Soyunma odalarına doğru adımlar atıldığında, ilk yarılar itibariyle Wolverhampton puan farkıyla bir alt lige düşüyordu. Kümeden düşecek üçüncü ve son takım içinse maçların ikinci yarıları belirleyici faktör olacaktı.
Ancak maçların son 15 dakikalarında öyle gel-gitler yaşandı ki, bunları satırlarda tarif edebilmek cidden imkansız. Öncelikle Blackpool adına sona doğru yaklaşıldı. Akıl almaz defans hataları yüzünden Manchester United geriye düştüğü maçı tekrardan çevirmesini bildi. Son 15 dakikalara girilirken, gözler ligden düşecek üçüncü ve son takımın kim olacağına çevrilmişti.
3-0 yenik durumda olan Wolverhampton, müthiş bir serbest vuruş organizasyonuyla, Jamie O'Hara'nın ceza sahası çizgisi civarından herzaman övdüğüm o sol ayağıyla kaydettiği gol sonrası umutlarını yeniden yeşertmişti.
Derken bitime 12 dakika kala Wigan Athletic adına Rodallege golü gelmişti ve Wigan mevcut durumda düşme potasından uzaklaşıyordu.
Wolverhampton 88. dakikada Jamie O'Hara'ya serbest vuruş organizasyonundaki asisti yapan Stephen Hunt'ın mükemmel aşırtma golüyle tabelayı 3-0'dan 3-2'ye getiriyordu. Maçların bitimine yalnızca bir dakika kala Birmingham ile Wolverhampton kulüplerinden biri alt lige düşecekti ve bunu o an itibariyle gol averaj belirleyecekti.
" BELİRLEYECEKTİ ", taa ki Roman Pavlyuchenko üç dakikalık uzatmanın verildiği maçın 92:48'inde konuyu kapatıp, cezayı kesen o müthiş füzeyi ağlara yollayana dek. Bu golle Birmingham puan tablosunda bir puan geriye düşüyor ve West Ham ile Blackpool'dan sonra Premier Lig'e veda eden üçüncü takım oluyordu.
26 Mayıs 2011 Perşembe
24 Mayıs 2011 Salı
Premier Lig Menajerleri Son 10 Yılın En İyi 11'ini Oyladı
Edwin van der Sar
G.Neville N.Vidic J.Terry A.Cole
C. Ronaldo S.Gerrard P.Scholes R.Giggs
G.Neville N.Vidic J.Terry A.Cole
C. Ronaldo S.Gerrard P.Scholes R.Giggs
Didier Drogba Alan Shearer
Premier Lig menajerleri kullandıkları oylarla 2008'in hem Premier Lig hem de Şampiyonlar Ligi şampiyonu Manchester United'ı son on sezonun en değerli kadrosu seçti.
dipnot: bu oylamanın yapldığı günün akşamında, Premier Lig menajerlerinin yüzde altmışının oyuyla son on yılın en değerli sağ beki seçilen Manchester United'ın efsane kaptanlarından Gary Neville'ın, Juventus ile yapılan jübile maçı sonrası aktif futbol hayatına veda edeceğini eklemek isterim.
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Avantaj Arsenal'da!?!
Başlığı görünce sakın şaşırmayın. Bu pazar yani mayıs ayının sekizinde oynanacak olan Manchester United v Chelsea maçı şampiyonluğun kaderini tayin edecek. Ancak bundan tam iki ay önce yani 8 mart günü Arsenal bir maç eksiğiyle lider United'ın üç puan gerisindeydi. Old Trafford'ta ilk lig maçında United'ın 1-0 kazandığını ancak geçtiğimiz hafta sonu ise Arsenal'ın 1-0 galip geldiğini hatırlatmakta fayda var. Bu durumda 8 mayıs değil de 8 martta ki lig sıralamasına göre bu hafta olası bir Chelsea galibiyetinde Arsenal bitime iki hafta kala üç puan önde olabilecekti.Ancak hem fahiş hakem hataları hem de Arsenal'ın kronikleşen işin sonunu getirememe sorunu yüzünden Arsenal altı puan önünde olduğu Chelsea'den bile üç puan geriye düşmüş durumda. Arsenal'ın bu sezon tüm maçlarını izledim diyebilirim ve şöyle acı bir gerçek var ki, en üst seviye oynadıkları maçlarda en çok puan kayıplarını yaşadılar. Bazı maçlarda özellikle kısa ve seri paslaşmalarla, rakip kale abluka altına alınmasına rağmen ya galibiyet golü gelmiyordu ya da skor korunamıyordu. Takım özellikle baskıyı hissettiği dakikalarda ciddi anlamda bocalıyor. Arsenal'da şu an City forması giyen eski oyuncularından Patrick Vieria kalmış olsaydı hatta daha da abartacak olursak futbolu bıraktığ halde yaşanan kaleci krizinde yeniden kulübe dönen Jehns Lehmann birkaç ay daha önce kulübe geri dönmüş olsaydı bile eminim serinkanlılığın korunamadığı maçlardan galip çıkılması sağlanabilirdi.
Sonuç itibariyle her ne kadar matematiksel olarak kalan üç maçta şampiyonluk şansı sürüyor olsa da, Londra temsilcisi için ' şampiyonluk yarınlara kaldı. ' demek pek de yanlış olmaz.

Kaydol:
Yorumlar (Atom)